-Bir partinin içinde siyasetle, insanla ve hayal kırıklığıyla yüzleşmenin hikâyesi-
Sonsuz sınırsız evren gibi etrafımı sarmıştı siyaset…
Yaşım belli bir noktaya gelince kendi kendime şöyle dedim:
“Bu ülkenin bana verdiklerini artık bu ülkeye geri verme vakti geldi.”
Ve siyasete balıklama daldım.
Aslında mütevazı bir insanımdır.
Ama hayatımda ilk kez girdiğim parti binasına doğrudan “Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı” olarak giriş yaptım.
Doğrusunu söylemek gerekirse partililer beni pek “UFO görmüş masum köylü” gibi karşılamadı. Hatta ellerine kalınca bir meşe odunu geçse beni Fizan’a kadar kovalarlar mıydı diye düşünmedim değil.
Şaka bir yana…
Bir gerginlik oldu.
Sonradan öğrendim ki bu işlerin de medrese usulü varmış. Önce gelip ocağa odun taşıyacakmışsın. Her yerde olduğu gibi siyasette de ağalar, paşalar, dayılar varmış.
Benim yaradılışımdan mıdır nedir;
ne ağa sallarım,
ne paşa,
ne dayı…
Biz olaya doğrudan “dayı dayı” girdik.
Çünkü sokaktan geliyoruz biz.
Bizim mahallede “ölmek var dönmek yok” lafı hâlâ ciddiye alınır.
Güzel çalıştık ilk dönem.
İyi bir ekip kurduk. Yanımızda tecrübeli insanlar vardı. Ön seçimden çıkmaya benim nefesim yetmedi belki ama arkadaşlarım listeye girdi. Ben de siyasete sonradan dahil olmama rağmen ön seçimde yirmi birinci oldum.
Sonra bir arkadaşımız evrak teslim etmeyince kendimizi ilk yirminin içinde bulduk.
İlk mücadele için kötü sonuç değildi.
Hatta açık konuşayım:
Bence büyük başarıydı.
Sonra parti içi yarış devam etti.
Bir sonraki aşamada biraz tesadüf, biraz mücadele derken il yönetim kurulu üyeliğine yazıldık. Yazıldığımız gün seçim vardı. Hayatımızda ilk kez bir siyasi seçim kazandık.
Görevimizi de kötü yaptığımızı düşünmüyorum.
Hatta kendi tercihimizle üstlendiğimiz Engellilerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı sürecinde örnek işler yaptık.
En azından biz öyle inanıyorduk.
Bu çalışmaların sonunda Cumhuriyet Halk Partisi kontenjanından Yıldırım Belediye Meclis Üyesi seçildik.
Mücadele ettik mi?
Ettik.
Emek verdik mi?
Verdik.
Peki takdir gördük mü?
Hayır..
Çünkü bu memlekette insanların önemli bir kısmı iş yapmakla değil, bir yerde olmakla ilgileniyor.
Kimseyi zan altında bırakmak istemem. İşini hakkıyla yapan insanların başımın üstünde yeri vardır. Ama ben ters adamım kardeşim…
Bakıyorum siyasete…
Herkes bir yerlere yürümek derdinde.
Bir makam…
Bir mevki…
Bir fotoğraf karesi…
Bir koltuk…
Bir ihale çevresi…
Bir menfaat halkası…
Siyaset değil adeta organize bir “yürüme” faaliyeti.
Oysa bence siyasetin altın kuralı çok basit:
Disiplin,
Sonra dürüstlük,
Sonra vicdan,
Sonra sorumluluk,
Sonra samimiyet,
Gerisi zaten kendiliğinden gelir..
Ama bunlar işin hikâye kısmı…
Asıl mesele başka.
Çünkü bu ülkede birçok insan siyaseti memleket için değil, hayatını kurtarmak için yapıyor.
Ben iyi gözlemciyimdir.
Hikâye yazarım.
İyi hikâyeci olmanın ilk şartı insanı izlemeyi bilmektir.
Ve yıllardır aynı şeyi görüyorum:
Bu ülkede insanlar en çok kendi cellatlarını seviyor.
Burası üçüncü dünya ülkesi kardeşim…
Burada en büyük aşklar bile eksik doğar.
Ve bu topraklarda insanlar,
en çok da kendilerini yaralayanlara bağlanır.
Bugün geldiğimiz noktada ortalık yine toz duman…
Yeni oluşumlar…
Yeni hesaplar…
Yeni ittifaklar…
Ama değişmeyen tek şey yine aynı:
Herkes makam peşinde.
Çünkü bazı insanlar için koltuğa oturmak sadece makam değildir; aynı zamanda hayat standardıdır.
Milletvekili oldun mu?
Tamam.
Hayat yaz helvasına döner.
Buradan esas söylemek istediğim şeye geleyim.
Cumhuriyet Halk Partisi bizim evimizdi.
Biz o kapılardan içeri girerken bunu düşünerek girdik.
Ama bazıları o evin bayramını bize zehir etti.
İnsan bazen düşmanından değil, aynı sofraya oturduğu insanlardan yoruluyor.
Kırgınlığımız biraz da bu yüzden.
Yine de bir ricam var sizden:
Bitirmeyelim birbirimizi…
Çünkü bu memlekette insanlar artık birbirini anlamadan konuşuyor, dinlemeden yargılıyor, düşünmeden harcıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL TEKİN: Kurban Olurum Size..
-Bir partinin içinde siyasetle, insanla ve hayal kırıklığıyla yüzleşmenin hikâyesi-
Sonsuz sınırsız evren gibi etrafımı sarmıştı siyaset…
Yaşım belli bir noktaya gelince kendi kendime şöyle dedim:
“Bu ülkenin bana verdiklerini artık bu ülkeye geri verme vakti geldi.”
Ve siyasete balıklama daldım.
Aslında mütevazı bir insanımdır.
Ama hayatımda ilk kez girdiğim parti binasına doğrudan “Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı” olarak giriş yaptım.
Doğrusunu söylemek gerekirse partililer beni pek “UFO görmüş masum köylü” gibi karşılamadı. Hatta ellerine kalınca bir meşe odunu geçse beni Fizan’a kadar kovalarlar mıydı diye düşünmedim değil.
Şaka bir yana…
Bir gerginlik oldu.
Sonradan öğrendim ki bu işlerin de medrese usulü varmış. Önce gelip ocağa odun taşıyacakmışsın. Her yerde olduğu gibi siyasette de ağalar, paşalar, dayılar varmış.
Benim yaradılışımdan mıdır nedir;
ne ağa sallarım,
ne paşa,
ne dayı…
Biz olaya doğrudan “dayı dayı” girdik.
Çünkü sokaktan geliyoruz biz.
Bizim mahallede “ölmek var dönmek yok” lafı hâlâ ciddiye alınır.
Güzel çalıştık ilk dönem.
İyi bir ekip kurduk. Yanımızda tecrübeli insanlar vardı. Ön seçimden çıkmaya benim nefesim yetmedi belki ama arkadaşlarım listeye girdi. Ben de siyasete sonradan dahil olmama rağmen ön seçimde yirmi birinci oldum.
Sonra bir arkadaşımız evrak teslim etmeyince kendimizi ilk yirminin içinde bulduk.
İlk mücadele için kötü sonuç değildi.
Hatta açık konuşayım:
Bence büyük başarıydı.
Sonra parti içi yarış devam etti.
Bir sonraki aşamada biraz tesadüf, biraz mücadele derken il yönetim kurulu üyeliğine yazıldık. Yazıldığımız gün seçim vardı. Hayatımızda ilk kez bir siyasi seçim kazandık.
Görevimizi de kötü yaptığımızı düşünmüyorum.
Hatta kendi tercihimizle üstlendiğimiz Engellilerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı sürecinde örnek işler yaptık.
En azından biz öyle inanıyorduk.
Bu çalışmaların sonunda Cumhuriyet Halk Partisi kontenjanından Yıldırım Belediye Meclis Üyesi seçildik.
Mücadele ettik mi?
Ettik.
Emek verdik mi?
Verdik.
Peki takdir gördük mü?
Hayır..
Çünkü bu memlekette insanların önemli bir kısmı iş yapmakla değil, bir yerde olmakla ilgileniyor.
Kimseyi zan altında bırakmak istemem. İşini hakkıyla yapan insanların başımın üstünde yeri vardır. Ama ben ters adamım kardeşim…
Bakıyorum siyasete…
Herkes bir yerlere yürümek derdinde.
Bir makam…
Bir mevki…
Bir fotoğraf karesi…
Bir koltuk…
Bir ihale çevresi…
Bir menfaat halkası…
Siyaset değil adeta organize bir “yürüme” faaliyeti.
Oysa bence siyasetin altın kuralı çok basit:
Disiplin,
Sonra dürüstlük,
Sonra vicdan,
Sonra sorumluluk,
Sonra samimiyet,
Gerisi zaten kendiliğinden gelir..
Ama bunlar işin hikâye kısmı…
Asıl mesele başka.
Çünkü bu ülkede birçok insan siyaseti memleket için değil, hayatını kurtarmak için yapıyor.
Ben iyi gözlemciyimdir.
Hikâye yazarım.
İyi hikâyeci olmanın ilk şartı insanı izlemeyi bilmektir.
Ve yıllardır aynı şeyi görüyorum:
Bu ülkede insanlar en çok kendi cellatlarını seviyor.
Burası üçüncü dünya ülkesi kardeşim…
Burada en büyük aşklar bile eksik doğar.
Ve bu topraklarda insanlar,
en çok da kendilerini yaralayanlara bağlanır.
Bugün geldiğimiz noktada ortalık yine toz duman…
Yeni oluşumlar…
Yeni hesaplar…
Yeni ittifaklar…
Ama değişmeyen tek şey yine aynı:
Herkes makam peşinde.
Çünkü bazı insanlar için koltuğa oturmak sadece makam değildir; aynı zamanda hayat standardıdır.
Milletvekili oldun mu?
Tamam.
Hayat yaz helvasına döner.
Buradan esas söylemek istediğim şeye geleyim.
Cumhuriyet Halk Partisi bizim evimizdi.
Biz o kapılardan içeri girerken bunu düşünerek girdik.
Ama bazıları o evin bayramını bize zehir etti.
İnsan bazen düşmanından değil, aynı sofraya oturduğu insanlardan yoruluyor.
Kırgınlığımız biraz da bu yüzden.
Yine de bir ricam var sizden:
Bitirmeyelim birbirimizi…
Çünkü bu memlekette insanlar artık birbirini anlamadan konuşuyor, dinlemeden yargılıyor, düşünmeden harcıyor.
Ben hem korkularınızı seviyorum,
Hem de sizi…
Her şeye rağmen…
Sağlıkla, huzurla, umutla kalın.
Hayat bayram olsun…
Kurban olurum size…
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız
Kaynak: Bursa Arena
En Çok Okunan Haberler