Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enver Özbilen

bursaarena.com.tr - Enver Özbilen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enver Özbilen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "30 AĞUSTOS" Haber

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "30 AĞUSTOS"

Devlet ve millet olarak en büyük politikamız, Kurtuluş Savaşını kazanan ruhu korumak ve gelecek nesillere aktarmak olmalıdır.. Emperyalist güçler artık silahları ve kirli çizmeleri ile değil, varlıklarımızı satın alıp ekonomimizi yerle bir etmek gibi kirli politikalarla gırtlağımıza çökeceklerdir. Görünen o ki çöküyorlar da.. Kocatepe'nin yoksul ama imanlı evlatlarının bizlere kazandırdığı bağımsızlık bayrağını, her devirde yurdumuzun semalarında dalgalandırmak görevi ve sorumluluğunu taşıyan nesiller olmalıyız. Bu ulusun onurunu zaferle taçlandıran kahramanlara ihanet edecek iç ve dış güçlere asla fırsat tanımamalıyız. Onların zirveye diktiği bağımsızlık bayrağının koruyucusu bu ulusun evlatları olacaklardır.. Etnik kökeni birbirinden farklı yiğitler kazandırdı bu kutlu zaferi kendilerinden sonraki evlatlarına.. Katıksız ekmek tayınlarıyla.. 30 Ağustos Zaferi Türk tarihinin en büyük destanıdır. Tarihte yayılmacı- işgalci- sömürgeci güçler karşısında, bağımsızlık ve özgürlüğünden ödün vermeyen onurlu ulusumuzun mücadele ve meydan Savaşıdır özetle.. Yakın tarihimiz silahı güçlü kabadayıların, küllerinden doğan Türk Ulusu karşısındaki hezimetidir kısaca.. Gazi Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da bağımsızlık meşalesini tutuşturduğu Türk Ulusunun kahramanlık destanıdır. Mazlum ulusların semalarında dalgalanan milliyetçilik şuurunun bayraklaşmasıdır. Yurtsever gençliğin kitabesi ve manifestosudur. Onlar, yüreklerine ve zihinlerine kazıdıkları bu destanı geleceğe ilelebet taşıyacaktır. Ne mutlu bu bilinç, bu erdem ve bu eylem doğrultusunda yaşayanlara. 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Kaşık Düşmanı.." Haber

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Kaşık Düşmanı.."

Kıraathanelerde sokaklarda rastgele oluşan sohbet ortamlarında ”Bizim Kaşık Düşmanı” sözcükleri dolaşır durur, bir takım kirli ağızlarda.. Kabalığımı bağışlayınız ama bu sözcükleri kullananlara “dangalak“ diyeceğim izninizle.. Tepeden bakmacı, bireyleri hatta doğadaki tüm canlı ve cansız varlıkları küçümseme zorbalığı olan bir toplum yapımız var çoğunlukla.. Hadi diyelim azınlıkla.. Ama bana sorarsanız çoğunlukla.. İyiliği, yerli yerinde ve güzel söz ve eylemlerde bulunma mevsimi çocukluk çağında başlar.. Hatta ana rahminde demek daha doğru olur.. Bu nedenle, her şeyi paylaştığınız eşinize “Kaşık Düşmanı“ demek hakareti şöyle dursun; iki yaşındaki çocuğunuzun dahi, boy seviyesine inip İletişim kurmak, değer vermek ve her gün onu kucaklamak yaşamınız boyunca ona örnek olmak yükümlülüğünüz var.. Adamlığın kitabını yazarım diye böbürlerienip fiyakalanmak yerine.. Uzatmayalım; “Kaşık Düşmanı“ sözü hangi akılsız bir beynin üründür kimse bilmez. Kıtlık yıllarında söylendiği belirtilirse de, bu yalnızca bir ahmaklık söylemidir.. Osmanlı’dan mı miras kalmıştır bu tabir yoksa sonraki yıllarda mı çıkmıştır şom bir ağızdan. Mahallenin namusuna yan gözle bakan ipsizleri hizaya sokan yiğit kabadayı değil, kalın kafalı, gübre kokulu bir zibidi ağız söylemiş olmalı bu sözü.. Kendi soyunu doğurup doyuran saygıdeğer anasını düşünmeden aşağılayıp ıskalayan bir hergele sözü. Seni dokuz ay on gün rahminde taşıyan Anan, Yaradan tarafından cennetle müjdelenirken, sen bu alçak ve seviyesiz sözü nasıl söylersin? Yâd ellere, okumak üzere 13 yaşında çıktığım köyümde, bu zibidilerden bir kısmının bu sözü kullandığına tanık olmuştum.. Şakası bile berbat. Kas gücünü akıl gücünden üstün tutan erkek egemen bir ortamın ürettiği bir sözdü bu, ne yazık ki.. Mağara kültüründe yoktu belki böyle sözcükleri yan yana getiren, omurgası yere eğik, kıllı varlıklar tarafından. Oysa benim köyümde, evinde, harmanda, yazıda, yabanda, bahçede, bostanda, orakta, tırpanda “Kaşık Düşmanı“ dedikleri hanımlar daha ön planda idi.. Koyun sürüsünde sütü sağan da oydu, testi ve güğümlerleIIrak çeşmeden su taşıyan da... Hayvan gübresini ahırlarından, sokaklardan kışın ayazında ısınmak için eliyle toplayan da oydu, saman alevi ile sac üstünde yüzlerce yufkayı evire çevire pişiren de O.. Geceleri sen horul horul uyurken, uyumaksızın bebeğini kınalı beşikte sallayıp avutan da O, senin ayaklarını yıkayıp ovalayan da O.. Eşine ayağını yıkatan yakınlarım vardı ne yazık ki itiraf edeyim. Osmanlı’nın işgali ve çöküşünden itibaren, yiğit Anadolu halkının Kuvvay-i Milliye ruhu bu aziz vatanı kurtarırken; “Kaşık Düşmanı” diye tabir edilen, aslında her biri saygıdeğer o hanımefendilerin doğurdukları aslan yürekli evlatlar, Şehadette ön sıradaydılar.. Bire densizler.. Duydunuz mu kalın kafalı, kadir ve kıymet bilmezler.. Benim köyümde hazırdan yiyen, yan gelip yatarak ense ve göbek şişiren, ”babam sağ olsun“ nimetlerinden yararlanan tufeyliler yoktu.. Ama bugün çok.. Günümüzdeki erkek egemen kabadayı özentileri, argo dilli kaldırım mühendisleri, dillerine pelesenk etmiş olmalılar bu tabiri herhalde.. Eğitim aşısı ile yetişmiş beyefendi kuşaklar değil. Dün de, bugün de, iki elli değil adeta dört elli eşlerinin çekip çevirdiği, ağır yaşam çarkına katkıda bulunan beyefendi erkekler. Hanımefendilerde hünerli, Allah vergisi yetenekler olduğunu kavrayanlar.. Bir kısım erkek bozuntuları nezaket, zerafet ve duygu dünyamızın mimarı hanımları hor görse de, dünya minnettardır bu saygıdeğer varlıklara.. Yaşamın her alanına yaydıkları sevgi iklimi ve yaşam atmosferi nedeniyle.. İlkokulda iken yolumun üstünde kocasını erken yaşta yitirmiş tek oğluyla yaşayan Akkadın Bacımız vardı.. Yalnızca İlerleyen yaşı nedeniyle değil, üretken ve çalışkanlığı nedeniyle herkesin derin saygı ile selam verip, hal hatır sorduğu ve elini öptüğü Akkadın Bacı.. Bahçesinde İnce ağaç dallarından örülü, dışı sıvarmış doğal iki arı kovanı da bulunan Akkadın Bacı.. Çelimsiz bedenimi güçlendirmek niyetiyle yedikleri yağlı ballı dürümden koparıp ağzıma çabucak tıkıştıran Akkadın bacı.. Tarlasında oğlu küçük olduğu için orak ve tırpan sallayan da oydu, harmanında samanla karışık buğday öbeklerini yabası ile poyrazda savuran da.. “Kaşık Düşmanı” lafı, hazır lokma ile zıkkımlanan, tembel, aylak, boşa tükettiği zamana gözyaşı dökmeyen bireyler için kullanılmalıdır aslında.. Bu kimlik ve niteliklerle örtüşen aylak hanımlar varsa eğer, bu sözümüz onlar için de geçerlidir. Şehitler ülkesi bu vatanda bu kimlik ve kişilikte kimse bulunmamalıdır. Bilgi ile donanmış ileri toplumlarda yün hırka giyen erkek bulunur ama “Kazak erkek” bozuntusu bulunmaz. Bizlerde tonlarcasını görürsünüz.. Benim torunum Polonyalı bir makina mühendisi beyefendi ile evli.. Hünerli parmakları ve kazak giysisi ile en lezzetli yemeklerle masayı donatan biri.. Ürolog bir doktor tanıdığım da Türkiye’den çıktı ona benzer.. Bahsettiğim gibi “Kaşık Düşmanı“ kadın yoktur ülkemizde.. Ne geçmiş, ne bugün, ne de gelecek yıl ve asırlarda.. Tarımda, sanayide, resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda, yaşamın her alanında erkeklere taş çıkartacak saygı değer hanımefendiler vardır.. Ülkemizin, aile yuvamızın ışıkları onlarla yanar mutlulukla… Geleceğimiz onların yapay zekalı evlatları ile şekillenir, gelişir, büyür, çağdaş doruklara ulaşır.. Göreceksiniz.. Sevgi ve saygılarımız özveri yüklü, vefakar tüm Hanımlara.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Terörsüz Türkiye Yasası.." Haber

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Terörsüz Türkiye Yasası.."

Anadolu toprağı acı ve gözyaşıyla yoğrulmuştur Osmanlı’nın kuruluşundan beri.. Silahı ve bileği güçlü ülkeler mazlumlara diz çökertmiştir her devirde.. Bu nedenle Savaş ve soykırımcı zorbalar hep galip masumlar hep kaybedenler safında yer almışlardır.. İnsanı Kuvay-i milliye ruhuyla şahlanan Anadolu toprağı hariç.. Uygarlık adına utanç duyduğumuz boncuk büyüklüğündeki yerkürenin bugünkü haline bir bakın.. Gündemden hiç düşmeyen tümüyle paylaşılmak istenen Orta Doğu’nun hali de hepimizce malum.. Canlı ve cansız varlıklara ait etik değerlerin anıtlaştığı bir uygarlık var mı dünyada? Ben göremiyorum, siz görebiliyor musunuz? .. 1995 yılında Ayhan’ımızı Şehit verdik Çukurca’da.. Zorba, işgalci ve sömürücü hatta soykırımcı güçlerce beyni yıkanmış PKK’lı maşalar tarafından.. Sözü uzatmadan bu ülkenin yüreği ve Bağrı yanık ana ve babaları 50 yıldır matem ve gözyaşı içinde.. Türkiye Her etnik kökenden 55.000 yavrusunu 2 trilyon $’ını, yurtsever binlerce evladını yitirmiş bu şerefsiz dış güçler yüzünden.. Diyeceğim şu ki; Aklı selimin devreye sokulduğu “Terörsüz Türkiye Yasası” tüm aydınların ve siyasetçilerin asla geri adım atmayacağı bir sorumluluk ve vebal niteliği taşımaktadır.. TBBM’nde başlatılan bir yılı aşkın bu geniş çaplı katılım hareketi, bilgi ve deneyim sahibi siyasetçi ve uzman görüşleri ile yeterince olgunlaşmıştır sanırım.. Tüm siyasetçi, bilim adamı ve aydınların öneri ve raporları herhalde bu Komisyon ve Meclis oturumlarına sunulmuştur.. Öte yandan terör söz konusu olunca; Türkiye silah gücü ve savunma kaynakları açısından dünkü Türkiye değildir artık.. Zorba ve savaş yanlısı dış hainler ve onların güdümündeki iç hainlere ulusal tokat indirme kabiliyetini kesinlikle kazanmıştır.. Ancak sözü edilen yasa hiçbir boşluk ve eksikliği taşımayacak şekilde uygulama alanına sokulmalıdır. Onca emek ve çabayla hazırlanan bu yasa pratikte harfiyen başarı sağlamalıdır. Bu yasayla üzüldüğüm bir konuyu da açıklamadan geçemeyeceğim.. Eski MHP Genel Başkan yardımcısı bir milletvekilinin bu yasayı İmzalamamış olması.. Sözlerinden anladığım kadarıyla, “silah gücümüzle teröristlere ölüm saçmaya devam edelim” demek istiyor anlaşılan.. Yurt sathında tüten ocaklara, acı üstüne acı eklemek mi çözümdür, yoksa sevgi ve barış ikliminin yayıldığı müreffeh ve gelişmiş bir ülke sağlamak mı? Bunun yanıtını benden çok daha iyi bilmesine rağmen.. Ülkeler doğru ve sağduyulu politikalarla ETA ve IRA gibi terör örgütlerini bitirirken biz niye birbirimizi katletmeye devam mı edelim? Terörün devam ettiği ülke mi istiyor bu ülkenin insanı, yoksa kardeşlikle sarmalanan bir vatan mı? Diyelim ki bu yasa istenen amaca ulaşmadı.. Türkiye’nin manevi ve kültürel değerlere dayalı Kuvayı Milliye ruhu her devirde olduğu gibi devreye girer. Ancak kin ve nefrete dayanan ayrışmalar, boğuşmalar, maddi ve manevi kayıplar, acı ve gözyaşları hiç dinmez.. Aklıselim ve sağduyu varken niye çoğalan düşmanlıklara yol açan çıkmaz yolları seçelim? Terörle mücadele, ana- baba yüreklerini yakan, ocaklar söndüren haklı mücadeleye dayansa da, bir taraftan dış güçlerce beyni yıkanmış olan maşaları yurtsever meziyetlerle de donatma şansına sahiptir.. Tarihi acılarla dolu bu ülkenin sonsuza dek sürecek birlikteliğe ve kardeşliğe büyük ihtiyacı var. MHP’li sayın milletvekilinin 50 yıldır süren teröre verdiği bir şehit var mı bilemem. Bizim şehidimize benzer 55.000 ailenin bu süreçte verdiği Şehitler var. Bedenlerindeki çoğu parçayı yitirmiş engelli gazilerimiz var.. İçimiz yanıp sızlasa da bu yasaya sonuna dek desteğimiz var.. Son bulmalı bu insanlık dışı vuruşma. .. Varsayalım ki sayın milletvekili haklı çıktı. Sil baştan yapar ve yazarız yeniden yasaları. Tetikte buluşur her yurt severin parmakları.. Yeniden şahlanıp çökeriz terör üstüne.. Bu yurdu bize emanet eden çarıklı şehitlerin evlatlarıyız biz çok şükür. Ama gelin terörü bitirelim; tüm analar ağlamasın bu güzel ülkede artık.. 20’den fazla etnik kökenli yurtseverlerin şarkıları ve halaylarıyla donansın bu güzel vatan. Kalkınmamızı birlik ve beraberliğimizi istemeyen dış hainlere inat..

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Yılan ve Yalan Zehiri" Haber

ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Yılan ve Yalan Zehiri"

“Silah bende güç bende“ dedi insanoğlu yaratılışından beri.. Dinmedi hiç savaşlar işgaller, baskılar, hukuksuz yaptırımlar mazlum ülkelere yönelik.. Kara bulutlar gibi çöktü yurtlarına, egemen güçler durmadan.. Sirk hayvanları ehlileşti zamanla, uslanıp ehlileşmedi insanoğlu çakma uygarlıklarla.. Ününüz var, şanınız var dillere destan.. Ülkemin sınırlarını aşıp dünyaya da yayılan.. ABD ve tüm batılı ülkeler demokrasinin beşiği denilip, imrenilen, kulaktan kulağa yayılan,dillerden düşmeyen.. Mert ve yiğit olmayan namertlerce “sizlere var da bizlere yoh miiiiii?” diye kıskanılan, saf ve güzel yüreklilerce gıpta ile alkışlanan, övgülerle destanlaşan egemen ülkeler var.. Neye yarar vicdansız insafsız merhametsiz ve acımasız olduktan sonra.. Kılıfları insan yürekleri buzdan kitleli yaratıklar olduktan sonra.. Gerçekten bu övgülere layık mı bu ülkeler? Yoksa, yer küresi bir baklava tepsisi ya da tadına doyulmaz bir "Pasta Kulesi" olarak mı yağlanmakta.. Geçmişten beri bu haydutlar tarafından.. Tabii ki şüphesiz öyle.. Günümüzde eli nükleer ve konvansiyonel silahlarla donanımlı bu hırsız haydutlar tarafından daha hızlı daha vahşice yağmalanmakta.. Savaşlar ve toplu soykırımlarla.. Bir de okkalı ve zehirli yalan propagandaları en büyük silahlarıdır bu güçlerin.. Dünya halklarının çoğunu zehirli yalan politikalarıyla uyutmaya çalışır ve böylece yandaş kazandıklarını sanırlar.. Çoğu zaman da kazanırlar. “Yılan ile yalan arasındaki ortak nokta zehirdir.. Yılan ısırdığında yalan ise yayıldığında zehirler” Büyük edebiyat ustası Tolstoy, o günden görmüş bugünleri ve bu veciz sözü aktarmış ders alınsın diye.. Ancak, Fare kök hücrelerinden yapay embriyo üretmeyi başaran bilim, dünyayı kana bulayan haydutların yaydığı bu zehire henüz çare bulamadı ne yazık ki.. Yapay zeka da yeni bir dünya düzeninin kurulmasında ne kadar başarılı olur bilemeyiz?.. Yapay zekaya dayalı gelişmelerin saldırganlık, savaş ve soykırım yönünde kullanılmamasıdır dileğimiz.. Onu da kendi lehleri doğrultusunda bir kullanım aracı haline getirir mi acep bu haydutlar?.. Gelecek nesillerin ufuklarını karartmaz soyunu tüketmez umarız bu başdöndürücü gelişmeler.. Umudumuz silahların sonsuza dek susturulduğu yeni bir uygarlık çağına başlaya bilmektir önümüzdeki yıllarda.. Mümkün olur mu dersiniz? Komşunun tavuğuna göz dikme hırsı, yerini hakça ve adilce paylaşma ilkesi yer değiştirirse neden olmasın? Çözüm sanayi devrimindeki bataklığı kurutup, yapay zeka ile iklim krizini yok edip, tarım sektöründeki üretkenliğe odaklanmaktır kanımca.. ... Yaşamı, hepimize ders olsun diye masallaşan insanlardan söz edelim biraz da.. Dünya haydutlarını bir kenara bırakarak… Başarı öyküleri ile dolu bizim insanımızdan.. İpini boynuna geçirip değil de omuzuna alıp sırtından aşağı sarkıtan Hacı Ömer Sabancı, ”ya Allah bismillah diyerek” Kayseri’den çıkıp Adana sokaklarında kazanacağı bir lokma ekmek için, iki ayaklı aracına binip“ yaya yollara çıkan Hacı Ömer Sabancıdan.. 450 kilometrelik yolu ayak parmakları patlamadan nasıl yürümüştür bu cesur adam? Var mı bizlerden biri onunla yarışabilecek ya da Z kuşağından bir insan? Ve 60 yıllık ömrüne ne büyük bir holding sığdırmış, diplomasız bu sihirbaz adam.. Şaşılacak alkışlanacak bir başarı öyküsü.. Dünya yatırım enstrümanlarıyla tuzaklamamış çevresini, bugünkü egemen haydutlar gibi.. Helalinden kazandığı lokmalar arasında harama kaçar lokmaları var mıydı bilemem. Ama bildiğim tek şey o ve hayırlı evlatları bu ülkede 100 binlerce insanın ekmeği ve aşı oldular, yuvalarına tebessüm ve mutluluk yağdırdılar.. ... Ya Vehbi Koç hakkında hangi övgülerle söze başlamalı? Emrindeki yöneticilerle yaptığı bir toplantıda, “Unutmayınız.. devletimiz ve ülkemiz var oldukça biz de var olacağız“ sözü ne büyük bir vatan sevgisi ifadesidir.. Kurtuluş Savaşı ve milli mücadelenin Türk halkını yoksul ve yorgun, hatta mecalsiz hale getirip tükettiği yılların, 16 yaşındaki bakkalın herkesi gururlandıracak öyküsü.. Koçzade Ahmet Vehbi ve hayırlı evlatları, sayısz sanayi kuruluşları ve yardımsever vakıf örgütleri ile ülkelerinin medarı iftiharı oldular.. ... Bu iki başarılı holding kurucuları Vehbi Koç ve Hacı Ömer Sabancı acı, yokluk ikliminin yoksul çocukları idi, tasarruf alışkanlığı ile simgeleşen.. Acımasız aldatıcı vahşi kapitalizmin "tüket at" çılgınlığına henüz kapılmamış olan yurtseverler.. Onca servetlerine rağmen ilerleyen yaşlarında dahi iskarpinne pençe yaptırmayı ihmal etmeyip, ayıp saymayan büyük yurtsever adamlar.. Ülkemizi ve Z kuşağını sonsuza dek yüceltecek ve ileriye götürecek bu iki yurtsever insanın başarı öyküleridir göğüslerimizi kabartan.. Son yıllarda siyasette sosyal medyada, Şehitler emaneti ülkemizde komşuda sokakta yaygınlaşan yılan ve yalan zehir etkili tutum ve politikalar kardeşlik hücrelerimizi zehirlemeye başladı.. Bizi dıştan yıkamadılar, içten yıkmayalım Şehitler emaneti bu ülkeyi aman ha… ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.