Bir ülkede bir beldede adalet en sade vatandaşın kendisini emniyette hissettiği, devletin şefkatini, adaletini, yüreğinde hissettiği huzur ve güvenle yaşadığı güçlünün zayıfı ezmediği adalet kurumunun zengin fakir gözetmediği benim adamım, benim partimden denmediği hele rüşvetin akıllara gelmediği bir uygulamadır adalet!
Yoksa adalet içinde insanın kaybolduğu, içine girdiğinde heybetinden içinin ürperdiği koca koca binalar demek değildir.
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’in kapanmış dosyaların bazılarını tekrar açması vatandaş üzerinde sarsılmış adalet duygusunu ve adalete olan güveni ne sağlama yolunda çok önemli gelişmelerdir. Adalete olan güven yolunda bir umut olmuştur. Umudumuzu ve beklentimizi koruyoruz inşallah aziz milletimize, tarihimize, kültürümüze inancımıza uygun bir adalet ortamı oluşacaktır. Maalesef toplumda adalete güvenin çok zayıfladığı görülmektedir. Bunun sebeplerinden birisi adaletin geç sonuçlanmasıdır. Adalet konusunda bir takım düzenlemeler yapılmakla birlikte daha yürünecek çok yolumuz var gibi..
Ama olacak,
Bir ülkede adalete güven sağlanmalıdır. Toplumda,“adaletin kestiği parmak acımaz” inancı tekrar hayata geçmelidir. Kendi içinde arınma, silkinme yaşanmalı, varsa çürük yumurtalar temizlenmeli, adalet kurumuna gölge düşürmelerine fırsat verilmemelidir. Toplumda adalete ve devlete güven hakettiği yere gelmelidir.
Devletlerin ayakta kalmalarının hayatiyetlerini sürdürmelerinin en önemli kriteri, adalete güvendir ve adaletin tesisidir.
Ben adalete güveniyorum.
İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çifçi de asayiş konusunda milletin umudunu tekrar yeşertmiştir. Türkiye’de sokak çeteleri nasıl olabilir?
Müslüman bir toplumda uyuşturucudan gasptan söz edilebilir mi? Bazı semtlerde esnafın sokak çetelerine haraç verdiğinden söz edilmektedir! Bu nasıl iştir böyle? Bizler evlerinin kapısı kilitlenmeden sadece evde olunmadığı zamanlarda evin bahçe kapısına “zerze” denilen bir çengelin takılmasından ibaret bir ortamda büyüdük. Esnaflar namaza gittiklerinde dükkanlarının kapısını kilitlemez öylece bırakırlardı. Güven huzur ortamı işte budur. Yoksa çelik kapılar kameralar tuzaklar değildir!
Ne günlere kaldık!
İşi sağa sola ihale etmeye gerek yok, çete mensuplarının yaş ortalaması yirmi! Kimse topu taca atmasın! Organize çeteler ve uyuşturucu kullanımından bahsediyoruz!
İşin şakaya gelir yanı yok..
Gelelim liyakat meselesine!
Hiçbir partiyi ayırmadan söylüyorum.
Ey yöneticiler!
Maiyetinizde göreve getirdiğiniz şahıslarda “liyakat” mi arıyorsunuz yoksa “partinize sadakat” mi?
Unutmayınız ki liyakatin olmadığı yerde “Ömer” olmaz! Ömer olur olmasına da “Turist Ömer” olur! O da işte böyle sonuçlar verir.
Mesela ihale verirken kriterleriniz nedir?
Adam kayırmacılık yapıyor musunuz?
Yapıyorsanız vay halinize!
İnançlı toplum aramak veya inançlı bir toplum inşa etmek önce kendisinin inançlı olması ile mümkün olacaktır. İnançlı olmak namaz kılmak hacca gitmekle sınırlı değildir. İnançlı olmak; dürüst, namuslu, emin, güzel ahlaklı, adil işinin ehli olmakla olur.
Kendisini dev aynasında görmekle değil!
Uyuşturucu türevleri ile birlikte orta okullara kadar sirayet etmiş dolduğundan söz edilmektedir.
Bu gidiş nereyedir!
Sayın içişleri bakanımız ve sayın adalet bakanımızı “temiz toplum, adil yönetim güvenli sokaklar huzurlu beldeler” oluşturma yolunda azim ve gayret içinde görüyoruz, dilerim ki toplumda meydana gelen beklentinin akamete uğramaz. Diye düşünüyorum.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HALİS ÖZDEMİR
Adalet Liyakat ve Ömer Olabilmek!
Bir ülkede bir beldede adalet en sade vatandaşın kendisini emniyette hissettiği, devletin şefkatini, adaletini, yüreğinde hissettiği huzur ve güvenle yaşadığı güçlünün zayıfı ezmediği adalet kurumunun zengin fakir gözetmediği benim adamım, benim partimden denmediği hele rüşvetin akıllara gelmediği bir uygulamadır adalet!
Yoksa adalet içinde insanın kaybolduğu, içine girdiğinde heybetinden içinin ürperdiği koca koca binalar demek değildir.
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’in kapanmış dosyaların bazılarını tekrar açması vatandaş üzerinde sarsılmış adalet duygusunu ve adalete olan güveni ne sağlama yolunda çok önemli gelişmelerdir. Adalete olan güven yolunda bir umut olmuştur. Umudumuzu ve beklentimizi koruyoruz inşallah aziz milletimize, tarihimize, kültürümüze inancımıza uygun bir adalet ortamı oluşacaktır. Maalesef toplumda adalete güvenin çok zayıfladığı görülmektedir. Bunun sebeplerinden birisi adaletin geç sonuçlanmasıdır. Adalet konusunda bir takım düzenlemeler yapılmakla birlikte daha yürünecek çok yolumuz var gibi..
Ama olacak,
Bir ülkede adalete güven sağlanmalıdır. Toplumda,“adaletin kestiği parmak acımaz” inancı tekrar hayata geçmelidir. Kendi içinde arınma, silkinme yaşanmalı, varsa çürük yumurtalar temizlenmeli, adalet kurumuna gölge düşürmelerine fırsat verilmemelidir. Toplumda adalete ve devlete güven hakettiği yere gelmelidir.
Devletlerin ayakta kalmalarının hayatiyetlerini sürdürmelerinin en önemli kriteri, adalete güvendir ve adaletin tesisidir.
Ben adalete güveniyorum.
İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çifçi de asayiş konusunda milletin umudunu tekrar yeşertmiştir. Türkiye’de sokak çeteleri nasıl olabilir?
Müslüman bir toplumda uyuşturucudan gasptan söz edilebilir mi? Bazı semtlerde esnafın sokak çetelerine haraç verdiğinden söz edilmektedir! Bu nasıl iştir böyle? Bizler evlerinin kapısı kilitlenmeden sadece evde olunmadığı zamanlarda evin bahçe kapısına “zerze” denilen bir çengelin takılmasından ibaret bir ortamda büyüdük. Esnaflar namaza gittiklerinde dükkanlarının kapısını kilitlemez öylece bırakırlardı. Güven huzur ortamı işte budur. Yoksa çelik kapılar kameralar tuzaklar değildir!
Ne günlere kaldık!
İşi sağa sola ihale etmeye gerek yok, çete mensuplarının yaş ortalaması yirmi! Kimse topu taca atmasın! Organize çeteler ve uyuşturucu kullanımından bahsediyoruz!
İşin şakaya gelir yanı yok..
Gelelim liyakat meselesine!
Hiçbir partiyi ayırmadan söylüyorum.
Ey yöneticiler!
Maiyetinizde göreve getirdiğiniz şahıslarda “liyakat” mi arıyorsunuz yoksa “partinize sadakat” mi?
Unutmayınız ki liyakatin olmadığı yerde “Ömer” olmaz! Ömer olur olmasına da “Turist Ömer” olur! O da işte böyle sonuçlar verir.
Mesela ihale verirken kriterleriniz nedir?
Adam kayırmacılık yapıyor musunuz?
Yapıyorsanız vay halinize!
İnançlı toplum aramak veya inançlı bir toplum inşa etmek önce kendisinin inançlı olması ile mümkün olacaktır. İnançlı olmak namaz kılmak hacca gitmekle sınırlı değildir. İnançlı olmak; dürüst, namuslu, emin, güzel ahlaklı, adil işinin ehli olmakla olur.
Kendisini dev aynasında görmekle değil!
Uyuşturucu türevleri ile birlikte orta okullara kadar sirayet etmiş dolduğundan söz edilmektedir.
Bu gidiş nereyedir!
Sayın içişleri bakanımız ve sayın adalet bakanımızı “temiz toplum, adil yönetim güvenli sokaklar huzurlu beldeler” oluşturma yolunda azim ve gayret içinde görüyoruz, dilerim ki toplumda meydana gelen beklentinin akamete uğramaz. Diye düşünüyorum.
Vesselam