150

ALİ KAYBAL yazdı: "Öldükten Sonra Yaşamak.."

Yaklaşık on yıldır bu gazetede haftalık makale yazmaktayım.
Yazdığım makalelerin sayısı 490’na ulaştı.
Hep okuyucunun dikkatini çekmek,
Onlara güzel olan şeyleri aktarmak için uğraştık diğer arkadaşlarımla birlikte.
Bu yazımda da biraz kendimden bahsetmeyi ön plana çıkarayım dedim.

Ben Eylül çocuğuyum.
Hazan yeli ile savrulan yapraklarda hep yeniden doğuşu görürüm.
Sararıp düşen yapraklar,
Kışa girip bir de üzerlerine kar yağınca gönenirler.
Bahar geldiğinde yeniden bir doğuşla açarlar.
Tabiri caizse ölüp yeni bir yaşama hazırlanırlar.
Bu anlam da ben de “Öldükten sonra yaşamak“ üzerine uzun uzun düşündüm.
Bir insan öldükten sonra nasıl yaşayabilirdi? 

Atalar bir sözünde “Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır” diyordu. Demek ki insanın hatırlanması için geride bir şeyler bırakması gerekiyordu.
Anılan insanlara baktığım zamanda hep bir eser bırakmış insanları gördüm.
Bir hadisi şerifte "Ölüyü, (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri (onunla) kalır; ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle kalır." Yani kişinin kendi eliyle yaptığı işler onun yardımcısı olacaktı. O zaman ölmeden önce bir şeyler yapıp hayatın devamını sağlamak gerekiyordu.

Ebu Hureyre (ra)'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:
"İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." 
İşte öldükten sonra insanın yanında kalan da bu ameldi. 

Benim için en uygunu “İstifade edilen ilim” idi.
Buradaki “İstifade edilen ilim” insanın sahip olduğu bilgilerdi ve bunların kendisinden sonra gelen insanlara aktarılmasıydı. Ve bu hareket insanların gönlündeki yerini hazırlıyordu. Gönüllerde yer alan insanların ölümü de öyle kolay olmuyordu. Bıraktığı eserler onun öldükten sonra da yaşatıyordu.
Bu konuda iki müşahhas insan dikkatimi çekti.
Birisi Mimar Sinan,
Diğeri de Mustafa Kemal Atatürk’tü.
Türkiye’nin her karış toprağında bu insanların mührü vardı.
Yaptığı eserlere baktığınızda bütün dünyanın dikkatini çekip gönüllere öyle yerleşmişlerdi. Yaptıkları eserlerin muhteşemliği hala devam ediyordu. Yaptıkları işlerle, uğraşlarla insanların gönüllerinde yer almışlar. Beni bu noktaya getiren de bunlardı. 
Ve kendime bir hedef koymam gerektiğini düşündüm.

Ben Kırıkkale’nin Keskin nüfusuna kayıtlıyım. İlçemde 2 adam vardı.
Ben üçüncü olma yolunda kendime bir hedef koydum.
Bu adamlardan birisi Rahmi Pehlivanlı.
Fırçasıyla tuvaliyle dünyaya seslenmiş.
Kralların ressamı ünvanıyla şanlanmıştır.
Diğeri Hacı Taşan’dır.
Sazıyla mızrabıyla bütün Türkiye’yi ayağa kaldırmış.
Gönüllerdeki unutulmaz yerini almıştır.
Bendeniz de,
Beyitleriyle, mısralarıyla, kıtalarıyla yazdığım şiirlerle,
Yazdığım hikâye, roman, derleme ve inceleme yazılarıyla
Üçüncü sıraya yerleşip, Keskin adını duyurmada dünyaya açılmak istedim.
Hamdolsun ki koyduğum hedefe yaklaşmak üzereyim.

Şu ana kadar;
Serbest, hece ve aruz vezniyle şiirin her türlüsünü yazdım.
Edebiyat dünyasında serbest, hece ve aruz vezniyle  bir çok şairin adını bile duymadığı “Divan Edebiyatı” sanatlarından olan; Divan, Leff-ü neşir, Nazire, Tevriye, Vezn-i âher,  Cinas, Rücu, Tecahül-i arif, Kalb sanatı, Rubai,  Gazel, Kaside, Mesnevi, ve   şarkı sözleri alanında 24 adet kitap meydana getirdim.

"Halk Edebiyatı" sanatlarından olan ve birçok şairin hiç girmediği alanlarda,
Hoyrat, Ze-mahşer, Koşma,  Mani, İrsali mesel, Telmih, Tariz ve Türkü sözleri, alanında 63 adet kitap meydana getirdim. 

Birçok şairin hiç tanımadığı Gülce edebiyat türünden olan akrostiş, çaprazlama, dönence, gülce, serbest zincir, sonem, tekil, triyolem, tuğra, üçgen, üçgül, üçtuğ, yunusça ve gülce yediveren tarzında 14 adet kitap meydana getirdim.

6 adet Vilayet şiirleri ve 81 vilayet için 100’er sahifelik 81 kitap meydana getirdim.

Serbest şiir, Dini şiir, Milli şiir ve Sosyal içerikli şiirler olarak 8 adet kitap meydana getirdim.

Bursa Arena gazetesinde on seneye yakın bir zamanda 491 makale yazmışım. Bunlar 5 adet kitap olacak şekilde, 

Hikâye, Roman, İnceleme ve Araştırma, Derleme olarak da 12 adet eser ve diğerleri ile toplam 211 adet eserim bulunmaktadır.

Aynı zamanda "Hat Sanatı" ile de uğraşmaktayım. 
Bu alanda 300 tablo hazırladım.
Beni hedefe taşıyacak olan,
Ve bir sonraki nesle bırakacağım hazine niteliğindeki bu eserlerle insanların gönüllerine yerleşmek istedim.
Öldükten sonra yaşamak istedim.

Bana da gönüllerinizde bir yer açmanız için takdiri sizlere bırakıyorum..

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Anahtar Kelimeler:
Ali Kaybal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150