Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özkan Günal

bursaarena.com.tr - Özkan Günal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özkan Günal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖZKAN GÜNAL: Allah ile olmak? -6- Haber

ÖZKAN GÜNAL: Allah ile olmak? -6-

Allah ile tevhit edildiğinde, yokluk dediğimiz şey, varlığın kendisinin mümkün oluşunun devre dışı kalması anlamında kullanılamaz. Yaratılanın, Allah’ın zahiri, yaratılmış varlığın görülen surete ait olmayıp, Allah’ın varlığından ayrı, O’na denk ikinci bir varlık bulunmadığı gerçeğinin ifadesidir yokluk. Mutlak varlığın ispatı için kullanılan bir kavramdır çünkü Allah’ta yokluk yoktur. Cahiller, “Allah bu dünyada yok” diyor. Allah bu dünyada yok derken aslında ne yapmış oluyorlar? Allah’ta yokluk çıkartmış! Allah bu dünyada yoksa o zaman Allah’ta yokluk var demektir. Varlığında yokluk bulunanın sonu, sonu olanın başlangıcı böylelikle yaşamsallığını devamı için bir yere tabiliği de olur. Bakın, aslında ne yapmış oluyor, evvelsiz ve sonsuz bir varlığı devre dışı bırakıyor, herhangi bir yeri Allahsızlıkla zikrederken. Allah’ı gayba, dünyanın ve kendisinin dışına ötelerken yapmış olduğu şey, Allah’ın Allah’lığını devre dışı bırakmaktır. Buna, Allah’ı insanlaştırmak denilir!.. İnsanoğlu, yaratılışından gelen, kendisinden her yönüyle daha üstün olan bir yaratıcıya inanma hissiyatını, yaratıcıyı yüceltmek adına, cehaletinden, ötekileştirmeyi devreye sokmuştur. Yeryüzü değil de gökyüzü olarak zikretmiş Allah’ı zikrederken. Çünkü o kadar büyük, yüce, aşkın olan varlık, yerler ve göklere sığmaz, O’nun yeri, yer ve göğün de üstündedir anlayışı oluşmuştur. O, ulaşılmaz olmalıdır! Kendi bireyliğini ve diğer yaratılmışlıktan ayrı olan tekilliğini Allah için kullanarak, O’nu tecellisinden ayırıp, O’na bireylik vasfı yüklemiş, Allah’ın tekilliğini bir şahsiyet anlamında zikrettiği için yaratılmışlıktan ayırarak ötekileştirmiş. Allah, dünyada yok ise, Kendisinden başka bulunmayan Allah, Kendisinin mevcut bulunmadığı ortama bir şey yaratmış olmuyor mu? Oysa Allah yaratılmışlıkla bütünseldir. Bu bütünsellikten bakamadığı için ötekileştirmiş, Allah yok demiştir. Yeryüzünün sonradan yaratılmışlığıyla Allah’ı zikredememiş, ayırmış, kendisince Allah’ın şanını yücelteceğim derken yapmış bu küfrü! Oysa, durum hiç de öyle değildir. İşte böyle zannedildiği için tevhit insanlara idrakleri nispetince gerçeği sunmuştur. Semâdan sırr-ı tevhidi, duyan gelsin bu meydâne, Derûn içre bugün Allah, diyen gelsin bu meydâne. deniliyor bir ilahide. Neden sema? Çünkü orası sonsuzlukla, Allah’la özdeşleştirildiği için. Semadan denmesi, ledün ilmiyle alakalı olmasındandır, ledün ilmi bize cehaletin ötede zikrettiği Allah’ı bütünde zikrettirir. İnsanoğlu, inancını yaşama gayesiyle Allah’ı tenzih edeceğim derken ötekileştirmiştir. Geçenlerde bir yazı okudum çok hoşuma gitti. “İnsanlar, Allah’ı sakladılar farkında olmadan. Onu gökyüzünde aradılar bulamadılar, yerin altında aradılar bulamadılar, sağda solda, uzayda, güneşte orada burada aradılar bulamadılar çünkü Allah bunların hiçbirisinde değil, Allah insanın kendisinde. İnsan ne zaman kendisinde ararsa ancak o zaman bulacak Allah’ı” diyor. Güzel tanımlamış, güzel ifade etmiş onun için hoşuma gitti. Ledün ilmi, Allah’ı gökyüzünde tarif etmez! Yaratılmış herhangi bir şeyin Allahsız olması yani o şeyde Allah’ın bulunmuyor oluşu içinde su olmayan buzun mümkün oluşu gibidir. Mümkün değil, buzun içinden suyu çekersek geriye ne kalır? Hiçbir şey kalmaz. Şimdi o buzun içinde su yok demekle yaratılmış herhangi bir şeyde Allah yok demek aynı şeydir, çünkü Allah’tan gayrı bir şey yoktur. Allah yarattıklarının içinde dersek yine kayıt olur. Her şey Allah ile birliktelik içerir demek tevhittir. Allah Kendisini nerede tarif ediyor? ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZKAN GÜNAL: Allah ile olmak? -5- Haber

ÖZKAN GÜNAL: Allah ile olmak? -5-

Hadid suresi 3. Ayeti kerimede, Huve-l-evvelu vel-âḣiru ve-zzâhiru velbâtin ve huve bikulli şey-in alîm. O, Evvel’dir (Allah, her şeyden öncedir, varlığı Ezelidir). Ahir’dir (Kendisinden başka hiçbir şeyin kalmayacağı son ve tek gerçektir, ebedidir). Zahir’dir (varlığı açık ve kesindir). Batın’dır (gerçek niteliği yaratılanların harika özellikleri içinde gizlidir). O, her şeyi bilendir. denilmektedir yani evveli de ahiri de zahiri de bâtını da O’dur gerçeğinin vurgusudur bu ayet. Allah Kendi bilinirliğini nerede açığa çıkarttı? Yine Kendinde açığa çıkarttı. Allah âlemi yaratmadan önce de Kendisinde Kendisini biliyordu, âlemi yarattı hala Kendisinde Kendisini biliyor, Ondan gayrı yok çünkü. Allah’tan gayrı olmadığı için gören de Allah’tır, görülen yine Allah’tır. Söyleyen de Allah’tır, işiten yine Allah’tır. Zikreden de Allah’tır, zikredilen yine Allah’tır. Şimdi Allah’ın insanı Kendi özelliklerinde yaratmış olması! Yani Kendisini bilecek, Kendisini sevecek, Kendisini görecek, Kendisini işitecek, Kendisini fikredecek özellikte yaratmış olması, Kendi bilinirliği, sevilirliği, muhabbet edilip fikredilirliği olan Kendisinde yaratmış olmasıyla, insandan kulluk olarak istediği şey karşımıza, Kendisini bilmek, Kendisini görmek, işitmek, fikretmek, sevmek, zikretmek, muhabbet etmek olarak çıktı. Buna Allah’ta olmak denilir, kulluk da Allah’ta olma halidir. Allah’ı bilmek! Nerede? Tecellisinde, Kendi bilinirliğinde! Allah’ı görmek! Nerde? Kendi görünürlüğünde! Allah’ı işitmek! Nerede? Kendi işitilirliğinde! Allah’ı fikretmek! Nerde? Kendi fikredilirliğinde! Oradayız çünkü Allah’tan ayrı bir yerde değiliz, Allah’tan ayrı bir yer yok, ayrı olan ikinci bir yer! Allah’taydık, Allah’tayız! Ayrı zaman yok, ayrı mekân yok, ikinci bir Zat varlık yok. Her şey Allah’ta, anda, Allah’ın tevhitliği içinde gerçekleşiyor. Allah ne istiyor? Nereye bakarsan bak Kendisinden gayrı görülmeyen bu âlemde Kendisini görelim istiyor. Ne duyarsan duy, Kendisinden gayrı işitilmeyen yerde Kendisini işitmemizi istiyor. Ne fikredersen fikret, Kendisinden gayrı fikredilmeyen yerde Kendisini fikredelim istiyor. Kendisinden gayrı görülmüyor, fikredilmiyor, işitilmiyorsa neden buna davet? Çünkü biz idrakimizi kendi zan ve vehimlerimizle perdeledik. Perdeli olduğumuz için bakarken göremiyor, duyarken işitemiyor, bilirken bilemiyor haldeyiz. O nedenle Allah’ın tevhitliği içinde, zandan kaynaklı bir ikilik halindeyiz. İşte cehalet karanlığı budur. Zaman ve mekâna kayıtlı olmayan Allah’ı, zaman ve mekâna kayıtlayarak O’na kulluk yapma zannı içerisinde olmaktan her an her yerde her yüzde Kendisine şehadete davet ediliyoruz. İşte bunu sağlayacak olandır Nur denilen. Nur içinde olmak da bu hâl üzere olmaya verilen isimdir. Kendisinden başka bulunmayan Allah, zahirlik olarak zikrettiğimiz yaratılmışlık boyutunda da Kendisinden başka olmayan hâliyle bulunur. İman ve itikata göre Allah vardı Allah’la birlikte hiçbir şey yoktu. Bizim zahirlik olarak zikrettiğimiz bu yaratılmışlıkta dünya, yeryüzü, gökyüzü, ikisinin arasında ne varsa bütün evren, akılla algılanamayacak bir büyüklük ve sonsuzluktan bahsediyoruz. Neden akılla algılanamayacak kadar büyüklük ve sonsuzluk? Çünkü Allah’ın Kendisini Kendisiyle Kendisinde tecelli edişinden söz ediyoruz yaratılmışlık derken. Allah’ın Kendisi ve sonsuzluğu akılla anlaşılıp kavranabilir mi? Bu âlem Allah’ın tecellisiyse o zaman âlem de akılla anlaşılır ve kavranılır bir şey değildir çünkü Allah’ın yansımasıdır. Muhiddin Arabi Hz. “Âlem bir aynadır, âlemde görülen her şey aynaya bakan Allah’ın yansımasıdır” diyor anlatabilmek için. Allah’ın Kedisinden ayrı bulunmayışı hâli geçerlidir. Evvelinde de Kendisinden ayrı yoktur, ahirinde de Kendisinden ayrı yoktur. Batın da ve zahirde de Kendisinden ayrı yoktur. Kendisinden ayrı bulunmayan hali hiçbir zaman bozulmaz, hep o daimidir ve geçerlidir çünkü Allah tektir. ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.