Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ali Kaybal

bursaarena.com.tr - Ali Kaybal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ali Kaybal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ALİ KAYBAL yazdı: "İmtihanlar Bizim Eserimizdir" Haber

ALİ KAYBAL yazdı: "İmtihanlar Bizim Eserimizdir"

Ağustos depreminin yıldönümünü geride bıraktık. Belediye herkese mesaj gönderiyor. “Asrın Felaketi” Bu felakete tekrar yakalanmamak için bütün gücümüzle çalışıyoruz. Ne yapıyorsunuz? Eğer depremlerin neden olduğu yönünde bir araştırmanız yok ise boşa çalışıyorsunuz demektir. Bir defa deprem niye olur, Allah bu felaketi insanlara niye verir önce onlara bir bakın. ... Eğer sizin şehrinizde; Allah’ın hoşlanmadığı işler yapılıyorsa, Adaletsizlik varsa, Cinayetler artıyorsa, Haksızlıklar artıyorsa, Ahlaksızlık artıyorsa, Tartılarda hileler artıyorsa, Rüşvet, iltimas ve adam kayırma artıyorsa, Yapılan zulümler artıyorsa, Burada depremin olmaması imkânsız. Çünkü Yaradan bu olumsuzlukları olan yerlerde Bu işleri yapan insanları bunlarla helak ediyor. Ve Yaradan bu insanların dualarını da kabul etmiyor. Buradaki Müslümanlar duaları kabul edilen insanlardan olmuyor. Eğer böyle olmuş olsaydı Gazze ayağa kalkardı. ... Müslümanların içi başka dışı başka oldu. Bireysel hatalar toplumda katmerleşerek artıyor. İnsanların yaşantılarını gözden geçirmeleri gerekir. Bazen toplum olarak, Bazen birey olarak, Bazen de iktidar olarak. Çünkü Yaradan’ın emirlerinin büyük bir kısmı idarecilere yönelik. Yani insanlar kendi elleriyle kendi geleceklerini hazırlıyor. Herkes şunu çok iyi bilsin ki bu dünya bir imtihan dünyasıdır. Güzel şeylerin mükafatı, Kötü şeylerin de cezası bulunmaktadır. ... Bu ülkede; Mevcut iktidar eğitim düzenini bozdu, Ahlaki gelişmeleri bozdu, Güven unsurunu yok etti. Adaletsizliği bütün ülke sathına yaydı. ... Bir ülkede; “Alın teri kurumadan işçinin hakkının verin” diyen bir Peygamberin ümmeti olduğun iddia eden bu insanlar, Alın terinin hakkını isteyen insanlara eziyet ediyor, Alın terinin hakkını gasp eden işverenleri de taltif ediyor. ... Yine bu ülkede; Bir milletvekili, Milletin seçtiği bir milletvekili Bir polis tarafından darp edilerek yerlerde sürünüyor.. (Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’na buradan geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz).. ... Böyle bir ülkede “Adalet” kavramından bahsetmek mümkün mü? Bir ülkeyi küfürle idare edebilirsiniz ama zulümle idare edemezsiniz. Büyük Selçuklu Devleti'nin ünlü veziri ve devlet adamı Nizamülmülk'ün meşhur eseri Siyasetname’de yer alan bir sözü bunu vurgulamaktadır. “Küfürle abad olur da zulümle abad olmaz “ Bu söz Kur’an’a kadar dayanmaktadır. İsra suresinin 16. Ayetinde Yaradan bunu şöyle buyuruyor; “Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.” Yani ülke helak olmanın eşiğinde Müslümanım diyen insanların yüzünden. Ki bu emir her Cuma günü size imam efendi tarafından tekrarlanıyor; “Allah adaleti emrediyor” (Nahl suresi 90) … A’ dan Z’ye, Müslümanım diyen insanlar, Ülkücüyüm diyen insanlar, Falanım, filanım diyen insanların birçoğu Bu iktidarın yaptıklarının arkasında durdu. Dolayısıyla yapılan işlere de ortak oldular. Kimse ben günahsızım diyemez. Ben işimi yaptım diyemez. Yapılan işin Allah’ın emrine uygun olup olmadığına baktın mı? Baktınsa mesele yok. Ama bakmadıysan yaptığın işlerden mesulsün ve sonucuna da katlanacaksın.. Elleri havaya açıp da, “Allah’ım bir daha bizi bu felaketle karşılaştırma” demek yetmiyor. Önce Allah’ın hoşnut olmadığı işleri yapmaktan vazgeçeceğiz. O’nun emrine uygun hareket edeceğiz ki, Bir daha bu felaketlerle karşılaşmayalım.. ... “Efendim, ben abdest alıp namaz kılıyorum, bana bir şey olmaz” demek de yetmez. Lut kavmi helak edilirken, Bir rivayete göre içinde 6 bin Müslüman insan gece teheccüd namazına kalktığı rivayet ediliyor. Ve bu insanlar da helak edilen insanların arasına katılıyor. Hz. Aişe validemiz Peygamber Efendimize soruyor; “Ya Resulullah bu insanlar Müslümandı neden helak edildiler?” Peygamber Efendimizin cevabı şöyle; “Ya Ayşe, bu insanlar orada olan haksızlıklara göz yumdukları için helak edildiler” Demek ki sadece abdest alıp namaz kılmak yetmiyor. Bir de yapılan zulüme ve haksızlığa engel olmak gibi bir görevi var Müslümanların. “Bana ne” demek gibi bir lüksü yok.. Onun içindir ki Peygamber Efendimiz; “Bir haksızlık gördüğünüz zaman elinizle mukabele edin, elinizle gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğuz edin” buyurmuştur. Ve haksızlık karşısında susmamayı tembihlemiştir. "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.." ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ALİ KAYBAL yazdı: "Sarı Öküz Hikayesi" Haber

ALİ KAYBAL yazdı: "Sarı Öküz Hikayesi"

Neler oluyor Türkiye’de? Din ile iştigal edenler Terörist ilan ediliyor, Kara para aklayıcısı ilan ediliyor, Suç örgütü ilan ediliyor. Ve liderleri eşleriyle birlikte içeri alınıyor, Kurdukları şirketlere kayyum atanıyor.. Bu olaylar bana “Sarı Öküz” hikâyesini hatırlattı. Geniş bir otlakta yaşayan güçlü öküz sürüsü, bir araya geldiklerinde onlara saldıran aslanları kolayca alt ederdi. Aç kalan aslanlar kurnazca bir teklifle sürüye yaklaşarak sadece sarı öküzü istediler. Öküzler barış zannıyla sarı öküzü verdi; ancak aslanlar gücü azalan sürüden sırayla diğerlerini de alarak hepsini yok etti. Tabi öküzler bu işin ince detaylarını anlamadılar. Bir arada olunduğu sürece hiçbir gücün kendilerine zarar verebileceğini anlamış değiller. Ferasetleri olmadığı için kurnazca yapılan teklifi de çözemediler. Öküzler içlerinden birini kurban olarak seçmekle kendilerinin hayatta kalacağı yanlışına düştüler. Demek ki neymiş; “Birlik ve beraberliği bozacak bir taviz, zamanla bütün gücün ve yapının yok olmasına sebep oluyor.." Herkesin bir sarı öküz hikayesi vardır. Mesela şu cemaatlerin sarı öküz hikayesi ne zaman başladı bilen var mı? Gelin gazete manşetlerine ve haber kanallarına bir göz atalım. … Doğu Perinçek, Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden 10 Mart 2014 tarihinde tahliye edildiği gün Türkiye’nin cemaat ve tarikatlar tarafından bölünmeye çalışıldığını savurarak şöyle bir konuşma yapmış; “Dervişler, müritler, cemaatler Türkiye’si manzarası, bunların hepsinin kökünü kazıyacağız” Konuşmasının devamında, Türkiye’yi birleştireceklerini, Atatürk devrimlerini kesin sonucuna ulaştıracaklarını ve cemaat yapılarıyla mücadele edeceklerini ilan etmişti. Çok gariptir ki bu söylemden 10 gün sonra kimsenin dikkatini çekmemiş ama benzer bir ifade de, 20 Mart 2014 tarihinde dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından Bursa mitinginde sosyal medya platformu Twitter için söylenmişti. “Twitter, mwitter hepsinin kökünü kazıyacağız!.." O gün bu ifadeler birbiriyle sarmaşır gibi gözükmüyordu. Zira herkesin zihnindeki siyasal yapısına göre bir şekillenme vardı. Perinçek ve Erdoğan’ı kimse yan yana koymak istemezdi. Ama bugün gelinen noktada, Erdoğan iktidarı Perinçek’in o günkü söylemlerini yerine getiriyor gibi durmuyor mu? Bu da gelebilir insanların aklına. ... Bu uygulamanın ilk adımı herkesin bildiği Nur cemaati ile başladı. Bu cemaat “Fetö Terör Örgütü” olarak terörist ilan edildi. Vikipedia bu olayı sütunlarına şöyle taşımış; “17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu veya 2013 Türkiye yolsuzluk skandalı, 2013-2014 yıllarında yürütülen ve bazı kamu kurum ve kuruluşları ile aralarında dört bakanın da yer aldığı kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanma ve rüşvet ile suçlandığı soruşturmalardır. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmayı yürüten yargı ve emniyet mensuplarının Gülen Harekâtı tarafından yönetildiğini ve "paralel devlet" yapılanmasında yer aldığı iddia etti. Soruşturmaların ardından Egemen Bağış Avrupa Birliği Bakanlığı görevinden alındı. İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar bakanlık görevlerinden istifa ettiler; Bayraktar ayrıca milletvekilliğinden de istifa etti. 5 Ocak 2015'te TBMM'de yapılan oylamada eski bakanların Yüce Divana'a gönderilmemesine karar verildi.” Olayın özü buydu. Cemaatler için işte o gün ilk Sarı Öküz verilmiş oldu. Ne gariptir ki, Allah’ın yolundan gittiğini söyleyen diğer bütün cemaat grupları, bu olayda sessiz kalmış; "Nasıl olsa bir Sarı Öküzü verirsek bize bir şey olmaz" düşüncesini uygulamışlardı. Bugün gelinen noktada, Süleymancılar cemaati “para aklayıcı ve hırsız şebekesi” olarak lanse ediliyor. Cemaat liderleri ve şirket yetkilileri tutuklanarak şirketlerine kayyum atanmış. Kuytul cemaati, suç örgütü ilan edilerek lideri ve eşi tutuklanmış. şirketlerine kayyum atanmış. Bu noktada insanlar şu soruyu sormaya başladı; Sırada kim var? İsmail ağa, Menzil, Antepli Hilmi baba, Sultan Ana vs. vs. Doğu Perinçek’in dediği gibi.. Artık iktidarın cemaat gruplarına ihtiyaç kalmadığının bir göstergesiydi bu. Onların tasfiye edilmesi gerekirdi. Ya ondan sonra ne olacak? Sorusu da ileride gündemi meşgul edecek gibi. ... Geçmişe baktığınız zaman Cüppeli Ahmet denılen adam şöyle bir ifade kullanmıştı; “Cemaatin 80 kilo altını çalındı” Bu ifade öyle zannediyorum ki, cemaatlerin kökü kazındıktan sonra çok konuşulacak. Olay duygusal bir zemine oturacak gibi. Zamanı bekleyip görelim bakalım. ... Gerçek olan şu ki; Bu iktidar “İnsanların ve şirketlerin üzerine çökmek..” gibi yorumlara neden olan, çok sıra dışı bir yol açtı; Güç dengeleri değiştiğinde bir sonraki gelen iktidar da bunların kurduklarına çökecektir. Çünkü eskilerin dediği gibi “Ne ekersen onu biçersin” Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.. Gelinen bu noktada “Eğer Perinçek’in söylemleri bu ülkede uygulanıyorsa, vay Müslümanların haline vay..” ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ALİ KAYBAL yazdı: "MKE’nin Üç Kuruşa İhtiyacı mı Var?.." Haber

ALİ KAYBAL yazdı: "MKE’nin Üç Kuruşa İhtiyacı mı Var?.."

Ver Allah’ın verdiğine, Vur Allah’ın vurduğuna.. Makine Kimya Kurumu da aynısını yapıyor. Ankara büyük şehirde imkânı olan insanlara cömert davranıyor. Emekli şehri olan Kırıkkale insanının üzerine de yük bindiriyor. Şimdi bu nereden çıktı diyeceksiniz? Bildiğiniz gibi MKE silah sanayinin en büyük devi. Bu kurumun Genel Müdürlük bünyesinde bir müzesi var. Bir de Kırıkkale ilinde silah müzesi var. Ancak Ankara’da müzeye girmek ücretsiz. Elinizi kolunuzu sallaya sallaya giriyorsunuz. Ancak Kırıkkale öyle değil. Hafta içi saat 09.00- 17.00 Hafta sonu da 10.00 / 17.00 saatlerinde hizmet veren müzenin duvarında şöyle bir yazı asılı. “Tam 50 TL İndirimli 20 TL” Makine Kimya Mensubu olan kişiler ve aileleri için de 20 TL’lik fiyat uygulanıyor. Öğrenciler için de 20 TL’lik fiyat uygulanıyor. Eğer Genel Müdürlükten izin alınırsa toplu gelen öğrencilerden ücret alınmıyor. Efendiler! Kırıkkale’nin zaten kaç tane müzesi var. Kırıkkale Türkiye illeri arasında “Müze Yoksunu” bir şehir. İnsanlarımızın zaten okumaya karşı ilgisi ve merakı yok. Sadece görsel olarak bakınır bizim insanımız. Onun da üzerine 3-5 kuruşluk etiket koyup da bu insanları tarihini görmekten mahrum etmeyin. Sizin bu üç kuruşa ihtiyacınız mı var? Açın müzenin kapılarını ardına kadar. Köşesine de ikram için çay ocağını koyun. Çocuklar gençler gelsin. Aileler gelsin. Müzeyi gezsinler. Gezdikten sonra da otursunlar sohbet etsinler. Alınan ücret, Bu kurumun bu şehre yaptığı en büyük ayıptır. Bu insanlar yıllardır kurumun kapısından girip sizlerin büyümeleri için, Emeklerini sarf ettiler, Sizin için enerjilerini harcadılar, Hasta olduklarında bile gelip hizmetlerine devam ettiler.. Sizden Kırıkkale halkı adına ricamız, Lütfen bu etiketleri kaldırın ve, size hizmette sınır tanımayan bu insanlara, özellikle de bu insanların çocuklarına, tarihini tanımaları adına kapınızı sonuna kadar açın. Gerekiyorsa bir de broşür bastırın ve insanların eline tutuşturun. Bundan bir kaybınız olmayacaktır. Aksine kazancınız olacaktır. Gönülleri fethetmiş olacaksınız. Müzenin bahçesinde bir top sergileniyor. Ama yanına kimse yanaşamıyor. İstanbul’da Barbaros’un topları ortada. Bursa’da Tophanede toplar ortada. Çocuklar yanlarına geliyor. Birer resim çekiniyorlar. Birer anı elde ediyorlar. Siz de açın çocuklara. Onların ufukları genişlesin. Çocuklar geçmişini bilmeden, Geleceğe nasıl yol alacaklar. Çocuklar topun başında bir resim çekinse, İnanın bundan çok zevk alıyor, mutlu oluyorlar. Gerekiyorsa bu müzenin yanına bir müze daha açın, Bir daha açın. Kırıkkale Spor da sizin bünyenizin takımı, Bu şehirde efsaneleşmiş bir takım. Bunların geçmişini de bu şehirde bir müze haline getirin. Onların çocuklarının gururla bu müzeyi gezmelerine imkân tanıyın. Bugünü geleceğe taşımak istiyorsanız, bunları yapın ve kapılarını da açık tutun. Birçok insan böyle bir müzenin varlığından bile haberdar değil. Bu insanlara gönül kapınızı açın. Ankara’da insanlar ücretsiz giriyorsa, Buradaki insanlarda ücretsiz girsinler tarihlerini görmeye. Kapılarınız geniş açın ki, Gönül genişliğiniz Türkiye’nin sathına yayılsın. Bu izin Sayın Genel Müdür’ün iki dudağının arasında. Açın gönül kapılarınızı.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.