“Eğitimin mutfağında öğretmen var” ve “her şey öğretmende düğümlenmektedir” deriz. Doğrudur. Şöyle ki:

Eğitim, öğreterek başarılı olacağı mesleğin sahibi yapmakla birlikte, eğiterek de mutlu olacağı hayata hazırlama sürecidir. Bunun gerçekleşmesi, “kim olduğunu, ne yaptığını bilen” idealist öğretmenlerle mümkündür. Öğretmenlik, maddi olarak aklıyla para kazanılan mesleğin mensubu olmanın yanında, manevi olarak da insan yetiştirmenin muhteşem mutluluğunu anılarda yaşamak demektir.

Öğrencilerin, "ilgiyi ve sevgiyi yaşayamamak, anlaşılmamak, değer verilmemek, aile ve okul baskısı görüyor olmak, hapsedilmiş hissetmek, hayallerini ve kendini ifade edememek..." gibi, sosyal ve psikolojik olarak ortak dertleri vardır. İşte, insanla uğraşmanın zorluğu göz önünde bulundurulacak olursa, öğretmenlerin eğitimin birer fedaileri, birer adsız kahramanları olduğunu söylememiz gerekir. Ben de 30 yılı müdürlük olmak üzere, 40 yıllık tecrübeli, emekli bir öğretmen olduğum ve pek çok olay yaşadığım için meslektaşlarıma "efsane" olmaları için (umarım beni yanlış anlamazlar) şu 10 tavsiyesinde bulunmak istiyorum.

1) Özel hayatınızın sorunlarını bir kenara bırakın, meslek hayatınıza yansıtmayın. Güler yüzlü, bakımlı, titiz, temiz ve hareketli hallerinizle örnek olun.

2) Öğrenciyi azarlamaktan, öğrenciye kızmaktan, bağırmaktan kaçının. Sınıf ortamında, arkadaşlarının yanında rencide etmeyin, küçük düşürmeyin.

3) Öğrenciye karşı samimi ve dürüst olun, güven verin. Bilmediğiniz konularda yanlışı söylemek yerine, "Bilmiyorum, araştırır sana bilgi veririm" deyin.

4) Öğretmen taklit ediliyorsa sevilmiş ve ondan etkilenilmiş demektir. Ders anlatırken jest ve mimiklerinizi kullanın. Ses tonunuz tek düze olmasın; vurguyu ve tonlamayı ihmal etmeyin. Dersiniz monoton olursa, konuyu rutin anlatırsanız öğrenciler sıkılırlar. Öğrencilerin de derse dahil olacağı ortamı oluşturun. Dikkatlerini derse vermeleri için ilgilerini çekebilecek hareketler yapın. Sıkıldıklarını anladığınızda fıkra, anı... vs ile olumsuz durumu (psikolojiyi) dağıtın.

5) Sınıfınız farklı seviyedeki öğrencilerden oluşuyorsa derslerinizde kolay-orta-zor sorularla örneklendirme yapın. Öğrencilerin, anlattıklarınızı ezberlemelerini değil, anlamalarını amaçlayın. Onların başarısı sizin başarınızdır. Unutmayın düşük not alan öğrenci "hoca verdi" der, yüksek not alırsa "ben aldım" der. Bırakın onlar alsın yeter ki öğrensinler. Not, en son düşüneceğiniz işiniz olsun.

6) Derslerinizde soyut kavramları örneklerle somutlaştırmanız, öğrencilerin, "gerçek hayatta bu ne işimize yarayacak?" sorularına karşı hazırlıklı olmalarını sağlayacaktır. Onlara balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretin ki, (öğrenmeyi öğretmek) başarısı, azmi sürekli olsun. Yapmaları ve yaşamaları için yaparak, yaşayarak öğretin.

7) Öğrencilerinize dersinizin konularıyla ilgili proje-sunum hazırlamalarını söyleyin ve yaratıcılıklarına şahit olun. Onların ne kadar kabiliyetli olabileceklerine inanmalarını sağlayın. Öğrencilerinize başarma duygusunu tattırdığınızda, siz de, özgüvenli bireyler yetiştirmenin haklı gururunu yaşamış olursunuz.

8)Öğrencilerin hayalleri vardır. Hayal kurmalarına ve bunları gerçekleştirmelerine imkân ve fırsat verin. "Boş ver, yapamazsın" diyenlere inat siz, hayalleriyle fark yaratmasını sağlayın. Duygu ve düşünce dünyalarında gezinerek yüreklendirin, duygularına dokunun, ufuğa giden yolu gösterin.

9) Selam verin, muhabbet edin. Dersinize başlamadan önce kısa bir hal-hatır sorma sohbeti yapın. Dertlerini dinleyin, ilgilenin ve sıkıntılarını paylaşın. Anlayış ve yaklaşım çok şeyler kazandıracaktır.

10) Konuşturun, rahat hareket etmelerini sağlayın, kitap okutun, yazdırın; ilerde yazar, şair, sanatçı olursa hep sizi hatırlayacaktır. “Sayenizde...” diyecektir.

Bunları yapanlar, sahiplenenler, farkındalık yaratanlar saygınlık kazanırlar. Eğitimde unutmamanın ve unutulmamanın adı efsaneleşmektir. Ruhu zengin, gönlü engin olan öğretmenlerimiz sayesinde günlerimiz mutlu, geleceğimiz umutlu olacaktır. Eğitimin inceliklerini, özelliklerini ve güzelliklerini bizlere yaşatan, özü ve sözü bir olan insanlar kaybetmezler. Yaptıklarımızın deneyimi, yapacaklarımıza "keşke"siz bakış açısı olmalıdır. Gözdeki görme bozukluğuyla görüş bozukluğunu (bakış açısını) karıştırmamak gerekir. Başarılı olmak için, bakış açımızı geliştirmek ve genişletmek zorunda olduğunuzu bilmelisiniz. Dünü bilmek (tecrübe), bugünü açıklamak (eğitmek, öğretmek) ve yarını anlatmak (geleceğe hazırlamak) mesleki emeğin ürünlerini tatmaya vesile olacaktır.

En iyi değerlendirme yolu ahlak ve vicdandır.

Bilmem anlatabildim mi?..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Neşe YILDIZ 8 ay önce

Sayın Cafer GENÇ Bey, yazılarınızı büyük ilgiyle, merakla takip ediyorum. Okulu, okumayı, ilimi, bilimi, araştırmayı, düşünmeyi, çalışmayı, birçok güzellikleri sevdiriyor, büyük motivasyon sağlıyorsunuz. Farklı, sıradışı, düşündürücü, renkli yazılarınızı takip edeceğim. Teşekkür eder, saygılarımı sunarım.