İran’da protesto gerilimine döviz krizi eklendi

Ekonomistlere göre krizde, iktidardaki otoriter rejimin kötü ekonomi yönetimi büyük rol oynadı.

İranlılar, son zamanlarda yerel para birimlerinin değerinin rekor seviyelere gerilemesiyle artık alıştıkları gibi değersiz olan para birimlerini dolara çevirme umuduyla döviz bürolarına akın etti.

Marketler raflarındaki ürünlerin fiyatlarının yükselmesi nedeniyle birçok kişi yeteri kadar sebze alamıyor. İran’ın yeni yılı yaklaşırken, bazılarının tatil yemekleri hazırlamak, alışveriş yapmak ve seyahat etmek için yeterli zamanı kalmadı.

Eski ABD Başkan Donald Trump'ın İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlayan nükleer anlaşmadan çekildiği ve İran’a yeniden yaptırımlar uyguladığı 2018 yılından bu yana gelecek beklentileri giderek daha kasvetli hale gelen İran ekonomisindeki son gerilemeyle birlikte yerel para birimi riyal bu yılın başlarından bu yana dolar karşısında yaklaşık yüzde 30 oranında değer kaybetti.

İran para biriminin son zamanlarda değer kaybetmesi İranlıları umutsuzluğa sürüklerken hükümete karşı hoşnutsuzluklarını da artırdı.

Şu an özellikle nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma ihtimali olmadığından ekonomik iyileşme ve siyasi değişim beklentileri çok zayıf görünüyor. İranlı yetkililer, eylül ayından bu yana rejim karşıtı düzenlenen protesto gösterilerini orantısız güç kullanarak mücadele ettiler.

İranlılar, döviz büroları önünde oluşturdukları uzun kuyruklar, rejimin ülkeyi doğru yoldan saptırdığının en son kanıtı olarak görüyorlar.

Gerek uyguladıkları ekonomi politikaları, gerek sosyal kısıtlamaları nedeniyle olsun İranlı yetkililere karşı duyulan hayal kırıklığı, ülkedeki son protesto gösterilerini körükleyen faktörlerden biriydi. Ülkede başlayan son protesto gösterileri, 1979’daki devrimden bu yana İran rejiminin karşı karşıya kaldığı en büyük zorluklardan birini oluşturdu.

Başkent Tahran'da yaşayan ve para biriminin değer kaybetmesiyle birlikte birikimleri de azalan eczacı Sima (33) şunları söyledi:

“Bütün hayatımı okul sıralarında geçirmiş biri olarak o kadar öfkeliyim ki normal bir hayat yaşayamıyor ve istediklerimi asgari ölçüde dahi temin edemiyorum.”

Kanada'ya göç etmeyi uman ancak bunu başarırsa parası eskisinden çok daha değersiz hale gelecek olan Sima, “Bu ülkede bir geleceğim yok” ifadesini kullandı.

İranlılar sık sık, dünyadaki en büyük petrol rezervlerinden bazılarına ve iyi eğitimli bir nüfusa sahip olmasından ötürü ülkelerinin zengin olması gerektiğini söylüyor. Ancak enflasyon oranları yıllık olarak yüzde 50 ve üzerinde seyrederken, bazı İranlılar artık et satın alabilecek durumda bile değiller.

Bazıları ise bir zamanlar garantili olan orta sınıf bir yaşamla ilişkili lüksleri kısmaya başladılar.

Bazıları da dışarıda yemek yemeyi, seyahat etmeyi ya da yeni giysiler almayı bıraktı. Bazıları misafirlere ikram edilen geleneksel yemekler, ekşi şeftali ve yeşil bademi servis etmeyi, bazıları ise misafir ağırlamayı bıraktı. Çiftler çocuk yapma planlarını ve nişanlılar evlilik planlarını erteledi.

2019 yılında benzin fiyatlarına yapılan ani ve büyük zammın ardından geniş çaplı protesto gösterileri patlak vermiş, ardından bu gösteriler bastırılmıştı. Ancak geçtiğimiz yıl eylül ayında 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra yaşamını yitirmesinin ardından kadınların zorunlu olarak başörtüsü takma yasasını ve protestocuların bu yasanın temsil ettiğini söyledikleri rejimin cinsiyetçi yönelimlerini hedef alan protesto gösterileri yeniden başladı. 

Protesto gösterileri, İranlıları rejime karşı öfke duymalarına neden olan; siyasi ve sosyal özgürlüklerin olmaması, yolsuzluk ve ekonominin kötü yönetimi gibi çeşitli konuları da kapsayacak şekilde hızla genişledi.

Ekonomistler, mevcut krizin köklerinin, ABD ve onun müttefiklerinin, İran'ın silah üretmeyi amaçladığından şüphelendikleri nükleer programı nedeniyle ülkenin petrol endüstrisine ve finans sektörüne karşı yıllarca uyguladıkları yaptırımlara dayandığını düşünüyorlar.

Virginia Tech Üniversitesi'nde ekonomi profesörü olan Cevat Salihi-İsfahani, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Mevcut hükümetin, İnsanların iş bulmasına yardımcı olmak ve hatta onlara gelir sağlamak için gereken parayı sağlamak için petrol gelirlerini artırmaktan başka hiçbir umudu yok. Kendilerini çok kötü bir duruma soktular.”

Veriler, Batı'nın ülkeye ağır yaptırımlar uygulamaya başladığı 2011 yılına kadar İran ekonomisinin büyüdüğünü ve yoksulluk oranlarının her yıl sürekli olarak düştüğünü ortaya koyuyor.

Nükleer anlaşmanın imzalandığı 2015 yılında İran’da 1 dolar 32 bin riyalden işlem görürken şu an 1 dolar yaklaşık 500 bin riyalden işlem görüyor. Özellikle kırsal kesimde yoksulluğun arttığı dikkat çekiyor.

Hükümetin son zamanlarda peş peşe patlak veren krizleri ele alması, kendisine yaygın bir şekilde yöneltilen kötü yönetim ve yolsuzluk suçlamaları ortadan kaldırmada etkili olmadı.

İran'ın kuzeybatısındaki Hoy'da son aylarda, meydana gelen depremden etkilenenler, hükümeti duruma çok az ve çok geç müdahale etmekle suçladılar. Sosyal medya sitelerinde yapılan paylaşımlara göre hükümete karşı başlayan protestolara tazyikli su ile müdahale edildi.

Boston College'den İran'daki protesto hareketlerini inceleyen sosyolog Mohammad Ali Kadivar, değerlendirmesine şunları söyledi:

“Muhafazakarların hegemonyası nedeniyle, insanlar devlet dairelerinde deneyimlerine göre değil, rejime olan sadakatlerine göre işe alınıyorlar. Bu da rejimi bir bütün olarak sorunları çözemez hale getirdi.”

Hükümetin geçtiğimiz hafta para birimindeki değer kaybını durdurmak için yaptığı müdahaleler çok az başarı sağladı. Hükümet, yoksul ve orta sınıftan bazı ailelere nakit desteğinde bulunurken özel sektörü iş olanakları oluşturmaya çağırdı. Ancak ekonomistler, İran'ın yoksulluğu azaltmak için sahip olduğu araçlardan yararlanamadığını düşünüyorlar.

Ekonominin pek çok sektörünün hükümetle iyi bağlantıları olan ‘sadıklar’ ya da İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) güçlü unsurları tarafından kontrol edildiği biliniyor. Bu durum, iktidar çevrelerine yakın kesimler için fayda sağlarken diğer yandan siyasi istikrarsızlığın yanı sıra yatırımın önünde engel teşkil ediyor.

İranlı liderler ise ekonomik sıkıntılardan ve son dönemde yaşanan dış müdahaleden kaynaklanan huzursuzluktan Batılı ülkeler tarafından uygulanan yaptırımları sorumlu tutuyorlar.

Bazı analistler, İran'ın çok ihtiyaç duyduğu nakit ve yatırımı elde etmesinin bir yolunun, Başkan Biden'ın yapmaya çalıştığı gibi, yaptırımları hafifleten yeni bir nükleer anlaşmayı müzakere etmek olduğunu düşünüyorlar. Ancak rejimi en sert şekilde eleştirenlerden bazıları, böyle bir anlaşmanın İran liderlerine yalnızca para ve nüfuz sağlayacağına inanıyorlar.

Analistler, müzakerelerin durdurulacağına ya da yeniden başlayacağına inanmanın riyaldeki oynaklığa neden olabileceğini ve yaptırımların devam edeceğine olan inancın riyaldeki düşüşüyle ilgili bir faktör olabileceğini belirttiler.

Analistler, İran’ın komşusu Irak'a dolar akışına getirilen yeni kısıtlamaların, Irak'ın önemli bir ticaret ortağı olan İran'da dolar kıtlığına katkı sağladığını vurguladılar.

İranlı öğretmen Leyla (39), İran’ın kuzeyindeki Amul şehrindeki bir mağazada bir şişe şampuanın fiyatının bir haftada yaklaşık yüzde 60, et fiyatının ise 10 kat arttığını söyledi.

Harcamaları kontrol etme çabası içinde, kendisinin ve kocasının taksi kullanmak yerine yürüdüğünü, et ve süt ürünleri almayı bıraktığını ve yemek pişirmek için yakıt kullanımından kısmak için daha fazla konserve yiyeceğe yöneldikleri söyleyen Leyla, çocuk sahibi olma fikrinin ise artık gerçekçi olmadığını vurguladı.

Hükümetin misilleme yapabileceği korkusuyla pek çok İranlı gibi sadece adını veren Leyla, şunları söyledi:

“Günün çoğu saatinde çalışmamızın ve sonunda hiçbir şey bulamamamızın nedeni siyasi sistemdir. Temel ihtiyaçları dahi temin etmekten aciziz.”

Tahran'ın güneyinde yoksul bir bölgede yaşayan ve ev kirası sadece bu yıl artarak aylık emekli maaşının iki katından fazla olan Betül (77) adlı yaşlı kadın, çürüyen meyve yığınları arasında yenilebilir birkaç meyve bulmayı umarak market tarafından atılan meyveleri istemeye başladı.

Tüm bunlara rağmen, özellikle İran'ın petrol dışındaki ürünlerde üretiminin son yıllarda biraz artması nedeniyle ülke, tam bir ekonomik çöküşten halen uzak. Son zamanlarda birkaç yere yapılan ziyaretlerde, bazı insanların halen restoranlara ve otellere gittiği, halen bazı çarşılarda ve tatlıcılarda müşteriler olduğu görülüyor.

Ekonomi profesörü Cevat Salihi-İsfahani’ye göre para biriminin değerindeki aşırı dalgalanmalar ve gençler arasındaki işsizlik oranlarındaki artış göz önüne alındığında halkın yaygın olarak çaresiz hissetmesi şaşırtıcı değil.

Hükümet ise gelirlerini artırmanın birkaç yolundan biri olan akaryakıt fiyatlarına zam yapmaktan kaçınmak dışında vatandaşların ağır hayat şartlarını hafifletmek için çok az şey yaptı. Eğer hükümet akaryakıta zam yapmak gibi bir atarsa, 2019 yılında olduğu gibi ülkede protesto gösterilerini ateşleyebilir.

Bu yılki bütçe, ne sosyal yardım ödemelerinde ne de gıda ve benzin için sübvansiyonlarda da bir artış içermiyordu. Buna karşın bütçede, DMO ve diğer askeri yapılara daha fazla fon tahsis edildi.

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden Henry Rome, yaptığı değerlendirmede, “Savunma sanayine daha çok para, halka daha az para… Bu prosedürün açıklamaya ihtiyaç duymadığını, kendini açıkça gösterdiğini düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Kaynaklar: New York Times

Çeviri : Şarku'l Avsat / New York / Vivian Yee

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.