Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

ALPER ŞİRVAN yazdı: "Alice Guy-Blaché, Sinema ve Propaganda"

Haber Giriş Tarihi: 13.08.2026 00:28
Haber Güncellenme Tarihi: 13.08.2026 00:30
Kaynak: BURSA ARENA
ALPER ŞİRVAN yazdı: "Alice Guy-Blaché, Sinema ve Propaganda"

Sinema bütün sanat dallarını içeren, kollektif çalışmaya dayalı muhteşem bir sanat dalıdır.

En belirgin özelliğiyle gösterme, göstererek etkileme sanatıdır sinema.

Tarihi gelişimi de ilginç…

Alice Guy-Blaché, 1895'te Lumière Kardeşler, hareketli görüntüleri büyük bir perdeye yansıtmayı başardıklarında sekreter olarak çalışıyordu.

Herkes bu yeni icadı, gerçek hayatı kaydetmek için kullanırken, Alice, farklı bir soru sordu: “Bunu neden hikâye anlatmak için kullanmıyoruz?”

Bir yıl sonra, ilk kurgu filmlerden biri olarak kabul edilen “Lahana Perisi” adlı eseri yazdı, yönetti ve yapımcılığını üstlendi. Alice Guy-Blaché, bu eseriyle sinema tarihinin ilk kadın yönetmeni oldu.

Fransa'da başlayan hayat hikayesi, Amerika’da devam etti ve orada Solax Studios'u kurdu. Zaman içinde yakın çekim, elle renklendirme ve senkronize ses gibi tekniklerin öncülerinden biri olarak sinemanın gelişimine katkı sağladı.

Yaklaşık yirmi yıllık kariyerinde 1000'den fazla filmin yönetmenliğini, yapımcılığını veya senaristliğini üstlendi. Buna rağmen, bir kadın olarak adı uzun yıllar sinema tarihi içinde gölgede kaldı.

İlginç belki ama sinemanın “etkileyici” gücü, yalnızca sanatçılar veya sinemaseverler tarafından değil, tarihin en karanlık liderlerinden biri olan Adolf Hitler tarafından da çok erken fark edilmişti.

Bilindiği üzere, zihinleri ele geçirmek mutlak güçtür.

Bu gerçeği fark eden Hitler, propaganda bakanı Joseph Goebbels'e büyük yetkiler verdi ve sinemayı devlet politikasının merkezine yerleştirdi.

O dönemde çekilen propaganda filmleri, teknik açıdan dönemin çok ötesindeydi. Harcanan paralar da öyle…

Özellikle yönetmen Leni Riefenstahl'ın hazırladığı yapımlar, kamera kullanımı, kurgu anlayışı, ışık düzeni ve kalabalık sahneleriyle sinema tarihinde önemli bir teknik miras bıraktı.

Ayrıntıları, meraklıların araştırmacılığına bırakıp devam edelim.

Tarihçi Ben Urwand'ın araştırmasına göre, 1933'ten 1940'a kadar Hollywood stüdyoları Nazilerle "Zusammenarbeit" (iş birliği) olarak adlandırdıkları bir anlaşmaya vardı. Anlaşmanın en önemli şartı, Nazilerin eleştirilmemesiydi. Stüdyolar bu dönemde Almanya'ya yaklaşık 250 film sattı.

Anlaşmanın “eleştirmemek” ile sınırlı olduğu söylense de Nazizm’in dünyaya yayılmasında bu filmlerdeki propagandanın etkisinin olduğuna ilişkin görüş oldukça yaygın.

Sinemanın paradoksu da burada aslında...

Etkili ama hayra mı, şerre mi hizmet edeceği insana kalmış güçlü bir araç!

Birçok farklı araç gibi…

Yani, belirleyici unsur yine insan.

Sinema, insanların aklına ulaşmadan önce kalbine girme araçlarının atası sayılabilir bu anlamda... Çünkü duygular harekete geçtiğinde sorgulama azalır, zihinsel kabullenme başlar. İzleyici, çoğu zaman karakterlerle özdeşleşir, müziğin ritmine kapılır, görkemli sahnelerin etkisi altında kalır ve anlatılan hikâyeyi farkında olmadan içselleştirir.

Dijital platformlardaki kısa videolarda, reklam filmlerinde, sosyal medya içeriklerinde ve hatta siyasi kampanyalarda da aynı psikolojik mekanizmalar kullanılmaya devam ediyor. Değişen yalnızca teknoloji… İnsan zihninin çalışma biçimi ise büyük ölçüde aynı.

Tekrar edelim, işin içine internet ve hatta yapay zekâ da girse belirleyici unsur yine insan.

Başta da dediğim gibi kollektif bir sanat sinema.

Bir çırpıda izlediğimiz filmlerde, dizilerde onlarca insanın emeği var. Bugün özellikle dijital yollardan cep telefonundan bile izlenebilir hale gelen filmlerde, sanat yönetmeninin, kostümcünün sahnenin herhangi bir planına koydukları ayrıntının, ya da sesçinin duyurduğu konuyla yakından ilgili herhangi bir sesin güme gittiğini düşünüyorum. Dahası, zamanla özensizliğin ağır basması, kalitenin düşmesi gibi bir tehlike de oluşturmuyor değil bu sanat için.

Bu da ayrı bir konu.

Sözün özü: Sinema, kollektif yaratıma dayalı bir “etkileme” sanatıdır.

İyi kurgulanmış film ya da filmler, milyonlarca insanın düşünce dünyasını değiştirebilir.

Ha tabi, son dönem kimi özel ve kamu yapımı diziler gibi, antipatik olup ters te tepebilir.

O da ayrı bir mesele şüphesiz.

***********************************************************************************************************

Haftanın Notu:

İhanetle “çerçevelendin”; farkında mısın?

Baş tacı ettiklerinin yaptıkları belli.

Hedefteydi zaten hep, algın ve tüm varlığın,

Boğazındadır artık katilin kanlı eli.

*

Başlangıçta Siyasal İslam'ı sağ siyaset, etnikçiliği de sol siyaset başımıza bela etti. Çünkü ikisi de Türk Milleti'nden, cumhuriyet değerlerinden kopuktu. Ulus devlet, ikisi için de kötücüldü. Gelinen noktada birleşmeleri şaşırtmasa da bu organize kötülük karşısında çok yalnız hissediyorum.

.....

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Kaynak: BURSA ARENA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.