150

Bundan 32 yıl önce sanırım 1994- 1995 eğitim dönemleriydi. Güzelyalı Ortaokulu’nda çalışırken okulumuz ve İzmir‘in köklü okulları “Laboratuvar Okulu” oldular.

Laboratuvar Okulu olmanın ne ayrıcalığı veya avantajı vardı? Hiçbir şey!

İşte devlet kurumlarının şirket olma tohumları o zamanlar atılmıştı. Öğrenciler müşteri, okullar işveren anlayışında olacaktı. O yıllarda çok yadırgadık ve itiraz ettik. Her şeyde olduğu gibi MEB’e de çelme takılmıştı. Ondan sonra hastaneler işveren, hasta müşteri anlayışı her yere, her kuruma yayıldı.

Okulumuzun kendi misyon ve vizyonu toplumun gözünde zaten iyi bir yerdeydi. ”Laboratuvar Okulu” olma durumu şirket anlayışını kılıflamak için kullanıldı. Çünkü yöneticiye, veliye öğrenciye < Jan-Jan‘lı> bir kılıf gerekiyordu. Bu okullarda, ne ayrıcalıklı bir eğitim öğretim vardı ne de ayrı bir öğretim programı uygulanıyordu. Okulun başarısı; aile, çevre, başarılı öğrenci ve kıdemli öğretmenlerin özverili çalışmalarından kaynaklanıyordu. O dönemlerde devlet okullarındaki eğitim ve öğretim gerçekten çok daha iyi, denetimli, temiz ve güvenliydi. Buna karşın özel okullardan gelen öğrencilerin performansları düşük olduğu gibi, uyum zorluğu da yaşıyorlardı. Şimdi aileler çocuklarını devlet okullarına vermekten sakınıyorlar.

Eğitimin, resmen şirkete dönüştüğü okullar özel okullardır. Orada öğretmen işçi gibi çalıştırılarak emek gücü ucuza satılıyor. Görevi işverenin iki dudağı arasında belirleniyor. Jan -Janlı özel okullar, şimdi devlet okullarının eğitim modellerini uygulamaktan daha çok çalışan ebeveynlerin çocuklarını güvenli bir ortamda sadece çocuklarının ruh sağlıklarının ve mutluluğunun öncelik olduğu bir modele razı geliyorlar. Neden? Çünkü artık devlet okullarında öğretmen vasfı olmayan, laik eğitime aykırı imam, cami veya Kuran kursu hocası derslere giriyor. Türk Milli Eğitiminin genel ve özel amaçları yönetmeliklerde belirlenmiştir. Şimdi bunlara ne kadar uyulduğu, ne kadar uygulandığı ve şirket anlayışının hüküm sürdüğü merkezi yönetimin MEB anlayışı artık değişmiş ve değiştirilmektedir.

Çünkü artık sistem şirketleşti: Eğitimin önemi yok, paranın önemi var bu anlayışta. Bizim ülkemiz ve Dünya’yı yöneten şirket devletler 21. YY ‘da insanlığın ilerlediği sanıldığı bu çağda, bir geri dönüş kulvarına girdi.

Devlet neden şirket gibi yönetilemez: Şirket, ticari faaliyette bulunmak üzere kurulmuş bir tüzel kişiliktir. Bir kişi veya bir grup insan tarafından kurulabilir ve birçok farklı şekil alabilir. Şirket sahipleri, üyeler veya hissedarlar olarak bilinir. Ekonomist ve yazar Ahmet Mahfi Eğilmez şirket yönetimi ve devlet yönetimi arasındaki farklar için hepimizin anlayacağı bir dille şöyle diyor:

“Devlet kâr etmek için değil sosyal adaleti sağlamak için vardır”

Bana göre, ulus kimliğinde olan ve sosyal, hukuk, laik sistem cumhuriyetlerinde en önemli devlet ve şirket yönetim anlayış farkı budur. Şirketin patronu bellidir. Birden fazla sahibi de olsa, hatta halka açık bile olsa şirketle ilgili kararları alıp uygulayan bir başkan ve yönetim kurulu vardır. Oysa devlette patron belli değildir. Kısmen parlamento, kısmen hükümet, kısmen bürokrasi, kısmen denetim organları, kısmen de yargı yetkili hale gelir (Tabii burada sözünü ettiğim durum demokratik devletler için geçerlidir.)

Şirketleri devletler doğurur. Bu yüzden zaman, zaman boynuz kulağı geçer durumları olsa da ana varlık, kaynak devlettir. Eski bir deyimle : “Devlet anadır, şirket çocuklardır. Devlet çınardır, dalları yaprakları şirketleridir.”

Dünyanın en büyük şirketi: Apple, 2024 yılında 391 milyar dolarlık geliriyle dünyanın en büyük üretim şirketidir, bunu Volkswagen Grup (337 milyar dolar) ve Toyota Motor Corp. takip ediyor.31 Eki 2025

Zengin şirketler: Microsoft 3 trilyon 841 milyar dolarla üçüncü sıraya geriledi. Listede Nvidia, 4 trilyonu aşan tek şirket olarak ilk sıradaki konumunu koruyor.21 Eki 2025

Türkiye'de en büyük şirket; Listenin başında yer alan Enerji-Petrol sektöründeki TÜPRAŞ, 2023 yılı sonu rakamlarına göre 686.528.507.000 TL ciro değerine sahiptir.

Türkiye'nin en değerli şirketi: Brand Finance tarafından 19.su yayınlanan “TÜRKİYE 125 – Türkiye'nin En Güçlü ve En Değerli Markaları” 2025 yılı raporuna göre TÜRK HAVA YOLLARI 2.27 milyar ABD doları değer ile Türkiye'nin en değerli markası olarak saptanmıştır. Şimdi sormak lazım.

Ülkemizde yönetim, şirket anlayışına döndüğünden beri ülke zenginleşti mi? Dünya 1. Liginde miyiz? İhracatımız ithalatımızdan daha fazla artış gösterdi mi? Eğitimde Dünya liginde kaçıncı sıradayız? Dünyanın büyük ekonomilerinde sıralamamız yükseldi mi? En büyük paramız 200 TL ile neler alabiliyoruz? Kadın cinayetlerinde ve çocuk istismarlarında Dünya sıralamasında kaçıncıyız? Kişi başına düşen milli gelirimizi kıskandığımız ülkelerle karşılaştırabiliyor muyuz?

Dünya gündemine bomba gibi düşen ”Epstein” olayı, Dünya’yı yönetmek için şirketleşmiş devletlerin hırs ve güçlerinin, ortak sapkınlıklara dönüşmesi insanlığın geleceği için tehlike çanlarını çaldırmıştır. Dünya’daki kapitalizm; artık tüm üretim araçlarını (Bilim, felsefe, ekonomi, tarım, sağlık, eğitim ) kullanarak gücün baş döndürücü etkisiyle sapkınlaşmıştır. Network ağındaki milyarder ailelerin, tanınmış iş insanlarının, sanatçıların ve ünlülerin sonunu yine kendileri getirecek gibi görünüyor. Kapitalizmle zenginleştiğini sanan ama aslında “lanetlenmiş şeytan topluluğundan” ve “zavallılardan” daha fazla bir şey olamazlar.

Otomasyonun yaygın kullanımıyla devletlerin şirketleşme anlayışları devam ettikçe, yapay zekâ kendi ayağına sıkılan bir kurşun gibi insanlığa en büyük cezayı mutlaka verecektir. Yakın gelecekteki 30-50 yılda bunun ceremelerini çoktan görmüş olacağız.

13.02.2026

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150