İnsanlar çoğu zaman Allah’ın dinini konuştuklarını zanneder. Oysa savundukları şey din değil, kendi grubu, mezhebi, şeyhi, hocasıdır.
“Tek doğruyu ben söylüyorum” diyenler, merkezde Allah’ın kitabını değil kendilerini tutar.
Peki ben neredeyim?
Kur’an’ı ölçü aldığımda ne bir mezhebin savunucusuyum, ne bir cemaatin askeri, ne bir tarikatın müridi, ne de bir kişinin gölgesiyim.
Çünkü insan yapısı olan her şey hata taşır. Allah’ın sözü ise tüm yorumların üzerindedir.
Kur’an’ı merkeze almanın bedeli bazen yalnızlıktır. Bir şeyhin adına konuşmazsın, bir grubun sloganına yaslanmazsın, sırf “bizden” diye alkışlanmazsın.
Ama unutmayalım: Kalabalık olmak, doğru olmak demek değildir.
*Tevhid Nedir?*
Tevhid sadece “Allah birdir” demek değildir.
Tevhid; hükümde, helal-haramda nihai ölçüyü yalnız Allah’a vermektir. Allah ile kul arasına dokunulmaz bir insan otoritesi koymamaktır.
Bugün birçok insan Kur’an’dan çok mezhebini savunuyor. “Allah ne dedi?” yerine “Falanca ne dedi?” diye soruyor.
Oysa âlimler insandır, hata yapar. Mezhepler, fıkhın hükümlerinin coğu yorumdur. Rivayetler insan eliyle nakledilmiştir. Hiçbiri Allah’ın kelamıyla aynı kefeye konamaz.
İtirazım tam da buradadır: Allah’ın kitabının önüne insan sözlerinin geçirilmesine.
Çünkü put sadece taştan yapılmaz. Bazen bir isim putlaşır, bazen bir gelenek, bazen de “Biz böyle inanıyoruz” baskısı.
*Sünneti İnkâr mı Ediyorsun?*
Hayır. Resulullah’ın örnekliğini reddetmiyorum.
İtirazım, Peygamber adına aktarılan her rivayetin sorgulanamaz hüküm gibi sunulmasınadır. Tarih boyunca rivayetlere siyaset, mezhep ve zaman karıştı.
Bu yüzden asıl ölçü Kur’an’dır. Vahiy, insan yorumuyla yarışamaz.
*Meselem Şahıs Değil, Zihniyettir*
“Falanca veliyi neden eleştirdin?” diyorlar.
Benim meselem şahıs değil, zihniyettir. Şeyhini dokunulmaz kılanla, kendi yorumunu mutlak hakikat sayanı aynıdır: İnsan sözünü Allah’ın sözünün önüne koyar.
Oysa İslam insanı kula değil, Allah’a bağlayan özgürleştirici bir çağrıdır.
Demokrasiye de laikliğe de kutsallık yüklemem. Bunlar beşerî kavramlardır.
Benim için önemli olan isim değil, adalettir. Kur’an bize rejim adı dayatmaz. Adalet, istişare, ehliyet ve emaneti emreder.
“İslam” adına zulmeden bir yapı varsa orada isim vardır ama ruh yoktur. Çünkü İslam korku dini değil, adalet ve vicdan çağrısıdır.
*Son Söz*
Ben vahiy alan biri değilim. Hata yapabilirim.
Ama Allah’ın verdiği aklı, vicdanı kullanmadan yaşamaktan korkarım.
Bana “mealci”, “selefi”, “reformist” demek kolay.
Oysa ben hiçbir sloganın adamı değilim. Ben sadece Allah’ın kitabını anlamaya çalışan bir insanım.
Bu ömrün sonunda huzura; ne bir mezhebin taraftarı, ne bir cemaatin askeri, ne bir kişinin müridi olarak çıkmak istemiyorum.
Sadece Allah’ın kulu ve Kur’an’ın talebesi olarak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HÜSEYİN KOÇ
Kıblem Şahıslardır Değil, Vahiydir
*Ben Kimim?*
İnsanlar çoğu zaman Allah’ın dinini konuştuklarını zanneder. Oysa savundukları şey din değil, kendi grubu, mezhebi, şeyhi, hocasıdır.
“Tek doğruyu ben söylüyorum” diyenler, merkezde Allah’ın kitabını değil kendilerini tutar.
Peki ben neredeyim?
Kur’an’ı ölçü aldığımda ne bir mezhebin savunucusuyum, ne bir cemaatin askeri, ne bir tarikatın müridi, ne de bir kişinin gölgesiyim.
Çünkü insan yapısı olan her şey hata taşır. Allah’ın sözü ise tüm yorumların üzerindedir.
Kur’an’ı merkeze almanın bedeli bazen yalnızlıktır. Bir şeyhin adına konuşmazsın, bir grubun sloganına yaslanmazsın, sırf “bizden” diye alkışlanmazsın.
Ama unutmayalım: Kalabalık olmak, doğru olmak demek değildir.
*Tevhid Nedir?*
Tevhid sadece “Allah birdir” demek değildir.
Tevhid; hükümde, helal-haramda nihai ölçüyü yalnız Allah’a vermektir. Allah ile kul arasına dokunulmaz bir insan otoritesi koymamaktır.
Bugün birçok insan Kur’an’dan çok mezhebini savunuyor. “Allah ne dedi?” yerine “Falanca ne dedi?” diye soruyor.
Oysa âlimler insandır, hata yapar. Mezhepler, fıkhın hükümlerinin coğu yorumdur. Rivayetler insan eliyle nakledilmiştir. Hiçbiri Allah’ın kelamıyla aynı kefeye konamaz.
İtirazım tam da buradadır: Allah’ın kitabının önüne insan sözlerinin geçirilmesine.
Çünkü put sadece taştan yapılmaz. Bazen bir isim putlaşır, bazen bir gelenek, bazen de “Biz böyle inanıyoruz” baskısı.
*Sünneti İnkâr mı Ediyorsun?*
Hayır. Resulullah’ın örnekliğini reddetmiyorum.
İtirazım, Peygamber adına aktarılan her rivayetin sorgulanamaz hüküm gibi sunulmasınadır. Tarih boyunca rivayetlere siyaset, mezhep ve zaman karıştı.
Bu yüzden asıl ölçü Kur’an’dır. Vahiy, insan yorumuyla yarışamaz.
*Meselem Şahıs Değil, Zihniyettir*
“Falanca veliyi neden eleştirdin?” diyorlar.
Benim meselem şahıs değil, zihniyettir. Şeyhini dokunulmaz kılanla, kendi yorumunu mutlak hakikat sayanı aynıdır: İnsan sözünü Allah’ın sözünün önüne koyar.
Oysa İslam insanı kula değil, Allah’a bağlayan özgürleştirici bir çağrıdır.
Demokrasiye de laikliğe de kutsallık yüklemem. Bunlar beşerî kavramlardır.
Benim için önemli olan isim değil, adalettir. Kur’an bize rejim adı dayatmaz. Adalet, istişare, ehliyet ve emaneti emreder.
“İslam” adına zulmeden bir yapı varsa orada isim vardır ama ruh yoktur. Çünkü İslam korku dini değil, adalet ve vicdan çağrısıdır.
*Son Söz*
Ben vahiy alan biri değilim. Hata yapabilirim.
Ama Allah’ın verdiği aklı, vicdanı kullanmadan yaşamaktan korkarım.
Bana “mealci”, “selefi”, “reformist” demek kolay.
Oysa ben hiçbir sloganın adamı değilim. Ben sadece Allah’ın kitabını anlamaya çalışan bir insanım.
Bu ömrün sonunda huzura; ne bir mezhebin taraftarı, ne bir cemaatin askeri, ne bir kişinin müridi olarak çıkmak istemiyorum.
Sadece Allah’ın kulu ve Kur’an’ın talebesi olarak.
Kıblem şahıslar değil, vahiydir.
Yolum adalet, ahlak ve barıştır.
Ölçüm Kur’an’dır.
Üst kimliğim ise yalnızca Müslümanlıktır.
Tüm Müslüman kardeşlerime selam olsun.