Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özkan Günal

bursaarena.com.tr - Özkan Günal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özkan Günal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile olmak? -11-" Haber

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile olmak? -11-"

Cenab-ı Allah, Kendisinin, “Yerlerin ve göklerin nuru” olduğunu beyan ederken neyi kastediyor? Yerler ve gökler olarak zikrettiği şey cümle yaratılmışlıktır. Biz onu şöyle anlayalım, yer görünürlüktür, gök o görünürlükle görünendir. Yer elbisedir, gök elbiseyi giyendir. Allah, yerlerin ve göklerin nurunun kendisi olduğunu beyan ederken “Varlık zahiriyle ve batınıyla benim Kendimde, Kendimle birlikte tecelli ettiğimle tecelliye gelişimdir” demiş oluyor. Fiil görünürlüktür o fiille görünür olan fiilde şan alan Allah’tır. Sıfat, vücut görünürlüktür, şan alan Allah’tır olarak anlayabiliriz. Allah, şan alışıyla fiili, sıfatı, vücudu var etti! Kulak zahir bir surettir, işitir. Bir kulak var bir de işitme var, kulak yeryüzüdür, işitme özelliği gökyüzüdür. Yani özetlersek Allah “Kendinde görmüş olduğun o görünürlük, o zahirlik, o elbise yeryüzüdür ama sen o gördüğünün içindekisin, sen o gördüğündeki zatiye olansın” diyor. Varlık ikisiyle birlikte gerçekleşir, nefis – ruh, celal – cemal olarak hep iki olarak zikrediliyor. Görülen ve onunla görülür hale gelen! Şimdi bu görülen ve onunla görülür hale gelen, yeryüzü ve gökyüzü olarak zikredilen varlık neymiş? Allah’ın nuru yani, “Senin ben deyişin Benim Kendi tecellim, Benim sen olarak seni de var kılarak zahire gelişimdir” demek istiyor Allah, yeryüzünün ve gökyüzünün nuru olduğunu beyan ederken. Neden nur olarak zikrediyor? Ona bir kutsiyet anlamı yüklediği için! Allah, kutsiyet içeren aşkın bir varlık olduğu ve Kendi varlığıyla sana sen olarak tecelli ettiği için senin kendiliğini de Kendi kutsiyetiyle, seni Kendisiyle birlikte zikrediyor. Onun için nur ismini veriyor. Nur, aydınlatan, görülür hale getirendir. Seni bu görünürlük âlemi olan şehadette zahir kılan, var kılan, görülür kılan, seninle görülür olan kim? Seni yaratan Allah yani sen olarak yine Kendisinde tecelli eden Allah seni görülür kıldı. Aslında seninle görülür kıldığı Kendisi olduğu için de nur kelimesini kullanıyor. Kendisinden gayrı hiçbir şeyin olmayışına işaretle, seni Kendi nuru olarak beyan ediyor ve bu sebeple seni Kendisiyle birlikte var kıldığından, “Biz” diyor. Şimdi Allah’ın nuru olan sen, kendine bakarak, cehaletinden kaynaklı, kendi gerçekliğini görmüyordun. Seni yaratan, sen olarak tecelli eden Allah’ı, kendinden ayırıp ötekileştirerek zikrediyordun ve ötekileştirdiğin bir Allah’a yine kendi zannınca kulluk yapıyordun. Bu sebeple ibadetin, Allah’a kulluğun şirk içeriyordu. İşte bu şirkten arınmaya, kurtulmaya, kendini Allah’tan uzak zannedişten geçmeye davet edildin! Neye davet edildiğimizi bilmezsek davet edildiğimiz yere geçemeyiz. Buna, “Adres yanlışsa gittiğin yer de yanlış olur” denilir! İnsanların Allah’a kulluk yapıyoruz diyerek içinde bulundukları sistemin onları Allah’a ulaştırmayışının sebebi, adresin yanlış olmasından dolayı vardıkları yer Allah olmuyor. İkilik içerisinde bulunarak, yine kendi ikilikleri üzerine oluyor vardıkları yer! Tevhit ilmi doğru adrestir, Ledün ilmi doğru konumdur. Allah’a kulluk, din, inanç adına yaptıkları her şey yanlış olduğu için karşı tarafta telefonu açan Allah olmuyor! İnsanların, kendilerinin yaratmış oldukları tanrıya inanıp kulluk yapmaktan, kendilerini yaratan Allah’a kulluk yapmaya yönelmeleri, onların iman yoluna girip iman üzerine olmalarının şartıdır! Allah’tan başka ilah olmadığını beyan eden insanın, “Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur yani mülk Allah’ındır” diyen insanın, ilahlığı da mülkü de sahiplenerek kendine ayrılık anlamında müstakil varlık vererek yaptığı her şey yanlış adrestir, hiçbir zaman Allah’a ulaşamayacaktır! Peki, Allah kendisine ulaşmamızı istiyor mu? Tabi istiyor, tek isteği bu, seni yaratma sebebi bu, sana sen olarak tecelli etmesindeki gaye bu! Sen Allah’a ulaşasın, Allah’ın Kendisini muhabbet edişinde muhatap olasın, muhabbetçi olasın istiyor Allah! Allah doğru adresi veriyor mu? Evet veriyor! O zaman yanlışta ısrar etmeyi, sabit fikirli olmayı bırakıp, Allah’ın tarif ettiği adresle yola çıkmak ve o adrese gitmek gerekiyor. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -10-" Haber

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -10-"

İsra Suresi 1. Ayeti kerimede, Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. deniliyor. Harem-i Şerifle neyi kast ediyor? Tevhit ilişkisine başladığımız, Ledün ilmi tahsil ettiğimiz neresiyse orası kastediyor. Şimdi Mescid’ül Aksa’ya gidilecek diyor. Gece yolculuğu başladı, Fiillerde Allah’ı bulduk, fiilde kendimizi değil Allah’ı zikretmeye başladık. Neden kendimizi değil Allah’ı zikretmeye başladık? Çünkü, “Bütünden zikreden yani her an şan alan Allah’tır” denildi. Sıfatta kendimizi değil Allah’ı zikrettik. Devam ediyor yolculuk. Vücutta mevcut olarak kendimizi değil Allah’ı zikretmeye başladık. Varlığı sahiplenip ayrılık çıkartan anlayış hükmünü düşürdü, varlığın aslına, birliktelik bilincine ulaşıldı, gerçeğe erildi, müminlik gerçekleşti. Sen? Sen hakikatin farkındalığındasın artık. Sen, hiçbir zaman ayrılık ve denklik anlamında olmadığın gerçeğine erdin. Buna, günümüz tabiriyle “Aydınlanma” diyebiliriz, bilincin dönüşümü, gerçeğin kavranışı diyebiliriz. Allah’ı, sana sende tanıttılar, o tanıtmış olmayla bakmaya başladın! İnsan tanımadığını göremez, görür hale geldin. Kendinde, gerçekliği kavrayışa ulaştın. Var mı şimdi senin kendi zahirliğinde Allah’tan ayrılık! Allah’sızlık içeren herhangi bir şey var mı sende ve âlemde? Allah sana ne kadar yakınmış? Senin, sen oluşun kadar yakınmış sana. Ayetinde söylediği gibi, “Ben size şah damarınızdan daha yakınım” Kendinde ulaştın Allah’a. Kendinin dışında, yedi kat gökyüzünde, gayıpta, dünyanın dışında ötelerde bir yerde değil, kendinde! Sana, şah damarından daha yakın olan yani sana sen olarak Kendisini görülür, işitilir, bilinir, sevilir kılan Allah’a, kendinde bulup ulaştın. Bu hakikate, Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde Allah’ı zikretmek deniliyor. Allah’ın Kendisini gördüğü yerde Allah’ı görmek, işittiği yerde işitmek! İşte miracını yaptın sen! “Miraç Peygambere mahsustur” Nereden çıkarttınız bu yalanı? Peygamber Efendimizin yaptığı her şey O’nun ümmetine de yani O’na iman edene de mahsustur ve ümmetine de farzdır. O, tebliğ etmiş olduğu İslam’ın tevhitliğini, nasıl yaşamamız gerektiğini, yaşantısıyla bize göstererek öğretendir. Peygamberden zuhur eden her şey O’nun ümmetine de farzdır ve ümmetinin de yapabileceği bir kutsiyettir. “Namaz müminin miracıdır” deniliyor. Hangi namaz? İçinde kendinin olmadığı namaz! Az önce içinde kendimizin olmadığı namazı kıldık biz. Kıyamında Allah’ı zikrettik, o kıyamda kendimizi görmedik Allah’ı bulduk! O kıyamda Allah’ı bulduğumuz için rükûya eğildik. Rükûda kendimizi görmedik Allah’ı bulduk! Rükûda Allah’ı bulduğumuz için secdeye indik. Secdede kendimizi görmediğimiz, Allah’ı bulduğumuz için tevhide erdik! Bir yere bakılıyorsa ve görülen kendin değilse nedir? Allah’tır. “İki şey aynı anda olmaz, birisine gayıp gerek” diyor Pir Hazretleri. Sen kendini tevhit edince zahir olan ne oluyor? İşte, ona “Eşhedüenlailaheillallah” diyor. Şimdi Allah’tan başka ilah olmadığına yani Allah’tan başka zahir olamadığına, Allah’tan başka sevilen, zikredilen, görülen olmadığına şahit oldun mu, kanaat getirdin mi, kabul ettin mi? Tevhit, orada gerçekleşti! Miraç, “Arada ara olmayan yakınlık” diye zikrediliyor. Arada ara diye kastedilen neydi? Kişinin kendi nispet varlığıydı. Arada ara kalmadı yani nispet çıktı aradan. Nerede buldun? Kendinde! Nerede şahit oldun? Kendinde! Nerede kavuştun? Kendinde! ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -8-" Haber

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -8-"

Cümle sıfatlarda şan alan Allah’tır diyor Ledün ilmi. Ne demek istiyor aynı pencereden bakarsak? Cümle sıfatlar Allah’ındır ve ancak yine Allah’ta vardır, Allah’sız olamaz diyor. Bir hayatiyetin Allah’sız olmasını ele alalım. Ortada bir dirilik var ama Allah’ın diriliği değil yani Allah’sız. Mümkün değil, mümkün oluşu Allah’ın zatının tekliğine aykırıdır, dirilik ve diri olan yaratılmışlık, ikinci bir Allah olurdu. Görme Allah’a aittir, gören Allah’tır, Allah’tan ayrı yoksa görülen de Allah’tır, Allah’tan gayrı bir şeyin görülmesi mümkün değildir. Ledün ilmi ne dedi şimdi? Hayatiyet, Allah’ın hayatiyetidir, Allah’sız olamaz! İlim, Allah’ın Kendisini bildiği bilgiden geliyor, Allah’sız olamaz. İrade, Allah’ın iradesidir Allah’sız olamaz! Kudret, görme, işitme, kelam hepsi Allah’ın, Allah’sız olamaz! Allah’tan ayrı, Allah’sız olarak sana ait bir senlik içeremezsin çünkü hâlâ Allah’tan ayrı olmayışı geçerlidir. Ayrılırsa var olmaz! Allah kendinden ayrı ikinci bir şeyi yaratarak ona Allah’lık vermedi! Kendisinden Kendisine tecelli etti! Kendisinden Kendisine tecelli eden Allah, tecelli hâlindeyken de Kendisi değil midir? Allah’tan ayrısı olmayışı hâlâ devam ettiğine göre, yaratılmışlık tecelli anlamı kazanıyor. Şimdi Ledün ilmi işitene ne dedi? Allah’tan ayrı hiçbir şey yok. Nerede yok? Bu âlemde, bu yaratılmışlıkta! Yaratılmışlık dediğimiz, Allah’tan ayrı bir var değildir dedi! Hayatiyet Allah’ın, hayatiyetle zahire gelen Allah’tır, ilim Allah’ın, o ilimle zahire gelen Allah’tır, İrade Allah’ın, Kudret Allah’ın bu irade ve kudretle zahir olan Allah’tır, Kendisinden Kendisine tecellidedir dedi! Zahir olan hep Allah’sa, zahir olduğu yer ayrı mı? Zahir olduğu yer de Allah! Allah’tan ayrı hiçbir şey yok, olması da mümkün değildir! Şimdi, dirilikte Allah’ı zikret ki dirilikte Allah’ı bulasın. İlimde Allah’ı zikret ki ilimde Allah’ı bulasın! İradede, kudrette Allah’ı zikret ki Allah’ı bulasın. Görmede, işitmede, kelamda Allah’ı bulasın! Sen olarak tecelli edişle zahire gelen bu sıfatlarda Allah’ın zahire gelişine, her an şan alışına şahit olursan, varlığında tecellide olan yedi subutî sıfatta O’na şahit olursun. “Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz” denilir! Evet doğru Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz de bu gelme ve gitme arasındaki bulunuşumuz Allah’sız değil ki, yine Allah’la. O zaman gelme ve gitmeyle neyi kastediyor? Sen denilen tecelli hâlinin başlayışı ve o tecellinin yine tecelli edene dönüşü anlamında kullanılıyor. Bir Yaratılmışlık gerçekliği var, inkâr edilemeyen! Bu Yaratılmışlık yaratılmadan önce neredeydi? Allah’taydı! Bu zahirliğin sonucunda döneceği yer yine geldiği yer, varlığın bulunduğu kaynak, Zatından geldin yine Zatına döneceksin. İkisi arasında neredeyiz? Bu hakikate, Zatından Zatına sıfatlandı diyoruz! Şimdi nereye geldik, ne diyor işitene Ledün ilmi? “Fiiller Allahsız değil, sıfatlar da Allahsız değil yani o fiillerle şan alan Kendisi, o sıfatlarla şan alan yine Kendisi” dedi şimdi vücuda geldik. Ledün ilmi, “Cümle vücutlarda mevcut olan, her an aşan alan Allah’tır. Senin vücut dediğin görünürlük, gözünle gördüğün, elinde tuttuğun, zahirlik olarak zikredilen, şehadet âleminde şahitlik için tecelli etmiş olan o vücutla mevcut olan Allah’tır yani vücut vücutullahtır. Vücudun da Allahsız değil” dedi. Bir özet yaparsak, Allah’ı bize nerede tarif etti? Allah’ı fiilinde tarif etti, sıfatında tarif etti, vücudunda tarif etti. Neredeymiş Allah? Varlıkta ve fiil, sıfat ve vücut bütünlüğüne varlık denilir! Ledün ilmi işitene, Allah’ı varlıkta, zahirlikte, yaratılmışlıkta yani Kendi tecellisinde tarif etti. Allah nerede tarif ediyor Kendisini? ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -7- Haber

ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -7-

Kaf suresi 16. Ayeti kerimede, Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız. derken, Bakara suresi 115. Ayeti kerimede, Doğu da Allah’ındır, Batı da. Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır. Şüphesiz ki Allah, Vâsi’dir (Kuşatandır) hakkıyla bilendir. buyurarak, Kendisinden başka ilah olmadığını zikrediyor. Allah Kendisini her zerrede, her yerde, her anda zikrediyor. Rahman suresi 29. Ayette, Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an bir şandadır. diyor mu? Evet! O zaman ne oldu şimdi zaman! Zaman an oldu! Allah, Kendisini her an ve her zerrede yani yaratılmışlıkta, Kendi tecellisinde zikrediyor. Cehalet, Allah’ın Kendisini tarif ettiği yerden Allah’ı ötekileştiriyor, gayba atıyor. Şimdi bunların hangisi Hak? Hangisini işiteceğiz? Cehaleti mi işiteceğiz Allah’ı mı? Tabi ki Allah’ın dediği Haktır! Cehaletin sahip olduğu ilim onu Allah’a götürüyor mu? Allah’ın tarif ettiğini tam zıttı! Ledün ilmi nerede tarif ediyor biz ona bakalım. Ledün ilmi, Allah’ın Kendisini bildirişi ve muhabbet edişidir! Allah’ın bizzat Kendisinin Kendisini tanıtması, Kendisini muhabbet etmesinde zahir olan ilimdir ledün ilmi! Allah Kendisini yine Kendisini bildiği ilimle tarif ediyor, muhabbet ediyor! Ledün ilmi, ne diyor bize? “Bütünden, Kendisini zikreden Allah’tır.” Allah da aynısını diyor mu? Evet! Ledün ilmi, sayıyla adet tutmadan, her nefes, her ortamda, her nerede, her ne iş yapıyor olursan ol tarif edildiği gibi zikret diyor mu? Evet! Allah ne diyor? Allah da aynısını diyor! Ledün ilmi işitene, Allah’ın dediğini diyor çünkü Allah’ın dediğidir ledün ilmi. Allah, insanla Ledün ilmiyle konuşuyor işitene. Ledün ilmi bize Allah’ı nerede tarif ediyor? Bütünden zikreden Allah olduğu için, Allah nerede olmaya başladı? Her zerrede, her yaratılmışlıkta, her an olmaya başladı. Allah, Kendi varlığıyla yaratılmışlık yaratılmazdan önce de yaratıldıktan sonra da Kendisinden ayrı bulunmayan haliyle bulunmaya devam ediyor demiştik. Ledün ilmi bu gerçeği nasıl tarif ediyor? Allah’ın Kendisinden ayrı olamayan haliyle bulunmaya devam ettiğini nasıl tarif ediyor? Şimdi biz O’na yönelmeyle, Allah’a doğru bir yolculuğa başladık. Ne diyor Ledün ilmi? “Cümle işlerde, eksiksiz her zerrede, her an, şan alan Allah’tır” diyor. Allah’ın cümle işlerde şan aldığı gerçeğinin bildirilmesi her fiil dediğimiz her işin, Allah’ın dışında Allah’sızlık hâlinde olmadığını bildiriyor. Allah’ın fiillerde şan alışına buradan bakalım. Cümle işler enfüste afakta sükûnda ve harekette, Allah’ta geçekleşiyor. Bakın insanın işlerini Allah yapıyor değil, Allah’ta gerçekleşiyor. Allah’ta insanın kendi işini seçimleri doğrultusunda yapması gerçeği var karşımızda! Allah’ın o işlerde şan alışına bu pencereden bakın. Allah şan almasa insan işini yapamaz! Allah’sızlık içeren herhangi bir iş var mı? Yok, çünkü Allah’tan ayrı bir şey yok! Allah’tan ayrı bir şey yoksa, Allah’ın dışında bir işin olabilmesi mümkün değil. Cümle işler hangi anlamı kazandı? Allah’ın o işle Kendisine ait bir bilgiyi zahire çıkarması anlamını kazandı. Allah bilmeklik özelliğinde yarattığı insana Kendisini bilinir kılıyor her an şan alışıyla! Kendisini muhabbet ediyor. Cümle işlerde şan alan Allah’tır derken, Allah’sızlığı ortadan kaldırıyor! ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZKAN GÜNAL: Allah ile olmak? -6- Haber

ÖZKAN GÜNAL: Allah ile olmak? -6-

Allah ile tevhit edildiğinde, yokluk dediğimiz şey, varlığın kendisinin mümkün oluşunun devre dışı kalması anlamında kullanılamaz. Yaratılanın, Allah’ın zahiri, yaratılmış varlığın görülen surete ait olmayıp, Allah’ın varlığından ayrı, O’na denk ikinci bir varlık bulunmadığı gerçeğinin ifadesidir yokluk. Mutlak varlığın ispatı için kullanılan bir kavramdır çünkü Allah’ta yokluk yoktur. Cahiller, “Allah bu dünyada yok” diyor. Allah bu dünyada yok derken aslında ne yapmış oluyorlar? Allah’ta yokluk çıkartmış! Allah bu dünyada yoksa o zaman Allah’ta yokluk var demektir. Varlığında yokluk bulunanın sonu, sonu olanın başlangıcı böylelikle yaşamsallığını devamı için bir yere tabiliği de olur. Bakın, aslında ne yapmış oluyor, evvelsiz ve sonsuz bir varlığı devre dışı bırakıyor, herhangi bir yeri Allahsızlıkla zikrederken. Allah’ı gayba, dünyanın ve kendisinin dışına ötelerken yapmış olduğu şey, Allah’ın Allah’lığını devre dışı bırakmaktır. Buna, Allah’ı insanlaştırmak denilir!.. İnsanoğlu, yaratılışından gelen, kendisinden her yönüyle daha üstün olan bir yaratıcıya inanma hissiyatını, yaratıcıyı yüceltmek adına, cehaletinden, ötekileştirmeyi devreye sokmuştur. Yeryüzü değil de gökyüzü olarak zikretmiş Allah’ı zikrederken. Çünkü o kadar büyük, yüce, aşkın olan varlık, yerler ve göklere sığmaz, O’nun yeri, yer ve göğün de üstündedir anlayışı oluşmuştur. O, ulaşılmaz olmalıdır! Kendi bireyliğini ve diğer yaratılmışlıktan ayrı olan tekilliğini Allah için kullanarak, O’nu tecellisinden ayırıp, O’na bireylik vasfı yüklemiş, Allah’ın tekilliğini bir şahsiyet anlamında zikrettiği için yaratılmışlıktan ayırarak ötekileştirmiş. Allah, dünyada yok ise, Kendisinden başka bulunmayan Allah, Kendisinin mevcut bulunmadığı ortama bir şey yaratmış olmuyor mu? Oysa Allah yaratılmışlıkla bütünseldir. Bu bütünsellikten bakamadığı için ötekileştirmiş, Allah yok demiştir. Yeryüzünün sonradan yaratılmışlığıyla Allah’ı zikredememiş, ayırmış, kendisince Allah’ın şanını yücelteceğim derken yapmış bu küfrü! Oysa, durum hiç de öyle değildir. İşte böyle zannedildiği için tevhit insanlara idrakleri nispetince gerçeği sunmuştur. Semâdan sırr-ı tevhidi, duyan gelsin bu meydâne, Derûn içre bugün Allah, diyen gelsin bu meydâne. deniliyor bir ilahide. Neden sema? Çünkü orası sonsuzlukla, Allah’la özdeşleştirildiği için. Semadan denmesi, ledün ilmiyle alakalı olmasındandır, ledün ilmi bize cehaletin ötede zikrettiği Allah’ı bütünde zikrettirir. İnsanoğlu, inancını yaşama gayesiyle Allah’ı tenzih edeceğim derken ötekileştirmiştir. Geçenlerde bir yazı okudum çok hoşuma gitti. “İnsanlar, Allah’ı sakladılar farkında olmadan. Onu gökyüzünde aradılar bulamadılar, yerin altında aradılar bulamadılar, sağda solda, uzayda, güneşte orada burada aradılar bulamadılar çünkü Allah bunların hiçbirisinde değil, Allah insanın kendisinde. İnsan ne zaman kendisinde ararsa ancak o zaman bulacak Allah’ı” diyor. Güzel tanımlamış, güzel ifade etmiş onun için hoşuma gitti. Ledün ilmi, Allah’ı gökyüzünde tarif etmez! Yaratılmış herhangi bir şeyin Allahsız olması yani o şeyde Allah’ın bulunmuyor oluşu içinde su olmayan buzun mümkün oluşu gibidir. Mümkün değil, buzun içinden suyu çekersek geriye ne kalır? Hiçbir şey kalmaz. Şimdi o buzun içinde su yok demekle yaratılmış herhangi bir şeyde Allah yok demek aynı şeydir, çünkü Allah’tan gayrı bir şey yoktur. Allah yarattıklarının içinde dersek yine kayıt olur. Her şey Allah ile birliktelik içerir demek tevhittir. Allah Kendisini nerede tarif ediyor? ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.