Berat, kelime anlamı olarak, kurtulmak, temize çıkmak, ilişkiyi kesmek ve kaybedilmiş hakların geri alınması anlamına gelir. Cenab-ı Allah, Kamer suresi 43. Ayeti kerimede,
Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraet mi var?
buyurarak, Berat kavramına dikkat çekmektedir. Cenab-ı Allah bizlere, “Yoksa sizin için bir kurtuluş, bir temize çıkma mı var?” demektedir. Canı veren Allah’tır ama o canı kurtuluşu erdirecek olan insanın kendisidir. Berat Kandili bizim, öz benliğimiz olan hakikatimizin, şirkin, küfrün, egonun, emmarenin ve dolayısıyla kibir, gurur, öfke, haset, cimrilik, kin gibi zulmanî vasıfların kölesi oluşumuzdan kurtulup özgürleşmemizdir. Berat, kurtulmaktır çünkü emmareye esiriz. Temize çıkmaktır çünkü zulmaniyetle, şirkle kirlendik. İlişki kesmektir çünkü müşriklik olan şirk haliyle ilişkimiz var. Haklarımızı geri almaktır çünkü hakkımız olan şehadet üzerine Allah’ın kulluğu özelliklerimiz olan görme, işitme ve fikretme yönlerimizi dünyada benlik üzerine kendimizi ilahlaştırarak kaybettik. İşte bu sebeple Beratımızı almak, İslam’a yani tevhide davet edilen biz insanlar için tövbe etmekle gerçekleşecek farziyettir. Cenab-ı Allah, Tövbe suresi 1. Ayeti kerimede,
Bu, Allah ve O'nun elçisi tarafından, müşrikler içerisinden anlaşma yaptıklarınıza yönelik bir ilişik kesme ilanıdır.
buyurarak bu gerçeğe dikkat çekmektedir. Müşrik, bir şahsın ismi değil bir zihniyetin ismidir. Bu zihniyet, Allah’a şirk ederek ortak koşan, Allah’tan başka ilah olmadığı halde kendi egosunu, kibir üzerine yaşamakla ilah edinen, Allah’tan başka ilah olmadığına değil, kendisinde ve her yüzde kendi ilahlığına şehadet edendir.
Bizler, şirk içinde küfür üzerine ego ve benlik ile zulmaniyet vasıflarıyla yaşıyorsak, müşrik zihniyetiyle yaşadığımızdan müşriklerle anlaşma yapmış ve onlarla ilişki halindeyiz. Allah’a kul olmuş gönül eri müminlerden olabilmek için müşriklik halinden ilişkimizi kesmeli, müşriklik yaşatışında anlayışımıza bulaşan şirk kirinden temizlenmeli, öfkeden, kinden, kibirden, gururdan, eski alışkanlıklardan kurtulmalıyız. İşte o zaman yani yüzümüzü müşriklikten Müminliğe çevirdiğimizde müminler gibi yaşama sonucu gönül eri olup Beratımızı almış oluruz.
Dünya içinde yaşanırken müşrik olduğumuz için, müşriklikten de dünyada yaşarken kurtulmamız gerektiğinden, beratımızı sağ elden almak da dünyada yaşarken olmalıdır. Beratımızı sağ elden almak, Allah’ın dünyadaki ipi olan şeriat dediğimiz ahlak, adalet ve insan yaşam üzerine olmaktır. Beratımızı sağ elden almayı öldükten sonraya bırakmak insan için en büyük yanılgıdır. Berat Kandilimizin yanması için, dünya yaşamında egoya esaret, benliğe tutsaklık, şirke bulaşma, kendimizi ilah görme ve zulmanî vasıflar üzerine olmaktan kurtulmalıyız.
Cenab-ı Allah bizlere, dünyada yaşarken Beratını sağ elden almayı nasip etsin. Nasip etmesi ise, ayetinde, “Kendisine yöneleni hidayete erdirir” dediği gibi Kendisine yönelmekle mümkündür. Cenab-ı Allah, Peygamber efendimiz aracılığıyla bizleri kendisinden başka ilah olmadığına şehadet etmeye davet edip, şehadetin yolunu, ahlakını ve ilmini göstermesiyle zaten nasip etmiştir. Bize düşen, gösterilen yolda, gösterildiği gibi yaşamaktır.
Allah’tan başka ilah olmadığına şehadeti olan Beratını sağ elden almış, henüz şehadeti olmayan daha alamamıştır. Cümlemizin Berat Kandili, kendi idrakimizde şehadetle yanma sonucu hayırlı olsun inşallah!




