Hataylılar depremin 150’inci gününde yürüdüler

Depremin 150’inci gününde, Hatay’da ulaşım, su, sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanamamasına ilişkin yürüyüş düzenlenerek talepler yinelendi. Hataylılar 'Çadırların öfkesi sarayları yıkacak' dedi.

    Hatay’ın Defne ilçesinde, demokratik kitle örgütlüleri, depremin 150’inci gününde bölgedeki temel sorunların devam etmesi ve ihtiyaçların karşılanamamasına tepki göstererek yürüyüş düzenledi.

    Halkevleri, Kaldıraç, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Harbiye Halkı’nın bir araya geldiği yürüyüşte, 150 gündür elektrik, su, sağlık, eğitim, ulaşım yok pankartları açılırken sloganlar da atıldı.

    Fotoğraf: Serap Cömertoğlu İşcan

    “Çadırların öfkesi sarayları yıkacak”, “Deprem değil rant öldürür”, “İnsanca bir yaşam istiyoruz”, “Hatay’ı yeniden kuracağız”, “Gezi tutsakları onurumuzdur” sloganları eşliğinde yürüyen grubu, etraftan geçen araçlar da korna çalarak destekledi.

    ‘Asbest değil temiz hava solumak istiyoruz’

    Yürüyüşün ardından sorunlar ve talepler dile getirilerek tutuklu olan Hatay Milletvekili Can Atalay’ın bölgenin sorunlarına ilişkin açıklaması okundu.
    Harbiye halkı adına konuşan İlker Aşkar, temiz içilebilir suya ulaşmak, asbestsiz temiz hava solumak istediklerini ifade ederek şunları paylaştı:

    “Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları gönderiliyor. İnsanlarımız temiz içilebilir suya erişemiyor. Çocuklarımız eğitim hakkından yoksun. Bizleri burada kışın soğuğunda yazın sıcağında çadırlara mahkum ediyorlar. Kendi basınlarında hiçbir şey olmamış gibi her şey normale dönmüş gibi Hatay’ın normalleştiğini konutların yakında teslim edileceği söyleniyor. İnsanlar sıcağın altında temiz içilebilir su bulamıyor. Biz asbest değil temiz hava solumak istiyoruz. Harbiye’ye geldikleri zaman keyiflerine göre yıkım yapmalarına izin vermeyeceğiz.”

    Toplumsal Özgürlük Partisi İl Temsilcisi Hasan Özgün ise yaşam alanlarına dökülen molozlar ve geçici istimlaklarla tarım alanlarının yok edildiğini dile getirdi.

    ‘Topyekûn saldırı altındayız’

    Şehrin saldırı altında olduğunu söyleyen Özgün, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sevgili dostlar ve kardeşler, şehrimiz; topyekûn saldırı altındayız. Bize nefes aldırmamaya çalışıyorlar. Bir tarafta toz, duman, asbest yığınları diğer tarafta geçici istimlaklarla yok edilen tarım alanları bulunuyor. Bu şehir ve bu şehirde yaşayan halklarımız saldırı altındadır. Depremin ilk gününden beri çadır, su ve hatta ceset torbaları bile getirmeyenler Antakya’yı terk edelim diye ücretsiz otobüs, uçak, pansiyon, otel temin ettiler.

    Molozların hepsi kasıtlı bir şekilde yaşam alanlarına dökülüyor. Yine bu molozlar planlı bir şekilde su havzalarına dökülüyor. İnsanların elinde sınırlı kalan tarım alanlarını da geçici istimlak adı altında ele geçirdiler. Tarım alanlarına dökülen kum, parke taşı, beton ve asfaltlarla artık o tarlaları bir daha tarım yapılamaz hale getiriyorlar.

    Bir gecede alınan acele kamulaştırmalar ile köyler kamulaştırılıyor. İnsanların evlerini, tarlalarını ve milyonları bulan zeytinliklerini ellerinden alıyorlar. Bütün bunların arkasında mezhepçi, rantçı ve sermayeci politikalar var. İlk gün suyu getirmeyenlerle şimdi istimlak edenler ve bugün de size bu faturayı getirenler aynı amacı taşıyorlar. Diyorlar ki ‘Bu şehri terk edin. Ayak bağı olmayın.’ Çünkü bu şehri sermayenin çıkarları için rant temelinde yeniden yapılandıracaklar. Kerbela’dan bugüne kadar bu halk küllerinden yeniden doğup ayağa kalkmıştır. Bu coğrafyayla koparılmaz bağlarımız var. Bu toprakları asla terk etmeyeceğiz.”

    ‘150 gündür ‘Devlet nerede?’ diyoruz’

    Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ise depremzedelere gönderilen faturalara tepki göstererek eleştirilerde bulundu.

    “150 gündür ‘Devlet nerede?’ diyoruz ama 150 gündür de yaralarımızı dayanışarak biz birlikte sarıyoruz. Suyumuzu, ekmeğimizi, aşımızı paylaşarak enkazlardan çıktık. Şimdi bu iktidar bütün evlere fatura gönderiyor” diyen Başkavak, şunları kaydetti:

    Enerjisa 2022 yılında 14 milyar kar ettiyse bunun 10 milyarı vergiden oluşuyor. O zaman bütün elektrik faturalarını Enerjisa ödesin. ‘Vergiyi ödeyeceksin ekmeğe ve istihdama ulaşacaksın’ diyorlar. Ama vergiyi şirketlere ‘vergi indirimi’ olarak dağıtıyorlar. Ödediğimiz vergiler şirketlerin patronlarının kasasına vergi indirimi, teşvik ve kredi olarak giriyor.”

    Çocukların deprem travmasını daha büyük yaşadığını dile getiren Başkavak, çocukların hepsinin rehabilite edileceği ortamlar yaratılana kadar ve yeniden iş ortamları sağlanana kadar mücadele edeceklerini belirtti.

    Milletvekili seçilmesine rağmen hala tutuklu olan Can Atalay’ın açıklaması ise Hatay TİP temsilcileri tarafından okundu.

    ‘Biz insan, su, toprak ve hava için adalet istiyoruz’

    Hatay’da yaşanan sorunlara değinen Atalay’ın açıklaması ise şöyle:

    “Mevcut yapı stoğunun ne kadar dirençsiz olduğu biliniyordu. Hep söylerler; 1999 Ağustos Depremi’ni milat alalım diye. 1999’dan bugüne tam 24 yıl geçti. Bunun 22 yılı bu iktidarla geçti. Önlem almak için fazla bir süreydi.
    Tercihleri insanımızı sakınacak içinden sağ çıkabileceği elverişli ve nispeten ucuz kitlesel bir deprem seferberliği değil. İnşaat ekonomisini harlayacak sadece rantı yüksek yerlerde bina yıkıp yeniden yapmak oldu.

    Daha dün İzmir depreminden sonra bizzat Recep Tayyip Erdoğan rakamlarla mevcut dönüşüm modelinin derde derman olmadığını bu modelle ancak 100 küsür yıl sonra dirençli bir yapı stoğuna erişebileceğimizi itiraf etti. Hatay il sınırları içerisinde sağlam hastane kalmadı. İskenderun Devlet Hastanesi’nin riskli olduğu 2012’de saptanmıştı. Devlet örgütlenmesini tahrip edenler insanları günlerce enkazda yakınlarını çıplak elle enkaz başında tek başına bırakanlar sorumludur.

    Yazın sıcağın ortasında doğdukları büyüdükleri yaşadıkları yerleri terk etmeyen insanlara geçici barınma olanaklarını hala sağlayamayanlar sorumludur. Sadece en alttaki sorumluların değil sistematik şekilde insanın canını değil rantı önceleyen tüm sorumluların gerçek bir yargılamayla hak ettikleri adaletle yüzleşmeleri sadece kaybettiklerimize değil gelecek kuşaklara da sorumluluğumuzdur. Biz insan, su, toprak ve hava için adalet istiyoruz. Sadece adalet değil, bu yıkımın yaralarını saracak biricik şey dayanışmamızdır. Bu dayanışma aynı zamanda yeni bir yurttaşlık bilincinin de yolunu açtı.”

    hatay, eylem, deprem

    Haber ve Fotoğraf: Serap Cömertoğlu İşcan / Yeşil gazete

    Avatar
    Adınız
    Yorum Gönder
    Kalan Karakter:
    Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
    Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.