Diyeceksiniz ki, “Rusya’da ne vardı, Türkiye’nin suyu mu çıktı? Ruslar bize gelirken senin ne işin var orada?..”
Haklısınız ama Ruslar artık eskisi gibi bize gelmiyor. Neden acaba diye yerinde görmek, araştırmak istedim. Gitmişken bir de sürekli övgüsünü duyduğum “Volga Volga- Beyaz Geceler” nehir turuna katılmayı düşündüm.
Önce Rus turizm trafiğindeki azalmanın sebebini kestirmeden söyleyeyim. Türkiye çok pahalı, artık Ruslar yarı fiyatın da altındaki İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi rakip ülkeleri tercih ediyorlar. Ayrıca Ukrayna ve ABD-İran savaşı, pahalılık ve enflasyon artışı da, seyahate ilgi ve talebi oldukça azaltmış. Ukrayna harbinden sonra Türkiye’ye yerleşen ve ev alan kaliteli ve meslek sahibi Ukraynalılarla Rusların çoğunu kaybetmişiz. Oturma izninde zorluklar çıkarmışız. Büyük bir kısmı evleri satıp, Gürcistan-Ermenistan-Tayland’a filan gitmişler.
Gelelim kafamızdaki Rusya fotoğrafındaki büyük değişikliğe. Sovyetlerin çökmesinden sonra, Rusya iyice Avrupa’laşmış. Özel sektör öne çıkmış, Moskova ve Leningrad gibi şehirlerin görüntüsü, zengin ve şık mağazalar ile lüks otomobil bolluğu Paris- Cenevre-Brüksel-Viyana’yı andırıyor sanki. Sokaklarda o eski asık suratlı Ruslardan eser kalmamış. Hırpani, bakımsız, makyajsız kimseler dolaşmıyor ortalıkta. Hele gençler, üzerlerinde marka ve çakma Avrupa tişortlarıyla, şapka ve blucinlerle mutlu ve neşeli görünüyorlar. Kafeler, lokanta ve mağazalar kalabalık…
Hani bizim oligark diye bildiğimiz 73 milyarderi var Moskova’nın. Lüks yatlar, lüks sürat tekneleri ile dolu kanallar. Kuryeler büyük şehirlerde de var. Ancak onların motosikletleri elektrikli. Bizde henüz yok ama caddelerde robot kuryelere de rastlıyorsunuz.
Orak-çekiç amblemi neredeyse hiç kalmamış Rusya’da. Eski izleri iyice silmişler. Eski ve görkemli binaları çok muhteşem. Hele Stalin’in yaptırdığı 7 bina var ki, hepsi birer sanat şaheseri. Son çeyrek asırda başlayan yüksek yapılar, Moskova’nın yeni bölümünde. Önemlilerini bizim Türk firmaları yapmışlar. Rahmetli müteahhit Şarık Tara’yı Arbat Caddesindeki alışveriş merkezi, 33 katlı ilk gökdeleni ve konser salonu yaptığı için yaşlıların çoğu tanıyorlar.
Rusya 17 milyon kilometrekare ile dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi. 14 ülkeyle sınır komşusu. Alaska’yı 1867’de 7,2 milyon dolara Amerikalılara satmışlar. Toplam nüfusu 145 milyon olan Rusya’nın kadın nüfusu erkeklerden 10 milyon daha fazla. Nüfus artışını sağlamak için Aşk bayramı ilan etmişler. Bayramdan 9 ay sonra doğanlar için cazip imkânlar, teşvik primleri filan getirmişler, bu yolla nüfusu bir miktar da olsa arttırabilmişler. Ama son yıllarda yine düşüş başlamış. Buna tekrar bir çare arıyorlar şimdi.
Rusya’da başıboş köpeğe rastlamadım, Hele kediyi hiç görmedim. Sadece Leningrat’taki dünyaca ünlü Hermitaj müzesini ve sanat eserlerini farelerden ve haşerelerden korumak için 100’den fazla kedi besliyorlarmış. Rusların da Noel babası var ama onlarınkinin adı değişik. Dad Moroz (Ayaz dede) diyor onlar, ayaz dede de tıpkı Noel baba gibi çocuklara hediyeler dağıtıyorlar.
Moskova metrosu şehrin altını örümcek ağı gibi sarmış. İstasyonlar avizeleri, mozaikleri, vitrayları, heykelleri ve mermer sütunları ile adeta birer sanat müzesi. Moskova’yı özetle deseniz, Kızıl Meydan, Kremlin Sarayı, görkemli kiliseler, matruşka, votka ve Bolşoy tiyatro-opera ve bale binası ile borş çorbası- pelmeni mantısı, (samovar) semaver çay ve medovik pastası demek yeterli olur. Dükkânlarda Putin’in Judo DVD’si ile Gorbaçev’in (Romantik balatlar) albümü yok satıyor. Putin dedim de, halk ayda iki defa görüyor onu televizyonlarda. Rusya genelinde kablo, uydu ve yerel yayın yapan 6700 adet TV kanalı var. Tüm vatandaşların ücretsiz ve yasal olarak erişebileceği 20 adet zorunlu ulusal dijital kanalda ise Putin, ayda bir ulusa seslenişe benzer konuşmalar yapıyor,15 günde bir de, ülkenin her yanından yapılan bağlantılarla halkın sorularını cevaplıyor. Soru soranlar bizdekilere benzer olmalı. Öyle muhalifler her şeyi kolay ve özgür eleştiremiyorlar gibi. Sistem çöktü dedikse, o kadar da çökmemiş henüz.
Devlet, kurumlar, özel sektör tıkır tıkır işliyor. Kargaşa, trafik tıkanıklığı filan yok. Yollar 3-4 şerit gidiş gelişli ve çok geniş. Her yer tertemiz, ağaçlı ve çiçekli. Ağaç dedim de, Rusya’nın orman zenginliği gibisini görmedim. Şehirleri de yemyeşil, kıyıları da, nehirleri de.. Geleneksel tıptan kozmetiğe kadar kullanılan Huş ağaçlarıyla dolu her yer. Soğuk iklimi seven Huş ağaçları bizim Kuzey Karadeniz’de ve Doğu Anadolu’da da var. Ama Rusya’daki gibi yoğun değil.
Rusya kereste ihracında da başı çeken ülkelerden. Ama kesimler ve seyreltmeler planlı yapılıyor, kaçak dal kesimine bile ağır cezalar veriliyor. İlginç bir bilgi, büyük Petro zamanında sakallılar sakal vergisi veriyorlarmış. Aman yanlış anlaşılır, bizde de gelir elde etmek için sakalsızlardan vergi isteyebilirler.
İkinci bir yazıyla Rusya’yı, Volga Volga’yı, beyaz geceleri ve Leningrad’ı anlatmaya devam edeceğim.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
CAN PULAK yazdı: "Rusya ve Beyaz Geceler -1-"
Diyeceksiniz ki, “Rusya’da ne vardı, Türkiye’nin suyu mu çıktı? Ruslar bize gelirken senin ne işin var orada?..”
Haklısınız ama Ruslar artık eskisi gibi bize gelmiyor. Neden acaba diye yerinde görmek, araştırmak istedim. Gitmişken bir de sürekli övgüsünü duyduğum “Volga Volga- Beyaz Geceler” nehir turuna katılmayı düşündüm.
Önce Rus turizm trafiğindeki azalmanın sebebini kestirmeden söyleyeyim. Türkiye çok pahalı, artık Ruslar yarı fiyatın da altındaki İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi rakip ülkeleri tercih ediyorlar. Ayrıca Ukrayna ve ABD-İran savaşı, pahalılık ve enflasyon artışı da, seyahate ilgi ve talebi oldukça azaltmış. Ukrayna harbinden sonra Türkiye’ye yerleşen ve ev alan kaliteli ve meslek sahibi Ukraynalılarla Rusların çoğunu kaybetmişiz. Oturma izninde zorluklar çıkarmışız. Büyük bir kısmı evleri satıp, Gürcistan-Ermenistan-Tayland’a filan gitmişler.
Gelelim kafamızdaki Rusya fotoğrafındaki büyük değişikliğe. Sovyetlerin çökmesinden sonra, Rusya iyice Avrupa’laşmış. Özel sektör öne çıkmış, Moskova ve Leningrad gibi şehirlerin görüntüsü, zengin ve şık mağazalar ile lüks otomobil bolluğu Paris- Cenevre-Brüksel-Viyana’yı andırıyor sanki. Sokaklarda o eski asık suratlı Ruslardan eser kalmamış. Hırpani, bakımsız, makyajsız kimseler dolaşmıyor ortalıkta. Hele gençler, üzerlerinde marka ve çakma Avrupa tişortlarıyla, şapka ve blucinlerle mutlu ve neşeli görünüyorlar. Kafeler, lokanta ve mağazalar kalabalık…
Hani bizim oligark diye bildiğimiz 73 milyarderi var Moskova’nın. Lüks yatlar, lüks sürat tekneleri ile dolu kanallar. Kuryeler büyük şehirlerde de var. Ancak onların motosikletleri elektrikli. Bizde henüz yok ama caddelerde robot kuryelere de rastlıyorsunuz.
Orak-çekiç amblemi neredeyse hiç kalmamış Rusya’da. Eski izleri iyice silmişler. Eski ve görkemli binaları çok muhteşem. Hele Stalin’in yaptırdığı 7 bina var ki, hepsi birer sanat şaheseri. Son çeyrek asırda başlayan yüksek yapılar, Moskova’nın yeni bölümünde. Önemlilerini bizim Türk firmaları yapmışlar. Rahmetli müteahhit Şarık Tara’yı Arbat Caddesindeki alışveriş merkezi, 33 katlı ilk gökdeleni ve konser salonu yaptığı için yaşlıların çoğu tanıyorlar.
Rusya 17 milyon kilometrekare ile dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi. 14 ülkeyle sınır komşusu. Alaska’yı 1867’de 7,2 milyon dolara Amerikalılara satmışlar. Toplam nüfusu 145 milyon olan Rusya’nın kadın nüfusu erkeklerden 10 milyon daha fazla. Nüfus artışını sağlamak için Aşk bayramı ilan etmişler. Bayramdan 9 ay sonra doğanlar için cazip imkânlar, teşvik primleri filan getirmişler, bu yolla nüfusu bir miktar da olsa arttırabilmişler. Ama son yıllarda yine düşüş başlamış. Buna tekrar bir çare arıyorlar şimdi.
Rusya’da başıboş köpeğe rastlamadım, Hele kediyi hiç görmedim. Sadece Leningrat’taki dünyaca ünlü Hermitaj müzesini ve sanat eserlerini farelerden ve haşerelerden korumak için 100’den fazla kedi besliyorlarmış. Rusların da Noel babası var ama onlarınkinin adı değişik. Dad Moroz (Ayaz dede) diyor onlar, ayaz dede de tıpkı Noel baba gibi çocuklara hediyeler dağıtıyorlar.
Moskova metrosu şehrin altını örümcek ağı gibi sarmış. İstasyonlar avizeleri, mozaikleri, vitrayları, heykelleri ve mermer sütunları ile adeta birer sanat müzesi. Moskova’yı özetle deseniz, Kızıl Meydan, Kremlin Sarayı, görkemli kiliseler, matruşka, votka ve Bolşoy tiyatro-opera ve bale binası ile borş çorbası- pelmeni mantısı, (samovar) semaver çay ve medovik pastası demek yeterli olur. Dükkânlarda Putin’in Judo DVD’si ile Gorbaçev’in (Romantik balatlar) albümü yok satıyor. Putin dedim de, halk ayda iki defa görüyor onu televizyonlarda. Rusya genelinde kablo, uydu ve yerel yayın yapan 6700 adet TV kanalı var. Tüm vatandaşların ücretsiz ve yasal olarak erişebileceği 20 adet zorunlu ulusal dijital kanalda ise Putin, ayda bir ulusa seslenişe benzer konuşmalar yapıyor,15 günde bir de, ülkenin her yanından yapılan bağlantılarla halkın sorularını cevaplıyor. Soru soranlar bizdekilere benzer olmalı. Öyle muhalifler her şeyi kolay ve özgür eleştiremiyorlar gibi. Sistem çöktü dedikse, o kadar da çökmemiş henüz.
Devlet, kurumlar, özel sektör tıkır tıkır işliyor. Kargaşa, trafik tıkanıklığı filan yok. Yollar 3-4 şerit gidiş gelişli ve çok geniş. Her yer tertemiz, ağaçlı ve çiçekli. Ağaç dedim de, Rusya’nın orman zenginliği gibisini görmedim. Şehirleri de yemyeşil, kıyıları da, nehirleri de.. Geleneksel tıptan kozmetiğe kadar kullanılan Huş ağaçlarıyla dolu her yer. Soğuk iklimi seven Huş ağaçları bizim Kuzey Karadeniz’de ve Doğu Anadolu’da da var. Ama Rusya’daki gibi yoğun değil.
Rusya kereste ihracında da başı çeken ülkelerden. Ama kesimler ve seyreltmeler planlı yapılıyor, kaçak dal kesimine bile ağır cezalar veriliyor. İlginç bir bilgi, büyük Petro zamanında sakallılar sakal vergisi veriyorlarmış. Aman yanlış anlaşılır, bizde de gelir elde etmek için sakalsızlardan vergi isteyebilirler.
İkinci bir yazıyla Rusya’yı, Volga Volga’yı, beyaz geceleri ve Leningrad’ı anlatmaya devam edeceğim.
En Çok Okunan Haberler