Milis kuvvetleri adı verilen Türk askeri ise Gediz'in 15 Mayıs 1919 sabahı Yunanlılar İzrnir'e asker çıkarmaya başladı. Kısa zamanda Anadolu içlerine kadar ilerleyerek, Batı Anadolu şehirlerini işgal etmeye başladılar. Gediz ise 5 Ağustos 1920 tarihinde Uşak'tan gelen 13. Yunan tümeni tarafında işgal edildi. 20 km. Kuzeyinde Kütahya şosesi üzerindeki Efendiköprüsü civarında mevzi almışlardı. Düşman kuvvetleri de aynı yol üzerindeki Meron dağında (Mihrioğlu Dağları) onların karşısında mevzilenmişlerdi. Fakat bu sırada kayda değer herhangi bir çarpışma meydana gelmemişti.Yunan askerlerinin Gediz'i işgal ettiği haber alınınca köy halkında bir telaş meydana gelmiş ve "Gavur geliyor" diyerek Saban deresinden dağlara doğru kaçmaya başladılar. Bu sırada köyün içine kadar girmiş olan Türk askerleri halkı yatıştırmaya çalıştı. Yunan askeri Arpa kıranında mevzilenip köyün içindeki askerlere ateş etmişlerdir. Askerler bu taarruzdan Karşı tarla civarına çekiliyorlar. Bu durum Yunanlıların işini kolaylaştırıyor ve köyü işgal ediyorlar. Vakit harman vakti olduğu için arpa, buğday ve saman alıyorlar. Köy halkından kaçabilen kaçıyor, kaçamayanlar ise Yunan askerleri tarafından camide toplanıyorlar. Kadınlar üzerindeki ziynet eşyalarını erkeklerin üzerindeki değerli eşya ve paralarını almışlardır. "Gence Yeri" adı verilen mevkie çadır kuruyorlar. Buradan zaman zaman köye gelerek köylüden koyun, keçi, inek ve süt gibi yiyecekler almışlardır. Fakat burada halka çok kötü bir muamelede bulunulmadığı o günleri hatırlayanlar tarafından anlatılmaktadır. Yunanlılar köyde 2 odalı bir ev ile 2 ahır ve 2 samanlık yakmışlardır. Bu binalar Ulu Oğlu Abdullah (KOCAMAN) ve Ulu Oğlu İsmail'e (TOSUN) aittir. Sahipleri tarafından belirtilen zarar 6.000 lira olarak helirtilmiştir[1].
22 Haziran 1920'de başlayıp bir buçuk ayda Bursa-Uşak- Nazilli çizgisine varan ilk büyük Yunan taarruzu yapılmıştır. 22 Haziran'da ilerlemeye başlayan Yunan güçlerinin üç fırkası Bursa'da, bir fırkası Aydın'da, bir fırkası Uşak'ta ve bir fırkası da Gediz'de bulunuyordu. Bu taarruz esnasında henüz kadro halinde ve çok az mevcudu bulunan 23., 57. ve 61. Tümenler Anadolu içlerine çekilmek zorunda kalmıştır. Bu sırada içteki karışıklık ve imkansızlıklardan dolayı Türk kuvvetlerine, takviye yapmak mümkün olmamıştır[2].
Gediz Muharebesi
O dönemde Batı Cephesi Komutanlığına atanan Ali Fuat Paşa başarı ile sonuçlanacak bir harekat yapmayı düşünüyordu. Bu sebeple 15 Ekim 1920'de 11. Ve 61. Tümen komutanlarıyla 1. Kuvay-ı seyyare'nin kurmay başkanlarını Eskişehir'e topladı. Burada taaruz planını açıklayarak, kendilerinin de bir takım keşiflerde bulunmalarını istedi. 11. Ve 61. Tümen ile 1. Kuvay-ı seyyare komutanları Alanyunt istasyonunda tekrar bir araya gelerek, yapılacak harekat hakkında görüştüler[3].
Çerkez Ethem ve arkadaşları, Gediz civarında bulunan düşman fırkasına taarruz etmek istiyorlardı. fakat kuvvetleri kafi olmadığından nizamiye kıtalariyle takviye edilmelerini istediler. 18 Ekimde Ali fuat Paşa Alayont'a geldi. Görüştükten sonra Ertuğrul Grubunun ve 1. Kuvayı Seyyarenin iştirakiyle taarruzu muvafık gördü. İzmir cephelerinin düşmesinden sonra, Büyük Millet Meclisi hükümetinin ordusu tarafından, o zamana göre büyük ölçüde sayılabilecek bir taarruz budur[4].
Cephe komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, 11. Tümen ve 61. Tümenlerden meydana gelen Ertuğrul grubu ve 1. Kuvay-ı seyyare ile Gediz'e 24 Ekim'de taarruz etmeyi kararlaştırdı. Buna bağlı olarak şu emri verdi: "24 Ekim sabahı Gediz'deki düşman mevzilerine taarruz edilecektir“.
1- 61. Tümenin iki alayı, tümen komutanın emrinde olarak Düşecek- Yunuslar hattına karşı düşmanını Kuzey kanadına taarruz edecek, Bolşevik taburu ve Emet Kuvay-ı Mil/iyesi ile irtibat yapacaktır.
2- 23 Ekim 1920'den itibaren 61. Tümenin, Grup Komutanlığı emrine vereceği alay, Efendi köprüsü-Derbent genel yönünde düşmanı cephede oyalamak için kullanılacaktır. Durumun gelişmesine bu alay ile ya 11. veya 61. Tümen'in takviyesi Grup komutanlannın kararlanna bırakılmıştır.
3- 11. Tümen 189. Alay da emrinde olmak üzere Arpa Yaylası üzerinden düşmanın güney kanadına taaruz edecektir[5].
Yazının devamı için tıklayınız
______________________________________________
[1] A. g. e., s.29-30.
[2] Aykut Akgül, Beş Savaş Bir Şehir Eskişehir, Dorlion Yayınları, Eskişehir, 2019., s.17.
[3] Hüseyin Göksal, a. g. e., s. 31.
[4] Kâzım Özalp, Millî Mücadele, 1919-1922, TTK, Ankara, 1988., s. 164.
[5] Hüseyin Göksal, a. g. e., s.31