150

 

Her hafta yazılarıma bıraktığım “notlardan” bu yıl sonunda da senin için bir derleme yaptım değerli okurum. Tarihe düştüğümüz her notun, yazdığımız her yazının özellikle geleceğe, bizden sonraya iz bırakması umuduyla…

***

Market zamlarını “şikâyet edin” dendi ya… Türlü vergi, akaryakıt, elektrik, doğalgaz, köprü-otoyol ve benzer zamları da Cimer’e falan şikâyet mi etsek?

***

Patronların atanarak bakan olabildiği bir sistemden vatandaşın hayrına bir şey çıkmaz. Kadıyı kime şikâyet edeceğiz meselesi... “Bizi kıskanan(!)” ülkelerde bu tür işler " Conflict of Interest - Çıkar çatışması Yasası" ile yasaklanmıştır.

***

İktidarın baktırdığı “cambazlar”, muhalefetin yarattığı “cambazlar…” Ekonomi berbat, insanlar umutsuz. Buraya mı baksak?

***

"Sağlık personelinin gırtlağına yapışın" demek fiyasko… “Şaka yaptım” demek eski bir siyasetçiyi hatırlatan komik olmayan bir şaka… Son çeyrek asrımız hüzün… Peki ya geleceğimiz?

***

127 milyar 269 milyon 146 bin TL bütçeli Diyanet’in “Alo 190 Fetva Hattı” demiş ki:

“Asgari ücretli ya da emekli maaşı alan birinin geçinemediğini düşünüyorsanız, yan geliri yoksa evi kiraysa ya da evi varsa bile yakıtını vs. ödeyemiyorsa Ramazan ayında fitrenizi kendisine verebilirsiniz.”

***

“Eğitimde feda edilecek bir fert dahi yoktur!”

Mustafa Kemal Atatürk

Millî egemenlik, parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığı ile hayat bulur. Parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde de laik, sosyal, hukuk devleti ve cumhuriyet olmaz. Demokrasi hiç olmaz. Ne mi olur? Ne olduğunu görmen için daha ne olması gerek?

***

Hatay Samandağ’da sökülen zeytin ağaçları var ya… Hah işte onlar söktüren, söken kim varsa hepsinin “rüyalarına(!)” girsin.

***

Neoliberal dünyada ayrımcılık, ötekileştirme ve hayata erişememe gibi kavramlarla muhatap olan sadece engellilerdir. Dünya böyle diye duracak mıyız? Elbette hayır! Toplumun gerekli farkındalık ve bilinç seviyesine gelmesinin hemen ardından, sorunların çözüldüğü, beşerî, mimari ve sosyal engellerin bir bir ortadan kalktığı bir Türkiye gerçek olduğu zaman… İşte o zaman birileri bizi kıskanır belki… İnsanını yaşatmak yerine kıskanılmayı beklemek te ayrı bir eziklik ve arıza tabi, o da ayrı bir konu.

***

9 Haziran 2017 tarihinde Batman’ın Kozluk ilçesinde terör örgütü tarafından katledilen müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın, oralı olanların dahi uğramadığı, yaşamak istemediği, mamur etmekten kaçındığı bir yerde hizmet etmekten başka niyeti olmayan 22 yaşında bir gençti. Tıpkı Rüstem Şen, Metin Kaynar, Ali İhsan Çetinkaya, Mustafa Karınca, Buminhan Temizkan, Vedat İnan, Necmettin Yılmaz ve niceleri gibi… Kendisinin nezdinde teröre kurban verdiğimiz binlerce öğretmen, doktor, hemşire, asker, sivil yurttaşımızı saygı ve rahmetle anıyorum.

“Hayasızca akın” devam ederken…

***

İşleyen ve oturmuş bir sistemde kimin iktidarda olup olmadığı sadece bir ayrıntıdır. Çünkü böyle her sistemin -görünen ya da görünmeyen- kırmızı çizgileri vardır. Yıkmak isteyen yıkamayacağından emin olduğu için o işlere girişmeyeceği gibi, kimsenin de sistem muhafızlığına soyunmasına gerek kalmaz. Kişilerden bağımsız, kurumsal yapı önemli!

Son 23 yılı yoğunluklu olmak üzere en az 40 yıldır yönetim zihniyeti ortada… Hukuk rafta, devlet neredeyse tüm kurumlarıyla uzun süredir iki dudak arasında... Son dönemde ülkeye sokulan sayıları meçhul sığınmacının ne kadarı vatandaş yapıldı, bunların dışında parayla satılan vatandaşlık hangi boyutta; belirsiz… Sokaklar tekinsiz; çeteler çoluk/çocuk katlediyor. Kurucu irade tehdit altında…

Beri yandan ülke yanarken diyanet işleri kadınların miras hakkıyla meşgul…

E sonra diyoruz ki: “Sosyal çürüme had safhada… Çürüdü bu toplum!”

Neden acaba?

***

Terörü ve teröristi övmekten bir değil birkaç kere ceza alması gerekenlerin, “barış” gibi, “demokrasi” gibi kavramları kirletmesi yetmezmiş gibi halen destekçileri olması ne acı!

***

Derdin “demokrasi” olmadığını anlamışızdır sanıyorum. Bu toprakların değer kaybetmeyen tek ederi “mağdur edebiyatı…” Gerçek şu ki bu çizgideki hemen hemen herkes, eline fırsat geçtiğinde koparamayacağı kafa olmayan potansiyelde, günün ve geleceğin zalimleri oluveriyor. Kökleri derinlerde, yayılım gösteren arazlar… Uyuşturucu ve din baronları… Mafya hareketleri… Marazlı topluluklar… Son çeyrek asırdan hiç mi ders almadık?

***

“Sana iş vermişiz, daha ne?” cümlesindeki katmanlı kötülüğün ve gerek papayla gerekse terörist başı ile kol kola girenlerin evrilemeyecekleri nokta, -daha korkuncu- yapamayacakları şey, yoktur.

***

Keyfi sebeplerle insanların içeri alınması, dışarıda dolaşan gerçek suçluları çoğaltır. Sonra ne mi olur? Soruyor musun hâlâ?

***

Aklını kullanmayan toplumların üzerine pislik yağar!

***

“Bağımsızlık, benim karakterimdir.”

Yılın bu ilk gününde…

Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin yenildikleri bir 2026 diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150