Bir kısım basın ve medya kuruluşlarının ileri sürdükleri bir klişe söylem var, “toplam aşı yaptıranları sayısı 80 milyonu aştı”..

TÜİK verilerine göre 2021 yılbaşı itibariyle ülke nüfusumuz 83 milyon 614 bin 362 kişi.

Şimdi bu seksen milyonluk iki rakamsal vurguya vatandaş yüzeysel baktığı zaman, hemen herkes aşı olmuş gibi bir algı ileriye sürülüyor gibi. Oysa her bir doz için aşılanan insan sayısı önemli. Bunlardan da “aşıya karşı gelmeyen ve aşı yaptıran” vatandaş kesimini doğrudan birinci doz aşı yaptıranların sayısı üzerinden değerlendirmek gerekir.

Sağlık Bakanlığı’nın COVID-19 Aşısı Bilgilendirme Platformu’ndaki son verilere göre, ilk doz aşı yapılan vatandaş sayısı 42 milyon 944 bin, ikinci doz 31 milyon 186 bin, yine üçüncü doz aşı yaptıranların sayısı da 6 milyon 180 bin kişi.

Dün itibariyle ülkemizde 1. doz aşı yaptıran vatandaşların sayısı 42 milyon 944 bin kişi olduğu açıklandı. 2. ve 3. doz aşı yaptıranların bu 1. doz aşılanan kümesi içinde bulundukları sabittir.

18 yaş üzeri tüm vatandaşların Sağlık Bakanlığı sistemine tanımlanması yapıldı. Bunların dışında kalan yani 0 – 19 yaş arası nüfusumuz 2020 yılsonu itibariyle 25 milyon 300 bin civarında. En son 83 milyon 614 bin olan toplam nüfusumuzdan düşüldüğü zaman, geriye kalan yani 19 - 90+ yaş grubumuzun nüfusu 58 milyon 314 bin olarak belirledim, umarım bir rakamsal hata yapmamışımdır.

Bu tespitlerime göre, 58 milyon civarında olan aşılanması gereken vatandaşlardan 43 milyon civarında olan kısmı aşılanmış ve kalan 15 milyon nüfus aşılanmamıştır.

Yani 15 milyon insanımız bir şekilde aşı olmaya gitmemiş durumdadır.

Ve bu konu, öyle her dozu ayrı ayrı yazıp veya dozlar toplamı aşılanmayı öne çıkartıp, ya da “dünyada aşılanma sırasında bilmem kaçıncı sıradayız” gibi yarış çetelesini ileri sürerek örtülecek bir konu değildir.

Bugün itibariyle; yapılması gerekirken 15 milyon insanımıza hiç aşı yapılmamıştır. Buna 0 - 19 arası yaş grubunun 25 milyon üç yüz bin olan nüfusu da eklersek; Ülkemizde toplam 40 milyon insan aşılanmamıştır. Bu da nüfusumuzun neredeyse yarısıdır. Ve çocukların aktif bir taşıyıcı olmadıkları noktasından da bilimsel bir veri görünmüyor. Bu noktaya da vurgu yaparsak, nüfusumuzun yarısı aşısızdır. Hiç kimseler elinde sihirli deynekle olmayacak işler yapmamıştır.  

Yine dönüp 19 yaş altını ayırıp özellikle vurgularsak, “15 milyon insanımız aşı olması gerekirken, olmamıştır”..

Peki bunların hepsi mi şu anda randevulu? Hiç de zannetmiyorum.

Bir gerçek var ki, bu koronavirüs olayını kasıtlı bir proje olarak görüp, ya da endişesine düşüp aşı yaptırmaktan çekinen, şüpheli bakan ve ikna edilemeyen bir kitle var. Ki bu konuyu lütfen kimse “cahil bir kesim” olarak görmesin. Zira bunların içerisinde eğitim ve kültür düzeyi yüksek olan gruplar ağırlıkta.

O halde Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Bakanının, artık bu “aşılanan sayısı” falan gibi veri ilan politikalarının yanı sıra, aşılanmaktan çekinen, korkan ve bir şekilde direnç gösteren insanlara ulaşmaya çalışması gerekir. Onları baskı altına almadan, neden aşı olmadıklarını öğrenmeleri, dinlemeleri, gereğinde TV’lerde tartıştırıp ikna etmeleri / ya da kendilerinin ikna olmaları, onların iddialarının gerçekliğinin olup olmadığını araştırmalı, konuyu “milli ve toplumsal bir sorun” olarak ciddiye almalı ve bu yönde çalışmalar yapmalıdır. Devletin görevi, bu önemli sayıdaki vatandaşları ikna etmek ya da onların tereddütlerini giderecek çalışmalar yapmak ve gerçek kanıtların üzerine gitmektir. Bu cesaret işi mi? “Öyleyse göze alamadığın o yüksek görevlere talip olmayacaksın” derler adama.. Kimler mi der? Tabii ki o aşılanmaya yaklaşmayan önemli sayıdaki vatandaşlar.

Diğer taraftan, bu 15 milyon nüfus hep mi cahil, hep mi aldanıyor ve hepsi mi bilime karşı.. Üç yüz, beş yüz olur, üç bin, beş bin olur, haydi haydi de; bu aşılanmaya yaklaşmayan nüfus 15 milyonun üzerinde be kardeşim. Örtmeyelim bu sayısal gerçeği.

Şimdi gelelim güneşin hiç batmadığı bir ülkeye. Yani İngiltere’ye.

Doğrusu sessizce izlediği emperyalist politikalarını sürekli eleştirdiğim bir ülkedir İngiltere. Ancak, uluslararası finans dünyasındaki mesleki çalışmalarım esnasında çok sayıda İngiliz vatandaşıyla da mesaimiz oldu. Genelinden bakacak olursak, her şeyden önce çok zeki insanlar. Devamında tarımdan sanayiye, eğitimden sağlığa, finansmandan politikaya kadar çoğu konuda bilgi ve kültür düzeyi yüksek ve sakin bir toplum.

Dünya genelini arada bir izlediğim “Our In Data” web sayfasında son güncellenen verilere göre, İngiltere’de aşılanma oranı %59.. Yani en az %40 aşılanamamış bir kesim de orada mevcut.

Ve dün çok da şaşırdığım bir haberle karşılaştım;

“Aşı karşıtları BBC binasını bastı!

Başkent Londra'da aşı karşıtı göstericiler, BBC televizyonunun haber merkezine girmeye çalıştı. Binayı koruyan polis memurları ve göstericiler arasında arbede çıktı.

Sosyal medyada paylaşılan ve tüm dünyaya yayılan inanılmaz görüntüler bu kez de İngiltere'nin en büyük yayın kuruluşu, devlet televizyonun BBC binasının önünden geldi. Aşı karşıtları büyük bir grup halinde televizyon binasına baskın düzenledi.”

Evet. O İngiliz toplumunda bile bu zihin karışıklığı ve aşı karşıtlığı devam ederken, bizde de aynı duruma gelinmeden; yani toplum ezilmeden, bu aşı konusuna çözüm üretilmesi tabii ki devletin önemli görevlerindendir. Dedim ya toplum ezilmeden, insan hakları çiğnenmeden ve diğer ülkelerde başlayan bu kargaşalar ülkemizde de yaşanılmadan, çözüm üretilmelidir.

Ya da isterseniz, işi diğer ülkelerle bir yarış havasına sokup, “bugün şu kadar insan vefat etti” ve yine “şu kadar aşılama yapıldı” diye çetele tutup öğünmeye ve DSÖ'nün memurluğuna devam edelim.. Siz bilirsiniz. Ama aşılamaya gitmeyen insan sayımızdaki yoğunluğu da sakın unutmayalım. Ki bu sayı 15 milyondur..

Bir de unutmayalım ki “Dünya, D.S.Ö’den büyüktür”..

Ülkemizde ilk defa yazılan bu sloganın gerçekliği ve sağlıcakla kalın..


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.