ABD’nin Irak’ta yeni stratejisi

ABD’nin Irak'a ve Ortadoğu bölgesine yönelik dış politikasını okumaya çalıştığımızda, Amerikalıların yaptığı her şeyin planlandığını ve dikkatle hesaplanmış bir strateji dahilinde olduğunu abartıyoruz veya çoğunlukla yanılıyoruz. İşin ironik yanı, bu vizyonu savunanların Amerika'ya karşı düşmanlık sloganları atanlar olmasıdır. Planlama ve odaklanma konusunda ABD’nin profesyonel olduğunu, düşmanlarıyla karşılaşmak için stratejik projeleri bulunduğunu ve onlara sosyal, politik ve kültürel çevrelerinden nüfuz etmeye çalıştığını düşünüyorlar. Dolayısıyla ABD dış politikasını ve kararlarını okurken iki eğilim görüyoruz: Birincisi, onunla dalga geçerek onun bocaladığını ve bölge işlerini yönetme ve sorunlarıyla ilgilenme konusunda cahil olduğunu düşünmek, ikincisi onun dehasını, planlama ve yürütme yeteneğini abartmak..

ABD’lilerin dış politikaya dair kararlar alırken kafa karışıklığı ve bilgisizlik suçlamalarından rahatsız olmadıkları görünüyor. Çoğu zaman onların, kararlarındaki veya dış politikalarındaki hataların gerekçesi olarak cehalet ve yanlış bilgi mazeretini seçme konusunda çok usta olduklarını görüyoruz ve bu nedenle, konu askeri müdahale veya bir devlete ve işgale karşı savaş olsa bile, yanlış bilgi veya istihbarat raporlarının anlatılmasını teşvik ediyorlar.

Esas sorun ABD’nin bölgemize ve olaylara yönelik dış politikasında değil, bizim düşüncemizdedir. Birincisi, siyaset tecrübemiz çok az, devletin en yüksek çıkarlarını görme, tanımlama ve hatta üzerinde anlaşma konusunda eksikliğimiz var. Daha doğrusu, asıl sorun, dış politik davranışları devleti ve kurumlarını kontrol eden ‘diktatörün’ ya da politik ‘liderlerin’ ruh haline bağlı olan ülkelerimizin krizidir.

Önemli mektup

Bu sorun politikacılar, halkın geniş kesimleri ve hatta Irak'taki siyasi olayları gözlemleyenler için çok yüksek derecede geçerli olabilir. Bunun bir örneği, özellikle şimdi ABD'nin Irak Büyükelçisi Alina Romanowski'nin Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'e gönderdiği ve Fuad Hüseyinin ‘önemli’ olarak kabul ettiği mektupla ilgili tartışmalar ışığında ABD’nin Irak'a yönelik dış politikasına ilişkin pozisyonları, açıklamaları ve analizlerdir.

ABD mektubunda ​​konu ve içerik belirtilmedi ancak Irak hükümetinin anlatımı bunu, DEAŞ’a karşı kurulan Uluslararası Koalisyon’un görevlerini sona erdirmek ve yabancı güçleri Irak'tan çıkarmak için ABD’lilerle diyalog oturumları başlatma konusundaki görüşmelere bağladı. Daha sonra hükümet lehine propaganda yapanlar ve ‘Koordinasyon Çerçevesi güçleri, bu konuyu Muhammed Şia es-Sudani hükümetinin bir başarısı olarak değerlendirerek teşvik etmeye başladı.

ABD’lilerin Irak'tan güçlerini çekmeye yönelik bir projelerinin olmadığı görünüyor.

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre Pentagon'un açıklamasında, Irak ile ABD arasındaki Yüksek Askeri Komite toplantısının gündeminde Amerikan kuvvetlerinin Irak'tan çekilmesinin yer almadığı açıktı. Bu durum, müzakere önceliğinin ‘askeri danışmanlar’ adı altında faaliyet gösteren Amerikan kuvvetlerinin Irak'tan çekilmesi yönünde öne sürülen iddiaları çürütüyor.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Yüksek Askeri Komite'nin tartışacağı üç faktörden ilkinin, DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkmamasını sağlamak, ikincisinin operasyonel ve durumsal gereksinimler ve üçüncüsünün ise Irak güvenlik güçlerinin seviyeleri olarak belirledi. Austin, ‘Irak'taki Amerikan askeri personelinin varlığının Irak hükümetinin daveti üzerine olduğunu ve ABD'nin güvenli, istikrarlı ve egemen bir Irak'a bağlı kalacağını’ yineledi.

Amerikalıların Irak'tan güçlerini çekme yönünde bir projelerinin ve konunun şu an müzakere edilecek bir konu olmadığı görünüyor. Ancak Washington şimdi ‘geçiş aşaması’ olarak tanımlanan döneme giriyor. Bunların en belirgini, Uluslararası Koalisyon’un muharebe misyonlarının sona erdirilmesine geçiş, Irak'ta yeni bir savaş aşamasının ve Irak-ABD ilişkilerinin güvenlik, siyasi ve ekonomik düzeylerde başlanması olabilir.

Fotoğraf Altı: 29 Mart 2020'de Kerkük Valiliği'ndeki K-1 Hava Üssü'nün Irak güvenlik güçlerine teslim törenine katılan ABD askerleri.

29 Mart 2020'de Kerkük Valiliği'ndeki K-1 Hava Üssü'nün Irak güvenlik güçlerine teslim törenine katılan ABD askerleri. (Reuters)

ABD’nin Irak'a yönelik yeni bir stratejisinin olup olmadığı konusunda çok fazla spekülasyon yapmak mümkün değil. Ancak veriler ABD'nin Büyükelçi Alina Romanowski'nin Irak'ta göreve başlamasından ve Sadr Hareketi ile Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasındaki anlaşmazlıklar sonrası Irak'taki hükümet kurma kriziyle baş etmesinden bu yana harekete geçtiğini gösteriyor. Irak'taki askeri varlığa paralel olarak mevcut olması gereken siyasi nüfuza odaklanıyor. Bu askeri varlık, ABD’lilerin Tahran'la yakın ilişkilerle bağlantılı olduğunu düşündüğü siyasi güçlerin yükselişini ifade eden Koordinasyon Güçleri hükümetine destek olarak somutlaşıyordu.

Ancak mevcut ABD yönetimi Irak'la ilişkilerinde ‘dolar’ silahını kullanmaya başladı ve şu ana kadar askeri varlıktan daha güçlü görünüyor. ABD Hazine yaptırımları kapsamındaki bir ülkeye dolar kaçakçılığının engellenmesi ve hükümete dolar ile mücadelede daha açık ve samimi politikalar uygulaması yönünde baskı yapılması… Tüm bunlar Washington'ın Irak'a ekonomik baskı uygulama eğiliminin başlangıcına işaret ediyor. Bu durum kaynakları petrol ihracatına bağlı olan bir ülke için en tehlikelisi.

Amerikan dış politikasında karar alıcılar Irak'la ilişkinin düzeyiyle ilgilenmiyor olabilir ancak bu ilişkinin siyasi, güvenlik ve ekonomik düzeylerde yeniden çizilme düşüncesi, ABD’lilerin askeri geri çekilme yerine nüfuzu yönetmeyi düşündüklerini gösteriyor. ABD başkanlık seçimleri meselesi bu yılın sonunda çözülene kadar güvenlik meselesi, silahlı grupların Irak'taki ABD ordu karargahına yönelik saldırıları karşısında Washington'un reaksiyon stratejisinin bir parçası olarak kalabilir.

Sudani hükümetinin amacı zaman kazanmak ya da Amerikan ordusunu hedef alan grupların ayaklarının altındaki halıyı çekmek olabilir.

Irak'ın tepkileri, her zamanki gibi Irak ile ABD arasındaki Yüksek Askeri Komite toplantısının Başbakan Şia es-Sudani'ye atfedilen diplomatik bir başarı olduğunu öne süren hükümetin medya tutumu arasında bölündü. Hükümete katılan tüm güçlerin yer aldığı Devlet Yönetimi İttifakı'ndaki siyasi güçlerin liderleri tarafından bu adımı memnuniyetle karşılayan açıklamalar yapıldı.

Ancak hükümetin tutumu tanımlayıcı genellemeler alanında dönüp dolaşıyor ve Yüksek Askeri Komite toplantıları sonrasında hükümetin vizyonunu ve önceliklerini tanımlamamaktadır. Şu ana kadar hükümetin söylemi Irak ile ABD arasındaki güvenlik iş birliğinin nasıl yeniden düzenlenebileceği konusunda netlikten yoksun olarak, Uluslararası Koalisyon’un muharebe misyonlarını sonlandırmaya odaklandı.

Sudani'nin zor soruları

Yani hükümetin amacı, zaman kazanmak veya Irak'taki ABD Ordu karargâhını hedef alan silahlı grupların ayaklarının altındaki halıyı kaldırmak ve Irak'taki Ayn el-Esed ve el-Harir üslerine yönelik İslami direniş gruplarından ardı ardına gelen saldırıları durduramamasının ardından maruz kaldığı utancı sona erdirmek olabilir.

Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti, özellikle dolar ithalatını kısıtlama konusunda Amerikan yönetiminin katı tutumuyla karşı karşıya iken, Amerikalılarla müzakerelerde siyasi manevra kartlarının kendi elinde olmadığının ciddi olarak farkında.

Irak'taki ABD Büyükelçiliği tarafından Washington ile Bağdat arasında kapsamlı bir stratejik ortaklık olasılığına ilişkin olarak ortaya atılan kritik sorulara gelince; bunlar, Amerikan karşıtlığı sloganını yükselten hükümet ve Koordinasyon Güçleri tarafından cevaplamaktan kaçınılıyor. Irak -ABD arasındaki ilişkinin yeni özelliklerini ortaya çıkarmak için hükümetin seçenekleri tartışılmaz olduğundan, Irak'taki askeri varlığının reddedilmesi iki ülke arasındaki ilişki stratejik ortaklık çerçevesinde mi yoksa sadece dostluk çerçevesinde mi olacak? Yoksa dost ve düşman tanımının içinde mi kalacağız?

Sudani hükümeti, Irak'ın egemenliği meselesiyle ilgili ikili tutumunun üstesinden gelmek zorunda kalacak.

Irak'taki İslami Direniş, Amerikalıların herhangi bir bahane olmaksızın güçlerinin Irak'tan çekilmesine ilişkin gerçek niyetleri netleşene kadar yabancı varlığına karşı operasyonlarına devam edeceğini duyurdu. Ayrıca ‘herhangi bir yabancı güce dokunulmazlık tanınmasının sonuçlarına karşı’ uyarıda bulundu.

Irak'taki Hizbullah Tugayları’nın askeri sözcüsü  Ebu Ali El-Askari ise X platformundaki paylaşımlarında ABD’lilerle yapılan müzakereleri sorgulamanın ötesine geçerek şunları söyledi:

“Amerikalılar neyi kabul ettirmeye çalışıyor? Güçlerini ortadan kaldırmaya yönelik müzakereler başlığı altında asla yanılgıya düşmeyeceğiz." “

X”teki ‘Hareket en-Nüceba’ hesabı ise hareketin siyasi konsey başkanı Şeyh Ali el-Asadi'nin şu sözlerini yayınladı:

“Direniş, kutsal topraklardan son asker ayrılana kadar saldırılarına devam edecek."

Fotoğraf Altı: Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani. (DPA)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani. (DPA)

El-Aksa Tufanı ve İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırısı sonrasında silahlı grupların söylemi, Irak'taki ABD askeri varlığına karşı çıkmaktan, İsrail'in eylemlerini destekleyen ülkelere baskı yapmak için ‘sahaları birleştirmeye’ doğru kaydı. Saldırıları Irak'taki Amerikan ordusunun karargâhına odaklandı ve o tarihten itibaren hükümetin bu grupların saldırılarıyla başa çıkması daha karmaşık hale geldi.

Bu nedenle Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti, özellikle de bu konuda kararsız davrandığı için bu saldırıları durdurma yeteneğini kanıtlama konusunda ciddi bir zorlukla karşılaşmaya devam edecek. Irak'taki Amerikan varlığına karşı koyma kararını, çoğu ‘Haşdi Şabi adı altında faaliyet gösteren silahlı grupların eline bırakarak, egemenliğini ihlal eden saldırıları önleyemiyor. Ama aynı zamanda Amerikalılara yönelik saldırıların sorumluluğunu üstlenen silahlı grupların bulunduğu Haşdi Şabi karargâhı bombalandığında, Irak'ın egemenliğinin ihlalinden söz ediyorlar!

Genel olarak önümüzdeki günlerde Şiya es-Sudani hükümetinin Irak'ın egemenliği meselesindeki ikircikli tutumunu aşması ve ülkedeki savaş ve barış kararlarından sorumlu olduğu için devletin en yüksek çıkarlarını belirleme becerisini daha net bir şekilde kanıtlaması gerekiyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.