Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

CAN PULAK yazdı: "Çatı- Mavikart- Marinalar"

Haber Giriş Tarihi: 23.08.2026 09:05
Haber Güncellenme Tarihi: 23.08.2026 09:07
Kaynak: BURSA ARENA
CAN PULAK yazdı: "Çatı- Mavikart- Marinalar"

Gökova koca bir deniz, her yerini yazmaya kalksam sayfalar yetmez. Onun için belli noktaların ve sorunların üzerinde durmak gerek..

Karacasöğüt eski cazibesini kaybetmiş, çevresi teknelerle çevrilmiş, koy değil limana dönmüş adeta. 150’ye yakın bağlı, 60 civarında da denizin ortasına demirlemiş yelkenli-yelkensiz tekne kalabalığı... Küçücük ama şaheser bir koyu böylesine rezil etme başarısını(!) sağlamak kolay bir iş değil. Paranın ve yasadışı gücün etkisi işte.

Girişte yelken okulu olarak çalışan ama şimdi marina haline gelmiş bir işletme. Aslında çok başarılı ve örnek bir okuldu. Bu yıl okul açılmamış ama marina çalışıyor ve dolu. Yan tarafını işgal edebilmek amacıyla, 10 yıldan çok önce ölen fok balığı badem için rahmetli Mustafa Koç’un yaptırdığı kafesi yerleştirmişler, tüm çabalara rağmen kimse kaldırtamamış bunu. Giriş trafiğini engelliyor, gece seyri için tehlikeli ama aldıran yok. Sahil Güvenlik botu her gün önünden geçiyor ama farkında bile değil sanki.

Köylünün evine balkon, hayvanına ağıl bile yapamadığı yerde çok sayıda kaçak yapı yapılmış. Denizden koya girişin kayalıklarında hem de 4 katlı bina, büyük cesaret ya da büyük güç doğrusu. Türkiye’de yasaya uygun bir şey yaparsanız başınız belaya giriyor. Kaçak yaptınız mı, bir yolunu bulup sıyrılıyorsunuz işin içinden. Yapanın yanına kar kalan bir anlayış ve uygulama yani.. Köyün iki güzel restoranı, aradığınız her şeyi bulabileceğiniz zengin bir marketi var.

Eskiden mütevazı bir bağlama iskelesine sahip olan Karacasöğüt, şimdi büyütülmek istenen ve MUÇEV tarafından işletilen bir marina sorunu ile uğraşıyor. Aslında devlet tarafından kurulan, sonradan adı değiştirilip vakıf haline getirilen Muçev, sadece Gökova’da değil, tüm sahillerde büyük problem. Plajları, iskeleleri, marinaları aklınıza gelen denizle ilgili her şeyi işletmeye çalışıyor. Üstelik de çok kötü işletiyor. Buna da bir çare bulan yok. Her şeyi özelleştiren devlet iskele mi, plaj mı, büfe mi işletir ya da işlettirir? Akıl alacak gibi değil.

MUÇEV Karacasöğüt’teki marinayı büyütme işini sessiz sedasız birine vermiş. İşe başlanmış, kazıklar çakılmış ama çevreciler müthiş bir mücadeleyle işi durdurmuşlar. Sen misin durduran, MUÇEV bu kere iskeleyi yaptırmaya çalıştığı firmaya kiralamış. İşe bakın, şimdi o firma çalıştırıyor büyütmeye çalıştığı marinacığı. Dedim ya, güçlü olan şöyle ya da böyle hep kazanıyor. Kazanıyor da, bari doğru dürüst işletse ya orayı. Gidin görün rezalet, gelen tekneyi bağlayacak personeli bile siz dolaşarak arayıp buluyorsunuz. Geceleme 5000 lira, elektrik 300, su bedava. İskelenin arkasından yelken okuluna kadar giden yere bağlanan tekneler, balıkçılar ve botlar ile sahil pislik içinde. Buraları temizleyen kimse yok.

Karşı sahile ormana Piri Reis çeşmesi yaptırmış, bakımını da yine ormana bırakmıştım. Nefis bir suyu vardı ve bu su, Piri Reis’in 1521 yılında yazdığı “Kitab-ı Bahriye”sinde bile yer alıyordu. Şimdi gelenler kirletiyor diye orayı da devreden çıkarmışlar. Yazık hem de çok yazık.

Yeri gelmişken çok önemli bir sorunu da belirteyim. Bölgenin bir değil, birkaç marinaya ihtiyacı var. Marina eksiği ve mevcutların çok pahalı olması yüzünden millet, teknesini müsait gördüğü yere demirliyor, tonozlara bağlıyor ya da alargada kalıp trafiği de güvenliği de engelliyor. Tekne mendil değil ki, katlayıp cebine koyasın.

Ayrıca devletin marinalardan aldığı ücret de çok astronomik. Karadaki çok değerli arsalardan misliyle pahalı ücreti, marinaların denizde kapladığı alanlardan almaya kalkınca, haliyle marinalar da fahiş ücreti teknelere yüklemek zorunda kalıyorlar. Bu işe acilen bir çare bulunmalı, devlet ihtiyaç duyulan turizm ve sahil kentlerine yeni ve çok ucuz marina yerleri tahsis etmeli, tahsisler de sektörün ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak yapılmalıdır.

Bu arada amatör denizciliğin tam manasıyla sahipsiz kaldığını, kıçtan takma motorlu kayıkların, küçük yelkenlilerin, sandal ve botların bağlanacak yer bulamadıklarını, bu durumun da amatör denizciliğin gelişimini zorda bıraktığını artık farketmek zorundayız.

Milli emlak küçük tekneler için belediyelere bağlama yerleri vermeli, belediyeler de buralara küçük cepler açarak amatör denizcilerin sembolik ücretlerle teknelerini bağlama sorunlarını çözmelidir. Bunlar zor işler değildir. Yeter ki çözümü bilgili ve ehil eller uygulasınlar.

Yola devam edelim ve rotayı Löngöz’e, oradan da küçük ve büyük çatıya çevirelim. Buraları pek bozulmamış, Löngöz’de Ali duruma hakim, gelen teknelere ücretiyle hizmet veriyor, ihtiyaçlarını karşılıyor.

Büyükçatı ise daha farklı. Balıkçı barınağı gibi duruyor ama sürekli demirli bazı tekneler görünümü marinaya çevirmiş. Sahipleri ortalarda yok, kapatıp gitmişler. Zaman zaman gelip açıyorlar, ev gibi kullanıyorlar yani. Bu duruma sadece Gökova’da değil, Hisarönü dahil çok yerde rastladım. Dedim ya, marina sayısını arttırmadıkça ve teknelerin makul ücretlerle bağlanmalarını sağlamadıkça, denizdeki bu disiplinsizlik ve çirkin görüntüler sürer gider.

Mavikart uygulaması da “dostlar alışverişte görsün” kabilinden sürüyor hala. TURMEPA’nın iyi niyetlerle önerdiği ancak altyapısı düşünülmeden uygulanan bu komik karar, ne yazık ki ciddi bir yarar sağlayamadı. Yeterli atık toplama teknesi yok, toplanan atıkları tasfiye edecek sistem çok yerde mevcut değil, sıvı atıkların bazı yerlerde kanalizasyonla deşarj edildiği biliniyor. Atığı olmadığı halde ödeme yapmak zorunda bırakılanlar görülüyor. Bir kargaşa, bir komedi ki sormayın gitsin. Bu durumda Sahil Güvenlik de zor durumda kalıyor. Cezalara itirazlar, tepkiler, öfkeler.. Mahkeme kapılarında hak aramalar yıllardır devam ediyor ama ortak akıl bir türlü devreye girip bu sorunu çözemiyor. Çözemiyor çünkü çözümden sorumlu olanlar soruna ve konuya yabancılar, üstelik de yetkileri sınırlı. Neyse bu konuyu ilerde tekrar işlemeye devam edeceğim.

Bir haftalık Gökova gözlemlerimin özetini sizlerle paylaştım. Çok kötü, çok üzücü şeyler gördüm ama yoğun yerleşim alanları hariç genelde mahvolmuş, rezil olmuş, artık düzelmez bir fotoğrafa da rastlamadım.

Çeşitli duyumlar ve tahsis dedikodularıyla büyük zarar gördüğünü düşündüğüm Gökova’yı, çok hırpalanmış, değerini ve güzelliğini oldukça kaybetmiş bulmadığımı (yangından zarar gören ormanlar hariç) söylemeliyim. Koyların çoğu yine bakir, yine güzel, sahili ve denizi yine pırıl pırıl. Merak etmeyin, bu yıl iyi yağış aldığı için yangın bölgeleri de hafiften yeşermeye başlamış. Ayrıca Gökova’yı bilinçli koruyan çevrecilerin sayıları da iyice artmış. Buna da çok sevindim doğrusu..

.....

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Kaynak: BURSA ARENA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.