“İnsanlar, hiç imtihana tabi tutulmadan, sadece “İnandık!” demekle bırakıverileceklerini mi sandılar?” buyurarak insanların sadece kendi söylemlerine bırakılmayacağını haber veriyor.
Bakara suresi 155. Ayetinde de imtihanın şekli ve şemali üzerinde buyruklar geliyor.
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız.”
Ancak, Allah insanları imtihan ederken sebeplerini de kula bırakıyor.
İnsanı söylediği bir sözle, yaptığı bir hareketle, ya da yapması gerekirken yapmadığı hallerle imtihan ediyor.
Bu nedenle Hayatın sırrı insanın geçmişinde gizlidir.
İmtihanın sebebi yine insanın kendisidir.
Bir haksızlık yaptıysanız,
Biri iyilik yaptıysanız,
Yalan söylediyseniz,
Ya da boş keseden boş bir söz attıysanız,
Bunlardan birisiyle mutlaka bir gün karşılaşacaksınız.
Yaradan yarına bırakıyor ama kimsenin yanına bırakmıyor.
İnsan ne yaparsa yaptıkları bir gün önüne geliyor.
Eskiler onun için “Ne ekersen onu biçersin” derler.
İnsan bu tür olaylarla karşılaştığı zaman hemen muhasebesini yapmak üzere geriye bir dönmeli.,
Başına gelen olayın sebebi orada gizlidir.
Ya kendisin hatırlar,
Ya da Yaradan kendisine bu olayı hatırlatır.
…
Ağanın biri köyde bir kızı iğfal eder. Konu kadıya intikal eder. Ağa gücünü kullanarak bu olaydan kurtulur.
Gel zaman git zaman ağa şehre alışverişe gider.
Şehirde alışveriş yaparken öldürmeli bir olayın içinde kalır.
Hiçbir suçu olmadığı halde ağayı da içeri alırlar. Ve suç ağanın üzerinde kalır.
Suçlunun idamına karar verilir. Ağa idam sehpasına çıkar. Son arzun ne diye sorarlar.
Ağa kendi kendine konuşmaya başlar.
“Ben bu olayda suçsuzum suçsuz olmasına da yelin geldiği yeri biliyorum” der.
Önemli olan da yelin geldiği yeri bilmek.
Yaptığı haksızlığın bedelini kat be kat ödemek.
…
İmtihana sadece sıradan kullar tabi tutulmuyor.
Peygamberler de bu imtihan halkasından geçmiştir.
Bugün en bilinen örneği Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’i kurban etme kıssasıdır.
Hz. İbrahim, uzun yıllar çocuk sahibi olamadığı için Allah'a dua ederek, kendisine salih bir erkek evlat vermesi durumunda onu kurban edeceğine dair söz vermiştir.
Hz. İbrahim’in bu duasının kabul olmasıyla Hz. İsmail dünyaya gelmiştir. İsmail (a.s.) büyüyüp koşacak çağa geldiğinde bu söz Hz. İbrahim’e hatırlatılmıştır. Hz. İbrahim rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmüştür.
Peygamberlerin rüyaları vahiy niteliği taşıdığından, Hz. İbrahim bu emri yerine getirmek istemiş, oğlu Hz. İsmail de büyük bir tevekkül göstererek babasına teslim olmuştur.
Siz unutsanız bile Yaradan bir vesile bunu size hatırlatıyor.
Geçen yılların önemi yok. Söylenen söz veya yapılan eylem bir gün önünüze konularak;
“Hadi bakalım sen böyle demiştin, böyle yapmıştın” diyerek insanoğlu testten geçiriliyor.
Bu nedenle söylenilen sözler bir kıymet ifade etmektedir.
Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde;
“Ya hayır söyle ya sus” buyurmuştur.
Bu nedenle hayır konuşulmayan her söz insana bir külfettir. Bir imtihan kapısıdır.
Eskiler bu işe “Dilim, başıma giydirir kilim” demişlerdir.
Unutmayalım ki; İnsanın başına ne gelirse dil-i belasındandır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ALİ KAYBAL
İmtihanın Sebebi Nedir?
Şunu iyice kabullenmek lazım.
Bu dünya bir imtihan dünyasıdır.
Yaradan ankebut suresinin 2 ayetinde:
“İnsanlar, hiç imtihana tabi tutulmadan, sadece “İnandık!” demekle bırakıverileceklerini mi sandılar?” buyurarak insanların sadece kendi söylemlerine bırakılmayacağını haber veriyor.
Bakara suresi 155. Ayetinde de imtihanın şekli ve şemali üzerinde buyruklar geliyor.
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız.”
Ancak, Allah insanları imtihan ederken sebeplerini de kula bırakıyor.
İnsanı söylediği bir sözle, yaptığı bir hareketle, ya da yapması gerekirken yapmadığı hallerle imtihan ediyor.
Bu nedenle Hayatın sırrı insanın geçmişinde gizlidir.
İmtihanın sebebi yine insanın kendisidir.
Bir haksızlık yaptıysanız,
Biri iyilik yaptıysanız,
Yalan söylediyseniz,
Ya da boş keseden boş bir söz attıysanız,
Bunlardan birisiyle mutlaka bir gün karşılaşacaksınız.
Yaradan yarına bırakıyor ama kimsenin yanına bırakmıyor.
İnsan ne yaparsa yaptıkları bir gün önüne geliyor.
Eskiler onun için “Ne ekersen onu biçersin” derler.
İnsan bu tür olaylarla karşılaştığı zaman hemen muhasebesini yapmak üzere geriye bir dönmeli.,
Başına gelen olayın sebebi orada gizlidir.
Ya kendisin hatırlar,
Ya da Yaradan kendisine bu olayı hatırlatır.
…
Ağanın biri köyde bir kızı iğfal eder. Konu kadıya intikal eder. Ağa gücünü kullanarak bu olaydan kurtulur.
Gel zaman git zaman ağa şehre alışverişe gider.
Şehirde alışveriş yaparken öldürmeli bir olayın içinde kalır.
Hiçbir suçu olmadığı halde ağayı da içeri alırlar. Ve suç ağanın üzerinde kalır.
Suçlunun idamına karar verilir. Ağa idam sehpasına çıkar. Son arzun ne diye sorarlar.
Ağa kendi kendine konuşmaya başlar.
“Ben bu olayda suçsuzum suçsuz olmasına da yelin geldiği yeri biliyorum” der.
Önemli olan da yelin geldiği yeri bilmek.
Yaptığı haksızlığın bedelini kat be kat ödemek.
…
İmtihana sadece sıradan kullar tabi tutulmuyor.
Peygamberler de bu imtihan halkasından geçmiştir.
Bugün en bilinen örneği Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’i kurban etme kıssasıdır.
Hz. İbrahim, uzun yıllar çocuk sahibi olamadığı için Allah'a dua ederek, kendisine salih bir erkek evlat vermesi durumunda onu kurban edeceğine dair söz vermiştir.
Hz. İbrahim’in bu duasının kabul olmasıyla Hz. İsmail dünyaya gelmiştir. İsmail (a.s.) büyüyüp koşacak çağa geldiğinde bu söz Hz. İbrahim’e hatırlatılmıştır. Hz. İbrahim rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmüştür.
Peygamberlerin rüyaları vahiy niteliği taşıdığından, Hz. İbrahim bu emri yerine getirmek istemiş, oğlu Hz. İsmail de büyük bir tevekkül göstererek babasına teslim olmuştur.
Siz unutsanız bile Yaradan bir vesile bunu size hatırlatıyor.
Geçen yılların önemi yok. Söylenen söz veya yapılan eylem bir gün önünüze konularak;
“Hadi bakalım sen böyle demiştin, böyle yapmıştın” diyerek insanoğlu testten geçiriliyor.
Bu nedenle söylenilen sözler bir kıymet ifade etmektedir.
Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde;
“Ya hayır söyle ya sus” buyurmuştur.
Bu nedenle hayır konuşulmayan her söz insana bir külfettir. Bir imtihan kapısıdır.
Eskiler bu işe “Dilim, başıma giydirir kilim” demişlerdir.
Unutmayalım ki; İnsanın başına ne gelirse dil-i belasındandır.