Değişim, bir nesne ya da fikrin mevcut halinden başka bir hale dönüşmesidir. Nesnelerin değişimi her an gerçekleşen uygulama olduğundan nesnelerde değişim yaşayan bir olgudur. Eşyaların değişimi, evlerin değişimi, arabaların değişimi, işlerin değişimi, yaşam tarzının değişimi, teknolojinin değişimi her gün gerçekleşmektedir lakin fikirlerin, düşüncelerin, algıların, sorgulamaların, saplantılı ideolojik görüşler ve ezberlerin değişimi maalesef cılız kalmaktadır. Mecburiyetlerin dayatmasıyla gerçekleşen değişimler de olmasa neredeyse hiçbir değişim olamayacak! Nesnelerle birlikte fikirlerin değişimi de gerçekleşmediği için insan adına yaşam eşyaya hizmete dönüşmüş durumdadır.

Değişim için, değişim varoluşun değişmez kuralıdır. Eğer bir insan gelişmek istiyorsa, değişimi kabul etmesi gerekir ve insan, hayatın değişimler üzerine sürdürüldüğünü kavramalıdır. Değişim sürekli gerçekleşen ve kaçınılmaz bir olgudur denilmektedir. Evet, bu söylem insan ve nesneler için kabul gören doğru bir tanımdır.

Bugün biz insanların içinde bulunduğu düşünce sisteminde, inanç algısını da değiştirmesi zorunludur. Dinin değişimi değil, dini anlayışın değişiminden bahsediyoruz! Değişim bizlerin anlayışında gerçekleşmedikçe doğru üzerine olmak mümkün değildir.

Cenab-ı Resulullah Efendimizin İslam’ı tebliğ edip, İslam’ın ilkeleri açısından değil ama bedenen dünyadan ayrıldıktan sonra insanlar işlerine geldiği kısımları alıp işlerine gelmediği kısımları reddederek benimsedikleri inanç sistemi içerisine girdiler. O günden günümüze kadar gelen süreç içinde dini anlayışın değişimi günlük yaşam içinde nefsaniyetin istekleri doğrultusunda sürekli gerçekleşti. Özellikle günümüzde insanlar, Allah’a inancı, Allah’ın İslam dini içinde, Kur’an’da tanımladığı şekliyle değil de kendi istekleri doğrultusunda yaşamaya başladılar. Allah’a inanç, kişilerin kendi istedikleri hale dönüşerek sadece inandığını söylemek haline dönüştü. “Ben, Allah’a inanıyorum bu da yeter, Allah ile benim aramda” söylemleri çoğaldıkça bu zıt anlayışın içerisine girenler çoğunlukta oldu. “Ben Allah’a inanıyorum, Müslümanım” diyen ama Allah’ın Kur’an’da emrettiği rahmani şeylere uzak, uzak durun diye emrettiği şeyleri yapanlar yanılgı içerisindedir. Bu tür bir inanç anlayışı, kabul görmeyen anlayıştır. Cenab-ı Allah’ın, Ali İmran suresi 19. Ayeti kerimesinde,

Allah katında din, ancak İslam dinidir. Kendilerine kitap verilenler, bunu adamakıllı bildikten sonra aralarındaki azgınlık ve haddini aşma yüzünden ihtilafa düştüler ve kim Allah'ın ayetlerine inanmazsa bilsin ki Allah, pek tez hesap görür.

buyurarak, Kendi katında geçerli olan dinin İslam oluşunu zikretmesindeki din, Allah’ın emrettiği gibi yaşanılan dindir. Emrin dışında sürdürülen, yasaklar içinde inanılan din değildir. Allah’ın, yalan söylemeyin, çalmayın, hak yemeyin, gasp etmeyin, zina yapmayın, görevi kötüye kullanmayın gibi zulmaniyetten uzak durulmasını emrettiği haller içindeyken Allah’a inanmanın geçerli olduğu yanılgısının değişmesi gerekmiyor mu? Hele ki bu haller içindeyken bir de ibadet ediyor olmak ancak kişinin kendisini kandırması değil mi? Bir şey Allah tarafından yasaklanmış ve lanetlenmişse bu değişimi olmayan kesin gerçekliktir. Cenab-ı Allah’ın, yüce Kur’an’ı Keriminde,

“Kibirli olma alçakgönüllü davran. Kendini fazla abartma. Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma. Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma. Her şeye hâkim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme. Büyüklük kompleksine kapılıp insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma. İyiliği karşılık beklemeden yap. Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster. Ölümden korkmak yerine ölüm gerçeğiyle yüzleş. Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme. Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine öfkenin dinmesini bekle. Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle. Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart. Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma. Çıkarcı olma. Adil davran. Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme. En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma. En sevdiğin şeyleri başkalarıyla paylaşmanın keyfine var. Muhatabına güvenmek istiyorsan önce sen güvenilir ol. Bencil olma tebrik etmeyi bil. Yalandan uzak dur. Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.”

Gibi bizi daha iyi bir insan kılacak olan uyarılarını göz ardı edip tam tersini yaparak Allah’a inanmak şeytanın vesveselerine kapılmış bir halde yaşamaktır, küfürdür, şirktir. Evet, değişim her alanda olmakta ve olmalıdır, özellikle fikirlerde, anlayışlarda ama değişim sadece Allah’ın emirlerinde yoktur. Allah’ın emirleri değişmez ve değiştirilemez kesin kurallardır. Zamanın değişmesi, yaşamın değişmesi, nesnelerin değişmesi başka şeydir, Allah’ın emirlerini yaşamın değişimi içinde yumuşatmak ya da değiştirmek kişinin ancak kendi düşüncesinde yapılabilen hatadır, yanlıştır, küfre düşmektir. Ya Allah’a dolayısıyla peygambere, kitaba, dine inanmayı terk edip inançsız olmayı seçebiliriz veya inandığımız doğrultuda değişmez ve değişemez emirler üzerine itaati!

Maalesef günümüzde değişim, mevcut inanç anlayışının olması gerektiği yöne değişimi şeklinde değil de kendi düşüncelerimiz ve isteklerimiz doğrultusunda dinin değişmesi konusunda olmaktadır. Bu insanların kendisine yapacağı en büyük kötülüktür.

Evet, din değil ama dini anlayışın değişmesi hayatımızın önceliği haline gelmesi, olması gereken emirler üzerine yaşanmaya başlaması bir an önce şarttır. Bir şey emirle sabitlenmiş halde yasaksa yasaktır! Bunu evirip çevirmek, esnetip değiştirmek sadece günlük vicdan rahatlamasından başka bir şey değildir ama bilmeliyiz ki Cenab-ı Allah’ın, Lokman suresi 15. Ayeti kerimesinde,

Eğer seni, hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa o zaman onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyilikle geçin ve bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz banadır. Böylece ben size yaptıklarınızı haber veririm.

diyerek uyardığı gibi, bir gün hepimiz ömür tamamlanınca inancın kendi isteklerimiz doğrultusunda değiştirdiğimiz gibi kabul görmediğini reddedemeyecek şekilde görüp anlayacağız ama son pişmanlık fayda etmeyecektir. Hiçbirimizin yarına çıkmaya garantimiz olmadığı için dini anlayışımızın değişimi bir an önce hemen şimdi başlamalıdır. Yok, ben ölümden sonra hayata yani Allah’a döndürüleceğime inanmıyorum diyorsak o zaman Allah’a da inanmıyorum dememiz gerekir lakin Allah’a inanıyorum diyorsak o zaman yaşantımızı Allah’ın istediği gibi değiştirmek üzerimize düşen farzdır.

Cenab-ı Allah, Kendisinin razı olduğu kulların, Kendisinden başka ilah olmadığına dünya yaşamı içinde kendilerinde ve her yüzde şehadet etmeye bağlamıştır. Dini anlayışın değişimi gerçekleşmeden bu şehadetin yapılması asla mümkün değildir. Şehadeti olmayanlar, fikir ve inanç değişimi henüz gerçekleşmemiş olanlardır.

www.ozkangunal.com

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.