Geçtiğimiz günlerde bir TV programında konuşan bir amcamız kendi gençlik dönemlerindeki aile ilişkilerini, büyük küçük ilişkilerini anlatırken oldukça dertli ve mutsuzdu.
Dün ayıp sayılan
Dün saygısızlık sayılan
Dün hoş görülmeyen davranışlar bu gün normalleşmiştir.
Normalleşmiştir normalleşmesine ama aile şayet varsa ve halen yaşıyorlarsa aile büyükleri bundan son derece rahatsızlık duymakta ve mutsuz olmaktalar. Onların bu durumdan rahatsızlıkları, “öyle şeyler eskidendi şimdi bunların önemi yok” gibi oldukça sığ ve karşısındakilerin incinmesine, kendilerini değersiz görmelerine sebep olan bu “large” davranışların aile büyüklerinde gönül kırıklığı, mutsuzluk, değersizlik gibi derin travmalara sebep olduğu gözardı edilmektedir.
Terbiye eskiden de terbiyeydi bu gün de terbiye terbiyedir.
Batılı toplum davranışları TV dizi film ve sosyal medyada görerek normalleşmiş ve içselleşmiştir.
Bizim kuşak;
Büyüklere saygıda kusur etmemeye çalışırdı.
Büyüklerin yanında ayak ayak üstüne atmazlar,
Sözlerini kesmezler,
Sesilerini yükseltmezler,
Büyükler konuştuğu zaman onların konuşmalarını dinlerler,
Aile büyüğü odaya girdiğinde küçükler hürmeten ayağa kalkar ve yer verirlerdi.
Şimdi bu zarif davranışların çoğu ailede esamesi kalmamış görünmektedir.
Aile büyükleri odaya girdiğinde çocukları ve torunları asla istifini bozmadan oturan oturduğu yerde, yatan yattığı yerde konumunu değiştirmemektedir.
Okullarda öğretmen öğrenci ilişkisi, öğretmene saygı yerlerde sürünmekte! Nerede kaldı “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” Öğretisi.
Önce aileden sonra okul ve sonra da film dizi gibi görerek insanlarda normalleşme sağlayan ortamlarda kaybolan değerlerimiz işlenmeli toplumunuz tekrar saygın yerine kavuşmalıdır.
Bizim jenerasyon mahalle büyüklerinin terbiye ve uyarısının da aile uyarısı gibi önemli bulunduğu kuşaktır.
Şimdilerde bırakın komşu çocuklarını uyarmayı kendi çocuklarını uyarabilen kaç aile kalmıştır ya da kaç ailenin çocuklarını uyarmalarından netice almaktalar.
Bu mesele toplumun tamamını ilgilendiren topyekün ele alınması gereken bir konudur.
İnsanlar genellikle söylenenle değil gördükleri ile etkilenir ve şekil alırlar. Onun için “üzüm üzüme bakarak kararır” sözümüz unutulmamalıdır.
Genç neslimizi modernitenin ve batılılaşmanın kurbanı yapmayalım. Bizler Müslüman toplumlarız ve yaşam ve hayat kültürümüz vardır, bunu yaşayalım ve yaşatalım.
Evlerimizde, ne kadar, ne zaman daha birlikte olacağımızı bilmediğimiz aile büyüklerimizi incitmeyelim.
Onların saygıyı hakettiklerini, saygı kurallarını “o eskidendi” gibi sığ ve değersiz yaklaşımlara kurban etmeyelim.
Gençler, onları bir daha görmeyeceğinizi unutmayın! Onlar sizlerin babalarınız anneleriniz için ömürlerini feda ettiler!
Onları hafife almayın. Onlar belki sizin gibi ünvanlara ve varlığa sahip olmayabilirler, onlar umuru dünya görmüş tecrübeyi bedeller ödeyerek kazanmış insanlardır. Ayrıca onların öyle bir ünvanları var ki onlar baba onlar anne onlar dede onlar nenedir.
Gençler sizlerin de bu ünvana sahip olmanız temennimizle sağlıcakla kalın.
Toplumsal değerlerin yaşatılması ailenin yaşatılmasıdır. Ailenin yaşatılması ise mutluluktur.
Mutlu gelecektir.
Güzel, mutlu gelecekler sizlerin olsun.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HALİS ÖZDEMİR
Modernizmin ve Geleneğin Arasına Sıkışmış Nesil
Geçtiğimiz günlerde bir TV programında konuşan bir amcamız kendi gençlik dönemlerindeki aile ilişkilerini, büyük küçük ilişkilerini anlatırken oldukça dertli ve mutsuzdu.
Dün ayıp sayılan
Dün saygısızlık sayılan
Dün hoş görülmeyen davranışlar bu gün normalleşmiştir.
Normalleşmiştir normalleşmesine ama aile şayet varsa ve halen yaşıyorlarsa aile büyükleri bundan son derece rahatsızlık duymakta ve mutsuz olmaktalar. Onların bu durumdan rahatsızlıkları, “öyle şeyler eskidendi şimdi bunların önemi yok” gibi oldukça sığ ve karşısındakilerin incinmesine, kendilerini değersiz görmelerine sebep olan bu “large” davranışların aile büyüklerinde gönül kırıklığı, mutsuzluk, değersizlik gibi derin travmalara sebep olduğu gözardı edilmektedir.
Terbiye eskiden de terbiyeydi bu gün de terbiye terbiyedir.
Batılı toplum davranışları TV dizi film ve sosyal medyada görerek normalleşmiş ve içselleşmiştir.
Bizim kuşak;
Büyüklere saygıda kusur etmemeye çalışırdı.
Büyüklerin yanında ayak ayak üstüne atmazlar,
Sözlerini kesmezler,
Sesilerini yükseltmezler,
Büyükler konuştuğu zaman onların konuşmalarını dinlerler,
Aile büyüğü odaya girdiğinde küçükler hürmeten ayağa kalkar ve yer verirlerdi.
Şimdi bu zarif davranışların çoğu ailede esamesi kalmamış görünmektedir.
Aile büyükleri odaya girdiğinde çocukları ve torunları asla istifini bozmadan oturan oturduğu yerde, yatan yattığı yerde konumunu değiştirmemektedir.
Okullarda öğretmen öğrenci ilişkisi, öğretmene saygı yerlerde sürünmekte! Nerede kaldı “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” Öğretisi.
Önce aileden sonra okul ve sonra da film dizi gibi görerek insanlarda normalleşme sağlayan ortamlarda kaybolan değerlerimiz işlenmeli toplumunuz tekrar saygın yerine kavuşmalıdır.
Bizim jenerasyon mahalle büyüklerinin terbiye ve uyarısının da aile uyarısı gibi önemli bulunduğu kuşaktır.
Şimdilerde bırakın komşu çocuklarını uyarmayı kendi çocuklarını uyarabilen kaç aile kalmıştır ya da kaç ailenin çocuklarını uyarmalarından netice almaktalar.
Bu mesele toplumun tamamını ilgilendiren topyekün ele alınması gereken bir konudur.
İnsanlar genellikle söylenenle değil gördükleri ile etkilenir ve şekil alırlar. Onun için “üzüm üzüme bakarak kararır” sözümüz unutulmamalıdır.
Genç neslimizi modernitenin ve batılılaşmanın kurbanı yapmayalım. Bizler Müslüman toplumlarız ve yaşam ve hayat kültürümüz vardır, bunu yaşayalım ve yaşatalım.
Evlerimizde, ne kadar, ne zaman daha birlikte olacağımızı bilmediğimiz aile büyüklerimizi incitmeyelim.
Onların saygıyı hakettiklerini, saygı kurallarını “o eskidendi” gibi sığ ve değersiz yaklaşımlara kurban etmeyelim.
Gençler, onları bir daha görmeyeceğinizi unutmayın! Onlar sizlerin babalarınız anneleriniz için ömürlerini feda ettiler!
Onları hafife almayın. Onlar belki sizin gibi ünvanlara ve varlığa sahip olmayabilirler, onlar umuru dünya görmüş tecrübeyi bedeller ödeyerek kazanmış insanlardır. Ayrıca onların öyle bir ünvanları var ki onlar baba onlar anne onlar dede onlar nenedir.
Gençler sizlerin de bu ünvana sahip olmanız temennimizle sağlıcakla kalın.
Toplumsal değerlerin yaşatılması ailenin yaşatılmasıdır. Ailenin yaşatılması ise mutluluktur.
Mutlu gelecektir.
Güzel, mutlu gelecekler sizlerin olsun.
Vesselam