ALPER ŞİRVAN yazdı: "Para Bizi Bozmasın Dedik Ama…"
ALPER ŞİRVAN yazdı: "Para Bizi Bozmasın Dedik Ama…"
Haber Giriş Tarihi: 02.07.2026 09:41
Haber Güncellenme Tarihi: 02.07.2026 09:41
Kaynak:
Bursa Arena
İnsanlık tarihi, soyut değerler ile somut ihtiyaçların bitmek bilmeyen mücadelesine sahne olmuş.
Bu mücadelenin en net görüldüğü alanlardan biri de para ve idealizm arasındaki ilişki...
İlk bakışta birbirine tamamen zıt kutuplar gibi görünen bu iki kavram —biri tamamen maddî, ölçülebilir ve pragmatik; diğeri ise manevi, ilkesel ve hatta düşsel— aslında insan hayatının ve toplumsal ilerlemenin iki temel motorudur. Aralarındaki ilişki, basit bir çatışmadan ziyade, doğru yönetilmesi gereken hassas bir denge oyunu…
İdealizm; dünyayı daha iyi bir yer yapma, sanatta ve hayatta yüceleşme, adaleti savunma veya toplumsal bir fayda üretme arzusudur. Para ise çoğu zaman bu saf duyguları kirleten, bencilliği körükleyen bir araç olarak görülse de insan için inkâr edilemez bir ihtiyaç…
Sanatta ve Edebiyatta Çatışma: Bir yazarın, şairin veya ressamın sadece "popüler olanı satıp para kazanmak" amacıyla eser üretmesi, idealizmin kaybı ve ticarileşme (metalaşma) olarak yorumlanır. "Sanat, sanat içindir" düsturu, paranın getirdiği kısıtlamalara bir başkaldırıdır. Toplumsal Projelerde Çıkmaz: Topluma fayda sağlamak amacıyla yola çıkan oluşumlar (dernekler, kolektif hareketler), finansal kaygılar işin içine girdiğinde yönlerini kaybedebilirler. Para, ideallerin önüne geçtiğinde kurumlar temel ruhtan uzaklaşır.
Bu perspektiften bakıldığında, paranın idealizmin prangası haline geldiği görülür. “Yaşamak” ile “hayatta kalmak” arasındaki uçurum, insanı hayallerinden uzaklaştırabilir.
Ancak madalyonun diğer yüzü bize bambaşka bir gerçeklik sunar: İdealler, finansal bir zemin bulamadığı sürece soyut birer temenniden ibaret kalmakta. Bu da ayrı bir güncel gerçeklik…
En sağlıklı ilişki, paranın araç, idealizmin ise amaç olarak kaldığı model belki ama bunu yapabilen insan çok değil. Parayı bulan da bulmayan da kişisel çıkarları gereği değerlerini tezgâha koymaya teşne.
Sonuç olarak; para ve idealizm, bir kuşun iki kanadı gibi aslında. Sadece parayla uçmaya çalışanlar hangi değeri savunuyor görünürlerse görünsünler, malum yeşilde kaybolurken; sadece idealizmle uçmak isteyenler hayatın gerçeklerinin yerçekimine yenik düşmekten kaçamıyor.
Yıllar önce “Ekmek Teknesi” diye bir dizi vardı. Oradaki karakterlerin biri, mahallenin muhafazakâr abisine “para bizi bozmasın Celal abi” diye seslenirdi.
O günlerden bugünlere neler olageldiğini hepimiz biliyoruz, değil mi?
Kendini mazlum olarak görüp bu çizgide yaşayanların elde ettiği her güç, sahibini canavarlaştırır.
Siyasetteki birtakım gelişmeler, hiçbir grubun sütten çıkmadığını görmemiz, kişilere/gruplara ve hatta kendi ‘mahallemize’ değil prensiplere bağlı kalma gerekliğini anlamamız açısından hayra vesile olmuş olabilir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ALPER ŞİRVAN yazdı: "Para Bizi Bozmasın Dedik Ama…"
İnsanlık tarihi, soyut değerler ile somut ihtiyaçların bitmek bilmeyen mücadelesine sahne olmuş.
Bu mücadelenin en net görüldüğü alanlardan biri de para ve idealizm arasındaki ilişki...
İlk bakışta birbirine tamamen zıt kutuplar gibi görünen bu iki kavram —biri tamamen maddî, ölçülebilir ve pragmatik; diğeri ise manevi, ilkesel ve hatta düşsel— aslında insan hayatının ve toplumsal ilerlemenin iki temel motorudur. Aralarındaki ilişki, basit bir çatışmadan ziyade, doğru yönetilmesi gereken hassas bir denge oyunu…
İdealizm; dünyayı daha iyi bir yer yapma, sanatta ve hayatta yüceleşme, adaleti savunma veya toplumsal bir fayda üretme arzusudur. Para ise çoğu zaman bu saf duyguları kirleten, bencilliği körükleyen bir araç olarak görülse de insan için inkâr edilemez bir ihtiyaç…
Sanatta ve Edebiyatta Çatışma: Bir yazarın, şairin veya ressamın sadece "popüler olanı satıp para kazanmak" amacıyla eser üretmesi, idealizmin kaybı ve ticarileşme (metalaşma) olarak yorumlanır. "Sanat, sanat içindir" düsturu, paranın getirdiği kısıtlamalara bir başkaldırıdır. Toplumsal Projelerde Çıkmaz: Topluma fayda sağlamak amacıyla yola çıkan oluşumlar (dernekler, kolektif hareketler), finansal kaygılar işin içine girdiğinde yönlerini kaybedebilirler. Para, ideallerin önüne geçtiğinde kurumlar temel ruhtan uzaklaşır.
Bu perspektiften bakıldığında, paranın idealizmin prangası haline geldiği görülür. “Yaşamak” ile “hayatta kalmak” arasındaki uçurum, insanı hayallerinden uzaklaştırabilir.
Ancak madalyonun diğer yüzü bize bambaşka bir gerçeklik sunar: İdealler, finansal bir zemin bulamadığı sürece soyut birer temenniden ibaret kalmakta. Bu da ayrı bir güncel gerçeklik…
En sağlıklı ilişki, paranın araç, idealizmin ise amaç olarak kaldığı model belki ama bunu yapabilen insan çok değil. Parayı bulan da bulmayan da kişisel çıkarları gereği değerlerini tezgâha koymaya teşne.
Sonuç olarak; para ve idealizm, bir kuşun iki kanadı gibi aslında. Sadece parayla uçmaya çalışanlar hangi değeri savunuyor görünürlerse görünsünler, malum yeşilde kaybolurken; sadece idealizmle uçmak isteyenler hayatın gerçeklerinin yerçekimine yenik düşmekten kaçamıyor.
Yıllar önce “Ekmek Teknesi” diye bir dizi vardı. Oradaki karakterlerin biri, mahallenin muhafazakâr abisine “para bizi bozmasın Celal abi” diye seslenirdi.
O günlerden bugünlere neler olageldiğini hepimiz biliyoruz, değil mi?
*************************************************************************************************
Haftanın Notu:
Kendini mazlum olarak görüp bu çizgide yaşayanların elde ettiği her güç, sahibini canavarlaştırır.
Siyasetteki birtakım gelişmeler, hiçbir grubun sütten çıkmadığını görmemiz, kişilere/gruplara ve hatta kendi ‘mahallemize’ değil prensiplere bağlı kalma gerekliğini anlamamız açısından hayra vesile olmuş olabilir.
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız
Kaynak: Bursa Arena
En Çok Okunan Haberler