Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özkan Günal

bursaarena.com.tr - Özkan Günal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özkan Günal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -14-" Haber

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -14-"

Allah’ın, biz insanlardan kulluk adına istediği şey, iman yoluna dâhil olup o yolda samimiyetle, azimle, gayretle ilerleyerek kendimizde tevhit imanını oluşturarak, Kendisine ulaşmış olmamızdır! Bunun yolunu, doğru adresi, doğru konumu da yine Kendisi Kur’an’ı Kerimde bildiriyor. Bize de, “Bana ulaşmak mı istiyorsunuz. O zaman Allah’ın zikrine ehil kulu bulup ondan o zikrin tarifini alın, tarif edildiği gibi zikredin. Benim kendisine tarafımdan ledün ilmi vermiş olduğum o uyarıcı ve davetçi olan kula biat edin. Ona biat etmekle bana biat etmiş olacaksınız. Verdiğimiz ikrar üzerine kalın ki Bana ulaşanlardan olun” diyor. Allah’ın istediğinin ve tarif ettiğinin tam tersinin yapıldığı bir sistem içerisinde kalmak, bizi hiçbir zaman Allah’ın kulu yapamayacak çünkü bize kendi miracımızı yaptıramaz. Senin kendi miracını yapacak olmanın kabul dahi edilmediği, senin kendi miracını yapacak olmanın şirk ve küfür olarak zikredildiği bir sistemin içerisinde kendi miracını yapamazsın çünkü küfür. O peygambere mahsus, senin yapman küfür. Kendi miracını yapamayan bir insanın Allah’ın kulluğu üzerine olmasının da imkânı yoktur çünkü kulluk, miracın nüzulüyle başlayan, miraçta gördüğünü her yüzde görme hâlidir. Miraçta işittiğini her seste işitme, sevdiğini her zerrede sevme, secde ettiğine her zerrede secde etmenin hâlidir. Miracın nüzulü olmadan zahirlikte kulluk başlamaz çünkü kulluk diye zikredilen, farkındalığa ermiş tevhidî bilinç üzere yaşamaktır. İnsan için zahiri boyutta kulluk, batındaki kulluğun zahirde aynıyla devam etmesidir! Farkındalığa nerede eriyorsun? Gerçeği görmez gözün nerede görür hale geldi? O miraçta gelmedi mi! Görmez göz görür, işitmez kulak işitir, fikretmez kalp fikreder hâle geldi. “Şimdi o açılmış gözün kulağın ve kalbinle Beni zikret. Ben seni yeryüzü için yaratmıştım, burada huzurumda gördüğünü yeryüzünde gör ve görmeye devam et. Burada işittiğini yeryüzünde işitmeye devam et. Burada fikrettiğini yeryüzünde fikretmeye devam et. Buradaki secdeni Beni yeryüzündeki tecellimde ayırmadan, her zerrede Kendi tecellimde secde ederek devam ettir” diyor Allah. İşte “Ben sizin Rabbiniz değil miyim!” denildi Elest Bezminde! “Beni görmez gözün görür hale geldi, Beni işitmez kulağın işitir hale geldi, Beni fikretmez kalbin fikreder hale geldi” O görür, işitir, fikreder hale gelişine Allah hitap ediyor. Neden? Çünkü hitap edeni görecek göz oluştu, hitabı işitecek kulak oluştu, hitabı anlayacak idrak oluştu. Şimdi soruyor “Değil miyim?” diyor. Yani, “Sana sen olarak tecelli eden, seni Kendimle var eden, sana varlık veren, Ben değil miyim?” diyor Allah, “Ben senin rabbin değil miyim” derken. Miraç, Allah’a kendinde ulaşmandır demiştik! Kendi zahirliğinde Allah’a şahit oldun mu? Miracını yaptın mı? Ne görüyorsun şimdi kendinde ve âlem zahirliğinde? Neye şahit olduysan onu görüyorsun! Sana, “Sana seninle tecelli eden, sen olarak zahir olan Ben değil miyim?” dedi. Sen zaten kendi zahirliğinde Allah’a şahit olduğun için o huzuru Hakk’a ermiştin. Ne diyorsun? “Beli ya Rabbi!” diyorsun çünkü görecek gözün, işitecek kulağın, fikredecek kalbin mühürleri kalktı, görmeye, işitmeye, fikretmeye başladın. “Şimdi artık o görüşü terk etme, o işitişi terk etme, o fikretmeyi terk etme. Bana secde edişini Benim tecellimde her zerrede devam ettir ki benim kulum olarak yaşayabilesin” diyor. Şimdi kulluğunu zahirde devam ettirmeye nüzul ediyorsun. Orada başlıyor kulluk. O görüşü, o işitişi, o fikredişi her tecellide devam ettirmek için zahirliğe geliyorsun. İşte kul diye zikredilen, Allah’ın zahirliğinde, eşya farkındalığına ermiş bilinçle bulunmanın adıdır. Fark diyor ona. Bilincin, hangi farkındalığa evrildi? Allah’ın, yerlerin ve göklerin nuru olduğu farkındalığına. Her yaratılmışlığın, Allah’ın Kendi tecellisi, zahirliği olduğu farkındalığına evrildi. “Şimdi bu farkındalıkla yaşa. Seyir, keşif ve muhabbet üzere kul ol” diyor. Kendinde ve her yüzde şehadet ve şehadetin sürekliliği var kullukta. O kulluğu yaşayanlardan oluruz inşallah! ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -13-" Haber

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -13-"

Mümin nedir? Mümin, huzuru Hakk’ta olup iradesini külli iradeye tâbî kılmış olanın ismidir. O nedir? Kişinin ayrılık zannının Allah’ta fena bulduğu, arada ara olmayacak şekilde Allah’a ulaştığı yerdir. Zaten mümin, kendisinde kendi gerçekliğinde ulaşmış, Allah’a kendisinde yücelmiş olanın ismidir. Sen kendinde kendi gerçekliğine, Allah’a şahit oldun mu? Kendinde kendi miracını yapıp Allah’ı kendinde buldun mu? İşte orada mümin ismini alıyorsun! O nedenle namaz müminin miracıdır. Çünkü mümin talip olarak yola çıktı, varlıkta kendini zikretmekten geçip Allah’ı zikretmeyle kendi zahirliğinde Allah’tan başka ilah olmadığına şehadete ererek müminlik vasfını kazandı. Mümin, huzuru Hakk’ta olandır, mümin miracını gerçekleştirmiş olandır. Bu sebeple onun namazı miraçtır çünkü miraçta namaz kılandır ama bu, Allah’ın imamlığında cemal cemale kılınan namazdır. Kıyamında Allah’la muhabbet, rükûunda Allah’la muhabbet, secdesinde Allah’la muhabbette olunan bir namazdır! Tevhit namazı denir! O namazın seccadesi kişinin kendi, tâbilik içeren, Allah’tan gelen varlığıdır. Varlığına bakarak Rabbini görüyorsun, işitiyorsun, seviyorsun, varlığını zikrederek Rabbini zikrediyorsun. İşte Hallac-ı Mansur Hazretleri, kendi varlığını seccade yapıp, kendi varlığında cemal cemale Allah’la namaz kılmıştır. Bu varlıkta şan alanı Allah olarak okuyup, rükû ve secdede O’nu bulduğu için ne dedi? “Ene Hakk” dedi. Şimdi Hallac-ı Mansur Hazretlerinin Ene Hakk deyişi şirk mi, iman mı? İmanın ta kendisidir! Yunus Sultan buraya ne diyor? “Dinin terk edenin küfürdür işi, ol ne küfür imiş dinden içeri.” Hallac-ı Mansur hazretlerini, “Sen dini terk ettin küfür ettin” diyerek katletmediler mi? Evet, tevhide cahiller, yobazlar, Allah’ı gayba atıp ötekileştirenler katlettiler. Ama, “Ne küfür imiş” diyor Yunus! Nereden içeri? Dinden içeri. Dinden içeride ne vardır? İman vardır. Hangi dini terk etmek? Bir dinin terk edilişinden bahsediyor. İnsanların kendilerine göre şekillendirdikleri ve kurdukları sistem olan dini terk ediyor. Yoksa Peygamber Efendimizin tebliğ etmiş ve bizzat yaşamış olduğu İslam dininden bahsetmiyor. Kişilerin sonradan, kendilerine göre değiştirmiş oldukları ve bugün geçerli bir şekilde yaşanılan sahte, uydurma bir dinden bahsediyor. O dinin mensuplarına göre kendilerinden olmayı terk etmek küfür! Bakara suresi 171. Ayeti kerimede, Allah’ın indirdiğine uyun denildiği vakit de onlara yok dediler: Atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız, ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemezseler demi? buyrulmaktadır. O dinin mensubu Allah’ı nerede zikrediyor? Gayıpta. Sen gayıpta zikretmeyi bırakıp tecellisinde, yaratılmışlıkta zikretmeye başlayınca, o dini terk etmiş olmuyor musun? Onlara göre küfür etmiş olmuyor musun? Şimdi, o dini terk etmeden mutlak imana erebilir misin? Eremezsin çünkü iman, Allah’ı Allah’ın zikrettiği yerde zikretmek, sevdiği yerde sevmek, Kendisini gördüğü yerde görmektir! Allah’ı gayıpta zikretmeyi, ötekileştirmeyi terk etmeden, Allah’a şahit olmayı öldükten sonraya bırakmayı terk etmeden, Allah’ın Kendi tecellisi olan bu şehadet âleminde, Allah’a nasıl şahitlerden olacaksın? Cahilin küfür dediği üzere olmadan imana eremezsin. O anlayış değil mi Ehlibeyt efendilerimiz için, “İslam’da fitnedir” diyen. Ben o dinin içinde, o dinin mensubu olarak kalırsam, bende imanı oluşturacak ve bendeki imanın ispatı olan İmam da küfür, O imamın huzurunda namazda olmak da küfür. İşte, dinin terk edenin küfürdür işi! Küfürdür onlara göre ama o İmamla kılınan namaz imandır, dinden içeridir diyor hakikate erip nurlanan tevhit ehli! ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -12-" Haber

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -12-"

Namaz nedir? “Namaz odur ki kişiyi Allah’tan başka ilah olmadığına şahit kılandır.” Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlerden olduk mu? Olmadıysak henüz namaz kılmadık! Hangi tahsil, hangi ibadet, ne tür bir kulluk bizi Allah’tan başka ilah olmadığına şahit kılıyorsa, namaz odur! Bu nedenle, “Namaz müminin miracıdır” diyor. Neden “Müslümanın” demiyor, neden “İnsanların” demiyor da “Müminin” diyor? Müminden ne anlayacağız? Hz. Pir bir gün sohbetinde “Müminlerin kendilerine ait iradeleri yoktur” buyuruyorlar. Devir Osmanlı devri, padişahlık dönemi. Geliyorlar saraya, “Hünkârım, Arap Hoca namında birisi var, insanların kendilerine ait iradeleri yoktur dedi” diyorlar. Kişi ne anladıysa onu anlatır, ya da art niyetliyse ona göre dönüştürerek anlatır. İnsanların kendisine ait iradeleri yoktur beyanı neden sakıncalı? Yasağı ortadan kaldırırsın, cehennemi, günahı, haramı ortadan kaldırırsın, Allah’ın yasakladığı her şey üzerine olursan da olur. Çalabilirsin, içebilirsin vs… Çünkü olur. İnsanın iradesi yok ya, yapan Allah dersin. Bunun ucu, Araf suresi 16. Ayeti kerimede, İblis dedi ki, “Öyle ise beni azdırmana karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.” denilerek dikkat çekildiği gibi, “Azdıran Allah’tır” ya da “Sen dileseydin ben secde ederdim” şirkine dayanır. Bu dinen yasaktır, imana, tevhide aykırıdır. Padişah da derki, “Vurun kellesini” Bu kadar basit! Padişahın yanındaki danışmanlarından birisi de Pir Hazretlerini tanıyormuş. “Hünkârım, biz kendisinin bir iki sohbetinde bulunduk. Kendisi son derece değerli ve âlim bir zattır. Yanlış anlaşılmış olabilir. Kendisini çağırıp soralım. Eğer derse ki “Evet, dedim ben bu sözü” hüküm sizin. Ama suçsuz yere masum birinin katline sebebiyet vermeyin bunun bedeli ağır olur” der. Peki der padişah “Çağırın gelsin” Pir Hazretlerine haber gider saraya çağırılıyorsun diye. Pir Hazretleri gelir saraya. Büyük bir oda tertip etmişler. İçerisi padişahın vezirleri, Şeyh'ül-İslam, zahir ulemalar dolu. Padişah da ben orada olursam konuşamaz belki diye paravanın arkasında yer yaptırmış kendisine oradan izleyecek olup biteni. Pir Hazretlerine sorarlar, “Arap Hoca namındaki kişi sen misin?” “Evet, benim” “Sen insanların kendilerine ait iradeleri yoktur dedin mi?” “Ben öyle bir şey söylemedim. Ben müminlerin kendilerine ait iradeleri yoktur dedim ve yine diyorum, müminlerin kendilerine ait iradeleri yoktur” “Aynı şey değil mi?” “Hayır, aynı şey değil. Kim diyor aynı şey olduğunu?” Müminle sıradan insanın aynı şey olduğunu zanneden, aradaki farkın ne olduğunu bilmeyen bir zihniyet, Piri sorguluyor. Neden? Çünkü devletin gücü onda. Pir Hz. derki, “Efendiler! Biz şimdi Padişah efendimizin huzurundayız. Padişah efendimiz irade etti geldik, kendi irademizle gelmedik. Padişah efendimiz irade ediyor burada konuşuyoruz, irade etmese konuşamayız. Padişah efendimiz ne zaman irade ederse ancak o zaman buradan çıkabiliriz, kendi irademizle çıkamayız. Şimdi, bizim irademiz, Padişah efendimizin iradesi karşısında ne oldu? Hükümsüz kaldı. Gel demeden gelemiyorum, konuş demeden konuşamıyorum, git demeden gidemiyorum, nerede benim iradem? İşte mümin Padişahın huzurunda olandır. Dışarıdaki, sokaktaki adamın böyle bir tabiyeti var mı? Yok. İşte ben sokaktaki adamın iradesi yok demedim. Şu an bizim gibi padişahın huzurunda olanın iradesi yoktur çünkü padişahın iradesine tabidir dedim. Müminle insan arasındaki fark budur” der. Padişah paravanın arkasından çıkıp her yerde istediği gibi vaaz edebilir belgesi verir. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.