Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Hac?

Yazının Giriş Tarihi: 16.10.2026 12:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.10.2026 12:44

Müzdelife Vakfesi:

Güneş battıktan sonra Müzdelife'ye hareket edilir. Akşam ve yatsı namazları yatsı vaktinde birleştirilip (cem-i te'hir) kılınır. Şeytan taşlamak için 49 veya 70 adet nohut büyüklüğünde taş toplanır. Gece burada vakfe ve dua ile geçirilir.

Nefsinin kulluğundan kurtulup yaratılış gayesine ermek yani Allah’a kulluğu kendisinde oluşturup bu kullukla yaşamak isteyen insan önce Mîkât yerine gelip ihrama girmelidir demiştik ve devamında Mîkât bir sınır, ihram ise o sınırı geçiş hâlidir. Mîkât’a gelmek yöneliş, ihrama girmek ise teslimiyettir demiştik. Bu ise insanın kendisini, kendi gönül rızasıyla şeriata tâbî kılmasıdır. Bu, nefsaniyet üzerine sürdürülen yaşamı terk edip şeriat üzerine kurulan yaşama dâhil olmakla; nefsanî yaşamın giydirdiği doğrulardan, anlayıştan, isteklerden, zikirden ve sevgiden soyunup Allah’a kulluğun doğrularını, anlayışını, zikrini ve sevgisini giyinmekle mümkündür. Devamında, neyin insan için gerçekten değerli olduğu ve ne için yaşaması gerektiğini fark ederek, asıl değeri hayatının içine alıp hayatında öncelik yapmaya başlayarak idraken de Arafat’a çıkmış olduk. Şimdi ise Müzdelife’ye geldik.

Müzdelife, Mekke'de, Arafat ile Mina arasında bulunan ve Arafat'tan sonra vakfe yapılan yerdir. Müzdelife kelimesi, yaklaşmak, yakınlaşmak anlamındaki Arapça zelefe kökünden türetilmiş olup toplanma, bir araya gelme demektir.

İnsan, şeriata dâhil olup, Allah’ın kulluğuna değer vererek, Allah’ın isteklerini, inancının gereğini, tevhit anlayışı ve ibadetlerini hayatına alarak uygulamaya başladığında Allah’a anlayışı ve yaşantısıyla yakınlaşmış olur. Nefsanî yaşamında, emmaresinin isteklerini yerine getirip sevdiğini severek, emmarenin doğrularını kabul edip zulmanî vasıflara göre yaşayarak ve emmaresini öncelik yapmayla zikrederek, emmaresine yakın olduğu gibi şimdi de Allah’ın isteklerini yerine getirmeyi, “Sev” dediklerini sevmeyi, emir ve yasaklarına uymayı, Allah’ı zikredip öncelik yapmayı, Allah’a göre yaşamayı ve ibadetleri hayatının içine alarak bu imanî değerlere yakın olmayla Allah’a yakınlaşmış olur.

İbadet, insanın Allah’a duyduğu inancını yaşadığının hem bedenen hem de zihnen göstergesidir. İnsan, dünya zahirliğinde surete, eylem ve söyleme sahip olan varlıktır. Düşüncesi, aklı bunlar üzerine çalışır. İlahî sistem gereği bir şeyi başka bir şeyle kıyaslayarak çalışan akıl için kendisi de dâhil, gözüyle gördüğü, kulağıyla duyduğu asıldır. Allah’a inanan bir insan o zaman bu inancın gereğini yapmalıdır. İşte yapmak, eylem ve söylem içinde bulunmaktır. İnancın gereği olan eylemi ve söylemi olmayan inanç samimi değildir. Bu sebeple insan, kendisini inancına ait söylem ve eylemleri uygularken gördüğünde, inancını yaşadığını kabul eder ve bununla kalbi mutmain olur. Lakin, ibadetin içi şeriatın uygulanmasıyla dolu olmalıdır. Şeriatsız ibadet içi boş olan bir şekli yerine getirmektir. Şeriatın olmadığı boşluğu nefsaniyet doldurur. İnsan da ibadet ederken kulluğunu Allah'a değil, emmaresine yapar hâle gelir. İnsan, Allah’ın tüm emir ve yasaklarına yani şeriata uygun yaşam tarzıyla, dünyevî çıkarları gereği şeriattan taviz vermeden yaşarken ibadet ederse, işte o zaman Allah’a yakınlaşmış ve ibadetiyle şeriatı bir araya getirip toplamış olur. Müzdelife Vakfesi’ne gelmeyi başaran insanın kulluğu, göstermelik olmaktan çıkıp, kişiyi Allah’a yakınlaştıran ibadete dönüşmüş olur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.