Bursa Arena E'Gazete
2026-03-06 12:16:55

Allah’a Yönelmek? -6-

ÖZKAN GÜNAL

06 Mart 2026, 12:16

İnsan, kendi idrakine doğan Muhammedî nurun talep ederek o nurla nurlanmayı, Allah’ın boyasıyla boyanmayı talep etmiş olur. Kimden? O nur insana hangi yüzden tecelli ettiyse oradan. “Kuyumcuya gidilip patates soğan istenmez.” Neyi talep ediyorsan onu gördüğün yerden istersin. Nereden göründü Muhammedî nur, o Allah’ın boyasıyla boyandığı için güzelleşmiş olan güzelden? Bu talebimiz doğrultusunda bizi talep ettiğimiz şeyin mayasıyla mayalarlar. İşte maya, zikrullahtır. O zikrullahı telkin etmeden önce de tövbe ettirirler. “Benim elimden ayağımdan, gözümden kulağımdan kısacası varlığımdan zahir olan her türlü isyana, şirke, küfre tövbe ediyorum” diyerek tövbe ederiz. Talep ettik, boyun büktük, “Benim elimin üstünde senin elin var ya Rabbi” deyip Hakk’a ikrar verdiğimizin bilinciyle ikrar verdik mi? Yani davet olunduğumuz iman üzerine yaşamak için Kıbleye yöneldik mi?

İşte, kandilimiz yandı bizim. Bir daha eski alışkanlıklar, eski yaşam tarzı üzerine, bizi o şirkte bataklıkta yani bizi Allahsız olarak sürdürülen yaşamda tutan her türlü görüşe, anlayışa, yaşam tarzına tövbe ettik. Bu tövbenin neticesinde bize Allah’ın zikrin tebliğ edildi. Kendisinde ve her yüzde, Allah’ın Kendisini zikredişini işiten, kendisinde ve cümlede Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet edebilir. Allah’ın zikrini kendisinde ve her yüzde işitemeyen şahitlerden olamaz. Bilenlerden olabilir ama şahitlerden olamaz. Çünkü kendisine yanan o Kandil’ini söndürdü Allah’ı zikretmeyerek. Kandilin yağı yandıkça biter. Onun yanmasını devam ettirmen için onu beslemen lazım. Beslemeyince o yağ bitti, kandil söndü. Allah’ın zikriyle bütünleşemedi ki, kendisinde ve her yüzde Allah’ı zikretmedi ki kandilin yanışı süreklilik içersin. Tövbe ettiğin hallerden uzak duruşun o kandili beslemektir, telkin edildiği şekilde hizmet edişimiz o kandili beslemektir. Ali İmran suresi 191. Ayeti kerimede,

Onlar, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken zikrederler ve göklerle yeryüzünün yaratılışını düşünürler de Rabbimiz derler, bunları boş yere yaratmadın, noksan sıfatlardan arısın sen, koru bizi ateşin azabından.

denilirken, Araf suresi 205. Ayeti kerimede,

Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini zikret, gafillerden olma.

buyrulmaktadır. Kandil bu buyruklar üzerine olmayı talep etmektir. İdrak cihetiyle Allah’ı zikretmek olan evvelki anlayışımıza göre Allah’ı bildiğimiz gibi zikretmeyi terk etmezsek, telkin edildiği gibi zikretmeye hizmet etmezsek hiçbir şey değişmez. İnsan diliyle tarif edildiği gibi Allah’ı zikreder de idrakindeki Allah’ı zikrediş kendi bildiği gibi olmaya devam ediyorsa yine Allah’ı bütünden ötekileştirip gayıpta zikrediyorsa hiçbir şey değişmeyecek. Dilde bir isim talimi olarak kalır ama idrakteki şirk, idrakteki Allahsızlık devam ettiği için o kandil söner. Kandil sönerse insan karanlıkta Allah’a şehadet edebilir mi? İnsan karanlıkta ne görür? İnsana baktığının hakikatini gösterecek olan ışıktır, aydınlıktır, karanlıkta insan hakikati göremez, ancak zanneder. Mevlit Kandil’inde yanan kandil bizi Regaip’e ulaştırdı da bize tenezzül ettiler. Tenezzül ettiler de hanelerine aldılar, tövbe ettirdiler, Allah’ın zikrini telkin ettiler de o Regaip Kandil’ini yaktılar. Şimdi bize düşen o kandili hep yanıyor tutmaktır. O kandili yanık tutalım ki aydınlığında, “Miraç” yolculuğumuz başlasın. Düşmeden, takılmadan, yuvarlanmadan, kafamızı sağa sola çarpmadan o miraç yolculuğunu yapanlardan olalım, hep birlikte inşallah.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.