Benim babam dokuma işçisiydi…

’Dokumacı Mehmet’ olarak anıldığı gibi 'Tekkanat Mehmet' ve 'Koreli Mehmet' diye de anılırdı.

Delikanlı, dobra ve de bıçkın adamdı. Hem mert, hem de sert adam olmasına rağmen genel olarak gülen bir yüzü vardı. Yakınlarım benim de babam gibi güldüğümü söylerler. Gülüşümü, duruşumu, davranışımı da babama benzetirler.

Rahmetli sık sık söylerdi; “Armut dibine düşer” ve “Sarımsağı soydum ektim soyuna çekti, soymadan ektim soyuna çekti” diye…

Dediği gibi de oldu; Armut dibine düştü, sarımsak soyuna çekti.

Ben de genelde gülen bir yüze sahibimdir.

“Sahiptim” desem daha doğru olacak sanki…

Çünkü siyasete başlayıp siyasette belli bir süre geçirdikten sonra benim surat mahkeme duvarı pozisyonuna geldi.

Buraya nereden geldim?

Bütün hayatımız sanal dünyaya endekslendi ya… Facebook’ta gezinirken yerel seçimlerde Karapınar’da Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Mustafa Bozbey’in mitinginde çekilmiş bir resmime denk geldim.

Resimde benim surat tam da mahkeme duvarı gibi…

Gizli bir öfke maske olmuş yüzüme...

Ya hatırlamadığım anlık bir davranış germiş beni ya da siyasetin içinde yaşamış olduğumuz saçma sapan diyaloglar...

Kim bilir hangi şaklabanlar kan doğramış keyfime...

Dikkatle baktığınızda, paylaştığım resmimde görüleceği gibi elimde yavan ekmeğin son parçası kalmış...

Geçen yerel seçimler bir hayli çekişmeli geçmişti Bursa’da…

O seçim çalışmalarında CHP Yıldırım İlçe Kadın Kollarımız saha çalışmalarında katıksız ekmek, pide veya kete ile karınlarını doyuruyorlardı.

Kadınlarımızın fedakârlıkları günlük anmalarla, kutlamalarla karşılık bulmaz… Her zaman her yerde onları baş tacı etmemiz, bilhassa partimizdeki görev yerleri olan makamlarda, mevkilerde onlara yer vermemiz gerekiyor…

Bunu yazmam ayıp kaçıyor ama yazma zorunluluğunda bırakmak daha ayıp bence…

Cumhuriyet Halk Partili Kadınlarımızın çabaları ve fedakârlıkları büyük bir hikâye, hatta efsane olabilecek çok önemli bir gerçek...

Neyse CHP Yıldırım İlçe Kadın Kollarımız, sağ olsunlar benimle de ekmeklerini paylaşmışlardı. Çocukluğumun özlediğim tadını almıştım onların bana ikram ettikleri yavan ekmekten ve ayrıca onur da duymuştum...

Ekmek hayatımdaki en önemli değerlerden biridir ki yavan ekmek de en değerlisidir. Katıksız yavan ekmek; yalansız, doğru, dürüst, onurlu ve erdemli hayatı temsil eder benim için...

CHP Yıldırım Kadın Kolları ile birlikte sahada ve de bütün ülke sathında çalışan tüm kadınlarımızı bu onurlu mücadeleye vermiş oldukları paha biçilemez katkılarından dolayı kutluyor ve önlerinde saygıyla eğiliyorum.

CHP benim içine doğduğum aileme ve içinde çocukluğumu ve gençliğimi yaşadığım eve çok benziyor. Kavga gürültü hiç eksik olmuyor. Fakirlik, sıkıntı hiç eksik olmuyor. Yardımlaşma, yetki, sorumluluk ve yükümlülükleri paylaşma, halden anlama ve sorun çözme gibi konularda eksikliğimiz var. Lakin bütün bunların yanında bütün aile bireyleri onurlu ve bu yüzden de dik başlı insanlar...

Benim ailemin bütün üyeleri dik başlıydı, ben de dik başlıyım. Dik başlı olmamın yanında aşırı sabırlı da bir adamım. Sabır iyi bir kişilik özelliğidir lakin çok uzun soluklu olduğunda bazen öfke patlaması yaratabilir...

Öfkeliyim; aman gözünüzü seveyim aile bireyleri... Vakti zamanı değil...

Mümkün olduğunca sakin olmakta fayda var... Birbirimizi anlamamız ve birbirimize karşı müsamahalı davranmamız gerekiyor... Yardımlaşmamız gerekiyor...

Hatta bu dönemde bugüne kadar hiç yardımlaşmadığımız kadar yardımlaşmamız gerekiyor. İktidar mücadelesi uzun soluklu bir mücadeledir. Bu mücadeleye destek anlamında vakti olan vaktini, nakdi olan nakdini, hiçbir şeyi olmayan sadece gönlünü versin, bilen duasını etsin yeter...

Birbirimize katlanmamız gerekiyor ama şuna da dikkat edelim ki; çok fazla da zorlamayalım...

Ne kadar organize olmaya çalışsak eksiklerimiz olacaktır. Eksiğimiz olsun ama onursuz olmayalım.

Ben her zaman onursuzca kazanmaktansa onurluca kaybetmeyi yeğledim; 52 yıl geçti, bundan sonrası da geçer... Geçer de ben, eski bir yanardağ olan Uludağ'ın eteklerinde büyümüş bir adamım. En az Uludağ kadar görkemli ve yıkıcı olur patlamam...

Aman dedim, aman...

Ben geri dönmem…

Tükürdüğümü yalamam…

Kimseyi de sallamam…

Bu ülkenin hırsızları, aynı zamanda arsız da oldukları için bize göre daha organizeler tabii ki... Bir de onlar birbirlerini iyi yağladıkları için kaygan bir kıvamda her yola gelir, her zemine uyarlar... Bizim derdimiz hırsızlar, arsızlar olmalı...

Bizim birbirimizle derdimiz olmamalı ama biline ki bahar da sancısız gelmez. Her doğum sancılıdır; Önümüzdeki günlerde, kim bilir belki yarın belki yarından da yakın bir zamanda doğacak olan bahar güneşi Bursa'yı da, Türkiye’yi de çiçeklere boğacaktır. O çiçekleri gören partililerimiz, ittifak ortaklarımız, partili partisiz bütün insanlarımız gülümseyeceklerdir ve aynı zamanda da gülümseteceklerdir...

Umut fakirin ekmeği…

Umut etmeliyiz…

Umut etmek yetmez, aynı zamanda da mücadele etmeliyiz.

Mücadele kararlı ve dinç olmayı gerektirir.

Ekmeksiz yaşarız, onursuz yaşayamayız.

Kararlı kalın, dinç kalın, esen kalın dostlar...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güler hoca 1 ay önce

Bu faşist sistem sizler gibi kıymetleri yiyip tüketiyor. Bir yanızın nefret söylemi, diğer yanınız sevgi ve insanlık dolu. yazık oluyo sizlere. Atatürk yaşasaydı sanırım bu soros'puların işgal ettiği chp'ye düşman olurdu.