CAFER GENÇ yazdı: "Yanan Yüreklerden Selam Sana Başbuğum.."

"Bir lider niçin, neden vardır?" diye soracak olursam sanırım hepinizi cevabı, "kendisinin başbakan, cumhurbaşkanı olması ve partisini iktidar, hükümet yapması için vardır" dersiniz. Ben de "bir insanın SÖZÜ ne ise ÖZÜ de o olmalıdır veya ÖZÜNDE ve SÖZÜNDE çelişki olmamalıdır" diyeyim. Lider, sözünün arkasında durmalı, kendini kabul ettirmeli, inandırmalı ve güven vermelidir. Milli ve manevi değerlerine sahip çıkmalıdır. Gençliğini, geleceğini davası uğruna feda eden, sürgün olan, sakat kalan, yıllarca kayıp olarak yaşayan, aklını kaybeden ülkücülerin çoğu rahmetli oldu, yaşamıyorlar ama bunların AHI yaşıyor.

Cezaevinde yatarak bedel ödeyen bir Ülkücü olarak durumun böyle olması büyük üzüntü yaşatmaktadır. Balıkesir'den okul ve cezaevi arkadaşım Elazığlı rahmetli Ömer Ekinci, "ey gençliğim, değmeyecek kişiler için seni perişan ettim, özür dilerim" diyerek Balgat'a gönderme yapmıştı. Söylemek istediklerimi siz anladınız diyerek günün anlamı ile ilgili konuya geçeyim.

Bundan 27 yıl önce (4 Nisan 1997) "Başbuğ" denilen siyaset ve devlet adamı olan bir Alparslan Türkeş vardı. Türkeş, "9 IŞIK" fikriyle, "Türk milliyetçiliği" davasıyla, "ülkücülük" felsefesiyle geniş kitlelerde etkili olmuş, dönemin gençlerini, milleti ve memleketi komünizm tehlikesine karşı uyaran ve koruyan bir "lider" olmuştur. Tanımayanımız yoktur ama ben yine de üstün meziyetlerinden, dava adamı kimliğinden, asil kişiliğinden, kaliteli karakterinden, vasıflı kabiliyetinden söz etmek dolayısıyla unutulmamasının sırrını anlatmak istiyorum.

Son 100 yılda Türkün Başbuğu olan Atatürk, Rauf Denktaş, Elçibey ve Alparslan Türkeş fikir, dava, mücadele ve hizmet ruhuyla dolu hayatlarında milletimizin aklında, fikrinde, gönlünde müstesna bir yere sahip olmuşlardır.

1997 yılının 4 Nisan günü Hakk’ın rahmetine kavuşan Turan ülküsünün lideri, Türkün Başbuğu Alparslan Türkeş’i vefatının 25. yıldönümünde özlemle, saygıyla anıyoruz. Milletinin gönlünde taht kurmuş, unutulmamış ve hafızalarda derin izler bırakmış büyük dava adamını arıyoruz. Her yıl, yokluğunu hissettiğimiz, özlemini duyduğumuz ülkü liderinin ölüm gününü, gönüllerde doğum günü olarak kabul ediyoruz..

Hiç unutmam; 31 Mart 1997 günü, Alanya’da katıldığım, Anadolu Lisesi Müdürlerine verilen seminer bitmişti. Müdür hemşerim İdris Kansu ile dönerken Isparta Eğirdir’deki aile dostumuz Süleyman Sabah’a uğradık, ailece misafiri olduk. Geç saatlere kadar sohbet ediyorduk.

Haberlerde, alt yazı olarak “Alparslan Türkeş’in vefat haberi” veriliyordu. Donduk kaldık, sustuk, bir müddet konuşamadık. Tavlayı kapattık ve cenaze törenine yetişmek için hemen Bursa’ya yola çıktık, Kar yağıyordu, zor şartlarda sabaha karşı Bursa’ya geldik. Aynı gün 5 arkadaş organize olduk, bir arabayla cenaze töreni için Ankara’ya gittik. Müthiş bir kalabalık vardı. Hava soğuktu ve kar yağıyordu. “Gitme, bizi öksüz bırakma, biz sensiz ne yaparız...” diyenlerin feryatları, gözyaşları dinmiyordu. Tekbir seslerine morarmış elleriyle dua edenler, titreyen sesleriyle “amin” diyorlardı. Kar ile veya kar suyuyla abdest alanları görüyordum. Yanımdaki arkadaşım Vahdi Açıkyürek belli etmemeye çalışıyordu ama hastaydı, üşüyordu, titriyordu. Ben anladım ve hemen bir aparmandaki dairelerin bütün zillerine bastım. 5. kattaki beyefendi balkona çıktı. Abdest almak istediğimizi söyledim. “Gelin” diye işaret etti. Sıcak su ile abdest aldık. Vefa adına, bu muhteşem törene katılmanın onuruyla ve gururuyla Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i anlamlı bir veda ile son yolculuğuna uğurladık.

Sen rahat uyu Başbuğum. Ülkün ve “ben Türkeşciyim, gerçek ülkücüyüm” diyenler, bıraktığın gibi yaşıyorlar. Mirasın olan davamızı, ülkü erleri, -her şeye rağmen- hedefe ulaştıracaklardır.

Bu duygu ve düşünce ile Türk milliyetçiliği fikrinin, vatan, millet, milli-manevi değerleri sahiplenme davasının ve Turan ülküsünün lideri Başbuğ Alparslan Türkeş’e vefatının 27. yıldönümünde rahmet, minnet ve özlem duygularıyla seslenmek istiyorum:


SELAM SANA BAŞBUĞUM...

18 yaşındaydım.

Gençliğimi nasıl yaşayacağımı,

Milli ve manevi değerlerimin neler olduğunu,

Vatan, millet ve bayrak sevgisini,

Onurlu ve gururlu olmayı, dik durmayı,

Aç ve uykusuz günleri umursamamayı,

Taş medresenin, bedel ödemenin ne olduğunu,

.İnsan olarak olgunlaşmayı, gönül ve dava adamı olmayı, mütevaziliği,

Uğrunda ölünecek değerlerimin varlık sebeplerim olduğunu,

Yılmamayı, yorulmamayı, yıkılmamayı,

İnanmayı, güvenmeyi, kararlı olmayı,

Dostluğu, vefayı, vicdanı, ahlaklı olmayı, sahiplenmeyi, paylaşmayı,

Hayatın anlamını, insanlığın amacını sen anlattın, ben öğrendim,

Şuurumu, ruhumu, gururumu tanıdım, özümdeki ve sözümdeki asaleti anladım.

Kısacası, insan olmanın erdemleri adına ne öğrendiysem senden öğrendim....

Ellerinden öpmüştüm. Tok sesinle “SAĞOL EVLADIM” demiştin

Her yıl seni anıyorum, seni arıyorum, huzuruna geliyorum, yattığın vatan toprağını öpüyorum.

SENSİZLİK ÇOK ZORMUŞ, BUNU DA ÖĞRENDİM.

ÖĞRETTİKLERİN, EMEKLERİN İÇİN TEŞEKKÜRLER BAŞBUĞUM...

Ülkücülük, Türk Milliyetçiliği davasıdır. Milli ve manevi değerleri sahiplenme fikridir. Turan (Türk Birliği) ülküsüdür.

"Ben ülkücüyüm" ve "ben Türkeşciyim" demek siyasi terim olmuştur.

Neden mi? İşte, ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN SÖYLEDİĞİ SÖZLERİNDEN BAZILARI:

*Hepiniz birer Türk Bayrağı’sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.

*Türk adı taşıyan herkes bizim sevgi ve ilgimizin çevresi içindedir

Her kim ki Türk’e, Atatürk’e düşmandır, biliniz ki onlar Malazgirt’te İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, İstiklal harbinde mağlup ettiklerimizin Anadolu’da kalmış tohumlarıdır.

*Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

*Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.

*Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dâva başarıya ulaşamaz.

*Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir.

*Dokuz Işık demek, Türk Ülküsü demektir. Fikir, iman, ülkü aşkı ... İnsanları güçlü yapan bunlardır.

*Türk töresi, Türk ülküsünün ayrılmaz parçasıdır. Ülküsüz insan çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.

*İslamiyet'i ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.

*Türkün en önemli vasfı teşkilâtçılığıdır. Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur.

*İnsanlar; yoksulluğa, açlığa, susuzluğa tahammül ederler. Fakat adaletsizliğe, hor görülmeye, aşağılanmaya ASLA müsaade, müsamaha etmezler.

*Ahlâkçılık anlayışımız, Türk Ahlâkı ve Müslümanlık inancından meydana gelmiştir.

*Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir, vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler.

*TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

*Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.

*Türkçülük, Türk Milletinin, ilim, sanat, ziraat, iktisat, kültür ve diğer her alanda, milli gelenek ve milli bünyeye uygun bir şekilde kalkındırılması içte ve dışta her çeşit saldırganlıklara karşı korunarak hür ve müstakil olarak yaşatılmasını hedef tutan bir ülküdür.

*Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.

*Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.

A. Türkeş, "MEVZU VATANSA HEPİMİZ ÖLELİM, MEVZU MAKAMSA HEPİNİZ ÖLÜN..." diyor.

Yandı yürekler yandı,

Yağan kar ile sönmez.

Milyonlar hep birlikte,

Diyor, “Başbuğlar Ölmez...

...

"Sende bütün umutlar,

Göğe yükselsin tuğum...

Haykırıyor Bozkurtlar,

Selam sana Başbuğum...

Türkün Başbuğu Türkeş’e Allah rahmet eylesin, Ruhu şad olsun, kabri nurla dolsun.

Rabbim cennetinin hikmetini, rahmetini, bereketini nasip eylesin...

.....

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

.....

Anahtar Kelimeler:
Cafer Genç
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.