Oruç tarih boyunca değişik şekillerde de olsa tüm dinlerde yer almıştır ve tamamında da nefis terbiyesi ve sağlık üzerindeki etkilerinden bahsedilmektedir. Özellikle Kuran’ı Kerim’de birçok ayette değişik şekillerde yer alır ve kesin bir emirle Müslümanlara oruç tutmaları farz kılınır. Ayrıca binlerce yıl öncesinden bu yana orucun faydalarından bahseden tarihe mal olmuş, filozof düşünür ve hekimler de mevcuttur.
"Ey iman edenler; Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı" (Bakara Suresi 183. ayet)
"Oruç tutasınız ki (madden ve manen) sıhhat bulasınız." - Hazreti Muhammed (as) - Heysemi 203 lll 1 7 9
"Fiziksel ve zihinsel verimlilik için oruç tutarım." - Eflatun- M.Ö. 427-347
"Oruç en iyi tedavidir, içimizdeki hekimdir." - Paracelsus- İsviçreli doktor ve kimyager - 1493-1541
Günümüzde ise teknolojik gelişmelere paralel olarak sindirim sistemi ve genel olarak tüm vücudumuz üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde orucun, yani bilinçli bir şekilde aç kalmanın faydalarını ortaya koymuştur.
Konuya biraz daha açıklık getirmek için, yemek yedikten sonra ve belirli bir süre aç kaldığımızda vücudumuzda neler olup bittiğine, özellikle canlılığımızın devamı için mutlak surette gerekli olan enerjinin ne şekilde üretildiğine bir göz atmamız gerektiğine inanıyorum.
Vücudumuzda enerji üretimi süreklidir ve bu üretimde insülin hormonu birinci derecede etkilidir. Lokmayı ağzımızda çiğnemeye başladığımız andan itibaren yükselmeye başlayan kan şekerimizle birlikte, insülin miktarı da yükselmeye başlar. Kan şekerimizin bir kısmı gerektiğinde kullanılmak üzere karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanırken, bir kısmı da insülin hormonu tarafından o anda kullanılmak üzere enerjiye dönüştürülür.
Ancak aşırı miktarda gıda tüketimi ya da fiziksel aktivitenin azlığı sonucu vücudumuz, yükselen kan şekerinin tamamının enerjiye dönüştüremez. İhtiyaç fazlası kan şekeri gerektiğinde enerji üretiminde kullanılmak üzere kan (trigliserit), karaciğer ve vücudun diğer kısımlarında yağ olarak depolanır.
Yemek yedikten yaklaşık 2 - 3 saat sonra kandaki şeker düzeyi normal seviyelere döner. Bu aşamada karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanan yedek şekerin enerjiye dönüştürülebilmesi için pankreasımız tarafından "glukagon hormonu" salgılanır.
Bu hormon sayesinde ilave iki buçuk-üç saat boyunca (glikojen depoları kişiden kişiye değişiklik gösterir) gerekli olan enerji ihtiyacımız ilave hiçbir şey yememiş olmamız şartıyla karaciğer ve kaslarımız da depolanan glikojenden sağlanır.
Eğer o günkü ilk yemekten itibaren beş altı saat geçmiş ve halen hiçbir şey yememiş isek, normal yaşantımız için gerekli olan enerjinin temini için çoğunlukla beyaz yağ hücrelerinde üretilen "leptin" adında son derece önemli olan bir hormon salgılanmaya başlar.
Ramazan ayının iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…
Devam Edecek..
...




