Ününüz var, şanınız var dillere destan..
Ülkemin sınırlarını aşıp dünyaya da yayılan..
ABD ve tüm batılı ülkeler demokrasinin beşiği denilip, imrenilen, kulaktan kulağa yayılan,dillerden düşmeyen..
Mert ve yiğit olmayan namertlerce “sizlere var da bizlere yoh miiiiii?” diye kıskanılan, saf ve güzel yüreklilerce gıpta ile alkışlanan, övgülerle destanlaşan egemen ülkeler var..
Neye yarar vicdansız insafsız merhametsiz ve acımasız olduktan sonra..
Kılıfları insan yürekleri buzdan kitleli yaratıklar olduktan sonra..
Gerçekten bu övgülere layık mı bu ülkeler?
Yoksa, yer küresi bir baklava tepsisi ya da tadına doyulmaz bir "Pasta Kulesi" olarak mı yağlanmakta.. Geçmişten beri bu haydutlar tarafından..
Tabii ki şüphesiz öyle..
Günümüzde eli nükleer ve konvansiyonel silahlarla donanımlı bu hırsız haydutlar tarafından daha hızlı daha vahşice yağmalanmakta..
Savaşlar ve toplu soykırımlarla..
Bir de okkalı ve zehirli yalan propagandaları en büyük silahlarıdır bu güçlerin..
Dünya halklarının çoğunu zehirli yalan politikalarıyla uyutmaya çalışır ve böylece yandaş kazandıklarını sanırlar..
Çoğu zaman da kazanırlar.
“Yılan ile yalan arasındaki ortak nokta zehirdir..
Yılan ısırdığında yalan ise yayıldığında zehirler”
Büyük edebiyat ustası Tolstoy, o günden görmüş bugünleri ve bu veciz sözü aktarmış ders alınsın diye..
Ancak,
Fare kök hücrelerinden yapay embriyo üretmeyi başaran bilim, dünyayı kana bulayan haydutların yaydığı bu zehire henüz çare bulamadı ne yazık ki..
Yapay zeka da yeni bir dünya düzeninin kurulmasında ne kadar başarılı olur bilemeyiz?..
Yapay zekaya dayalı gelişmelerin saldırganlık, savaş ve soykırım yönünde kullanılmamasıdır dileğimiz..
Onu da kendi lehleri doğrultusunda bir kullanım aracı haline getirir mi acep bu haydutlar?..
Gelecek nesillerin ufuklarını karartmaz soyunu tüketmez umarız bu başdöndürücü gelişmeler..
Umudumuz silahların sonsuza dek susturulduğu yeni bir uygarlık çağına başlaya bilmektir önümüzdeki yıllarda..
Mümkün olur mu dersiniz?
Komşunun tavuğuna göz dikme hırsı, yerini hakça ve adilce paylaşma ilkesi yer değiştirirse neden olmasın?
Çözüm sanayi devrimindeki bataklığı kurutup, yapay zeka ile iklim krizini yok edip, tarım sektöründeki üretkenliğe odaklanmaktır kanımca..
...
Yaşamı, hepimize ders olsun diye masallaşan insanlardan söz edelim biraz da.. Dünya haydutlarını bir kenara bırakarak… Başarı öyküleri ile dolu bizim insanımızdan..
İpini boynuna geçirip değil de omuzuna alıp sırtından aşağı sarkıtan Hacı Ömer Sabancı, ”ya Allah bismillah diyerek” Kayseri’den çıkıp Adana sokaklarında kazanacağı bir lokma ekmek için, iki ayaklı aracına binip“ yaya yollara çıkan Hacı Ömer Sabancıdan..
450 kilometrelik yolu ayak parmakları patlamadan nasıl yürümüştür bu cesur adam?
Var mı bizlerden biri onunla yarışabilecek ya da Z kuşağından bir insan?
Ve 60 yıllık ömrüne ne büyük bir holding sığdırmış, diplomasız bu sihirbaz adam..
Şaşılacak alkışlanacak bir başarı öyküsü..
Dünya yatırım enstrümanlarıyla tuzaklamamış çevresini, bugünkü egemen haydutlar gibi..
Helalinden kazandığı lokmalar arasında harama kaçar lokmaları var mıydı bilemem.
Ama bildiğim tek şey o ve hayırlı evlatları bu ülkede 100 binlerce insanın ekmeği ve aşı oldular, yuvalarına tebessüm ve mutluluk yağdırdılar..
...
Ya Vehbi Koç hakkında hangi övgülerle söze başlamalı?
Emrindeki yöneticilerle yaptığı bir toplantıda, “Unutmayınız.. devletimiz ve ülkemiz var oldukça biz de var olacağız“ sözü ne büyük bir vatan sevgisi ifadesidir..
Kurtuluş Savaşı ve milli mücadelenin Türk halkını yoksul ve yorgun, hatta mecalsiz hale getirip tükettiği yılların, 16 yaşındaki bakkalın herkesi gururlandıracak öyküsü..
Koçzade Ahmet Vehbi ve hayırlı evlatları, sayısz sanayi kuruluşları ve yardımsever vakıf örgütleri ile ülkelerinin medarı iftiharı oldular..
...
Bu iki başarılı holding kurucuları Vehbi Koç ve Hacı Ömer Sabancı acı, yokluk ikliminin yoksul çocukları idi, tasarruf alışkanlığı ile simgeleşen..
Acımasız aldatıcı vahşi kapitalizmin "tüket at" çılgınlığına henüz kapılmamış olan yurtseverler..
Onca servetlerine rağmen ilerleyen yaşlarında dahi iskarpinne pençe yaptırmayı ihmal etmeyip, ayıp saymayan büyük yurtsever adamlar..
Ülkemizi ve Z kuşağını sonsuza dek yüceltecek ve ileriye götürecek bu iki yurtsever insanın başarı öyküleridir göğüslerimizi kabartan..
Son yıllarda siyasette sosyal medyada, Şehitler emaneti ülkemizde komşuda sokakta yaygınlaşan yılan ve yalan zehir etkili tutum ve politikalar kardeşlik hücrelerimizi zehirlemeye başladı..
Bizi dıştan yıkamadılar, içten yıkmayalım Şehitler emaneti bu ülkeyi aman ha…
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Yılan ve Yalan Zehiri"
“Silah bende güç bende“ dedi insanoğlu yaratılışından beri..
Dinmedi hiç savaşlar işgaller, baskılar, hukuksuz yaptırımlar mazlum ülkelere yönelik..
Kara bulutlar gibi çöktü yurtlarına, egemen güçler durmadan..
Sirk hayvanları ehlileşti zamanla, uslanıp ehlileşmedi insanoğlu çakma uygarlıklarla..
Ününüz var, şanınız var dillere destan..
Ülkemin sınırlarını aşıp dünyaya da yayılan..
ABD ve tüm batılı ülkeler demokrasinin beşiği denilip, imrenilen, kulaktan kulağa yayılan,dillerden düşmeyen..
Mert ve yiğit olmayan namertlerce “sizlere var da bizlere yoh miiiiii?” diye kıskanılan, saf ve güzel yüreklilerce gıpta ile alkışlanan, övgülerle destanlaşan egemen ülkeler var..
Neye yarar vicdansız insafsız merhametsiz ve acımasız olduktan sonra..
Kılıfları insan yürekleri buzdan kitleli yaratıklar olduktan sonra..
Gerçekten bu övgülere layık mı bu ülkeler?
Yoksa, yer küresi bir baklava tepsisi ya da tadına doyulmaz bir "Pasta Kulesi" olarak mı yağlanmakta.. Geçmişten beri bu haydutlar tarafından..
Tabii ki şüphesiz öyle..
Günümüzde eli nükleer ve konvansiyonel silahlarla donanımlı bu hırsız haydutlar tarafından daha hızlı daha vahşice yağmalanmakta..
Savaşlar ve toplu soykırımlarla..
Bir de okkalı ve zehirli yalan propagandaları en büyük silahlarıdır bu güçlerin..
Dünya halklarının çoğunu zehirli yalan politikalarıyla uyutmaya çalışır ve böylece yandaş kazandıklarını sanırlar..
Çoğu zaman da kazanırlar.
“Yılan ile yalan arasındaki ortak nokta zehirdir..
Yılan ısırdığında yalan ise yayıldığında zehirler”
Büyük edebiyat ustası Tolstoy, o günden görmüş bugünleri ve bu veciz sözü aktarmış ders alınsın diye..
Ancak,
Fare kök hücrelerinden yapay embriyo üretmeyi başaran bilim, dünyayı kana bulayan haydutların yaydığı bu zehire henüz çare bulamadı ne yazık ki..
Yapay zeka da yeni bir dünya düzeninin kurulmasında ne kadar başarılı olur bilemeyiz?..
Yapay zekaya dayalı gelişmelerin saldırganlık, savaş ve soykırım yönünde kullanılmamasıdır dileğimiz..
Onu da kendi lehleri doğrultusunda bir kullanım aracı haline getirir mi acep bu haydutlar?..
Gelecek nesillerin ufuklarını karartmaz soyunu tüketmez umarız bu başdöndürücü gelişmeler..
Umudumuz silahların sonsuza dek susturulduğu yeni bir uygarlık çağına başlaya bilmektir önümüzdeki yıllarda..
Mümkün olur mu dersiniz?
Komşunun tavuğuna göz dikme hırsı, yerini hakça ve adilce paylaşma ilkesi yer değiştirirse neden olmasın?
Çözüm sanayi devrimindeki bataklığı kurutup, yapay zeka ile iklim krizini yok edip, tarım sektöründeki üretkenliğe odaklanmaktır kanımca..
...
Yaşamı, hepimize ders olsun diye masallaşan insanlardan söz edelim biraz da.. Dünya haydutlarını bir kenara bırakarak… Başarı öyküleri ile dolu bizim insanımızdan..
İpini boynuna geçirip değil de omuzuna alıp sırtından aşağı sarkıtan Hacı Ömer Sabancı, ”ya Allah bismillah diyerek” Kayseri’den çıkıp Adana sokaklarında kazanacağı bir lokma ekmek için, iki ayaklı aracına binip“ yaya yollara çıkan Hacı Ömer Sabancıdan..
450 kilometrelik yolu ayak parmakları patlamadan nasıl yürümüştür bu cesur adam?
Var mı bizlerden biri onunla yarışabilecek ya da Z kuşağından bir insan?
Ve 60 yıllık ömrüne ne büyük bir holding sığdırmış, diplomasız bu sihirbaz adam..
Şaşılacak alkışlanacak bir başarı öyküsü..
Dünya yatırım enstrümanlarıyla tuzaklamamış çevresini, bugünkü egemen haydutlar gibi..
Helalinden kazandığı lokmalar arasında harama kaçar lokmaları var mıydı bilemem.
Ama bildiğim tek şey o ve hayırlı evlatları bu ülkede 100 binlerce insanın ekmeği ve aşı oldular, yuvalarına tebessüm ve mutluluk yağdırdılar..
...
Ya Vehbi Koç hakkında hangi övgülerle söze başlamalı?
Emrindeki yöneticilerle yaptığı bir toplantıda, “Unutmayınız.. devletimiz ve ülkemiz var oldukça biz de var olacağız“ sözü ne büyük bir vatan sevgisi ifadesidir..
Kurtuluş Savaşı ve milli mücadelenin Türk halkını yoksul ve yorgun, hatta mecalsiz hale getirip tükettiği yılların, 16 yaşındaki bakkalın herkesi gururlandıracak öyküsü..
Koçzade Ahmet Vehbi ve hayırlı evlatları, sayısz sanayi kuruluşları ve yardımsever vakıf örgütleri ile ülkelerinin medarı iftiharı oldular..
...
Bu iki başarılı holding kurucuları Vehbi Koç ve Hacı Ömer Sabancı acı, yokluk ikliminin yoksul çocukları idi, tasarruf alışkanlığı ile simgeleşen..
Acımasız aldatıcı vahşi kapitalizmin "tüket at" çılgınlığına henüz kapılmamış olan yurtseverler..
Onca servetlerine rağmen ilerleyen yaşlarında dahi iskarpinne pençe yaptırmayı ihmal etmeyip, ayıp saymayan büyük yurtsever adamlar..
Ülkemizi ve Z kuşağını sonsuza dek yüceltecek ve ileriye götürecek bu iki yurtsever insanın başarı öyküleridir göğüslerimizi kabartan..
Son yıllarda siyasette sosyal medyada, Şehitler emaneti ülkemizde komşuda sokakta yaygınlaşan yılan ve yalan zehir etkili tutum ve politikalar kardeşlik hücrelerimizi zehirlemeye başladı..
Bizi dıştan yıkamadılar, içten yıkmayalım Şehitler emaneti bu ülkeyi aman ha…
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız
Kaynak: BURSA ARENA
En Çok Okunan Haberler