Bu felakete tekrar yakalanmamak için bütün gücümüzle çalışıyoruz.
Ne yapıyorsunuz?
Eğer depremlerin neden olduğu yönünde bir araştırmanız yok ise boşa çalışıyorsunuz demektir.
Bir defa deprem niye olur,
Allah bu felaketi insanlara niye verir önce onlara bir bakın.
...
Eğer sizin şehrinizde;
Allah’ın hoşlanmadığı işler yapılıyorsa,
Adaletsizlik varsa,
Cinayetler artıyorsa,
Haksızlıklar artıyorsa,
Ahlaksızlık artıyorsa,
Tartılarda hileler artıyorsa,
Rüşvet, iltimas ve adam kayırma artıyorsa,
Yapılan zulümler artıyorsa,
Burada depremin olmaması imkânsız.
Çünkü Yaradan bu olumsuzlukları olan yerlerde
Bu işleri yapan insanları bunlarla helak ediyor.
Ve Yaradan bu insanların dualarını da kabul etmiyor.
Buradaki Müslümanlar duaları kabul edilen insanlardan olmuyor.
Eğer böyle olmuş olsaydı Gazze ayağa kalkardı.
...
Müslümanların içi başka dışı başka oldu.
Bireysel hatalar toplumda katmerleşerek artıyor.
İnsanların yaşantılarını gözden geçirmeleri gerekir.
Bazen toplum olarak,
Bazen birey olarak,
Bazen de iktidar olarak.
Çünkü Yaradan’ın emirlerinin büyük bir kısmı idarecilere yönelik.
Yani insanlar kendi elleriyle kendi geleceklerini hazırlıyor.
Herkes şunu çok iyi bilsin ki bu dünya bir imtihan dünyasıdır.
Güzel şeylerin mükafatı,
Kötü şeylerin de cezası bulunmaktadır.
...
Bu ülkede;
Mevcut iktidar eğitim düzenini bozdu,
Ahlaki gelişmeleri bozdu,
Güven unsurunu yok etti.
Adaletsizliği bütün ülke sathına yaydı.
...
Bir ülkede;
“Alın teri kurumadan işçinin hakkının verin” diyen bir Peygamberin ümmeti olduğun iddia eden bu insanlar,
Alın terinin hakkını isteyen insanlara eziyet ediyor,
Alın terinin hakkını gasp eden işverenleri de taltif ediyor.
...
Yine bu ülkede;
Bir milletvekili,
Milletin seçtiği bir milletvekili
Bir polis tarafından darp edilerek yerlerde sürünüyor..
(Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’na buradan geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz)..
...
Böyle bir ülkede “Adalet” kavramından bahsetmek mümkün mü?
Bir ülkeyi küfürle idare edebilirsiniz ama zulümle idare edemezsiniz.
Büyük Selçuklu Devleti'nin ünlü veziri ve devlet adamı Nizamülmülk'ün meşhur eseri Siyasetname’de yer alan bir sözü bunu vurgulamaktadır.
“Küfürle abad olur da zulümle abad olmaz “
Bu söz Kur’an’a kadar dayanmaktadır.
İsra suresinin 16. Ayetinde Yaradan bunu şöyle buyuruyor;
“Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.”
Yani ülke helak olmanın eşiğinde Müslümanım diyen insanların yüzünden.
Ki bu emir her Cuma günü size imam efendi tarafından tekrarlanıyor;
“Allah adaleti emrediyor” (Nahl suresi 90)
…
A’ dan Z’ye,
Müslümanım diyen insanlar,
Ülkücüyüm diyen insanlar,
Falanım, filanım diyen insanların birçoğu
Bu iktidarın yaptıklarının arkasında durdu.
Dolayısıyla yapılan işlere de ortak oldular.
Kimse ben günahsızım diyemez.
Ben işimi yaptım diyemez.
Yapılan işin Allah’ın emrine uygun olup olmadığına baktın mı?
Baktınsa mesele yok.
Ama bakmadıysan yaptığın işlerden mesulsün ve sonucuna da katlanacaksın..
Elleri havaya açıp da, “Allah’ım bir daha bizi bu felaketle karşılaştırma” demek yetmiyor.
Önce Allah’ın hoşnut olmadığı işleri yapmaktan vazgeçeceğiz.
O’nun emrine uygun hareket edeceğiz ki,
Bir daha bu felaketlerle karşılaşmayalım..
...
“Efendim, ben abdest alıp namaz kılıyorum, bana bir şey olmaz” demek de yetmez.
Lut kavmi helak edilirken,
Bir rivayete göre içinde 6 bin Müslüman insan gece teheccüd namazına kalktığı rivayet ediliyor.
Ve bu insanlar da helak edilen insanların arasına katılıyor.
Hz. Aişe validemiz Peygamber Efendimize soruyor;
“Ya Resulullah bu insanlar Müslümandı neden helak edildiler?”
Peygamber Efendimizin cevabı şöyle;
“Ya Ayşe, bu insanlar orada olan haksızlıklara göz yumdukları için helak edildiler”
Demek ki sadece abdest alıp namaz kılmak yetmiyor.
Bir de yapılan zulüme ve haksızlığa engel olmak gibi bir görevi var Müslümanların.
“Bana ne” demek gibi bir lüksü yok..
Onun içindir ki Peygamber Efendimiz;
“Bir haksızlık gördüğünüz zaman elinizle mukabele edin, elinizle gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğuz edin” buyurmuştur.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ALİ KAYBAL
İmtihanlar Bizim Eserimizdir
Ağustos depreminin yıldönümünü geride bıraktık.
Belediye herkese mesaj gönderiyor.
“Asrın Felaketi”
Bu felakete tekrar yakalanmamak için bütün gücümüzle çalışıyoruz.
Ne yapıyorsunuz?
Eğer depremlerin neden olduğu yönünde bir araştırmanız yok ise boşa çalışıyorsunuz demektir.
Bir defa deprem niye olur,
Allah bu felaketi insanlara niye verir önce onlara bir bakın.
...
Eğer sizin şehrinizde;
Allah’ın hoşlanmadığı işler yapılıyorsa,
Adaletsizlik varsa,
Cinayetler artıyorsa,
Haksızlıklar artıyorsa,
Ahlaksızlık artıyorsa,
Tartılarda hileler artıyorsa,
Rüşvet, iltimas ve adam kayırma artıyorsa,
Yapılan zulümler artıyorsa,
Burada depremin olmaması imkânsız.
Çünkü Yaradan bu olumsuzlukları olan yerlerde
Bu işleri yapan insanları bunlarla helak ediyor.
Ve Yaradan bu insanların dualarını da kabul etmiyor.
Buradaki Müslümanlar duaları kabul edilen insanlardan olmuyor.
Eğer böyle olmuş olsaydı Gazze ayağa kalkardı.
...
Müslümanların içi başka dışı başka oldu.
Bireysel hatalar toplumda katmerleşerek artıyor.
İnsanların yaşantılarını gözden geçirmeleri gerekir.
Bazen toplum olarak,
Bazen birey olarak,
Bazen de iktidar olarak.
Çünkü Yaradan’ın emirlerinin büyük bir kısmı idarecilere yönelik.
Yani insanlar kendi elleriyle kendi geleceklerini hazırlıyor.
Herkes şunu çok iyi bilsin ki bu dünya bir imtihan dünyasıdır.
Güzel şeylerin mükafatı,
Kötü şeylerin de cezası bulunmaktadır.
...
Bu ülkede;
Mevcut iktidar eğitim düzenini bozdu,
Ahlaki gelişmeleri bozdu,
Güven unsurunu yok etti.
Adaletsizliği bütün ülke sathına yaydı.
...
Bir ülkede;
“Alın teri kurumadan işçinin hakkının verin” diyen bir Peygamberin ümmeti olduğun iddia eden bu insanlar,
Alın terinin hakkını isteyen insanlara eziyet ediyor,
Alın terinin hakkını gasp eden işverenleri de taltif ediyor.
...
Yine bu ülkede;
Bir milletvekili,
Milletin seçtiği bir milletvekili
Bir polis tarafından darp edilerek yerlerde sürünüyor..
(Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’na buradan geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz)..
...
Böyle bir ülkede “Adalet” kavramından bahsetmek mümkün mü?
Bir ülkeyi küfürle idare edebilirsiniz ama zulümle idare edemezsiniz.
Büyük Selçuklu Devleti'nin ünlü veziri ve devlet adamı Nizamülmülk'ün meşhur eseri Siyasetname’de yer alan bir sözü bunu vurgulamaktadır.
“Küfürle abad olur da zulümle abad olmaz “
Bu söz Kur’an’a kadar dayanmaktadır.
İsra suresinin 16. Ayetinde Yaradan bunu şöyle buyuruyor;
“Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.”
Yani ülke helak olmanın eşiğinde Müslümanım diyen insanların yüzünden.
Ki bu emir her Cuma günü size imam efendi tarafından tekrarlanıyor;
“Allah adaleti emrediyor” (Nahl suresi 90)
…
A’ dan Z’ye,
Müslümanım diyen insanlar,
Ülkücüyüm diyen insanlar,
Falanım, filanım diyen insanların birçoğu
Bu iktidarın yaptıklarının arkasında durdu.
Dolayısıyla yapılan işlere de ortak oldular.
Kimse ben günahsızım diyemez.
Ben işimi yaptım diyemez.
Yapılan işin Allah’ın emrine uygun olup olmadığına baktın mı?
Baktınsa mesele yok.
Ama bakmadıysan yaptığın işlerden mesulsün ve sonucuna da katlanacaksın..
Elleri havaya açıp da, “Allah’ım bir daha bizi bu felaketle karşılaştırma” demek yetmiyor.
Önce Allah’ın hoşnut olmadığı işleri yapmaktan vazgeçeceğiz.
O’nun emrine uygun hareket edeceğiz ki,
Bir daha bu felaketlerle karşılaşmayalım..
...
“Efendim, ben abdest alıp namaz kılıyorum, bana bir şey olmaz” demek de yetmez.
Lut kavmi helak edilirken,
Bir rivayete göre içinde 6 bin Müslüman insan gece teheccüd namazına kalktığı rivayet ediliyor.
Ve bu insanlar da helak edilen insanların arasına katılıyor.
Hz. Aişe validemiz Peygamber Efendimize soruyor;
“Ya Resulullah bu insanlar Müslümandı neden helak edildiler?”
Peygamber Efendimizin cevabı şöyle;
“Ya Ayşe, bu insanlar orada olan haksızlıklara göz yumdukları için helak edildiler”
Demek ki sadece abdest alıp namaz kılmak yetmiyor.
Bir de yapılan zulüme ve haksızlığa engel olmak gibi bir görevi var Müslümanların.
“Bana ne” demek gibi bir lüksü yok..
Onun içindir ki Peygamber Efendimiz;
“Bir haksızlık gördüğünüz zaman elinizle mukabele edin, elinizle gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğuz edin” buyurmuştur.
Ve haksızlık karşısında susmamayı tembihlemiştir.
"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.."