MÜJDAT KAYAYERLİ yazdı: "Mutlu Bir Toplum İçin: Adalet, Güvence ve Katılım"
MÜJDAT KAYAYERLİ yazdı: "Mutlu Bir Toplum İçin: Adalet, Güvence ve Katılım"
Haber Giriş Tarihi: 01.07.2026 17:11
Haber Güncellenme Tarihi: 01.07.2026 17:11
Kaynak:
Bursa Arena
İyi yönetim ve yönetişimde siyasal katılımın, kamu hizmetlerinin, yönetici performansının rolü büyüktür.
Türk Toplumunun mutluluk endeksinin yükselebilmesi için, eşitlikçi anlayışa, kollektif çalışma alışkanlığına ihtiyaç olduğu gibi, dengeli, insanın ruhî, maddî, fizîkî ve toplumsal sorunlarını çözme stratejisi hazırlamak ve projeler ortaya koymak zorunludur. Ancak bu şekilde sosyal-ekonomik kalkınma, iyi bir yönetişim, kültürün korunması sağlanabilir. Toplumsal canlanma sürdürülebilir bir hale getirilebilir.
Her kurumda, her sivil toplumda insanlarımızın, özellikle gençlerimizin endişe, üzüntü, kırgınlık ve kızgınlıktan, ataletten uzaklaştırılması için, olumlu duygular içeren gülmek, zevk almak, ilginç bir şeyler öğrenmek, başarmak ve yeni bir şeyler bulmak ve yapmak eğilimleri artırılmalıdır.
Gençlik, yaşlılık ve emeklilik her zaman birbirini tamamlayan süreçlerdir. Çalıştıkları zamanda ortaya koydukları her eserde emeği olan çalışan her kesimin, iyi yurttaşlarımızın gelecek güvencelerinin sağlanması ve güvence altına alınması, temel bir insan hakkıdır. Uzun yıllar çalışılarak kazanılan emeklilik de kutsal bir haktır. Bu bakımdan emeklilerin kimseye muhtaç olmadan sosyal güvenliklerinin sağlanmasında büyük yararlar vardır.
Siyasetin emeklisi olmaz ama emekli siyasetçi hala çalışıyor, topluma yararlı işler yapmaya devam ediyorsa da, sistemde de, siyasi parti mensuplarında da bir yanlış var demektir. Gençlerimizin daha iyi kendilerini geliştirmeleri gerekir.
Siyaset, toplumsal canlanmanın önünü açacak bir köprü olmak zorundadır; tıkayan bir baraj değil. Bugünün siyasetçileri, altlarındaki koltukları birer imtiyaz alanı olarak görmeyi bırakmalı ve asıl vazifelerinin, arkalarından gelen nesillere yol açmak olduğunu idrak etmelidir. Kendini yenilemeyen, gençlik enerjisine ve dinamizmine alan tanımayan her siyasi anlayış, toplumu atalete ve dolayısıyla gerilemeye mahkûm eder.
Bir ülkede toplumsal canlanmanın başlayabilmesi, siyaset kurumunun aynaya bakmasıyla mümkündür. Siyasetçiler, gençlerin endişelerini ve kırgınlıklarını sadece uzaktan seyretmekle kalmamalı, bu öfkeyi ve enerjiyi üretime dönüştürecek reformları cesaretle hayata geçirmelidir. Gençliği siyasetin sadece bir "seçmen skoru" veya "figüranı" olarak gören dar yaklaşım, toplumsal çürümeyi hızlandırır. Siyasetçileri, günü kurtaran politikalardan sıyrılıp, geleceği inşa edecek vizyoner bir liyakat sistemini kurmaya davet ediyorum.
Toplumsal canlanma, tepeden inme kararlarla değil; tabanın, yani gençliğin ve üreten kesimlerin sisteme entegre edilmesiyle başlar. Siyaset mekanizması eğer kendi içinde bir statüko üretiyor ve hep aynı aktörlerle dönüp duruyorsa, orada büyük bir yönetim zafiyeti var demektir. Siyasetçilerin asli görevi, toplumsal dinamikleri bastırmak veya kendi haline bırakmak değil, o dinamiklerin önünü açarak devleti ve toplumu sürekli zinde tutmaktır.
"Bir toplum, bir millet, bir erkek ve bir kadından oluşur. Mümkün müdür ki, bir taraf yerde zincirlerle tutulmuşken diğeri yükselsin."
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu veciz sözünün tüm gençlerimizin motivasyon sağlamasına vasıta olacağını düşünüyor, onların sosyal hayatta daha etkin, dinamik ve adil bir şekilde yer almalarını yürekten destekliyorum.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MÜJDAT KAYAYERLİ yazdı: "Mutlu Bir Toplum İçin: Adalet, Güvence ve Katılım"
İyi yönetim ve yönetişimde siyasal katılımın, kamu hizmetlerinin, yönetici performansının rolü büyüktür.
Türk Toplumunun mutluluk endeksinin yükselebilmesi için, eşitlikçi anlayışa, kollektif çalışma alışkanlığına ihtiyaç olduğu gibi, dengeli, insanın ruhî, maddî, fizîkî ve toplumsal sorunlarını çözme stratejisi hazırlamak ve projeler ortaya koymak zorunludur. Ancak bu şekilde sosyal-ekonomik kalkınma, iyi bir yönetişim, kültürün korunması sağlanabilir. Toplumsal canlanma sürdürülebilir bir hale getirilebilir.
Her kurumda, her sivil toplumda insanlarımızın, özellikle gençlerimizin endişe, üzüntü, kırgınlık ve kızgınlıktan, ataletten uzaklaştırılması için, olumlu duygular içeren gülmek, zevk almak, ilginç bir şeyler öğrenmek, başarmak ve yeni bir şeyler bulmak ve yapmak eğilimleri artırılmalıdır.
Gençlik, yaşlılık ve emeklilik her zaman birbirini tamamlayan süreçlerdir. Çalıştıkları zamanda ortaya koydukları her eserde emeği olan çalışan her kesimin, iyi yurttaşlarımızın gelecek güvencelerinin sağlanması ve güvence altına alınması, temel bir insan hakkıdır. Uzun yıllar çalışılarak kazanılan emeklilik de kutsal bir haktır. Bu bakımdan emeklilerin kimseye muhtaç olmadan sosyal güvenliklerinin sağlanmasında büyük yararlar vardır.
Siyasetin emeklisi olmaz ama emekli siyasetçi hala çalışıyor, topluma yararlı işler yapmaya devam ediyorsa da, sistemde de, siyasi parti mensuplarında da bir yanlış var demektir. Gençlerimizin daha iyi kendilerini geliştirmeleri gerekir.
Siyaset, toplumsal canlanmanın önünü açacak bir köprü olmak zorundadır; tıkayan bir baraj değil. Bugünün siyasetçileri, altlarındaki koltukları birer imtiyaz alanı olarak görmeyi bırakmalı ve asıl vazifelerinin, arkalarından gelen nesillere yol açmak olduğunu idrak etmelidir. Kendini yenilemeyen, gençlik enerjisine ve dinamizmine alan tanımayan her siyasi anlayış, toplumu atalete ve dolayısıyla gerilemeye mahkûm eder.
Bir ülkede toplumsal canlanmanın başlayabilmesi, siyaset kurumunun aynaya bakmasıyla mümkündür. Siyasetçiler, gençlerin endişelerini ve kırgınlıklarını sadece uzaktan seyretmekle kalmamalı, bu öfkeyi ve enerjiyi üretime dönüştürecek reformları cesaretle hayata geçirmelidir. Gençliği siyasetin sadece bir "seçmen skoru" veya "figüranı" olarak gören dar yaklaşım, toplumsal çürümeyi hızlandırır. Siyasetçileri, günü kurtaran politikalardan sıyrılıp, geleceği inşa edecek vizyoner bir liyakat sistemini kurmaya davet ediyorum.
Toplumsal canlanma, tepeden inme kararlarla değil; tabanın, yani gençliğin ve üreten kesimlerin sisteme entegre edilmesiyle başlar. Siyaset mekanizması eğer kendi içinde bir statüko üretiyor ve hep aynı aktörlerle dönüp duruyorsa, orada büyük bir yönetim zafiyeti var demektir. Siyasetçilerin asli görevi, toplumsal dinamikleri bastırmak veya kendi haline bırakmak değil, o dinamiklerin önünü açarak devleti ve toplumu sürekli zinde tutmaktır.
"Bir toplum, bir millet, bir erkek ve bir kadından oluşur. Mümkün müdür ki, bir taraf yerde zincirlerle tutulmuşken diğeri yükselsin."
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu veciz sözünün tüm gençlerimizin motivasyon sağlamasına vasıta olacağını düşünüyor, onların sosyal hayatta daha etkin, dinamik ve adil bir şekilde yer almalarını yürekten destekliyorum.
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız
Kaynak: Bursa Arena
En Çok Okunan Haberler