Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

HAFTALIK - 10 Yumurta Kaç Öğretmen Eder?

Yazının Giriş Tarihi: 29.09.2026 23:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.09.2026 23:40

Köy Enstitülerinden sonra, yerinde yeller esen Öğretmen Okulları…

Onlardan biri olan Van Alparslan Öretmen Okulu’nun sınavını (1960 yılı başlarında) kazanıp, parasız yatılı olarak 6 yıl öğrenim gördüm. Mezuniyetten (1968) sonra 6 yıl köy ilk okullarında öğretmenlik yaptım. Üniversite sınavını (basın yayın, gazetecilik) kazanınca öğretmenliği bırakmak zorunda kaldım. Ancak. o ulvi mesleğin verdiği hazzı ve öğrencilerimi hiç unutamadım.

O nedenledir ki, aşağıdaki ‘yaşanmışlığın öyküsü’nü her okuduğumda gözümden yaş süzülür.

Aynı zamanda CUMHURİYETİN FAZİLETİNİ de vurgulayan ÖYKÜ ŞÖYLE:

“Daha ilkokuldayım. Evde telefon çaldı. Koştum, açtım. Babamın okul arkadaşı Kerim amca. O da babam gibi öğretmen. Çocukluğumuzun öğretmenleri işte… İki söz arasında hemen birkaç soru, her fırsatta öğretmenliği yaşıyor ve yapıyor. Telefonda hemen sınav başlıyordu.

- İstiklâl Marşımızı kim bestelemiştir?

- Konya’nın plakası kaç?

Hepsini yanıtlıyorum.

Yine bir gün soru silsilesinin ardından, o zaman bana çok garip gelen bir soru sordu: Söyle bakalım ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER?

Şaşırıyorum.

- O nasıl soru Kerim Amca?

Kerim Amca uzun uzun gülüyor. ‘Yanıtını bilmediğin bir soru buldum işte. Şimdi telefonu babana ver.’

Telefon görüşmesi bitince, babama soruyorum:

- Baba, Kerim Amcam sordu. On yumurta kaç öğretmen eder?

Babam da gülmeye başlıyor.

Ardından, gülerek başlayan ama bittiğinde ikimizin de gözyaşlarıyla yıkanan aşağıdaki öyküyü anlatıyor:

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinin yaklaşık yirmi kilometre güneyinde yan yana iki orman köyü vardır. Boşnakköy ve Armutlu.

Her iki köyde de hayat zor, insanları yoksuldur.

1950 yılının güneşli bir Temmuz sabahında, bu iki köyün en çalışkan iki öğrencisi Ali ve Kerim, birkaç yıl içinde öğretmen okullarına dönüşecek olan Köy Enstitüsü sınavına katılmak için ilçe merkezine yola çıkarlar. Tabii yürüyerek…

Ali’nin elinde küçük bir sepet ve sepetin içinde on tane yumurta var. Evde para olmadığından, annesi ilçede satıp, sınav için lâzım olacak kalem, silgi gibi ihtiyaçları alması için bu on yumurtayı, biraz kendi evinden, biraz da komşulardan toplayarak Ali’ye vermiş.

Kerim’in ailesi daha da fakir olduğundan, Kerim’de o da yok.

Yaklaşık yirmi kilometre yolu yürüyerek ilçe merkezine ulaşıp, hemen bir bakkala giriyor ve on yumurtayı satarak bir kalem ve bir silgi alıyorlar.

Kalemi de, silgiyi de ikiye bölerek paylaşıyor ve sınava giriyorlar.

İkisi de başarmıştır.

ANCAK BİLMEDİKLERİ BİR ŞEY VARDI

Sınav iki gündü.

Bu iki köy çocuğu, sınava girip akşam köylerine dönmeyi düşünürken, şimdi Hükümet Konağı’nın önünde, neredeyse ağlamaklı, geceyi nerede geçireceklerini bilemeden, bir aşağı, bir yukarı yürümekte…

Cadde üzerindeki evlerden birinde, bu iki köylü çocuğa merakla bakan bir kadın onları eve çağırır. Durumu öğrenince onları doyurur. Akşama eşi de işten gelir ve çocukları o gece misafir ederler.

İkinci gün de sınav başarılıdır.

Birkaç ay sonra Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsüne kayıt ve ardından şanla şerefle geçen otuz yılı aşkın öğretmenlik yaşamı…

İşte 10 yumurtanın 2 öğretmen ettiğini bu hikayeden öğrenmiştim..

Babam, öykünün sonunu şöyle bağladı:

BAK OĞLUM, KÖYDEN ON YUMURTAYLA ÇIKAN İKİ ÇOCUĞUN ÖĞRETMEN, SUBAY, MÜHENDİS, MİLLETVEKİLİ HATTA CUMHURBAŞKANI OLABİLDİĞİ YÖNETİME CUMHURİYET DENİR.

(Alıntıdır)

---

İYİ HAFTALAR

remzidilan_48@hotmail.com

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.