Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Sen Ne İstiyorsun?

Yazının Giriş Tarihi: 22.10.2026 00:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.10.2026 00:14

Gelecek haftaki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde cumhuriyetin temel olgusu millî egemenliğin ne olduğuna bir göz atmalıyız diye düşünüyorum.

Millî (ulusal) egemenlik, genel tanımıyla bir devletin yönetim gücünün, karar alma yetkisinin ve meşruiyetinin doğrudan milletin kendisine ait olması demektir. En yalın ifadeyle; ülkeyi yönetecek iradenin tek bir kişiye, belli bir zümre ya da belirli bir sınıfa değil, o ülkede yaşayan halkın tamamına ait olduğunu savunan temel siyasi kuraldır.

Tarihî perspektiften bakacak olursak çok gerilerde kalması gereken zamanlarda egemenlik; kralların, padişahların veya din adamlarının (çoğu zaman ikisi birden) ilahî ya da soy yoluyla elde ettiği bir hak olarak görülmekteydi. Yönetilenlerin yani halkın bu sistemlerde herhangi bir söz hakkı yoktu. Ancak bilindiği üzere 18. yüzyıldan itibaren gelişen aydınlanma düşüncesi ve Fransız İhtilali gibi büyük toplumsal kırılmalar, yönetim yetkisinin kaynağını hanedan soyundan alıp doğrudan topluma verdi. Böylece modern demokrasilerin ve hukuk devletlerinin temeli atılmış oldu.

Millî egemenlik ilkesinin pratik hayattaki en somut karşılığı seçimler, parlamentolar ve anayasalardır. Yani, parlamenter sistemin olmadığı yerlerde millî egemenlikten söz etmek çok ta mümkün değil… Burada unutulmaması gereken en hayati detay seçilen yöneticilerin gücün sahibi değil, sadece millet adına o gücü belirli bir süreyle kullanmakla görevlendirilen vekiller olduğu gerçeğidir.

Millî egemenlik ilkesi, millî mücadele döneminde hayati bir rol oynar. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, Kurtuluş Savaşı’nı yürütürken sadece işgal güçlerine karşı değil, aynı zamanda iradesini kaybetmiş yönetim anlayışına karşı da bir mücadele verdiklerini biliyoruz.

Amasya Genelgesi’nde yer alan "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ifadesi, bu anlayışın ilk resmi meşalesi olmuştur. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte milli egemenlik kurumsallaşmış ve "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi yeni devletin temel taşı haline gelmiştir.

Milli egemenliğin, sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret olmadığı güncel bir gerçeklik. Hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, şeffaflık ve adalet gibi kavramlar millî egemenliğin sağlıklı bir şekilde yaşayabilmesi için olmazsa olmaz şartlar bütünü. Halkın kendi kaderi hakkında özgürce bilgi sahibi olamadığı veya düşüncesini ifade edemediği bir ortamda, egemenlik gerçekten millete ait midir? Tartışılır. Tartışılıyor da…

Asırlar öncesinde kalması gereken monarşik yapılar sömürgecilere açılan kapılardır.

Emperyalizm bunu istiyor olabilir.

Peki sen ne istiyorsun?

***************************************************************************************************************************************

Haftanın Notu:

Duyarlılığımızı Afganistan’da hatta bu topraklarda okula gidemeyen kız çocukları için de göstersek mi?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.