Türk Ordusu'nun Kıbrıs Adasındaki varlığı Akdeniz'de en büyük ve en caydırıcı güçtür.

KKTC ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda güçlü olmalı ki, haklı milli davasını koruyabilsin. Özellikle müzakereler iki devlet arasında olmalı ki, hak ve adalet yerini bulsun.. Türkiye, fiili garantör devlet olarak her zaman deneyim ve bilgi birikimiyle KKTC'nin yanında olmalı ki, Kıbrıs'ta yaşayan insanlar da milli davayı ileriye götürebilsin ve haklı davasını bütün dünyaya anlatabilsin, diplomasisini geliştirebilsin. Türkiye, yerinde ve zamanında hareket ederek üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli ki, Akdeniz'de milli hak ve menfaatleri savunabilsin. Böylece 1974 yılında gerçekleşen Barış Harekatı'yla Kıbrıs Adasına getirilen huzur, barış, hürriyet ve güvenlik devam edebilsin..

Caydırıcı güç olarak Türkiye, diplomasi, ekonomik ve sosyal yönden de KKTC'yi güçlendirecek stratejileri zamanında uygulamalı ki, KKTC eninde sonunda ambargolardan, zor diplomasiden kurtulabilsin..

KKTC Meclis üyeleri, aydınlar, basın mensupları, dış politikada uzmanlaşmış üniversite öğretim üyeleri ve sivil toplum Kuruluşları da "Ortak Akıl"  ile hareket etmeli ki, KKTC hak ettiği bir yönetim anlayışına kavuşabilsin.. Kıbrıs'ın yöresel gıda ürünleri her yerde pazar bulabilsin.

KKTC, Türk Devletleri Teşkilatına da "Gözlemci Üye" olmak için başvurmuştu. 2022 Aralık ayında Özbekistan'da yapılacak toplantıda mutlaka KKTC'nin Gözlemci Üye statüsüne resmiyet kazandırılması gerekir ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uluslararası diplomaside ve platformlarda güç kazanabilsin ve milli davasına sahip çıkabilsin!

Sonuç olarak, müzakerelerin iki toplum arasında değil, iki egemen devlet arasında yapılması gerekir.

KKTC- Türkiye ilişkilerinin temel sütunları yıllardır dünya kamu oyuna anlatılamadı ve Kıbrıs milli davası bir türlü istikrara maalesef kavuşturulmadı. KKTC'nin Toros Babası merhum Rauf Denktaş'ın tezleri her zaman geçerliliğini korudu. Rauf Denktaş'ın fikirlerine itibar etmeyenler de cahilliklerinden kurtulamadılar. Başta ekonomik yatırımlar olmak üzere, vizelerin, münhasır ekonomik sınırların, petrol ve doğal gaz bölgelerinin belirlenmesinde çok geç davranıldı..

Kısaca çevre ülkelerde ve uluslararası ilişkiler alanında etkin ve yetkin olan devletlerde Kıbrıs her yönüyle anlatılabilseydi, bugün bambaşka bir Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olabilirdi; bütün ülkelerin ikna edildiği bir statüye ulaşabilirdi.

Yine de geç değil. Hatalardan ders alarak iki devletin egemenliğine, eşitlik statüsünün iki devlet arasında gerçekleşmesine daha fazla çalışılmalıdır. Ortadoğu'daki, Avrasya'daki, Akdeniz'deki ülkeler de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklı milli davasına yardımcı olabilmelidir.. Türkiye bu yönde diplomatik çalışmalarını yoğunlaştırmalıdır, konunun üzerine ısrarla gitmelidir.

Hatta Türkiye, Kıbrıs'ın haklı davasını gerçekleştirmek için Akdeniz Ülkelerini Kıbrıs'ta toplayarak bir "Çalıştay" düzenlemeli, gel gitlerle, temeli olmayan heyecan uyandıran demeçlerle vakit geçirmemelidir.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.