150

Allah’a yönelerek iman ehli olmuş kul, Cenab-ı Allah’ın, Bakara suresi 138. Ayeti kerimesinde,

Allah'ın boyası ile boyanın! Allah'ın boyasından daha güzel boyası olan kimmiş! Biz yalnızca O'na kulluk edicileriz.

beyanındaki, “Allah’ın boyasıyla boyanın” emrindeki gibi Allah’ın boyasıyla boyanmış olandır. Allah’a yönelip iman ehli olmayı istemek, Allah’ın boyasıyla boyanmayı talep etmektir. Bu ise, bize görünene benzemeyi istedik. Görüldü mü? Görüldü. O’na, “Hz. Muhammed” diyoruz. Nerede görüldü? Mevlit Kandil’inde gördüğümüzü talep ettiğimiz için Regaip Kandilindeyiz. Kandillerin hepsini ancak birbiriyle bağlarsak idrak edebiliriz. Hepsini tek tek ele alırsak, birbirleriyle bağlantılarını kuramazsak noksan kalır, yerine oturmaz. Mevlit Kandil’inde bizim idrakimize kendi kemaliyle, kulluğuyla, güzelliğiyle, Allah’ın boyasıyla boyanmış olan iman ehli Kâmil doğduğu için O’na bakıp Allah’ın boyasıyla boyanmayı talep ettiğimiz için Allah’a yönelmedik mi? Buna, “Ancak Bana kulluk edin diye yarattım” ayetindeki gibi, Allah’ın zikrettiği kul olmak deniliyor. Bizim talep ettiğimiz Allah’a kulluktur. Neden? Çünkü insan eşittir kuldur da ondan.

İnsan yeryüzünde kul olarak bulunur çünkü kul özelliğiyle yaratılmıştır. Kul olan ve istese de istemese de kul olarak yaratılmış olmasından dolayı mecburen yaşamının her anında aslında kulluk yapan o insanın, Allah’tan gayrıya kulluk yapıyor yani tam tanımıyla Allah’sız yaşıyor oluşu, Allah’tan gayrılara kulluk yaparak yaşayıştır. İnsanın Allah’sız yaşayışı ve bu yaşamın içerisindeyken Allah’ın kulu olmanın farkına vardırılıp kul olmayı istemesi, kendi köleliğini azat etmeye başlangıçtır. Allah’ın âleminde Allah’la birlikteyken Allah’sız, gayrılara kulluk yaparak yaşayan insanın, Allah’ın âleminde Allah’la birlikte yaşamaya başlamasıdır Allah’ın zikrettiği ve istediği kulluk. İşte talep ettiğimiz iman, Allah’a yönelmek budur!

Allah insanı Kendisine ait özelliklerle ziynetleyerek yarattığı için insanın kendiliğine mahsus ve kendiliği kadar emanet diye zikredilen kimliği, benliği ve bu benlikle ve yaşaması var karşımızda. Bir sürü süslü süslü kavramlar kullanarak lafı dolandırmaya, lafı uzatmaya gerek yok. Allah insana “Benlik” emanet etmiş. Her şeyi Allah’ın yaratmış olması ve her yarattığıyla her an tecelli ediyor oluşu başkadır, bu yarattıklarının içinde insanı yaratması ve insanı yaratmasındaki gaye başkadır. Ne dedik? Allah yaratmış olduğuyla tecellidedir ve yaratılmışlıkta bütünseldir, Allah’sız hiçbir şey var olamaz. O zaman her yaratılmışta Allah tecellideyse neden her yaratılmış aynı gayeyi taşımaz? O da Allah’ın sıfatlarının sonsuz çoklukta oluşundan gelir.

Her sıfatın kendi sıfatlığı onun yaratılma gayesidir ama insan, insanın yaratılması kendisini yaratana şehadet âlemi olan dünyada benliğiyle gerçekleşen kulluktur. Evet, her şeyi Allah yarattı her yaratılan Allah’ın tecellisidir ama bir de insanın yaratılışındaki gaye Allah’a kulluk için olduğundan ve kulluk dediğimiz şeyi yine ancak Allah’ın halifelik özelliğiyle yerine getirilebileceğinden, insana Kendi halifeliğini emanet etti. İşte insanın kulluğu, taşıdığı o emanetle yerine getirecek olduğudur. Ama insan gelmiş olduğu, dünya boyutunda Allah’ın kulu olarak yaşayacağına, Allah’a kendi mevcut halini kulluk diye dayatmaya başlamıştır. Allah’ın kulu olarak yaratılan insanın Allah’ın “Benlik” emanet etmiş olmasıyla var olup varlığını devam ettiriyor oluşu büyük bir lokmadır ama insanın gelmiş olduğu dünyadaki beşerî yaşantısı içerisinde Allah’ı kendisine kul yapması daha ağır ve daha büyük bir lokmadır. Bu şirkten ancak Allah’a yönelmekle kurtulabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150