Avustralyalı askerin gözünden savaş ve Türkler

BURSA ARENA / Haber Merkezi

Çanakkale Kara Savaşları'na katılan Avustralya Piyade 1. Taburu'ndan Er Athol Eric Charles Percy, cephede yaralandıktan sonra tedavi için götürüldüğü Mısır'ın Heliopolis kentindeki 1. Avustralya Genel Hastanesi'nden Avustralya'nın Kempsey şehrinde yaşayan arkadaşına yazdığı mektupta, savaşları ve Türk askerini kaleme aldı.

Çanakkale Kara Savaşları'na katılan Avustralya Piyade 1. Taburu'ndan Er Athol Eric Charles Percy, cephede yaralandıktan sonra tedavi için götürüldüğü Mısır'ın Heliopolis kentindeki 1. Avustralya Genel Hastanesi'nden Avustralya'nın Kempsey şehrinde yaşayan arkadaşına yazdığı mektupta, savaşları ve Türk askerini kaleme aldı.

Gelibolu Yarımadası'nda 9 Ağustos 1915'te yaralanan ve gemiyle Mısır'a nakledilen Percy, 23 Ağustos 1915'te arkadaşına gönderdiği mektupta yarımadanın koşullarını bütün detaylarıyla anlattı, Türkleri adil savaştıkları için övdü.

Percy, mektubuna şöyle başladı:

''Türk mevzilerine umutsuz bir saldırı başlatmıştık ve saldırıyı ilk başlatan tugayımız Lonesome Pine (Yalnız Çam) olarak bildiğimiz güçlü Türk mevzilerini ele geçirmekte iyi iş çıkardı. İlerleyişimizde Türklere çok kayıp verdirdik, ayrıca çok sayıda cephane ve birçok tüfek ele geçirdik, ancak ele geçirilen siperleri tutmaya gelince acı çekme sırası bizdeydi. Aman tanrım, fazlasıyla acı da çektik. O Türk bombaları ve siper boyunca ateş eden makineli tüfekleri bizim çocukları nasıl da tahribata uğrattı, ama biz de siperlere sıkıca tutunduk.''

Mektubunda yaralanma anı hakkında bilgi veren Percy, ''Etrafımda silah arkadaşlarımı kaybederken ben nasıl hayatta kaldım anlayamayacağım, fakat iyi giden şansım değişmiş olmalı, çünkü tam ateş ederken önümde bir bomba patladı ve bu benim sonum oldu. Bir sonraki hatırladığım şey, saha ambulansına yetiştirilmem ve yaralarıma derme çatma bir sargı yapıldıktan sonra hastane gemisine binmemdi. Yaklaşık 4 gün içinde İskenderiye'ye ulaştım. Oradan şu anda bulunduğum Kahire'ye gittik.'' ifadesini kullandı. 

- Siperden sipere

Avustralyalı Percy, yaklaşık 14 hafta kaldığı Gelibolu Yarımadası'nda yaşadığı çatışmalar hakkındaki görüşlerini şöyle aktardı:

''Harry, benim sizden tek ricam, Avustralyalı çocuklar modern savaşı tam olarak deneyimliyor dediğim zaman bana inanmanız. Çatışmadan yanı sıra her zaman sizi rahatsız eden başka işler de var. Örneğin, Gelibolu'da 3 günlük bir hendek yaşamı rutinini ele alalım, 24 saat ateş hattına girebilirsiniz. Burada düşmanı sürekli gözlemlemek, düşmanın barbakanlarına ve periskoplarına sürekli ateş etmek, başka keskin nişancılar tarafından ateş edilmesini sağlamak, düşmanın ilerleyişini veya gösterdikleri herhangi bir agresifliği saptamak, kontrol etmek sizin görevinizdir.  Ateş siperlerinden çıkarsınız, destek siperlerine girersiniz. Burada her türlü iş ve yorgunluk payınıza düşüyor. O korkunç tepelerde su taşıyan şu anda sizsiniz. Yeni siperler kazıyorsunuz ya da erzak ve depolar ya da kumsaldan ateş hattına cephane taşıyorsunuz. Bu hayatın 14 haftasını hayal et Harrie. Burada ve orada yoğun çatışmalarla geçen günler, her zaman konserve biftek, bisküvi, reçel ve domuz pastırması, bazen bir parça ekmekle yaşarken bunun nasıl yorucu bir hayat olduğunu anlayabilirsin. Sadece orada bulunan çocuklar, kral ve ülke için savaşmanın ne anlama geldiğini anlayabilir.''

- Ölümü, akla gelebilecek her biçimde gördüm

Athol Eric Charles Percy, mektubunda savaşta kaybettiği arkadaşlarına da yer verdi. 

Gelibolu Yarımadası hakkında betimlemeler yapan Percy, şunları yazdı:

''Karşı tarafın siperlerin ortasında, etrafta hareketsiz eşkaller yerde yatıyor. Bunlar bir zamanlar senin ve benim kadar güçlü adamlardı, ama her şeyi terk ettiler, evlerini, annelerini, Avustralya'nın güneşli iklimini, Gelibolu'nun tepelerindeki ebedi bir ev için terk ettiler. Dik ve engebeli bir tepenin önündeki küçük bir oyukta 500 kadar çocuğumuzun son dinlenme yerini ve o tepe boyunca uzanan ateş hattımızı hatırlayabiliyorum. Orası ölenlerin mezarlığıdır ve orada bir sürü ölen arkadaşlarımız için yoldaşları tarafından dikilmiş, üzerinde İncil'den ayetler olan haçlar görülebilir. Ölümü, akla gelebilecek her biçimde gördüm. Kafası, kolu ve bacağı kopmuş adamlardan vücudu bin parçaya ayrılmış şekilde. Umarım bir daha hiçbir zaman görmem. Korktuğumu zannetme Harrie, ama modern savaş gerçekten korkunç ve aşırı derecede acımasız. Birkaç hafta içinde iyi olacağımı umuyorum ve umarım o zaman taburuma geri dönebilirim.''

- 'Korkunç' Türk, inatçı ve yerinden zor hareket ediyor

Percy, Türk askerini de övdüğü mektubunu şöyle tamamladı:

''Aynı zamanda bu savaşın kısa sürede bitmesini ve bu korkunç savaştan sonra dünyanın barış içerisinde olmasını umalım. 'Korkunç' Türk, inatçı ve yerinden zor hareket ediyor. Dardanelles (Çanakkale Boğazı) zorlanmadan önce elimizdeki her asker gerekli olacaktır. Başka bir şeyi daha bil Harrie ve bunu da herkese söyle. Türkler 'oyunu oynuyorlar', onlar tarafından yapılan vahşetlerin haberi kulağınıza geliyorsa, bunlara inanmayın. Bende gözlerimle görmeseydim inanmazdım. Oyunu oynuyorlar, adil bir şekilde oynuyorlar. O yüzden onlara haklarını teslim etmek gerekir.''

Athol Eric Charles Percy, Çanakkale cephesinden sonra, 13 Şubat 1916'da 53. Tabur'a nakledildi. 16 Kasım 1916'da Fransa'da çatışma esnasında öldürüldü ve Bulls Road Mezarlığı'na gömüldü.


Hibya Haber Ajansı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.