Bursa Arena E'Gazete
2022-02-10 00:57:13

İnsan ve Tek Gerçek?

ÖZKAN GÜNAL

10 Şubat 2022, 00:57

İnsan, cemadat değildir, nebadat değildir, mahlûkat da değildir. Bu sebeple durağan ve sadece yaşamsallığını devam ettiren hallerin dışında yaşamın içinde bulunuş haliyle yaşama yön veren, kendisi dışında yaratılmış olanlarda tasarruf edebilen, bilinçli ve irade sahibi varlıktır ve insanlığı, kul olarak yaratılmış olmasından gelen kutsiyettir. Kul olarak yaratılanın özellikleri bu kulluğu yerine getirebilsin diye emanet verilmiştir. Ahzâb suresi, 72. Ayeti kerimede,

Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.

denilerek bu gerçek ifade edilir. İnsanın duyguları, düşünceleri, hisleri, bilgisi vardır. İnsanın, doğruları, yanlışları, şartlanmaları, kısasları vardır. İnsanın, seçimleri ve istekleri vardır. Ama zulmanî ama Rahmanî ama aynı anda sahiplendiği için her ikisini de içeren vasıfları vardır. İnsanın, bilgisi, hisleri, düşünesi doğrultusunda istekleri sonucu yaptıkları vardır ve tüm bunlar insanı yaşamın içinde aktif ve yöneltici, belirleyici yapar çünkü insan, hatalarıyla, doğrularıyla, geçmişiyle birlikte şu anıyla da bütün olarak insandır. İnsanın, kendisini, kendisini oluşturan yani ben dediği bilincinin içini dolduklarını, dünyevî malı, parayı, makamı, gücü sahiplenme özelliği ve bu özelliğiyle kendisini ilahlaştırması vardır. Cenab-ı Allah, İnsan suresi, 3. Ayeti kerimede,

Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankör.

buyurarak, insanın var oluşsallığındaki konumunu bildirmektedir. İnsan, Hak ve batılın ne olduğu kendisine bildirilebilen ve bildirileni anlayıp, gözlemleyip, seçim yapabilen canlıdır. İşte insan, yaşamın içinde seçimleriyle bulunurken yaşamını bu seçimleriyle şekillendirir. İster insanlığını yaratılış gayesi üzerine Allah’a kulluk içinde bulunurken isterse Allah’a değil dünyanın kulu olarak dünyaya sahip olma hırsıyla bulunur lakin insan şunu çok iyi anlamalıdır ki, yaşamın içinde bulunuş hali, düşünceleri, hisleri, yaptıkları, seçtiği yaşam şekli kendisinin kim olduğunu belirler. Seçimler, istekler, bilgi, düşünce, yapılanlar, öncelik ve değer verilenler, önemsenenler, sevilen, zikredilen neyse, insan da odur!

İnsan, ister bu dünyada Allah’a kul olarak önceliğini kulluktan yana kullanırken dünyeviliğe yaşamsallığının devamlılığı için, sorumluluklarını yerine getirebilecek kadar değer versin ister Allah’ı, imanı arka planına atıp görmezden gelerek, egosunun esareti altında dünyaya değer verip dünyanın sahibi olmak adına yaşasın, bir gün mutlaka ölecektir. Bu da bizlere ölümün, imandan sonra dünyadaki tek gerçek olduğunu göstermektedir.

Şunu alamadım şunu aldım, bunu yapamadım şunu yaptım, onu alabildim bunu alamadım, bu öyle olmadı şöyle oldu, bu kadar malım var, bu dara param var, şöyle güçlüyüm, şöyle varlıklıyım, şöyle makamım var, benim istediğim gibi olmadı istediğim gibi oldu şeklindeki olguların yanında, bu böyle yaptı, şu şöyle yaptı, bu şunu dedi, öbürü bunu dedi, ben şöyle dedim ve yaptım gibi işlerle birlikte, kızgınlık, öfke, nefret, haset, kıskançlık nereye kadar, ne kadar önemi var, nerede son buluyor yani hükmü nerede bitiyor? İşte insanın sorması gereken soru bu!

Ölüm gelince ne önemi var?

Ölüm, her doğanın yaşayacağı mutlak sondur ve ölüm imanla birlikte kendisi dışında her şeyin hükmünü düşürür. Bu yüzden insan, ölüm gerçeğini göz ardı edip yokmuş gibi yapmaktan kendisini kurtarıp bir an önce, ölüm gelince değersiz olduğunu gördüğü her şeyi bir kenara bırakmalı, ölümün gösterdiği gerçek değerlere yönelmelidir. İnsan, zulmaniyetten rahmaniyete dönüp, rahmanî vasıflar içinde yaşamalıdır. Elindekinin değerini kaybedince anlayan henüz insanlığının farkında olmayandır. Nefret, öfke, haset, kibir, kin gibi zalimlik araçlarına tâbî, cimrilik, duygu, düşünce, eylem ve söylemlerden arınmayan insan, bunların ne kadar değersiz olduğunu ölüm anında anlayacak ama dönüşü olmayacaktır. Bu yüzden insan, hemen şimdi bu zalimlik araçlarını bırakmalı, cömert, merhametli, affedici, sevgi ve saygı duyan, geçmişi örten, önce kendisine sonra diğer herkse ve geçmişe rahmaniyetle bakmaya başlamalıdır. Yaşamı, kardeşçe, birlikte, dayanışma içinde yaşamalıdır!

Unutmamalı ki, kendimizin insan olduğunu ve insanca muamele görmemiz gerektiğini düşündüğümüz ve beklediğimiz gibi bizler de aynısını yapmadıkça yaşantımız, ardımızda kalıcı değersizlik haline dönüşecektir. İnsan çok değerli varlıktır ve ancak yine kendisi kendisini değersizleştir kendi kusurlarını görüp düzeltmek yerine hep başkalarının kusurlarını görüp eleştirirken affetmeyerek, ona kin ve nefret besleyerek. Aslında hayatı kendisine çekilmez yapmaktadır. Yapmayalım, kendimizden başkalarına kör ve sağır olmayı bırakmalıyız. Uzanan ve sımsıkı tutan el olmalıyız. Ömür, belirlendiği müddet dolunca son bulan lütuftur! Ömrü iyi kullanmalıyız!

www.ozkangunal.com

ozkangunal@ozkangunal.com

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.