Bursa Arena E'Gazete
2021-11-21 15:41:08

Dağ Fare mi Doğuruyor?

HÜSAMETTİN TAŞDEMİR

21 Kasım 2021, 15:41

Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları 8. Zirvesi, geçtiğimiz 12 Kasım 2021 cumartesi günü, İstanbul Demokrasi ve Özgürlükler Ada’sında, ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık ettiği ve “Dijital Çağda Yeşil Teknolojiler ve Akıllı Şehirler” başlığındaki zirveye; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhamedov, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Bağdat Amreyev katıldılar.

Samimi bir havada ve kardeşane diyaloglar ile sürdüğünü öğrendiğim bu toplantıda Türk Dünyası 2040 Vizyonu belgesini de içeren 121 maddelik bir sonuç bildirisi yayınlandı. Bu 121 önemli maddeye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;

https://www.bursaarena.com.tr/dunya/turk-devletleri-teskilati-sekizinci-zirvesi-121-maddelik-sonuc-bildirisi-h41757.html

Görüşmelerde Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, dönem başkanlığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a devretti.

Bu bildirgenin daha başından dikkat çeken 1. maddesi şöyle;

‘Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, adını ‘Türk Devletleri Teşkilatı’ olarak değiştirmeyi kararlaştırdı.

...

“Amerika Birleşik Devletleri” gibi veya daha uygun örneklerle “Birleşmiş Milletler Teşkilatı” ya da “İngiliz Devletler Topluluğu” gibi, uluslararası düzeyde bir güçlü yapılanmaya işaret edici şekilde “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak karara alınan isim değişikliği; bu yönde atılan önemli bir adım. Bu öncü devletleri tebrik de ediyorum.

Zaten özellikle ekonomik ve sağlık alanında süratle globalleşen dünyada, geleceğe dönük siyasi ve sosyo-ekonomik gelişmelere bakılınca, Çin gibi her gün ilerleyen bir emperyalist gelişmenin önünü kesecek, böyle bir “Türk Devletleri Teşkilatı”na tüm insanlığın ihtiyacı var. Uluslararası siyaset arenasına bakınca ben de, böyle bir gelişmeden doğrusu ümitvar oldum.

Gelelim temel konuya;

Bugüne kadar hep içimden geldiği gibi, inanarak ve samimiyetle yazmaya; ancak sorgulayıcı ve gerektiği yerlerde de eleştirel bakmaya çalıştım.

Bu süreçte “ad değişikliği”yle olsa da ortaya bir “Türk Devletleri Teşkilatı” konulmuştur. İyi ve güzel.. Fakat ilk etapta simge olarak üretilmiş bir madalya piyasaya servis edildi ki, daha başından tüm o ümitvar bakışımı altüst etti. 

İçerisinde 6 adet (8 köşeli yıldız), orta bölgede güneş içerisinde hilal ve ortasında 8 köşeli bir yıldız, son kademesinde 6 adet üçgen şeklinde simgeler.. Haydi bunları o eleştirel bakışımla beğenmedim diyelim; 

Nedir bu Allah aşkına, “SUPREME ORDER OF TURKIC WORLD” başlığı?

Sanırım yaklaşık anlamında "Türk Dünyasının Yüce Düzeni" diye Türkçeye çevirmek gerekiyor. (Adam Yunisov'un dizayn ettiği bir madalya değil mi bu?..)

Bildirge Türkçemizin, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan lehçelerinde imzalanmakla birlikte, bunlara en temel gramer yapısında olan Türkiye Lehçesi kullanılamaz mıydı? Hangi lehçe olursa olsun bir müşterek 5 kelime uyarlanamadı mı?

Nedir bu daha kafadan İngilizce’ye teslimiyet duygusu? Türk diliyle ortaya çıkmak var iken yakışır mı? Öyle “İngilizce uluslararası geçerli dildir” falan gibi, insanların bilinç altına kurgulanmış ezik duygularla yaklaşmak da düzeltmez böyle bir hatayı. Bu madalya eğer uluslararası bir simge yapılacak ise, bence yanlış ve derhal içeriğine müdahale edilmelidir.

İçimden kendi kendime hayıflandım;

“Dağ Fare mi Doğuruyor?..”

Derken bir haber daha çıktı karşımıza;

“Türk Konseyi 8. Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım'ın Aksakallılar Konseyi'ne Türkiye'nin Aksakalı olarak atandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Binali Bey'in tecrübesi ve birikimiyle, ulaştırma başta olmak üzere konseyin çalışmalarına her alanda değerli katkılar sağlayacağına inanıyorum’ dedi..”

Haydi gel de tepki gösterme.

Binali Yıldırım’ı severiz sevmeyiz bunlar ayrı konu. İyi de bu insanın uluslararası “Türk Devletleri Teşkilatı”nın kök misyonuyla ve fikri yapılanmasıyla ilgili bir alt yapı ve donanımı var mı? Kendisi ve oğlu hakkındaki deniz taşımacılığı ve ucu açık tüm iddialar da (ya da iftiralar diyelim) bir yana, bu Aksakallılar Konseyi’nde hangi konuda katkılarda bulunacak; Ulaştırmacılık mı? Gemi Taşıyıcılığı mı? Gerçekten izaha muhtaç değil mi?

Bu konuda Cumhurbaşkanı’nın elinin altında dahi veya akademik ya da diğer STK çevrelerinde çok iyi yetişmiş, bilgi donanımı ve tecrübeyi haiz o kadar çok isim var ki.. ‘Keşke bu görevlendirme konusunda yeniden bir değerlendirmede bulunulsa’ diyorum. Zaten Binali Beyin ihtiyacı da yok gibi böyle bir makama..

Yoksa kendi kendime hayıflandığım o soru yine gelecek aklıma;

“Dağ Fare mi Doğuruyor?..”

Neticesinde, her türlü eleştirimize rağmen, atılan önemli bir adımdır ve gelecekte dünyanın kaderinde etkin roller oynayacağına inandığım “Türk Devletleri Teşkilatı”, başta kendisini Türk Milleti diye tarif eden mazlum milletler olmak üzere, tüm insanlığa hayırlı olsun.

Bu Teşkilatın faaliyetlerini, üye ülkelerin bu misyonu devlet politikalarına ne kadar yansıtabildiklerini, bundan sonra sanıyorum daha sık ve titiz izleyeceğim. Zira Çin üzerinden hızla yayılan emperyalist dalgalara "set olacağı" umuduna vesiledir.

Yeter ki sulandırılmasın ve yozlaştırılmasın..

Sağlıcakla Kalın..

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.