BURSA ARENA / Haber Merkezi

Evet, bugün itibariyle 41 vatandaşımızı afet şehidi olarak verdiğimiz bir deprem daha geride kaldı. Yine cenazeler, uğurlanan canlar, yıkılan binalar, şu kış gününde akraba evlerine, spor salonlarına ve çadırlara sığınan depremzedelerimiz.. Şükür ki ötesine gitmedi. Ve Allah beterinden esirgesin tabii ki..

Tüm acılarımız bir yana, o geride bıraktığımız birkaç güne şöyle bir analitik gözle baktığımda, öncelikle söylemeden geçemeyeceğim, her depremde olduğu gibi bu defa da "işi gücü tribünlere oynamak" olan bir takım zübük tipler bir yana, hele ki yaptığı yardımları gerine gerine ekranlardan anlatan bir kısım zavallı garabet öte yana; en çok dikkatimi çeken konulardan birisi Jandarma Genel Komutanlığı'nın daha ilk anlarda bölgeye görevlendirdiği JAK TİMLERİ oldu.

Tamam, askerdir, böyle anlarda görevini yapacaktır, eyvallah da, bu çocuklarımız farklı bir şeylerle yürüdüler olayın üzerine.

Evet, benim şahsen bu defa duyduğum bir arama / kurtarma yöntem ve tekniğidir bahsetmek istediğim; ki adından da "KUYU VE GALERİ TEKNİĞİ" diye bahsediyorlar.

"Enkazda hayat kurtarma konusunda olağanüstü gördüğüm bu "KUYU VE GALERİ TEKNİĞİ" nedir ve Jandarma bu işi nereden öğrenmiştir" diye araştırdığımda, farklı şeyler öğrendim doğrusu. Zira öyle depremi yenmiş sayılabilir bir yabancı ülkeye gidip, ya da konuyla ilgili üniversite bölümlerinde eğitim falan alıp öğrenmemişler. Güneydoğu'da ve sınır ötesi harekatlarda terörle mücadele ederken, terk edilen binalarda edindikleri o doğal tecrübeyi, enkaz çalışmalarına yansıtmışlar ve bunu bir "kurtarma operasyonu tekniği" haline getirmişler.

Derler ya "her şerde bir hayır vardır" diye.. Terör melanetinden yıllarca muzdarip olduk, fakat böyle tecrübeleri de kazandığımız bir gerçek.. İşte bu tür tecrübeleri farklı alanlara yansıtmak da hem zeka hem beceri ve hem de cesaret meselesi olsa gerek.   

Basında  çok defalarda yer almıştı, kısaca bahsedeyim;

"Beton blokların altında hayat mücadelesi veren insanlara ulaşmak için son derece dikkatli davranan JAK timi, önce görsel ve sesli arama ile hayat belirtisinin peşine düştü. JAK, sese ve titreşime duyarlı sensörleri enkaza yerleştirdi. 6 sensörü beton yıkıntının etrafına yerleştirerek 30 metrekarelik alanı tarayabilen timler, komutanın depremzedeye anonsunu bekledi. Komutanın 'Sesimi duyuyorsan bir yere vur, öksür, ses çıkar' şeklindeki anonsuna verilen yanıt üzerine, alan hızla daraltıldı. Ses geldikçe 30 metrekarelik alan 2 metrekareye kadar düşürülürken, kurtarma çalışmasının en önemli kısmına geçildi.

5 kat üstü yıkıntılarda "kuyu", 5 katın altındaki yıkıntılarda "galeri" metodunu uyguladılar.

Elazığ'da Mustafa Paşa Mahallesi'nde yıkılan Kalay Apartmanı 6 katlı olduğu için "kuyu metodu" uygulandı. Sensörlerin algıladığı 3. kata kadar kuyu metoduyla inen JAK timlerinin karşısına beton kiriş çıktı. İki beton kiriş, hayat ışığı bekleyen depremzedeye ulaşmayı engelledi. Sesle iletişim kurulan kadına moral desteği verilirken, başka bir kurtarma yöntemi olan "galeri sistemi"ne geçildi. Yan taraftan açılan "galeri delikleri" depremzedeye ulaşmayı sağladı../.."

Elazığ'da kurtarma çalışmalarında gerek profesyonel çalışmaları ve gerekse ölme riskini göze alan cesaretleriyle JAK Komandoları, çok sayıda can kurtarıp, büyük takdir aldılar.  

"ilk defa duydum" diyen olursa diye biraz bu JAK TİMLERİ kimlerdir ona da değineyim.

Jandarma Arama Kurtarma Timleri; deprem, çığ  gibi doğal afetlerde arama/kurtarma faaliyetlerinin yürütülmesi, kış turizm merkezlerinde emniyet ve asayişin sağlanması, olumsuz hava ve arazi koşullarında hasta/yaralıların tahliye edilmesi, doğa sporları yapılan dağlık/ormanlık bölgelerde önleyici kolluk ve icra edilmesi maksadıyla 17 ilde 23 tim olarak görev yapıyorlar. Timlerde görevli personel şiddetli soğuklarla mücadele eğitimi, kayak eğitimi, kar motosikleti ve kar üstü araç eğitimi, ilk yardım eğitimi ve  dağcılık gibi eğitimler almışlar.

Ve görevlerinin de;          

  • Zor doğa ve arazi şartlarında motorlu intikal imkânı olmadığı veya yaya intikal şartlarının güç olduğu bölgelerde meydana gelen olaylara müdahale etmek,
  • Kış turizminin icra edildiği pistlerde emniyet ve asayiş hizmetini sağlamak, kaybolan ve yaralanan yerli ve yabancı turistlere yardımcı olmak,
  • Dağcılık sporlarının yapıldığı bölgelerde meydana gelen kazalarda, kazazedelere ulaşmak ve tahliye etmek,
  • Meydana gelen deprem, sel, çığ gibi doğal afetlerde afetzedelere ulaşmak ve tahliye etmek... olduklarını da öğreniyoruz. 

Hülasa tüm Devlet Ünitelerimizi, resmi ve özel Kurtarma Ekiplerimizi, Yardım ve Organizasyon Kuruluşlarımızı, Belediyelerimizi, duyarlılık gösteren tüm STK'larımızı, hele ki bu afet karşısında, tüm farklılıklarını bir anda unutup bir müşterek "milli ruhla" kenetleşen ve deprem bölgesine dua ve yardım elini uzatan Aziz Milletimizi gönülden tebrik ediyorum.

Düşündükçe yüreğimi burkan tüm Afet Şehitlerimizi rahmetle anıyor, yaralılarımıza şifalar, can kaybı ve yaralısı olan, evleri yıkılan veya zarar gören tüm depremzede ailelerimize de sabır ve metanet diliyorum.

Başımıza gelen ve bela gördüğümüz terör gibi, deprem gibi olaylardan ders alalım, tecrübe edinelim ve Allah aşkına bundan sonrası için de, başımıza gelmeden önlem almış ve zarar görmemiş bir devlet ve toplum olalım artık.. O önemli..

Sağlıcakla kalın..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Kaybal 1 yıl önce

Rabbim böyle afetleri bir daha göstermesin, Lakin yine de bu Timlerimizin eksikliğini de vermesin