Tasavvuf İnanç ve Akidelerini Hz. Peygamberimiz Sevr Mağarasında Hz. Ebu Bekir'e Öğretti mi?
Yazının Giriş Tarihi: 22.09.2026 00:24
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.09.2026 00:25
Tasavvufun bazı temsilcilerinin iddiasına göre:
Tasavvufun özü Hz. Resûlullah tarafından hicrette Sevr mağarasında Hz. Ebû Bekir'e özel olarak öğretildi. Tasavvuf dinin ve irfanın bâtınî özüdür.
Sevr mağarası Kur'an'da geçer. Ama orada tasavvuf adıyla özel bir sistemin, rabıtanın, tarikat hiyerarşisinin öğretildiğine dair Kur'an'da, siyerde veya sahih sünnette tek bir delil yoktur.
Tasavvuf tek seferde ortaya çıkmış bir yapı değildir. İslam'ın kendisi de değildir. Emevi ve ehli beyt çekişmelerinden uzak durup ibadete, nefis terbiyesine, Allah sevgisine yönelen Müslümanlar her dönemde vardı. Bu, İslam'ın asli boyutudur.
Sonraları farklı din ve kültürlerden islama girenlerle bunlardan etkilenenler takva ehli müslümanların etrafında şeyh-mürid sistemi, özel zikir usulleri, kutup-gavs anlayışı ve çeşitli ritüeller oluşturuldu. Tevhid, şefaatin yalnız Allah'a ait olması, aracılığın reddi gibi temel ilkeler kenara itildi.
1800'lerde rabıta eklendi. Her devrin "büyük" şeyhi tarikata yeni ekler yaptı. Bir kısmı dünyaya taptı, mal biriktirdi, devleti ele geçirmeye çalıştı. Bir kısmı da dış güçlerin hegemonyasına girdi.
Bu yüzden "İslam'ın ihsan ve ahlak boyutu" ile "tarihte oluşan tasavvufî kurum ve uygulamalar" aynı şey değildir. Bunları aynı kefeye koymak İslam'ı küçümsemektir. İnsanın erdemini sanki tasavvuf kazandırmış gibi göstermek büyük bir iftiradır.
Kur'an açısından ölçü nettir:
Allah: _"Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim"_ Maide 3
Resûlullah: _"Kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şeyi ortaya çıkarırsa o reddedilmiştir."_
Sonradan çıkan bir uygulamanın dinî akide veya ibadet olabilmesi için delil ister. Ölçü "güzel görünüyor mu?" veya "büyük şeyh söylemiş mi?" değildir. Ölçü Kur'an, sahih sünnet ve ilk dönem İslam anlayışıdır.
Sonuç:
İhsan, takva, Allah sevgisi ve nefis terbiyesi İslam'dır. Bunların üzerine sonradan inşa edilen özel inançlar ve ritüeller ise dinin ayrılmaz parçası gibi sunulamaz.
_"Allah katında din İslam'dır."_ Âl-i İmrân 19
Dinin kaynağı şahıslar ve tarikatlar değil, Allah'ın vahyi ve nebevi örnekliktir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HÜSEYİN KOÇ
Tasavvuf İnanç ve Akidelerini Hz. Peygamberimiz Sevr Mağarasında Hz. Ebu Bekir'e Öğretti mi?
Tasavvufun bazı temsilcilerinin iddiasına göre:
Tasavvufun özü Hz. Resûlullah tarafından hicrette Sevr mağarasında Hz. Ebû Bekir'e özel olarak öğretildi. Tasavvuf dinin ve irfanın bâtınî özüdür.
Sevr mağarası Kur'an'da geçer. Ama orada tasavvuf adıyla özel bir sistemin, rabıtanın, tarikat hiyerarşisinin öğretildiğine dair Kur'an'da, siyerde veya sahih sünnette tek bir delil yoktur.
Tasavvuf tek seferde ortaya çıkmış bir yapı değildir. İslam'ın kendisi de değildir. Emevi ve ehli beyt çekişmelerinden uzak durup ibadete, nefis terbiyesine, Allah sevgisine yönelen Müslümanlar her dönemde vardı. Bu, İslam'ın asli boyutudur.
Sonraları farklı din ve kültürlerden islama girenlerle bunlardan etkilenenler takva ehli müslümanların etrafında şeyh-mürid sistemi, özel zikir usulleri, kutup-gavs anlayışı ve çeşitli ritüeller oluşturuldu. Tevhid, şefaatin yalnız Allah'a ait olması, aracılığın reddi gibi temel ilkeler kenara itildi.
1800'lerde rabıta eklendi. Her devrin "büyük" şeyhi tarikata yeni ekler yaptı. Bir kısmı dünyaya taptı, mal biriktirdi, devleti ele geçirmeye çalıştı. Bir kısmı da dış güçlerin hegemonyasına girdi.
Bu yüzden "İslam'ın ihsan ve ahlak boyutu" ile "tarihte oluşan tasavvufî kurum ve uygulamalar" aynı şey değildir. Bunları aynı kefeye koymak İslam'ı küçümsemektir. İnsanın erdemini sanki tasavvuf kazandırmış gibi göstermek büyük bir iftiradır.
Kur'an açısından ölçü nettir:
Allah: _"Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim"_ Maide 3
Resûlullah: _"Kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şeyi ortaya çıkarırsa o reddedilmiştir."_
Sonradan çıkan bir uygulamanın dinî akide veya ibadet olabilmesi için delil ister. Ölçü "güzel görünüyor mu?" veya "büyük şeyh söylemiş mi?" değildir. Ölçü Kur'an, sahih sünnet ve ilk dönem İslam anlayışıdır.
Sonuç:
İhsan, takva, Allah sevgisi ve nefis terbiyesi İslam'dır. Bunların üzerine sonradan inşa edilen özel inançlar ve ritüeller ise dinin ayrılmaz parçası gibi sunulamaz.
_"Allah katında din İslam'dır."_ Âl-i İmrân 19
Dinin kaynağı şahıslar ve tarikatlar değil, Allah'ın vahyi ve nebevi örnekliktir.
Tüm dostlara selam.