Cenab-ı Allah, Nur Suresi 35. Ayeti kerimesinde,
Allah, bütün göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, içinde kandil bulunan bir oyuğa benzer. O kandil cam fanus içindedir. O fanus, inci gibi parıldayan bir yıldızdır. Ve o kandil, ışığını doğuda da olmayan batıda da olmayan mübarek bir zeytin ağacından alır. Ve o ağacın yağı, öyle arı duru öyle parlak ki, neredeyse yakılmadığı halde de ışık verecek, nur üstüne nur. Allah nuruna erişmek isteyeni dilediği şekilde nuruna eriştirir. İşte bunun için Allah insanlara örnekler vermektedir. Çünkü her şeyi bütün boyutlarıyla, yalnızca Allah bilir.
buyurmaktadır. Buradaki nur ibaresi, Allah’ın insanlar anlayabilsin diye idraklerine hitap ettiği için örnekleme yapışındaki, bir yağ lambasını yaktığın zaman karanlığı aydınlatan bir ışık olur. İşte, o ışıkla benzetme yapıldığı için verilen örneğe bakıp bir ışık olarak suret yönüyle ele alınmaması gerekir. Eskiden Allah dostları, evliya zatların hayatını filim yapardı Yeşilçam. O karakteri oynayan oyuncunun yüzüne aynayla ışık tutarlardı. Neden? Çünkü nurlanmış izlenimi vermek için. Nur ibaresini böyle anlamayalım. Bir gün birisi Kâmil bir zata, “Efendim evimde oturuyordum, namaz kılmıştım. Odaya bir ışık girdi, odanın içinde şöyle bir dolaştı, sonra tekrar çıktı gitti, gökyüzüne yükseldi. Bu nedir?” diye sordu. O zatta da “Sen kendi zannını görmüşsün ya da namazda uyuya kalmışsın” demişti ona. Büyük ihtimalle bir arabanın far ışığı camdan yansıdı, araba geçip gidince ışıkta kayboldu misali. Nur böyle bir ışık değildir. Cenab-ı Allah o nurun ne olduğunu, Kehf suresi 65. Ayeti kerimesinde,
Derken kullarımızdan bir kul buldular ki biz ona nezdimizden bir rahmet vermiş ve ledünnimizden bir ilim öğretmiştik.
diyerek işaret ettiği, “Ledün ilimi” olduğunu zikrediyor. Karanlığı aydınlatan nurla ledün ilminin bağı nedir ki nur denilenin ledün ilmi olduğunu anlıyoruz? Bunu anlayamazsak biz de suret boyutunda kalır, yanlış yerlere sapar, çıkmaz sokaklara gireriz. Bugün İslam âleminin çoğu maalesef çıkmaz sokakta, onun için Allah’a ulaşamıyorlar. İslam Allah’a ulaşma yoludur. Bir insan İslam olduysa, bir insan İslam’a dâhil olarak Müslüman, Peygambere ümmet olduysa, Allah’ın mümin kulu olma, Allah’a ulaşma yoluna girmiş demektir. Cenab-ı Allah, Ali İmran suresi 19. Ayeti kerimesinde,
Allah katında kabul gören din İslam’dır. Daha önce kitap verilenler, azgınlıkları yüzünden kendilerine hakikat bilgisi geldikten sonra, bu konuda farklı görüşlere saplandılar. Allah'ın mesajlarını kim örtbas ederse bilsin ki, Allah hesabı çarçabuk görendir.
diyor mu? Yani ne demek istiyor Allah? “Bana ancak İslam olarak ulaşabilirsiniz, İslam dışındaki hiçbir yol siz, Bana ulaştırmaz” demek istiyor. İslam dini tevhit dinidir. Bizim de çıkmaz sokağa girmemek için nurun yani Ledün İlminin ne olduğunu ve karanlığı nasıl aydınlattığını anlamamız gerekiyor. Ledün İlmi en öz tanımıyla, Allah’ın Kendisini bildiği ilimdir diyebiliriz. Allah Kendisini bildiği bu ilmi yine Kendi beyanı olan yüce Kur’an’ı Kerimiyle açmış. Biz bugün Kur’an’ı Kerimden Allah’ın hitabını işitirken, Kendisini bildiği bilgiyi yani Kendisini bilinirliğe getirişindeki kavrayabileceğimiz, anlayabileceğimiz bilgiyi öğrenmiş oluyoruz. İşte buna Ehlullah, bâtınî ilim, sırr-ı tevhit ismini vermişlerdir.