Önce ilke gelir, yandaşlık veya karşıtlık üzerinden siyaset belirlenmez. İlkelere yaklaştığı ölçüde desteklenir, uzaklaştığı ölçüde eleştirilir. Temel ilkelerim: Türkiye’nin bağımsızlığı, üniter yapısı, milli egemenliği, laikliği, etnik, dinsel, mezhepsel yaklaşıma karşı Türk milleti kavramında birleşmek. Türk milletini Atatürk güzel tanımlamış: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Irkçı, biyolojik değil coğrafya ile tanımlı bir millet tanımı. Anayasamızda bu “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk’tür” der.
Çerçeve yasaya da bu temelde bakarım. PKK’yı emperyalizmin aparatı olmaktan kurtarıyor ve PKK mensupları Türk devleti ve Türk milleti kavramında, üniter devlet yapısında birleşiyorsa desteklerim ama yasada bunlar muğlak. Muğlaklık giderilmeden, toplumun tartışacağı zaman tanımadan desteklemem olanaklı değil. Kervan yolda düzülür diyerek yasa çıkarılmaz. Yasa net olur.
TBMM Genel Kurul'da DEM’li Tuncer Bakırhan diyor ki:
"Anayasada kimlikler üstü bir dil kullanabiliriz. Anadilde eğitimi güvence altına alabiliriz. Bu yasada yok diye; anadil, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi başta olmak üzere demokratik haklar unutulmuş talepler değildir. Fırat’ın doğusu ile Fırat’ın batısını ortak hukuk ve kaderde mühürlemek büyük tehlikelere karşı güvence yaratır. Ülkenin bütünlüğü ve değerleri asla müzakere konusu değildir.”
Soruyorum. Kimlikler üstü bir dil ile Türk milleti tanımını kabul ediyor mu? Anadilde eğitim, asgari özerklikle olanaklıdır ve ayrı devletin önünü açar. Eşit yurttaşlıktan kastınız Türk milleti kavramında birleşmek olmadığı açık değil mi!
Bakırhan'ın konuşmasını, MHP lideri Devlet Bahçeli de alkışlıyor. Oysa yazdıklarımı konuşması gerekirdi. Madem bu kadar güveniyordu da yıllarca neden insanları bölücülükle suçladı.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de “Barışın önünde durmayacağız! Bu yasaya ‘Evet’ diyeceğiz” dedi. Dahası kendisi ve yönetici arkadaşlarının yasa tasarısına ‘evet”, milletvekillerinin seçildikleri bölgelerin taleplerine göre karar vereceklerini açıkladı.
Buna parti denir mi! “İsteyen gülü, isteyen laleyi koklasın” der gibi hayati mesele de parti serbest bırakılmaz. Parti ortak karar alır, net olur. Demek ki ortak karar alsalar parti dağılacak. Nabza göre şerbet vererek ülke yönetilir mi! Siz kafanızda ülkeyi bölmüşsünüz demek ki. Vekiller milletin talebine göre karar verecek de siz neden millete göre karar vermeyeceksiniz? Demek ki başka hesaplarınız var.
Özel şunları da söyledi:
"Kürt meselesi yalnızca bir terör meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukuk ve güven içinde yaşama meselesidir. Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Barışın önünde durmayacağız" dedi.
Yıllardır sorduk, yine soralım: Kürt meselesi nedir? Eşit yurttaşlık nedir? Demokratik çözümün unsurları neler? Kimle barışın önünde durmayacaksınız? Yanıt yok. Yine afaki, nabza göre şerbet ifadeler.
Şimdi Yeni Parti’ye ümit besleyenler de “sen de bizi kandırdın” demeye başladı. Bence önce ne YP’i, ne CHP’yi, AKP’yi ne başkasını sorgulayın! Kendinizi sorgulayın önce. Yukarıda yazdıklarımı, yıllardır yazdığım halde “şimdi sırası değil”, “ama AKP”, “ama CHP”, “onu değil şunu kastetmiştir” deyip beklenti içine girdiniz. Kimse size yalan söylemedi, siz onların cümlelerini işinize geldiği şekilde anlamak istediniz. Aldatmadılar. Siz aldandınız. Aldanmayı ezeli şifa gördünüz.
Şair Tevfik Fikret, II. Abdülhamid döneminin baskının geride kalacağına yönelik ümitli beklentiyi doğru bulmaz ve oğlu Haluk’u uyarır: “İnan, Halûk ezelî bir şifadır aldanmak!”
Külahı önünüze koyup ya ilkeler temelinde düşüneceksiniz ya da “ama” deyip aldanmaya, kendinizi aldatmaya devam edeceksiniz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MUSTAFA SOLAK
Aldanmak Ezeli Şifadır!..
Önce ilke gelir, yandaşlık veya karşıtlık üzerinden siyaset belirlenmez. İlkelere yaklaştığı ölçüde desteklenir, uzaklaştığı ölçüde eleştirilir. Temel ilkelerim: Türkiye’nin bağımsızlığı, üniter yapısı, milli egemenliği, laikliği, etnik, dinsel, mezhepsel yaklaşıma karşı Türk milleti kavramında birleşmek. Türk milletini Atatürk güzel tanımlamış: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Irkçı, biyolojik değil coğrafya ile tanımlı bir millet tanımı. Anayasamızda bu “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk’tür” der.
Çerçeve yasaya da bu temelde bakarım. PKK’yı emperyalizmin aparatı olmaktan kurtarıyor ve PKK mensupları Türk devleti ve Türk milleti kavramında, üniter devlet yapısında birleşiyorsa desteklerim ama yasada bunlar muğlak. Muğlaklık giderilmeden, toplumun tartışacağı zaman tanımadan desteklemem olanaklı değil. Kervan yolda düzülür diyerek yasa çıkarılmaz. Yasa net olur.
TBMM Genel Kurul'da DEM’li Tuncer Bakırhan diyor ki:
"Anayasada kimlikler üstü bir dil kullanabiliriz. Anadilde eğitimi güvence altına alabiliriz. Bu yasada yok diye; anadil, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi başta olmak üzere demokratik haklar unutulmuş talepler değildir. Fırat’ın doğusu ile Fırat’ın batısını ortak hukuk ve kaderde mühürlemek büyük tehlikelere karşı güvence yaratır. Ülkenin bütünlüğü ve değerleri asla müzakere konusu değildir.”
Soruyorum. Kimlikler üstü bir dil ile Türk milleti tanımını kabul ediyor mu? Anadilde eğitim, asgari özerklikle olanaklıdır ve ayrı devletin önünü açar. Eşit yurttaşlıktan kastınız Türk milleti kavramında birleşmek olmadığı açık değil mi!
Bakırhan'ın konuşmasını, MHP lideri Devlet Bahçeli de alkışlıyor. Oysa yazdıklarımı konuşması gerekirdi. Madem bu kadar güveniyordu da yıllarca neden insanları bölücülükle suçladı.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de “Barışın önünde durmayacağız! Bu yasaya ‘Evet’ diyeceğiz” dedi. Dahası kendisi ve yönetici arkadaşlarının yasa tasarısına ‘evet”, milletvekillerinin seçildikleri bölgelerin taleplerine göre karar vereceklerini açıkladı.
Buna parti denir mi! “İsteyen gülü, isteyen laleyi koklasın” der gibi hayati mesele de parti serbest bırakılmaz. Parti ortak karar alır, net olur. Demek ki ortak karar alsalar parti dağılacak. Nabza göre şerbet vererek ülke yönetilir mi! Siz kafanızda ülkeyi bölmüşsünüz demek ki. Vekiller milletin talebine göre karar verecek de siz neden millete göre karar vermeyeceksiniz? Demek ki başka hesaplarınız var.
Özel şunları da söyledi:
"Kürt meselesi yalnızca bir terör meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukuk ve güven içinde yaşama meselesidir. Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Barışın önünde durmayacağız" dedi.
Yıllardır sorduk, yine soralım: Kürt meselesi nedir? Eşit yurttaşlık nedir? Demokratik çözümün unsurları neler? Kimle barışın önünde durmayacaksınız? Yanıt yok. Yine afaki, nabza göre şerbet ifadeler.
Şimdi Yeni Parti’ye ümit besleyenler de “sen de bizi kandırdın” demeye başladı. Bence önce ne YP’i, ne CHP’yi, AKP’yi ne başkasını sorgulayın! Kendinizi sorgulayın önce. Yukarıda yazdıklarımı, yıllardır yazdığım halde “şimdi sırası değil”, “ama AKP”, “ama CHP”, “onu değil şunu kastetmiştir” deyip beklenti içine girdiniz. Kimse size yalan söylemedi, siz onların cümlelerini işinize geldiği şekilde anlamak istediniz. Aldatmadılar. Siz aldandınız. Aldanmayı ezeli şifa gördünüz.
Şair Tevfik Fikret, II. Abdülhamid döneminin baskının geride kalacağına yönelik ümitli beklentiyi doğru bulmaz ve oğlu Haluk’u uyarır: “İnan, Halûk ezelî bir şifadır aldanmak!”
Külahı önünüze koyup ya ilkeler temelinde düşüneceksiniz ya da “ama” deyip aldanmaya, kendinizi aldatmaya devam edeceksiniz.