150

Miraç, yücelmek demektir. Peygamberimizin Burak isimli semavî bir binekle, Cebrail As ile birlikte Mekke’deki Mescid–i Haram’dan Mescid–i Aksa’ya kadar yapmış olduğu İsra denilen gece yolculuğu ve oradan da Sidretü’l–Müntehâ’ya ulaşması ve burada Refref’le Allah’ın huzuruna varıp Allah’ı yakinen görüp muhatap olmasıdır. Kur’an’ı Kerimde, İsra suresi 1. Ayeti kerimede,

Ayetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, Sübhan’dır. Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir

anlatılmaktadır. Bu sebeple Kur’an’da Miraç kelimesi yok diyerek miraç gerçek midir yoksa sonradan Peygambere üstün bir kutsiyet yüklemek için uydurma mıdır gibi tartışmalar yapmak gereksiz ve amaçlı olmaktır ki bu amaç, Miracın gerçekliğini tartışarak, Peygamber efendimizi ve İslamiyet’i tartışıp insanları İslam’dan, Peygamberden ve kendi miracından uzaklaştırmaktır. Peygamberimizin, “Namaz Müminin miracıdır” beyanı gereğince bizler kendi miracımızı gerçekleştirmeliyiz. Peki bizim miracımız genel anlamıyla nedir? Peygamberimizin “Namaz” olarak işaret etmesi miracı tarif etmektedir.

Bizler için gece ile tarif edilen, ikilik anlayışıyla benlik, ego, kibir üzerine şirk içinde tevhide cahilane olarak geçen yaşam tarzımızdır. Bu yaşam tarzında hayatımızın merkezinde, nefsin emmare boyutunda ilahlaşmış hali bulunur da kendimize ve etrafımıza zulmederiz. Varlığımızın aslı sıfatlarımızla, nefsin ilahlığına secdede, Allah’ın istediği doğrultuda değil nefs-i emmarenin istediği doğrultuda hizmet ederiz. Öfke, hırs, kin, nefret, haset gibi hayvansal özellikleri kalbimizde taşır, bunlarla bakar, bunlarla işitir, bunlarla konuşuruz. Rahmani olan, sevgi, saygı, merhamet, hoşgörü gibi kutsî sıfatları dahi dünyevî değerleri elde etmek için kullanırız ki riya bizi kör ve sağır etmiştir. Bu hal, gecede yaşamaktır. Dikkat edersek miraç olayında geceyi ve bulunduğumuz ortamı terk etmek vardır. Cenab-ı Allah’ın “Ona uyma” diyerek işaret ettiği budur. Namaz ise, sadece günde beş vakit belirlenmiş şekilleri yapmakla sınırlandırılamayacak kadar büyük bir değer olup yaşamın her anıyla yaşamın kendisidir. Bu sebeple bizim miracımız, yaşam namazı olan, nefsimizi emmare boyutundan kurtararak kendimizi nefse secde etmekten Allah’a secde etmeye yücelmemizdir. Yaşamın içinde bulunuş halimizin nefse secde eder halde olması ilah olarak nefsimizi görmek olurken, Allah’a secde, kendimizde ve yaratılmış her zerrede ilah olarak Allah’a şehadettir.

Miraç, Allah’tan başka ilah olmadığı şehadetine yücelip hayatımızı bu şehadet içinde yaşamaktır. Nefsaniyeti ilah olarak görmekten uruc, Allah’ın ilahlığına şehadetle yaşamaya nüzul denir. Yaşama, kendimizi zulmaniyetten kurtarma sonucu, öfke, nefret, kin, kibir, enaniyetle bakıp işitmekten geçip, sevgi, saygı, hoşgörü, tevazu, merhamet ile bakıp işitmeye başlamak ve tevhit ilmi tahsiliyle görüşümüzü, işitişimizi, zikrimizi tevhide tâbî kılıp kendimizi, Allah’a dünyada yaşarken yakınlaştırmalıyız. Allah’a uzak sürdürülen yani miracı olmayan yaşam içinde kendimize göre inancı yaşamak, zan ve vehim içinde kalmaktır. Miraç, Kalbimizde bulunan dünyalık dediğimiz Zulmanî sıfatları kalbimizden çıkartarak kalbimizi arındırıp bunların yerine gerçekte olması gereken Rahmanî sıfatlarla kalbimizi ziynetleyerek gerçek değerine ulaştırmamızdır. Kalp, küfrün, şirkin, zulmün yeri değil, imanın mekanıdır. İçinde iman olmayan kalp gece gibi kapkara, imanla güzelleşen kalp nur gibi aydınlıktır. Bizlerin aslı, nur olduğundan dolayı nuru karartan ortam ve yaşam tarzından uzaklaşıp, imanın oluşup yaşandığı yere gidişimiz miracımızdır.

Miraç, Allah’tan başka ilah olmadığına kendimizde ve tüm âlemde şahit olup, bu şehadet üzerine dost doğru, Allah’a secdeyle yaşamaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150