150

Cenab-ı Allah, Ahzab Suresi 72. Ayette “Biz emanetimizi (Bizi hakikatiyle gerçeğiyle hamd edebilme özelliğini) dağlara taşlara teklif ettik kabullenmediler, ancak insan kabullendi ve zulmedenlerden oldu” diyor. Teklif etmek, “Hamd” etmeye davettir. Nedir dağlar taşlar? Bakın, Allah teklif ediyor yani dağları ve taşları Kendisini Hamd etmeye davet ediyor. Dağlar ve taşları yaratılan cemadat olarak ele alırsak, “Onların işitecek ve işittiğini anlayıp davete icabet edecek bilinci mi var?” diyebiliriz ki insan dışında yaratılan her şey zaten kendi halleri üzerinde sürekli Hamd edenlerdir. Davet, işitip anlayıp, uyacak olan bilince yapılır. O zaman, dağ ve taşlar diye zikredilen, benlik ve ego içerisinde, kendine göreler üzerine, sabit fikirli olan anlayışlardır.

Bu anlayışta olanla ne dediler? “Ne yani biz şimdi atadan babadan gördüğümüz dini terk edip seninkine mi tabi olacağız?” Allah’ı Hamd etmenin gerçeğinin ne olduğunu anlayıp, gerçekte Allah’ı Hamd etmeye davet ediliyoruz. Kendimize göreler üzerine Allah’ı Hamd ettiğimizi zannediyorduk. Hamd edişimiz zan ve vehim olduğu, Allah’a ulaşmadığı için yani ispatı olmadığı için hiçbir zaman gerçek anlamda Hamd etmiş olamıyorduk. İdrakimiz o dağ ve taş anlayışında kaldığından, gerçek anlamıyla Hamd etmeyi teklif ettiler. İtiraz edenler ne yapıyorlar? Kabullenmiyorlar yani güvenmiyorlar, iman etmiyorlar, doğru olduğuna kanaat getirmiyorlar, kendi din ve iman anlayışları üzerine sabit fikirliler. Kendilerini değişime kapatmış, kendi elleriyle kalplerini, gözlerini, kulaklarını mühürlemiş olanlardır bunlar. “Ancak insan kabullendi” Kim o insan? Söylenilenin doğruluğuna kanaat getiren, söyleyene iman edip kabullenen, “Eyvallah. Gerçek anlamda Allah’ı hamd etmek buysa ve ben de Allah’ı hamd edeyim diye yaratıldıysam, o halde yaratılış gayesi üzerine, Allah’a hakiki yönüyle kul olmak için, tarif edilen şekilde hamd etmeye talibim” dedi kabullendi ama zulmedenlerden oldu. Neden zulmedenlerden oldu? Çünkü kendine görelerden soyunamadı, sabredemedi, yüzünü Rabbinin veçhine dönmüş olanlarla birlikte bulunurken onlara tabi olmak, sabırlı olmak yerine yüzünü onlardan çevirdi ve zulmedenlerden oldu. İşte onun için Allah beraberinde sabrı zikrediyor ki o hüsrandan kendimizi kurtarabilelim, aksi takdirde kurtaramayız. Cenab-ı Allah, Rum suresi 30. Ayeti kerimesinde,

Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen bir Hanif olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din. Ancak insanların çoğu bilmezler.

diyor. Hanif olmak! “İbrahim’in dini, İbrahim’in milleti” diye zikrediyor Allah Hanif olmayı. Hanif olmak nedir? Arınmak, kendimize görelerden kurtulmak, zanlarımızdan, şartlanmalarımızdan, eski din, iman ve ibadet anlayışından arınıp kurtulmadan, yeni tevhidî iman, tevhidî ibadet, tevhidî kulluk yani Muhammedilik devreye giremez. Allah’ı kendi bildiğimiz gibi hamd etmeye devam ettiğimiz sürece, gerçek anlamda Kendi tecellisi olan her fiilde her sıfatta ve her vücutta, cümle yaratılmışlıkta zikredemeyeceğimiz için hamd etmiş olamayacağız.

Cenab-ı Allah, Kendisini gerçek anlamda hamd edenlerden olma gayretimizi daim eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150