Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

HÜSEYİN KOÇ yazdı: "Doğru, Bizim İnandığımız Değil; Hakikatin Ölçüsüdür"

Haber Giriş Tarihi: 18.08.2026 16:22
Haber Güncellenme Tarihi: 18.08.2026 16:22
Kaynak: BURSA ARENA
HÜSEYİN KOÇ yazdı: "Doğru, Bizim İnandığımız Değil; Hakikatin Ölçüsüdür"

​Sen ne okuduysan doğru, nerede yetiştiysen doğru, ne öğrendiysen doğru, kimin dizinin dibinde yetiştiysen onun doğruları doğru… Peki böyle düşünürsek, 8 milyar insanın yaşadığı bir dünyada 8 milyar farklı doğru ortaya çıkmaz mı?

​O zaman insanın söylediği her şey, yalnızca kendisine göre doğru olduğu için “hakikat” mi olacaktır? İnsanların inancı, eğitimi, çevresi ve tecrübeleri doğrularını şekillendirir. Fakat bir şeyin bize doğru görünmesiyle gerçekten doğru olması aynı şey değildir.

​Çünkü insan değişir, şartlar değişir, bilgiler ve bakış açıları değişir. Dün doğru zannettiğimizi bugün yanlış görebiliriz. Eğer doğrunun ölçüsü yalnızca insan olsaydı, değişmez bir hakikatten söz etmek mümkün olmazdı. Herkes kendi doğrusunu ilan eder, hakikat kişiden kişiye değişen göreceli bir anlayışa dönüşürdü.

​Oysa her şeyin bir ölçüsü varsa, doğrunun da bir ölçüsü olmalıdır. Uzunluğu metreyle, ağırlığı tartıyla ölçüyoruz. Peki hakikati neyle ölçeceğiz? “Bana göre doğru” demek tek başına bir ölçü olabilir mi? Kendi varlığı bile sınırlı olan insan, nasıl olur da hakikatin mutlak ölçüsü olabilir?

​Günümüzde mesele yalnızca insanların kendi doğrularını savunması değildir. Bazı grup ve yapılar; kendi zihniyetlerini, geleneksel kabullerini veya şahsi anlayışlarını bir ayeti bağlamından kopararak vahyin kendisine mal edebilmektedir.

“Doğru benden değil, Allah’tan” derken, aslında kendi önyargılarını ve ideolojilerini Allah’a ve Resulü’ne söyletme tehlikesi ortaya çıkmaktadır. Böylece insan, kendi düşüncesine ilahi bir zırh giydirmektedir.

​Burada hayati bir ayrım vardır:

Allah’ın hakikatin kaynağı ve ölçüsü olduğuna inanmak başka,İnsanın kendi anlayışını Allah’ın muradıyla özdeşleştirmesi başkadır.

​Allah’ın kelamı mutlak ve kusursuzdur; fakat insanın onu anlama ve yorumlama biçimi sınırlı ve yanılabilirdir.

​Elbette insan aklını kullanacak, düşünecek, sorgulayacak ve kanaate varacaktır. Ancak ulaştığı kanaati hakikatin kendisi değil, hakikate dair kendi anlayışı olarak görmelidir. Aksi hâlde kendi düşüncesini ölçü hâline getirerek kendisini hakikatin merkezine yerleştirir.

​İnanan insan açısından doğrunun nihai ölçüsü insan değil, Allah’tır. İnsan hakikatin sahibi değil, ona uymakla mükellef olan varlıktır. Allah’a tabi olmak, kendi algımızı vahye söyletmek değil; samimiyetle ve dürüstçe vahyin ölçüsüne teslim olmaktır.

​Bu yüzden mesele “Ben neye inanıyorum?” sorusuyla bitmez.

ASIL SORU ŞUDUR:

Benim inandığım şey gerçekten doğru mu ve bunu hangi ölçüyle test ediyorum?

Hakikat, bizim inandığımız şey olduğu için hakikat değildir; biz, hakikate uygun olduğumuz ölçüde doğruyu bulmuş oluruz.

Tüm okur, düşünür, kendini kibirden korumaya çalışan ve koruyan dost ve arkadaşlara selam olsun.

.....

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Kaynak: BURSA ARENA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.