CAFER GENÇ yazdı: "Nerede (Burada) O Eski Bayramlar.."

11 ayın sultanı Ramazan ayını gönül huzuru ile huşu içerisinde idrak ettik. Orucumuzu tuttuk, ibadetlerimizi yaptık. Allah kabul ve makbul etsin inşallah...

Uğurladığımız 2024 Ramazan ayını ve bayramını gelecek yıllarda tatlı bir anı olarak anlatacağız çünkü, bu günlerde gerginiz; depresyondayız, amaçsız ve moralsiz durumdayız. Bunu düşünerek bayram gününün anlamına uygun olsun diye, özlü sözlerle düşünmenizi, esprili sözlerle ve fıkralarla tebessüm etmenizi istedim. Bayramda ikramım olarak moral ve motivasyon olsun diye sizler için bir demet "bayramlık" derledim.

*Kadın hakkı demek uygun olmaz, Hakkı, erkek ismidir.
*Hayatta tek gerçek "kariyer"dir., sen çalışırsın "karı yer".
*Güzel birini gördüm, sarılayım dedim, aynaya çarptım,
*Şu hayatta "pozitif" olan bir şey varsa, o da kan grubumdur.
*HAYAT, tatlı bir yalan, ÖLÜM, acı bir gerçektir.

***
*Hayat bizi 4 işlemle dener. Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonra topla kendini der. (Leo Tolstoy)
*Cahillik 3 türlüdür. Hiçbir şey bilmemek, gerçekleri bilmemek ve bir sürü gereksiz şey bilmek. (Thomas Fuller)
*Yüreğine giden bir bilet kes, cam kenarı değil, can kenarı olsun. (Cemal Süreyya)
*Gelseydin bir çay içimi, sen çay dökerdin, ben içimi. (Tuncer Birdal)
*Yolun düşerse uğra demiyorum, yola düş de gel diyorum (Cafer Genç)

***
Rauf Tamer’den okumuştum: İzmir’de, bayram günü, dilencilerin dolaşmaları çirkin ve olumsuz görüntü oluşturuyor diye, toplanmalarına karar verilmiş. Emniyet ve zabıta ekipleri topladıkları dilencilerin üzerinde olanların tespitini yapmışlar. Her birinden bir hayli, yüksek miktarda para çıkmış. "Ey gözünü sevdiğimin memleketi, senin dilencin bile milyoner" demişti.

***
Oruçlu Temel, yolda Dursun’u görmüş, biraz sohbet edeyim, şaka yapayım demiş. Dursun’un da oruç tuttuğunu öğrenince, "Söyle bakalım Dursun, oruçlu iken kaç hamsi yersin?", Dursun da çok aç ya; "En az yüz hamsi yerim..." demiş. Temel de; "Olur mu Dursun, oruçlusun, bir tane yediğin zaman bozulmuş olur" demesi üzerine gülüşmüşler ve daha sonra ayrılmışlar. Dursun, giderken Cemal’e rastlamış. "Ha Cemal, oruçlu iken kaç Hamsi yersin" diye sormuş. Cemal, şöyle bir düşünmüş, "50 kadar yerim herhalde Dursun" diye cevap vermiş. Dursun da, "100 deseydin sana bir espri yapacaktım Cemal" demiş.
Fadime’yle evlenmek için çok uğraşmış. Bir türlü ikna edemiyormuş. En son, "Fadime, sana söz veriyorum, seni ölene kadar seveceğim" demiş ve nihayet evlenmişler. Zaman gelmiş, Temel ölmüş. Daha sonra da Fadime rahmetli olmuş. Öbür tarafta, Temel’in güzel kızlarla bir arada olduğunu gören Fadime,. "Temel, kör olasıca, hani bana ne söz vermiştin" diye kızmış. Temel de "ben sana ölene kadar demedim mi Fadime?" demiş.

Dini ve milli bayramlarımız hayatımızın anlamlı günleridir. Bayramlar; birliğin ve dirliğin, ilginin ve sevginin özel ve güzel tarifidir. Hatır, gönül, vefa, sevgi, yardım, paylaşma... gibi insan olmanın erdemlerini yaşamamıza (hatırlamamıza) vesile olan müstesna günlerdir.

Yaşı kemale ermiş olanların, her bayramda, akıllarına gelen ilk soru, (daha doğrusu sitem ve özlem) "Nerede o eski bayramlar?" sözü olur. Bugün, eski bayramlara bir bayram gezisi yapalım da, "Burada o eski bayramlar" demiş olalım. Böylece, geçmişimizi hatırlayarak nostaljik bayram duyguları yaşamanın tadını almakla birlikte, kültürümüzü yaşatmanın sorumluluğunu da yerine getirmiş olalım.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki herhangi bir şeyi bulunduğu zamana, şartlara, imkânlara ve ortamına göre değerlendirmek gerekir. Değişen ve gelişen zamana göre, hayatımızı kolaylaştıran teknolojinin, yaşayışımızı yönlendirdiğini ve yenilediğini görmekteyiz. Ben, en güzel bayramlarımı çocukluğumda yaşadım. "Nerede o eski bayramlar?" sözünü, eski bayramların tadını, ben de çocuklarıma söylüyorum. Çocuklarımdan torunlarına kadar söylenmesi devam edecek gibi görünüyor. Bu duruma, teknolojiyle birlikte bayramlara tatil anlayışının yerleşmesi sebep olmaktadır.

Şimdiki çocukların, topladıkları naylon torba dolusu çeşit çeşit şekerleri yok artık (!).. Yastığın altına saklanan ayakkabıların ve bayram giysilerinin yerinde anılardaki hayaller kaldı. Mendil içerisinde verilen paraların yerini, süslü paketlerdeki bayram hediyeleri aldı.

Eski bayramlara ait kısa hatırlatmalar yaparak yaşlılara anılarla nostaljik duygular yaşatalım, gençleri de bilgilendirerek şaşırtmış olalım. Eskiden; bayramlar aile fertlerini ve akrabaları bir araya toplama özelliğine sahipti. Herkes bayramlarda bir araya gelir ve aile bağları kuvvetlendirilirdi. Sıradan bir dinlenme günü veya tatil fırsatı olarak düşünülmezdi. Arife gününde telaşlı hazırlıklar ve tatlı heyecanlar yaşanırdı. Badana-boya, temizlik, tamir işleri olurdu. Anneler ve nineler gelecek çocuklara ve misafirlere baklavalar, börekler, tatlılar hazırlardı, yemekler yaparlardı. Kolonya şişeleri doldurulur, bayram şekerleri alınırdı. Bayram sabahı namaza gidilir, namaz çıkışı sıraya girilerek herkes birbiriyle bayramlaşırdı. Ardından, bayram süresince büyüklerin elleri öpülerek bayramları kutlanırdı. Bugünkü gibi mesaj atarak ya da telefonla bayram kutlamak yoktu. Fırınlarda ekmek çıkmadığı için 2, 3 günlük ekmek alınırdı. Gazeteler basılmazdı. Sadece, bütün gazetelerin birlik, beraberlik ve bayram mesajı verdikleri "Bayram Gazetesi" çıkardı. Bayramlar küskünlerin barışması için bir fırsattı. Büyükler araya girer barışma törenleri yapılırdı. Çocuklar ev ev gezerek şeker toplardı. Çocukların bayramı en güzel şekilde geçirmeleri için eğlence yerleri kurulurdu. Panayırlardaki salıncaklar, kovada satılan dondurmalar, macunlar, keten helvalar, pamuk şekerler, elma ve horoz şekeri, sallanarak köpürtülen gazozlar, uçurtmalar, balonlar, sakızlar, çat patla ve laklakla oynamak, maytaplar, mantar tabancaları, çerçilerin (seyyar satıcıların) geldiğini duyunca koşuşmalar, bayram tadında güzel eğlenceler sayılırdı. Bayram coşkusu sevinç çığlıklarına karışırdı. Özellikle köylerde çeşitli etkinlikler, eğlenceler düzenlenirdi. Köyün gençleri sohbetlerle ve yöresel oyunlarla eğlenirken, köyün genç kızları bir araya toplanır çeşitli oyunlar oynarlardı. Ayrıca, bayramdan önce PTT ile bayram kartpostalları, tebrik kartları göndermek, seyyar fotoğrafçıya, arkada asılı bez fonda siyah-beyaz "BAYRAM HATIRASI" fotoğrafı çektirmek büyük zevkti.

Eskilere ait çok şeyler anlatmak mümkündür. Önemli olan, yenilerde, eskilerin tadını bulabilmektir. Hızlı gelişen teknolojiyle birlikte değişen anlayışın insanları, sosyal medya ile (elektronik ortamda) samimiyetten, sohbetten, yakınlaşmaktan, sevimlilikten, sıcaklıktan uzaklaştırdığını görüyoruz. Eskiye duyulan özlem ile, toplumları mutlu eden geleneklerin kaybolmaya başlamasındaki serzenişi (sitemi), "Nerede o eski bayramlar?" sözüyle daha çok duyacağız gibi görünüyor. Kültür değerlerimizi kaybetmeyelim. "Burada o eski bayramlar" diyeceğimiz günleri de yaşamayı, yaşatmayı düşünelim.

Ayrıca; sağlık, nefes almak, duymak, görmek, sevmek, dost, hatır, gönül, vefa, selam, sohbet, tebessüm, ziyaret, yardım, paylaşma, alın teri, dürüstlük, samimiyet, niyet, vicdan, anne-baba demek, çocuk sesi, hayırlı evlat... vs. değerlere ve erdemlere sahip olmak da birer bayramdır. Bunları yaşadığımız sürece her günümüz bayram olacaktır.

Biliyorum, yazım uzun oldu ama evde okumanız için zamanınızın olacağını düşünüyorum. Son söz olarak şunu da söylemiş olayım:

NAMAZ, kılındıktan, camiden çıktıktan sonra da devam etmelidir..
ORUÇ, tuttuktan, Ramazan ayı bittikten sonra da devam etmelidir.
HAÇ, tavaftan, Kabe’den döndükten sonra da devam etmelidir.
DEVAM ETMELİDİR çünkü İNSAN OLMANIN ERDEMİ bunu gerektirir

Günlerinizin "Bayram Günü" güzelliğinde ve özelliğinde olmasını temenni ediyorum. Gönlünüzün istediği güzellikleri yaşayacağınız nice bayramlar dilerim.

Bayramınız kutlu, gönlünüz ve günleriniz mutlu, geleceğiniz umutlu olsun...

.....

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

.....

Anahtar Kelimeler:
Cafer Genç
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.