Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ümit Yurtkuran

bursaarena.com.tr - Ümit Yurtkuran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ümit Yurtkuran haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şair ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Hep Kapına Geldim…" Haber

Şair ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Hep Kapına Geldim…"

Allah’ım! Yarattıkların arasında; Üzüldüm, sana geldim, Kırıldım, sana geldim, Yoruldum, sana geldim, Darıldım, sana geldim, Yıkıldım, sana geldim. Savruldum fırtınalarda, Kayboldum karanlıklarda, Dönüp dolaşıp kendimi buldum, Yine Rahmet kapılarında... Kapından boş çevirmedin, Yeter kulum, demedin, Ben istemeyi bitirmeden, Sen vermeyi eksik etmedin… Düştüğüm her uçurumda, Tükendiğim her durumda, Elimden tutup ayağa kaldırdın, Beni bana hiçbir zaman bırakmadın… Secdesiz geçen sabahlarımı, Gaflet içinde geçen yıllarımı, Eksik kalan ibadetlerimi, Vurmadın yüzüme günahlarımı... Örttün nice kusurlarımı, Affettin nice hatalarımı, Rahmetinle sardın yaralarımı, Aydınlattın karanlık yollarımı… Ne zaman dara düşsem, Bir kapı açtın önüme. Ne zaman yalnız kalsam, Bir umut verdin gönlüme… Ne zaman gözyaşı döksem, Merhametin yağdı üstüme. Ne zaman senden uzaklaşsam, Sessizce Sen yaklaştın yüreğime... Dostlarım terk eylese, Çözüm yollarım tamamen tükense, Etrafımda sesler susup ışıklar sönse, Ümitlerim bir bir tükenip gitse, Ne olur Rabbim, Sen bırakma beni… Senin kapından başka, Yönelecek kapım yok. Senin rahmetinden başka, Güvenecek sığınağım yok. Beni nefsime teslim eyleme, Şeytanın hilesine terk eyleme, Bir an bile, sonsuz rahmetinden, Sınırsız merhametinden, mahrum eyleme… Anne-babama rahmet eyle, Sevdiklerimi muhafaza eyle, Darda olanlara ferahlık için, Hasta olanlara şifa için Sebepler halk eyle Allah’ım… Mazlumların gözyaşının dinmesi için, Yetimlerin gönlünü sevindirmemiz için, Ümmet-i Muhammed’in birliği için, Müslümanların dirliği için, Aklımızı kullanıp sarılacağımız, Sebepler halk eyle Allah’ım… Son nefesi aldığımda kelime-i tevhidi, Son bakışımda cemalini, Son durağımda mağfiretini, Son nefesi verdiğimde, Cennetini nasip eyle Allah’ım… Kuran yolundan ayrılmamayı, Rızandan başka gaye gütmemeyi, Sana layık kul olmayı, İslam uğruna kurban olmayı, Peygamber efendimize layık ümmet olmayı, Ben aciz kuluna nasip eyle Allah’ım… Amin… Amin… Amin… Şairin tüm şiirleri için tıklayınız

ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Sağlığımız İçin Doğru Beslenmenin Önemi -3-" Haber

ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Sağlığımız İçin Doğru Beslenmenin Önemi -3-"

SİNDİRİM SİSTEMİNİN ÇALIŞMA ŞEKLİ "Ancak düşük asitli" (Ph değeri yüksek) bir mide de Heliko bakteri, Campillo bakteri, Pylori, Candida, E-coli, Salmonella ve Streptococci gibi değişik türden pek çok "patojen ve fırsatçı bakterilerle çeşitli mantar türleri" mide duvarında yaşama ve çoğalma ortamı bulurlar. Düşük asitli midede yaşayan patojen bakterilerin pek çoğu, karbonhidratları "özellikle de işlenmiş olanlarını tüketmeyi çok sever." Normalde karbonhidrat sindirimi ağızda tükürük ile başlar, mideye ulaştığında mide asidi tarafından sindirimi durdurulur ve 12 parmak bağırsağına geçinceye kadar bekletilir. Ancak düşük asitli midede patojen bakteriler karbonhidratları, "özellikle rafine karbonhidratları fermente etmeye başlar." Fermantasyon sonucunda genellikle toksinler ve gaz açığa çıkar. Sürekli tekrarlanan bu işlemler sonucunda ise "mide tembelliği, mide ekşimesi, mide yanması, gastrit ve reflü" gibi şikayetler ortaya çıkmaya başlar. Mide asidinin uzun süreli düşük olmasının, gastrit, ülser ya da mide kanseri oluşumunda etkili olduğu düşünülmektedir. "Mide kanseri olan kişilerde" yapılan araştırmalarda, mide asidi seviyesinin düşük olduğu ortaya çıkmıştır. "Düşük asitli mide de konuşlanan mikroplar mide kanseri, ülser ve gastrit oluşumunda önemli rol oynarlar." (Dr. Natasha Campbell – Dr. Mc Bride MD) Gaps Bağırsak ve Psikoloji Sendromu İçin Doğal Tedavi Yöntemi Mide şikayetlerimiz başladığında, karbonat veya soda gibi yapay içecekler yahut kimyasal ilaçlar kullanarak mideyi geçici olarak rahatlatıp "fabrika ayarlarını" bozmak yerine, daha hastalıkların başlangıcında beslenme düzenimize müdahale ederek, şikayet sebeplerinin ortadan kaldırılmasının sağlığımız için daha uygun olacağı dikkate alınmalıdır. “Hiçbir mide ya da bağırsak doğrudan kanser olmaz.” Yaptığımız beslenme hataları nedeniyle önce "hazımsızlık, kabızlık, midede tembellik, gaz, ekşime, yanma, gastrit, ülser ve en sonunda kanser olur." Yani kanser olmadan önce değişik şekillerde, birçok kez mutlaka ikaz ediliriz. Tabii midede ki ekşime ile ülser ya da kanser teşhisi arasında çok uzun yıllar olduğu için vatandaş olarak "hastalığın başlangıcı ile sonucu arasında pek bağlantı kuramayız." Eğer midemizde ekşime özellikle gastrit başladığı sırada beslenme hatalarımızı düzelterek, "mide asit salgısını artıracak doğal gıdalar ile beslenir, midedeki iltihabı yok edecek bitkisel yağlar ve bitki karışımları kullanırsak," midemizin çok kısa sürede normale dönerek şikayetlerimizin ortadan kalkacağını, ülser ya da kanser gibi çok daha ciddi hastalıklardan uzak olacağımızı görürüz. Çünkü uygun şartlar ve gerekli malzemeler sağlandığı taktirde "mide duvarı yaklaşık üç günde bir kendisini yeniler." (Devam edecek) Cuma gününün yeni umutlara, iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle… ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Şair ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Bugün Babalar Günüymüş.." Haber

Şair ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Bugün Babalar Günüymüş.."

"Hayattayken sessizliğiyle var olan, yokluğu ise en büyük eksikliğimiz olan babam… Meğer babalık, bittiğinde bile kalbi ısıtmaya devam eden en onurlu meslekmiş." "Bize yokluğu bile varlık gibi yaşatan, gidişiyle içimizdeki o büyük sessizliği başlatan babama saygı, özlem ve minnetle..." Yıllar Sessizce akıp gitmiş, Gözlerimin önünden… Küçük ayak sesleriyle Çınlayan evler, Şimdi Sessizliğe bürünmüş, Harabeye dönmüş Odalarla dolu sanki... Hayatın yükü, Ne zaman çökertti omuzlarımı, Ne zaman yoruldum, Ne zaman sesim kesildi, Ne zaman Sessizce konuşur oldum kendimle Bilmiyorum... Baba olmayanlara göre, Baba olmak kolay sanılır. Halbuki En zor meslektir babalık… Bazen susarak, Bazen bağırarak Anlatırsın sevgini… Bazen gözlerinle Sarılırsın sevdiklerine… Bazen gücün tükenir, Direnirsin... Bazen kırılırsın Belli etmezsin... Bazen yorgun düşersin, Kimse bilmez halini... Baba olmak, Sessizliğe adanmış, Bir meslekmiş aslında... Konuşmadan Anlatmakmış sevgini, Sarılmadan Isıtmak göğsünü… Yaşlandığında, Yok sayılarak Var olmak Ve hep Güçlü durmak Zorunda kalmakmış Aslında... Acıları, Gülümseyerek bastırmak, Yalnızlığı Gurura saklamak, Sevgiyi Yüreğe gizlemek, Korkuyu Cesaretle perdelemek, Yokluğu Varlık gibi yaşatmakmış Aslında... Baba olmanın onurunu, Sorumluluğunu, Sessiz yalnızlığını bilen, Çocuklarının doğum sevgisini, Halen Yüreğinde taşıyan, Ve Her ne olursa olsun, Kırık kalbini gururla saklayan Tüm babaların, Babalar günü kutlu olsun… ..... Şairin tüm şiirleri için tıklayınız

ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Sağlığımız İçin Doğru Beslenmenin Önemi -2-" Haber

ÜMİT YURTKURAN yazdı: "Sağlığımız İçin Doğru Beslenmenin Önemi -2-"

Yirmi yıla yakın bir süredir yaptığım araştırma ve deneyimlerim sonucu yürekten inanarak diyorum ki, "ihtiyacımız olan binlerce çeşitlilikteki bu gıdaları yaratan Allah, mutlak surette bunların sindirilmesi için gerekli olan sistemi de ona göre yaratmış ve programlamıştır." Yeter ki biz bu programı bozacak şekilde davranıp, beslendiğimizi zannederek, midemize: "içine atacağımız her şeyi hazmedilmek üzere itirazsız kabul eden bir öğütücü muamelesi yapmadan," mikro gıdalar açısından dolu ya da boş rafine ürünlerle rastgele tıka basa doldurmayalım. Farkında olup olmadığınızı bilmiyorum ama günümüz beslenme şartlarında, yetişkin bir insan yılda ortalama olarak (su hariç) kabaca bir ton civarında yiyecek ve içecek tüketmekte, ortalama 1 milyon kalori almaktadır. Bu durumu birazcık dikkate alarak üzerinde düşünürseniz, daha az yememizin ve daha dikkatli, daha dengeli beslenmeye çalışmamızın şart olduğunu görürsünüz. Dengeli beslenmenin sağlığımız üzerinde ne kadar etkili olduğu konusunda yapılan çalışmalardan birisini örnek olarak vermek istiyorum. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında bir grup bilim insanı, on yıla yakın bir süreyi Avrupa’da, İskandinavya’da ve İngiliz Adaları’nda bulabildikleri kadar çok 100 yaşını aşmış ve halen hayatta olan kişileri araştırarak ve inceleyerek geçirdiler. Yüz yaşını aşmış ve halen hayatta olan yaklaşık 2000 kişi buldular ve bu insanların bir kısmı 150 yaşını aşıp ikinci yüz yıllarının sonuna doğru ilerlemekteydi. Bu saygı değer yaşlılara ve ailelerine kişisel yaşam sitilleri ve günlük yemek alışkanlıkları hakkında sorular yöneltildiğinde, her birinde ortak olan faktörün beslenmede "ölçü" olduğunu gördüler. Dr. Theodore Baroody "Alkalik ol veya öl" adlı kitabında bu araştırmayla ilgili olarak şu şekilde bahsetmektedir: Rapor edilen yüz yıldan fazla yaşamış iki bin kişi, uzun yaşamalarını açıklamak üzere incelendiğinde, hepsinin de değişik beslenme ve yaşam alışkanlıklarına sahip oldukları görüldü. Bazıları lüks içinde bir yaşam sürüyordu, diğerleri sefalet içinde yaşıyordu. Bazıları çok su içerken, diğerleri içmiyordu. Bazıları hiç alkol kullanmazken, diğerleri kullanıyordu. Bazıları tütün içerken diğerleri içmiyordu. Bazıları sadece sebze yerken, diğerleri çoğunlukla hayvansal besinler tüketiyordu. Bazıları beyinleri ile çalışırken bazıları elleriyle çalışıyordu. Bazıları günde bir öğün yerken, diğerleri dört veya beş öğün yiyordu. Aslında diyetlerinde ve günlük alışkanlıklarında çok büyük farklar olduğunu gördük. Fakat diyetleri ile ilgili güvenilir bilgiler edindiğimiz tüm bu kişilerde, uzun yaşamalarını açıklayan tek bir ortak nokta bulabildik. Besin miktarında "ılımlılık" yani ölçülü olmaktı. Bu araştırma, hangi çeşit yiyecekle olursa olsun midemizi tıka basa doldurmanın zararlarını veya doldurmamanın faydalarını net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Sorumluluğunu bilen insanlar olarak, çeşitli gerekçelerle her bahane için hastanelere gidip, ikide bir vücudumuzun "fabrika ayarlarıyla oynatmadan," yiyecek eşittir sağlık kuralına uyarak, "yemek için yaşamayı bırakıp yaşamak için yemeyi" öğrenmek zorundayız. Eğer ölçülü beslenme kurallarına uygun olarak, kendimize göre bir program yapıp inanarak, istikrarlı bir şekilde uygulayıp hayat tarzımız haline getirirsek, "fazla kilo ve hastalıklara karşı başarılı olamama ihtimalimiz yok gibidir." Gerçekten kilo almamak veya hasta olmamak, hasta olup iyileşmeye uğraşmaktan veya kilo alıp zayıflamaya çalışmaktan çok kolaydır. YAPTIĞIMIZ BESLENME HATALARI SAĞLIĞIMIZI NE HALE GETİRDİ… Günümüzde her konuda olduğu gibi beslenme konusunda da olabildiğince çok bilgi kirliliği mevcut. Sadece para kazanma, zevk alma ve tüketime yönelik modern hayat tarzı bazı açılardan insanları memnun ederken birçok sağlık sorununu da beraberinde getirmektedir. Özellikle beslenme konusunda yapacağımız uzun süreli yanlışların hem sindirim sistemimizi hem de genel sağlığımızı nasıl etkilediğini tespit etmek açısından, etrafımıza şöyle yakından bir baktığımızda, kırkından sonra tamamen sağlıklı bir insan bulmanın neredeyse imkansız olduğunu görürüz … (Devam edecek) Cuma gününün yeni umutlara, iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle… ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.