Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özcan Pehlivanoğlu

bursaarena.com.tr - Özcan Pehlivanoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özcan Pehlivanoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "30 Ağustos'ta Türk Olmak...   Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "30 Ağustos'ta Türk Olmak...  

"Tarihinde batıya doğru yürüyüşünü yüzyıllar öncesinden başlatan Türk Milletinin, Anadolu’ya attığı en büyük askeri ve siyasi adımların yaşandığı günlerin tekrarını bu günlerde yeniden yaşıyoruz. Her ne kadar gözden, gönülden ve akıldan uzak tutulmaya çalışılsa da Alparslan’ın Malazgirt Ovası'nda bir kez daha açtığı kilidin Mustafa Kemal Atatürk’le daha da sağlamlaştırıldığı ve Türk Ordusunun zaferlerle yoğrulduğu günleri içeren “Zafer Haftası”nı bir kez daha gururla idrak ediyoruz. Bu sebeple Türk Milletinin ve bağrından çıkardığı Peygamber Ocağı olarak gördüğü şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerinin, 30 Ağustos Zafer Bayramı hepimize kutlu olsun. Türk Milletini ve Tanrı'nın nizamını yer yüzüne hakim kılma davasında, toprağı kanları ile sulamış bulunan bütün şehitlerimizin aziz ruhları önünde bir kez daha saygıyla, minnetle ve şükranla eğiliyor, Türk Milletinin bu kahraman evlatlarını binlerce Fatiha ile selamlıyorum. Yine Allah yolunda, Türk Milleti için çarpışarak gazilik mertebesine ulaşmış yiğit insanlarımızın ebediyete intikal etmiş olanlarına rahmet yaşayanlarına da hayırlı ve bereketli bir ömür diliyorum. Şahsen Allah’tan sonra kendimi en borçlu hissettiğim varlıklar, şehitlerimiz ve gazilerimizdir. Anama, babama, dedeme, atalarıma ve çocuklarıma nefes alacak, karın doyuracak bir toprak bulduysam onlar sayesindedir. Onlara ve mirasçılarına ne yapsam haklarını ödeyemem. İnanıyorum ki; kendisini Türk olarak hisseden her kişi, aynı duygular içerisindedir. Şehitlerin ve gazilerin, kanları ve canları pahasına bize emanet ettikleri bu vatanda, bugün Türklük sorgulanmakta ve adeta aşağılanmaktadır. Hatta Türk Milletinin devlet üzerindeki hükümranlığı referandum ile geçirileceği farzedilen anayasa değişiklikleri ile sonlandırılmak istenmektedir. Demek ki; yaşananlara bakarsak, emaneti korumakta, üzerimize düşeni layıkıyla yerine getirememişiz. Ya da en azından ben getirememişim! Bu yıl Zafer Haftası nedeni ile camilerde okunan Cuma hutbesinde bir kez dahi “Türk” sözcüğü geçmedi. Sanki Alparslan ve Mustafa Kemal; Türk ve komutalarında savaşan askerler Türk askerleri değildi!!! Bu Diyanet İşleri'nde, imamlarımızda, vaizlerimizde ve müezzinlerimizde hiç mi haysiyet kalmadı? Yeri ve zamanı değil ama birçok konu var ki neredeyse beni arkalarında namaza durmaktan alıkoyacaklar. Onun için acilen aynaya bakmalarında fayda görüyorum. Eskiden vaaz ve hutbelerde “Müslüman Türk”lerin İslamiyete yaptıkları hizmetlerden bahsedilir ve Zafer Haftasında Türk Ordusunun komutanları ismen zikredilerek övülürdü. Şimdi bakıyorum da ne Alparslan’ı ne de Mustafa Kemal’i anan var, ne hatırlayan. Varsa yoksa “bu millet” tantanası. Tarih mi değişti yoksa bu imam, müezzin ve vaiz tayfası mı? Gözümün önünden camilerde asılı “Ne mutlu Türküm Diyene” ve diğer milli söylemli mahyaların apar topar indirilişi geçiyor ve bu anı hiç unutamıyorum. İnsan ister istemez, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'nden sonra yurdun dört bir köşesinde müttefik güçlerin işgalinde yaşananları hatırlıyor. Yoksa aynı günlere doğru mu gidiyoruz? Ya da nereye gittiğimizi biliyor muyuz? diye soruyorum... Atatürk’ün, Bulgar Ivan Manelof’la 1906 yılında yaptığı konuşmaya bakacak olursak, “Türk Milleti gerçeği görünce arkasından yürür…” diye ifade ettiği düşüncesinin doğru olduğu kadar bugün bunun hayata geçirilmesinde büyük zorluklar içinde olduğumuz tartışılmaz bir hakikâttır diye düşünüyorum. Türk Milleti kendisinden saklanan gerçekleri nasıl görecektir? İşin püf noktası budur... Her türlü yol denenerek Türk Milletinden, başına gelecek olanlar saklanmaktadır. Bunu anlamak için kahin olmaya gerek yoktur. Biraz tarih bilgisi ve de gündemi takip etmek bizi sonuca götürmektedir. Yeter ki gaflet içinde olmayalım. 30 Ağustos Zafer Bayramında “Türk” sözcüğünün es geçilmesi ve bunun için, camilerin ve din adamlarının da içinde bulunduğu her türlü argümanın kullanılmış olması fikirlerimizin haklılığına delalet eden en büyük göstergelerdir. Ancak yine de Türk Milletinin içinde yok edilemeyecek ve asli cevher olarak nitelendirilen bir öz vardır ki; bu öz oynanan oyunu yine bozup atacaktır. Dünyanın neresinde “Ne Mutlu Türküm Diyene” anlayışı içinde yaşayan, gönlü ve kalbi Ayyıldızlı bayrak için atan ne kadar kardeşimiz varsa, onlarla hep birlikte nice 30 Ağustoslarda birlikte olmayı diliyor, Asil Türk Milletinin Zafer Bayramını kutluyor, Cenab-ı Allah’tan Türk Ordusuna her daim zafer niyaz ediyorum." Bu yazı tam 16 sene önce yazıldı. 2026'da da değişen bir şey yok! Türk bilinen yöntemlerle saldırı altında. Ancak bir türlü başaramıyorlar ve yine başaramayacaklar. Fakat Türk'ün gözü açılmak zorunda! Son söz: yaşadığım müddetçe her 30 Ağustos'da bu yazımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim... 29 Ağustos 2010 / İstanbul ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "Cumhuriyet Tarihinin İlk Şehit Öğretmeni: Mehmet Zeki Dündaralp..." Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "Cumhuriyet Tarihinin İlk Şehit Öğretmeni: Mehmet Zeki Dündaralp..."

Şeyh Sait İsyanı'nın hazırlıklarını fark ederek yetkilileri uyaran öğretmen Mehmet Zeki Dündaralp'in ihbarı dikkate alınmadı; aksine "iftira" ile suçlandı, görevinden uzaklaştırıldı ve üç ay hapis cezasına mahkum edildi! Mahkumiyetinden yalnızca sekiz gün sonra, 13 Şubat 1925'de isyan gerçekten başladı. Kısa süre sonra Dündaralp isyancılar tarafından katledildi. Şeyh Sait İsyanı'nı fark eden Dündaralp durumu ilk önce yerel yöneticilere ardından Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdiği telgraflarla Ankara'ya bildirdi. Ancak uyarıları ciddiye alınmak yerine hakkında soruşturma açıldı. İhbarının "garaza dayalı" olduğuna karar verilerek meslekten çıkarıldı ve "gerçek dışı beyanlarda bulunmak" ve "iftira etmek" gibi nedenlerle mahkum edildi. Tarihin acı ironisi yalnızca 8 gün sonra tahakkuk etti. Dündaralp'in haber verdiği isyan 13 Şubat 1925'de başladı. Dündaralp ise hakkında verilen cezadan kaçarak Lice'de saklanmaya başladı ve isyan sırasında 10 Mart 1925'de öldürüldü. Arşiv belgesine göre, bulunduğu ev basılmış ve kapının önünde şehit edilmişti. Cansız bedeni iki gün boyunca bir atın arkasında sokaklarda gezdirildi. Yani bugüne kadar bilmediğim ve sizlerinde bilmediğini düşündüğüm ikinci bir "Kubilay Vakası"... "Fikir Ordusunun İki Uç Beyi" olarak değerlendirilebilecek iki şehit öğretmen! Tabi onlardan başlayarak bugüne kadar yozluk, taasup, etnik ırkçılık sebebiyle şehit verdiğimiz yüzlerce öğretmenimiz var. Kendisi de şehit edilen Necip Hablemitoğlu'nun ifadesi ile "Kemal'in Öğretmenleri "... Şeyh Sait İsyanı ile neler kaybettiğimizi anlatmama gerek yok! Musul Kerkük desem yeter de artar bile... Bugün de Şeyh Sait İsyanı'nın devamı niteliğindeki pkk ile uğraşıyoruz. Gizli bir el bize Mehmet Zeki Dündaralp'i unutturuyor ama "devlet aklı" denilerek pkk meşrulaştırılmaya çalışılıyor! Artık Mehmet Zeki Dündaralp''ten haberdarız... Başına gelenleri biliyoruz. Günümüzde yaşanan benzerlikleri de görüyoruz. Mehmet Zeki Dündaralp'i öğrenmemize vesile olan gizli kahramanları biliyorum ve bunu gün yüzüne çıkartan Destek Yayınları başta olmak üzere hepsine yürekten teşekkür ediyorum. Türk Milletinin değerli mensuplarına da, ilk 10 Mart tarihinden başlamak üzere Türkiye'nin dört bir yanında Cumhuriyet'in ilk öğretmen şehidi Mehmet Zeki Dündaralp'i anmaya ve şehit edildiği yer olan Lice'de hatırasına, Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışır bir anıt dikmeye ve "Şeyh Sait İsyanı"nı lanetlemeye davet ediyorum. İlk iş Cemal Türkmen tarafından kalem alınan "Bir Başka Kubilay" kitabını okumaya başlamak... Kararımız odur ki, "Şehitler Ölmeyecek Vatan Bölünmeyecek"tir. 25 Ağustos 2026 / İzmir ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.