Huve-l-evvelu vel-âḣiru ve-zzâhiru velbâtin ve huve bikulli şey-in alîm.
O, Evvel’dir (Allah, her şeyden öncedir, varlığı Ezelidir). Ahir’dir (Kendisinden başka hiçbir şeyin kalmayacağı son ve tek gerçektir, ebedidir). Zahir’dir (varlığı açık ve kesindir). Batın’dır (gerçek niteliği yaratılanların harika özellikleri içinde gizlidir). O, her şeyi bilendir.
denilmektedir yani evveli de ahiri de zahiri de bâtını da O’dur gerçeğinin vurgusudur bu ayet. Allah Kendi bilinirliğini nerede açığa çıkarttı? Yine Kendinde açığa çıkarttı. Allah âlemi yaratmadan önce de Kendisinde Kendisini biliyordu, âlemi yarattı hala Kendisinde Kendisini biliyor, Ondan gayrı yok çünkü. Allah’tan gayrı olmadığı için gören de Allah’tır, görülen yine Allah’tır. Söyleyen de Allah’tır, işiten yine Allah’tır. Zikreden de Allah’tır, zikredilen yine Allah’tır.
Şimdi Allah’ın insanı Kendi özelliklerinde yaratmış olması! Yani Kendisini bilecek, Kendisini sevecek, Kendisini görecek, Kendisini işitecek, Kendisini fikredecek özellikte yaratmış olması, Kendi bilinirliği, sevilirliği, muhabbet edilip fikredilirliği olan Kendisinde yaratmış olmasıyla, insandan kulluk olarak istediği şey karşımıza, Kendisini bilmek, Kendisini görmek, işitmek, fikretmek, sevmek, zikretmek, muhabbet etmek olarak çıktı. Buna Allah’ta olmak denilir, kulluk da Allah’ta olma halidir.
Allah’ı bilmek! Nerede? Tecellisinde, Kendi bilinirliğinde!
Allah’ı görmek! Nerde? Kendi görünürlüğünde!
Allah’ı işitmek! Nerede? Kendi işitilirliğinde!
Allah’ı fikretmek! Nerde? Kendi fikredilirliğinde!
Oradayız çünkü Allah’tan ayrı bir yerde değiliz, Allah’tan ayrı bir yer yok, ayrı olan ikinci bir yer! Allah’taydık, Allah’tayız! Ayrı zaman yok, ayrı mekân yok, ikinci bir Zat varlık yok. Her şey Allah’ta, anda, Allah’ın tevhitliği içinde gerçekleşiyor. Allah ne istiyor? Nereye bakarsan bak Kendisinden gayrı görülmeyen bu âlemde Kendisini görelim istiyor. Ne duyarsan duy, Kendisinden gayrı işitilmeyen yerde Kendisini işitmemizi istiyor. Ne fikredersen fikret, Kendisinden gayrı fikredilmeyen yerde Kendisini fikredelim istiyor.
Kendisinden gayrı görülmüyor, fikredilmiyor, işitilmiyorsa neden buna davet? Çünkü biz idrakimizi kendi zan ve vehimlerimizle perdeledik. Perdeli olduğumuz için bakarken göremiyor, duyarken işitemiyor, bilirken bilemiyor haldeyiz. O nedenle Allah’ın tevhitliği içinde, zandan kaynaklı bir ikilik halindeyiz. İşte cehalet karanlığı budur. Zaman ve mekâna kayıtlı olmayan Allah’ı, zaman ve mekâna kayıtlayarak O’na kulluk yapma zannı içerisinde olmaktan her an her yerde her yüzde Kendisine şehadete davet ediliyoruz. İşte bunu sağlayacak olandır Nur denilen. Nur içinde olmak da bu hâl üzere olmaya verilen isimdir. Kendisinden başka bulunmayan Allah, zahirlik olarak zikrettiğimiz yaratılmışlık boyutunda da Kendisinden başka olmayan hâliyle bulunur. İman ve itikata göre Allah vardı Allah’la birlikte hiçbir şey yoktu. Bizim zahirlik olarak zikrettiğimiz bu yaratılmışlıkta dünya, yeryüzü, gökyüzü, ikisinin arasında ne varsa bütün evren, akılla algılanamayacak bir büyüklük ve sonsuzluktan bahsediyoruz. Neden akılla algılanamayacak kadar büyüklük ve sonsuzluk? Çünkü Allah’ın Kendisini Kendisiyle Kendisinde tecelli edişinden söz ediyoruz yaratılmışlık derken. Allah’ın Kendisi ve sonsuzluğu akılla anlaşılıp kavranabilir mi? Bu âlem Allah’ın tecellisiyse o zaman âlem de akılla anlaşılır ve kavranılır bir şey değildir çünkü Allah’ın yansımasıdır. Muhiddin Arabi Hz. “Âlem bir aynadır, âlemde görülen her şey aynaya bakan Allah’ın yansımasıdır” diyor anlatabilmek için. Allah’ın Kedisinden ayrı bulunmayışı hâli geçerlidir. Evvelinde de Kendisinden ayrı yoktur, ahirinde de Kendisinden ayrı yoktur. Batın da ve zahirde de Kendisinden ayrı yoktur. Kendisinden ayrı bulunmayan hali hiçbir zaman bozulmaz, hep o daimidir ve geçerlidir çünkü Allah tektir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ÖZKAN GÜNAL
Allah ile olmak? -5-
Hadid suresi 3. Ayeti kerimede,
Huve-l-evvelu vel-âḣiru ve-zzâhiru velbâtin ve huve bikulli şey-in alîm.
O, Evvel’dir (Allah, her şeyden öncedir, varlığı Ezelidir). Ahir’dir (Kendisinden başka hiçbir şeyin kalmayacağı son ve tek gerçektir, ebedidir). Zahir’dir (varlığı açık ve kesindir). Batın’dır (gerçek niteliği yaratılanların harika özellikleri içinde gizlidir). O, her şeyi bilendir.
denilmektedir yani evveli de ahiri de zahiri de bâtını da O’dur gerçeğinin vurgusudur bu ayet. Allah Kendi bilinirliğini nerede açığa çıkarttı? Yine Kendinde açığa çıkarttı. Allah âlemi yaratmadan önce de Kendisinde Kendisini biliyordu, âlemi yarattı hala Kendisinde Kendisini biliyor, Ondan gayrı yok çünkü. Allah’tan gayrı olmadığı için gören de Allah’tır, görülen yine Allah’tır. Söyleyen de Allah’tır, işiten yine Allah’tır. Zikreden de Allah’tır, zikredilen yine Allah’tır.
Şimdi Allah’ın insanı Kendi özelliklerinde yaratmış olması! Yani Kendisini bilecek, Kendisini sevecek, Kendisini görecek, Kendisini işitecek, Kendisini fikredecek özellikte yaratmış olması, Kendi bilinirliği, sevilirliği, muhabbet edilip fikredilirliği olan Kendisinde yaratmış olmasıyla, insandan kulluk olarak istediği şey karşımıza, Kendisini bilmek, Kendisini görmek, işitmek, fikretmek, sevmek, zikretmek, muhabbet etmek olarak çıktı. Buna Allah’ta olmak denilir, kulluk da Allah’ta olma halidir.
Allah’ı bilmek! Nerede? Tecellisinde, Kendi bilinirliğinde!
Allah’ı görmek! Nerde? Kendi görünürlüğünde!
Allah’ı işitmek! Nerede? Kendi işitilirliğinde!
Allah’ı fikretmek! Nerde? Kendi fikredilirliğinde!
Oradayız çünkü Allah’tan ayrı bir yerde değiliz, Allah’tan ayrı bir yer yok, ayrı olan ikinci bir yer! Allah’taydık, Allah’tayız! Ayrı zaman yok, ayrı mekân yok, ikinci bir Zat varlık yok. Her şey Allah’ta, anda, Allah’ın tevhitliği içinde gerçekleşiyor. Allah ne istiyor? Nereye bakarsan bak Kendisinden gayrı görülmeyen bu âlemde Kendisini görelim istiyor. Ne duyarsan duy, Kendisinden gayrı işitilmeyen yerde Kendisini işitmemizi istiyor. Ne fikredersen fikret, Kendisinden gayrı fikredilmeyen yerde Kendisini fikredelim istiyor.
Kendisinden gayrı görülmüyor, fikredilmiyor, işitilmiyorsa neden buna davet? Çünkü biz idrakimizi kendi zan ve vehimlerimizle perdeledik. Perdeli olduğumuz için bakarken göremiyor, duyarken işitemiyor, bilirken bilemiyor haldeyiz. O nedenle Allah’ın tevhitliği içinde, zandan kaynaklı bir ikilik halindeyiz. İşte cehalet karanlığı budur. Zaman ve mekâna kayıtlı olmayan Allah’ı, zaman ve mekâna kayıtlayarak O’na kulluk yapma zannı içerisinde olmaktan her an her yerde her yüzde Kendisine şehadete davet ediliyoruz. İşte bunu sağlayacak olandır Nur denilen. Nur içinde olmak da bu hâl üzere olmaya verilen isimdir. Kendisinden başka bulunmayan Allah, zahirlik olarak zikrettiğimiz yaratılmışlık boyutunda da Kendisinden başka olmayan hâliyle bulunur. İman ve itikata göre Allah vardı Allah’la birlikte hiçbir şey yoktu. Bizim zahirlik olarak zikrettiğimiz bu yaratılmışlıkta dünya, yeryüzü, gökyüzü, ikisinin arasında ne varsa bütün evren, akılla algılanamayacak bir büyüklük ve sonsuzluktan bahsediyoruz. Neden akılla algılanamayacak kadar büyüklük ve sonsuzluk? Çünkü Allah’ın Kendisini Kendisiyle Kendisinde tecelli edişinden söz ediyoruz yaratılmışlık derken. Allah’ın Kendisi ve sonsuzluğu akılla anlaşılıp kavranabilir mi? Bu âlem Allah’ın tecellisiyse o zaman âlem de akılla anlaşılır ve kavranılır bir şey değildir çünkü Allah’ın yansımasıdır. Muhiddin Arabi Hz. “Âlem bir aynadır, âlemde görülen her şey aynaya bakan Allah’ın yansımasıdır” diyor anlatabilmek için. Allah’ın Kedisinden ayrı bulunmayışı hâli geçerlidir. Evvelinde de Kendisinden ayrı yoktur, ahirinde de Kendisinden ayrı yoktur. Batın da ve zahirde de Kendisinden ayrı yoktur. Kendisinden ayrı bulunmayan hali hiçbir zaman bozulmaz, hep o daimidir ve geçerlidir çünkü Allah tektir.