Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Benden Sizlere..

Yazının Giriş Tarihi: 27.10.2026 13:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.10.2026 13:26

Sevgili gençler! Bugün sizlerle biraz söyleşmek istedim.

İnsan yaşamı üç evreden oluşuyor; doğum, yaşam ve ölüm… Bilinmeze gözünü açan insan yavrusu ağlayarak doğar. “Asla bilemeyeceğimiz serüveninden ya da mutlak bütünden kopuşa ağlamaktır.” diyor bazı ulular. Sevgili Cem Karaca bir şarkısında diyordu ya “Doğarken ağladı insan / Bu son olsun, bu son”.. Bu asla gerçekleşmeyecek bir dilekti ve sadece muhteşem bir hayaldi. Yaşam hiçbir zaman tek düze olmamıştır.

İnsan yaş aldıkça sebep ve sonuç ikilisine çok takılıyor. Geçmişi sürekli irdelemek sadece oraya takılı kalmamıza, hiç düşünmemek de sürekli hata yapmamıza neden olur. Zamanı geri çeviremeyeceğimize göre, kırıp dökülenleri toplamayı, varsa onarılacakları onarmayı tercih etmelisiniz. Mümkün olmuyorsa silip attıklarınız zaten çöp değerindedir, geri almak gibi bir dileğiniz hiç olmasın, olmamalı da. Çünkü o noktaya gelmiş hiçbir şeyin onarılma ihtimali yoktur, vakit kaybıdır sadece.

Bedeninizi hareketlendirirken, duygularınızı ağırlaştırmalısınız diyor “Geriatri” doktorları. Çok fazla bir şeylere takılıp kalmak, aynı konunun ısrarcısı olmak, zihni durdururmuş. Renkli ve çeşitli konulara eğilmek, yeni bir şeyler öğrenmeye iştahlı olmak, arzu edip de yapılamamış dilekleri yerine getirmek gerekirmiş. Tabii onun da sınırları olmalı. “Yaş almayı kabul edip, yaşlılığı reddedin!” diyorlar anladığım kadarıyla. Bir gün farkında olmadan o günlere geleceksiniz.

Dünyada iz bırakmış pek çok yazar, şair, ressam, bilim adamları ileri yaşlarda en unutulmaz eserlerini hayata geçirmişlerdir. Batı dünyası, ileri yaşı birikim olarak görürken bizler “Yaş yetmiş, iş bitmiş” diyerek büyüklerimizi rafa kaldırıyoruz. Eskiden “Nasihat” diye bir geleneğimiz vardı ve büyükler siz gençlere kendi yol deneyimlerini anlatır, hata yapmadan yaşamlarınızı sürdürmeniz için aydınlatmaya çalışırlardı. Eskilerin öğretileri olmasa aynı yolu yürümek vakit kaybı olmaz mıydı?

Bastırılmış duygular, başkalarına adanmış hayatlar, bir de bakmışsınız vakit geçmiş. Yapmak istedikleriniz için imkân olsa da gücünüz kalmamış. O zaman yapabildiklerinizi yaparak mutlu olmak gerekmez mi? Sosyal medyada deli gözüyle bakılan “Tiktokçu” ihtiyarlar gençliğini yaşayamamış, zaman geçiyor kaygısı ile işi çığırından çıkarmış insanlardır. Onlara bakarak yaş aldıkça bilgeleşmiş büyüklerinizi es geçmemek gerekir.

Huzurevlerine tıktığımız büyüklerimizin hikâyeleri yüzlerce trajediye malzeme olacak kadar hazin. Adanmış, kıymeti bilinmemiş, emilmiş, ezilmiş, bir posa gibi bırakılmış o insanların arasında ne cevherler var, şaşarsınız. Onlar hayatlarındaki yanlışlarıyla bile gençlere çok değerli örnekler.

Diyorlar ki; hiçbir sevgiyi, sadakati, emeği abartmayın. Değerinizin bilinmediği her yer size zindandır. Zincirler takmayın, gereksiz yükleri üstlenmeyin. Olduğu kadarına razı olan, dahası için başka canları sömürmeyen insanları dost edinin. Tanrının verdiği yeteneklerinizin ardına düşün, başarı orada gizlidir. Olanakları zorlayın. Başkaları için değil kendiniz için fedakârlık yapın ancak bu "bencil olun", demek değil. Kendi kimliğini bulmuş, hayatının gereklerini temin etmiş insanın başkalarına da faydası olur, aksi takdirde o insan herkese üzüntü, herkese yüktür. Zamanın dayatmalarına yüz vermeyin, emek sarf etmeyin. En çok istediğiniz bir nesneyi aldığınızda size verecek mutluluk karnı doyan bir yavrunun tebessümünden daha çok değildir.

İnsanı insanlıktan alıkoyan, düşünmeyi, vicdanı, sorgulamayı donduran şey “Fevri” olmak, amiyane tabiri ile konuya “balıklama” dalmaktır. En büyük öfkeler ilk üç saniyede zirve yaparmış. Derinden bir nefes de neleri önler kim bilir? Bunları hep büyüklerimizden, onların anı sandıklarının öykülerinden çıkarıyoruz. “Söz gümüşse sükût altındır” İşte tam da bir önceki sözlerimin açılımıdır; olayı anla, bekle, düşün, gereğini yap! İnsanları yaşadıkları zaman ve olanaklar ölçüsünde değerlendirip, onların gerçek değerlerini görmeye çalışın, zira her insan özeldir ve istenirse ne çok yönü ortaya çıkarılır. Kimse bütünüyle iyi ya da kötü değildir.

Sevgili Gençler!

Zaman durmuyor, gelecek kaygısı ile ulaşılmaz hedeflere odaklanıp ömrü tüketmek yerine, kendinizi tüketmeden ulaşabileceğiniz noktayı hedeflemelisiniz. Sizi zafere kendinizi aşmak ulaştırır. Yoksa “Ah ile vah ile geçti bu ömrüm” diye şarkı söyleyenlere benzersiniz.

Geriye dönüp baktığınızda, insan ilişkilerinde pişmanlıklarınızın az, kazandıklarınızın çok olması, hep o bir nefeste gizli. Hedefiniz kendiniz olunca, şansı beklemek yerine, gücünüzü ve "içinizdeki siz"i kullanın. Ayrıca zaman verin sizi tanımak isteyenlere, seven sever, sevmeyen çekip gider. Nasihat haddime değil. Küçük bir not..

Ha bir de ben sizleri hep sevdim…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.