Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özcan Pehlivanoğlu

bursaarena.com.tr - Özcan Pehlivanoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özcan Pehlivanoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yunanistan'a alınmadı Haber

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yunanistan'a alınmadı

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ile İlişkiler Başkanı Av. Özcan Pehlivanoğlu, Batı Trakya Türklerinin unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet'in vefatının 31. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenecek anma programına katılmak üzere gitmek istediği Yunanistan'a girişine izin verilmedi. EDİRNE (İGFA) - İpsala Sınır Kapısı'nda Yunan makamlarınca geri çevrilen Pehlivanoğlu, Türkiye tarafında yaptığı açıklamada kararı sert sözlerle eleştirdi. Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk dünyasının ve Batı Trakya Türklerinin hak ve hukukunu her şart altında savunmaya devam edeceklerini belirten Pehlivanoğlu, "Bana kamu düzenini bozacağım gerekçesiyle giriş izni verilmedi. Bize yapılan bu muamele, insan haklarına ve Avrupa Birliği hukukuna aykırıdır. Bunu göğsümüzde taşıyacağımız bir madalya olarak görüyoruz." ifadelerini kullandı. Pehlivanoğlu, Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine yönelik politikalarını eleştirmeyi sürdüreceğini belirterek, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'nın yaşanan olayla ilgili gerekli diplomatik girişimlerde bulunmasını beklediğini söyledi. Zafer Partisi'nden Yazılı Açıklama Konuya ilişkin Zafer Partisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Pehlivanoğlu'nun Dr. Sadık Ahmet'i anmak üzere Gümülcine'ye giderken Yunan makamlarınca hukuksuz şekilde geri çevrildiği öne sürüldü. Açıklamada, Heybeliada Ruhban Okulu'nun statüsüne ilişkin demokratik tepkisini dile getiren bir Türk siyasetçisinin Yunanistan'a alınmamasının, Atina yönetiminin demokrasi, ifade özgürlüğü ve azınlık hakları konusundaki yaklaşımının yeni bir göstergesi olduğu savunuldu. Parti açıklamasında ayrıca, "Batı Trakya Türklerinin haklı mücadelesini sahiplenenleri susturabileceğini düşünen Yunan makamları bilmelidir ki; ne Dr. Sadık Ahmet'i ne de Batı Trakya'daki soydaşlarımızı yalnız bırakacağız." denildi. Zafer Partisi, yaşanan olayı kınayarak Dışişleri Bakanlığı'nı, vatandaşının haklarının korunması için gerekli diplomatik girişimlerde bulunmaya davet etti.

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "Türk Ordusunun Yeniden Kıbrıs'a Ayak Basışının 52.yılı Türk Milletine Kutlu Olsun..." Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "Türk Ordusunun Yeniden Kıbrıs'a Ayak Basışının 52.yılı Türk Milletine Kutlu Olsun..."

"20 Temmuz 1974 günü Kıbrıs Türklerini yok edilmekten kurtaran, Kıbrıs Türklerini esaretten özgürlüğe, koloni idaresinden bağımsız devlete ulaştıran dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e, Necmettin Erbakan’a, Genel Kurmay Başkanı Org. Semih Sancar’a, Türk Kara Kuvvetlerimize, Türk Deniz Kuvvetlerimize, Türk Hava Kuvvetlerimize, Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatına, şehitlerimize, gazilerimize bu yönde tüm imkanlarını kullanarak harekata katkıda bulunan Türk Milletine saygımız asla ödenmeyecek şükran borcumuz vardır." diye bana bir mesaj göndermiş Celal Öcal... Evet doğrudur yukarıda belirtilen herkese borcumuz vardır! Şimdi bu 52. yılı taçlandırma, hatırlama ve kutlama zamanıdır. Bunlar yalnızca Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti'nde değil başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir köşesinde hayata geçirilmelidir. Bu sebeple ortaya çıkan ortak düşünce ile Ankara’da Doç. Dr Mehmet Balyemez başkanlığında içinde Muh.Gazi E.Tüm.Cemal Ergun Eruç’un bulunduğu bir heyet çalışmalarını sürdürmektedir. (2024 yılı) Ancak ete kemiğe bürünen dişe dokunan ve hepimizin o günleri hayırla yad edeceği hazırlıklar göremiyoruz ne yazık ki! Celal Öcal bu kutlamalara İzmir’in de katkıda bulunarak dahil olması gerektiğini söylüyor... Ben de hangi İzmir? diye sormak istiyorum... 09 Eylül'ü bile zorla anan İzmir'mi? Önce İzmir'in Atatürk, Cumhuriyet, Atatürk'ün partisi, laiklik diye iliğini kemiğini sömüren ama buna uygun hiç bir şey yapmayan siyasi zihniyetten kurtulması lazım! Sadece İzmir mi? Dünyada ki bütün Türkler Türk Ordusunun Kıbrıs'a barış getirmek için ayak basışının 52.yılında ayağa kalkmalı ve kutlamalar yapmalıdır. Kıbrıs şehitlerimizin aziz ruhları ancak böyle şad olur! Bu sebeple tüm Türkiye’de ve yaşadığımız şehir İzmir’de Kıbrıs Barış Harekatının 52. yıldönümünün törenlerle ve toplantılarla en güzel, en zengin, en geniş şekilde anılması arzumuzdur. Türk Milletine KKTC'yi bir devlet olarak armağan eden ve her geçen gün sayıları azalan gazilerimizle, şehit ailelerimizle bu kutlamaların gerçekleşmesi ve ayrıca bu toplantılara destek olacak kişi ve kuruluşlar, siyasi partiler, STK’lar,vakıflar , sendikalar için de büyük bir şeref olacak ve tarihe geçecektir. Diyorum ama sayıları her gün azalan Kıbrıs Muharip Gazilerimizin dişe tırnağa dokunmayacak sorunlarını da çözmekten imtina ediyoruz... Varsa yoksa bir kısım siyasetçi; PKK ve onun başındaki hain bölücünün isteklerini yapmak uğraşısı içinde! Unuttunuz mu, çocuk katili bölücü haine ve onun eli kanlı terör örgütüne Güney Kıbrıs Rum kesiminin nasıl sahip çıktığını? 20 Temmuz 2026 günü Saat:10.00 da İzmir'de KKTC Konsolosluğu'nun Cumhuriyet Meydanı'nda Atatürk anıtına çelenk koymasının ardından, İzmir’in en güzel bir salonunda Türk Milletinin Muharip Gazileriyle buluşmasının sağlandığı bir toplantı düşünülmelidir. Zira gazilerimiz savaşın unutulmaz canlı tanıklarıdır. Ama nerde? Bülent Ecevit’in ve Necmettin Erbakan'ın halefi siyasi partiler , CHP’li Belediyeler ,İzmir’in Sayın Valisi birlikte "ŞAN ve ŞEREFLE KIBRIS BARIŞ HAREKATI'NI TÜRKİYE'YE ARMAĞAN EDENLERE SAYGI" toplantısı düzenlemelidir. Bu Türkiye'nin tüm illeri ve ilçelerinde benzer şekillerde gerçekleştirilmelidir. İzmir başta olmak üzere bütün Türkiye'de emekli Tümgeneral Cumhur Evcil Paşa, Magosa Müdafi Muh.Gazi.E.Alb.Oğuz Kalelioğlu, Muh.Gazi.Şükrü Karaca ve benzerlerinin konuşma yapacağı tarihi toplantılar en güzel bir şekilde yapılmalıdır. Devletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri bu konuda inisiyatif almalı ve dediğimiz gibi Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52.yılı dünyanın ve Türkiye'nin dört bir köşesinde taçlanmalı, anılmalı ve hatırlanmalıdır. Her zaman olduğu gibi seksenlik delikanlı Celal Öcal yine zor bir işe soyunmuş ve öncülük ediyor. Ancak bu Türk olmanın bir gereğidir. Haydi gençler her zaman olduğu gibi haykıralım "Kıbrıs Türk'tür Türk Kalacaktır"... Şehitlerimizin ve gazilerimizin Kıbrıs'ta niçin kan döktüğünü unutturmayalım ve bunu 52.yıl vesilesiyle genç nesillere aktaralım... Bunlar Zafer Partisi iktidarında mutlaka yapılacaktır. Ben size buradan yazıyorum sizde bunu bir yere saklayın yarın sözümüzden dönersek getirin önümüze koyun! Zira devletimiz (Türkiye Cumhuriyeti) büyük bir devlet, milletimiz (Türk) ise büyük bir millettir! 19 Temmuz 2026 / İzmir ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "Tuzu Kuru Siyasetçilerin Yoksulların Hakkını Araması!.." Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU yazdı: "Tuzu Kuru Siyasetçilerin Yoksulların Hakkını Araması!.."

"Bugün emeklinin aylığına %17.76 oranında artış yapılacak...Yeter mi? Tabiki yetmez! Ancak siyasetçi zengin tayfasından olunca yoksulun açın halinden anlamaz...Bunu yıllar önce aşağıda olduğu gibi yazdım! Biz bir irade ortaya koyamayınca bazı şeyler kader haline geliyor... Okuyacağınız yazıda rakamlar 2020-2021 yıllarına ait... Tablo bugün daha da ağırlaştı. Bakalım halkımız ne zaman uyanacak?" Türkiye ağır sorunlarla boğuşuyor. Bunlardan biri de yoksulluk. Yoksulluk 2020 yılında TÜİK'in resmi verilerine göre %27.4 artmış. Buna göre Türkiye'de 27 milyon 600 bin kişi mutlak yoksulluk içinde yaşıyor. Bu yetmemiş gibi 01 Temmuz 2021 tarihinde elektriğe %15, konutlarda kullanılan doğalgaza %12 ve LPG'ye önemli oranlarda zam geldi. Bu zamlar geliri sabit olan kitlelerde yoksulluğu artıracak ve 2021'de yoksul sayımız daha da katlanarak artacaktır. Bu duruma yol açan ülkeyi kötü yöneten siyasetçilerdir. İki kutuplu Türkiye siyasetinde iktidar uyguladığı ekonomik politikalarla yoksulluğun artışına neden olurken muhalefette güven vermeyen tutumu ile kamuoyu araştırmalarına göre bir türlü öne geçememektedir. Türkiye'de siyaset düzelecek ki; yoksullukla boğuşalım! Ülkemizde yoksulların siyasete katılmaları diye bir şey söz konusu değildir. İster iktidarda olsun isterse muhalefette nerede ise tüm siyasetçilerin hali vakti iyi yani tabiri caizse tuzu kurudur. Allah daha çok versin. Servet düşmanlığı içinde değiliz.. Ancak açın, fakirin, yoksulun derdinden aç olan, fakir ve yoksul olan (tok açın halinden anlamaz gibi) anlar diye pek çok atasözümüz ve deyişimiz var. Öyle ise zengin siyasetçilerimiz yoksul halkın halinden nasıl anlayacaktır? Bugün Yalçın Doğan, T24'deki yazısında emekli büyükelçi Yalım Eralp'in kitabında yer alan bir anektotdan bahsediyor. Hindistan hükümeti 1989 yılında elektiriğe %25 zam yapınca 1 milyon insan başkent Yeni Delhi'de oturma eylemi yapıyor ve Hint hükümeti zammı %10'na çekmek zorunda kalıyor. Yani zamdan etkilenen yoksul halk ancak kendi eylemi ile bir menfaat elde ediyor. Bir de "siyasetin finansmanı" diye bela bir konu var ki; hiç sormayın! Bu konuda da kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlıyoruz ki; iktidar ve muhalefet kanadının biribirinden hiç bir farkı yok! Yani bu konuda da "at izi it izine" karışmış durumda... Hal böyle olunca, gidip fakir ve yoksul halkın yada ekonomik sıkıntıya düşmüş insanların derdini dinleyen ve onlara "vah vah" yada "çok haklısınız" diye anlamlı sözler sarf eden zengin siyasetçilerin varlığı ve tahakkümü, ülkemiz ve yoksullarımız için büyük bir ironidir. İnşallah yoksullukla boğuşanlar bir an önce tuzu kuru siyasetçilerin arasında yoksullar adına siyasette temsili yakalarda en azından bu trajikomik görüntüleri izlemekten kurtuluruz. Değerli vatandaşlarımız şunu iyi bilmelidir ki; tuzu kuru zengin siyasetçilerin yoksul(laşan) halkımızı anlaması ve onu refaha kavuşturması mümkün değildir. Aksini düşünmek ve onlardan bu konuda çözüm beklemek bugüne kadar olduğu gibi aptallık olur. Türk siyasetinde toplumun tüm katmanlarının hakça temsil edildiği, siyasetin finansmanının şeffaflaştığı, siyasetimiz üzerinde oligarşik ve feodal yapıların zincirlerinin kırıldığı ve içinde geleceğin refah toplumunu barındıran bir Türkiye'yi hep birlikte görmek istiyoruz. Gelin tuzu kuru siyasetçilerin bizleri aptal yerine koymasına daha fazla müsade etmeyelim! "Ne diyorsunuz? Beş yıl önceki halimiz buymuş! Bugün değişen bir şey var mı?" 03 Temmuz 2021 Ankara ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Devrimci Tükler!.. Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Devrimci Tükler!..

DEVRİMCİ TÜRKLER!.. #Neredesinizçıkınortaya “Türkiye'de mevcut siyaset iktidarı ve muhalefeti ile Türkiye'yi hakkıyla yönetemedi ve yönetemez de! Türk Milletinin devrimci nitelik taşıyan insanlara ihtiyacı var ... Seneler önce koyduğumuz bu teşhisin her geçen gün bir daha ne kadar doğru olduğu ortaya çıkıyor... Türkiye, her cenahtan kemik peşinde koşanlara değil ülkesini çağlar ötesine sıçratacak insanlara ihtiyaç duyuyor ...” "Türkiye'nin içte ve dışta birçok sorunu var. Size bunlardan bahsedecek değilim. Sizler zaten bunları biliyorsunuz... Ancak benim bir felsefem var. Temel sorunları halletmeden günlük dediğim tali sorunları halletmenin mümkün olmadığına inanırım. Onun için Türklerin ve Türkiye'nin uzun zamandır devam ede gelen müzminleşmiş sorunları var. Mevcut insan tipinden oluşmuş aydın veya idareci tipi yada karakteri bu sorunları bırakın çözmeyi daha da ağırlaştırıyor. Aydınların ve siyasetçilerin hatta devlet ve ordu bürokrasisinin ihmali, gafleti ve ihaneti var deyip durduk ama bir arpa boyu yol kat edemedik. Yazdıklarımızı ve konuştuklarımızı üzerine alan da yok. Tabii bu işlerine de gelmez. Derler mi ki; “bu sorunlarda bizim de parmağımız var”... Bunları aklıselim Türk Milleti de görüyor. Mevcut aydın ve onun oluşturduğunu zannettiğimiz siyaset ve devlet yapısından hayır yok! Ne yapacağız o zaman? “Devrimci Türkler”in tarih sahnesinde yer alışına zemin hazırlayacağız. Çünkü aynen Atatürk döneminde olduğu gibi Türklerin yeniden “devrim” niteliğindeki kararlara ve uygulamalara ihtiyacı var... Buradaki “devrim” ve “Devrimci Türkler” tanımlamaları sizi 1980 öncesi günlere götürmesin çünkü o anlamda kullanılmamıştır. Türklerin içinde bulunduğu hali aşmak açısından köklü değişiklikler gerekiyor! Bunu anlatmaya çalışıyoruz... Yeniden Türklük bilincine kavuşmak, devleti ıslah ederek modernize etmek, adaleti düzenlemek, milli eğitimi yoluna koymak, fakirliği ve yoksulluğu ortadan kaldırmak, yer altı ve yer üstü zenginlikleri millileştirmek, ülkeyi çağdaş kapitülasyonlardan arındırmak, milli sanayiyi oluşturmak, gençleri yetiştirmek, inanç sistemini güçlendirmek, Türk Dünyası ile doğru iletişimi kurmak, ülkemizi küresel (emperyalist) saldırılardan kurtarmak ve “Türk için Türk'e göre” bir nizam oluşturmak hedefi ile “devrim”lere ve bunları gerçekleştirecek “Devrimci Türkler”e ihtiyacımız var. Türk'ün hedefi sadece bir iktidarı göndermek değil ondan sonrasını da nasıl halledecek onu ortaya koymaktır. Günümüzün milliyetçileri, solcuları, muhafazakarları, demokratları, liberalleri ve diğer iddia sahipleri başarılı olamadılar. Onun için yeni bir ruha ve silkinişe ihtiyacımız var! Bunu “Devrimci Türkler” adını verdiğim ve benim gördüklerimi gören, hissettiklerimi hisseden insanlar başaracak. Türkiye'de böyle bir insan tipi ve karakteri var. Hem de hiç azımsanmayacak kadar çoklar. Türklerin tarihinde daima yenilenen bu dirilişin genetik kodları da mevcut... Ülkenin milliyet ve vatansever insanları bu köklü değişim talebindeler. Yapılan yanlışları ve bu yanlışları yapanları görüyorlar. Bu sebeple yeniden bir Ergenekon için bir ses, bir nefes ve siyaseten bir bayrak bekliyorlar... Benim adına “Devrimci Türkler” dediğim bu insanlar mutlaka gün gelecek ülkenin mukadderatına el koyacaktır... Böylece Türklerin makus talihi bir kez daha yenilecektir. Hedef Türklük bilinci ile refah içinde yaşayan, şuurlu, eğitimli, mutlu ve huzurlu bir millet ve güçlü Türkiye yaratmaktır. Allah yar ve yardımcımız olsun..." Bu yazıyı 15 Şubat 2020 tarihinde yazmış ve yayınlamışım. Şu an yasadıklarımıza bakarak "Devrimci Türkleri" arayışımın büyük bir yoğunlukta artarak devam ettiğini görüyorum. O sebeple yani düşüncelerimi eyleme geçirmek için siyaset yapıyorum ve Zafer Partisi'nde Genel Başkan Yardımcısıyım. İşin özü Zafer Partisi'nin içinde Ümit Özdağ'ın yanındayım. Unutmayın günü geçirmekle geleceği kurtaramazsınız. Son sözümde müesses nizam ve onun uluslararası işbirlikçilerinin yarattığı algı tuzaklarına düşmeyin sonra devrimciliğimizde bir işe yaramaz! ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Bayram Olunca Hayat Durmuyor! Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Bayram Olunca Hayat Durmuyor!

Malumunuz Kurban Bayramını idrak ediyoruz. Hükümetimiz de dokuz günlük bir tatil ilan etti... Ülkemizin krema tabakası da fırsat bu fırsattır diyerek büyükşehirleri boşaltıp Ege ve Akdeniz'e ya da yurt dışına akın etti. Halkımızın bu kesiminin para harcayışına bakınca dünyanın en zengin ülkesinde yaşıyormuş hissine kapılıyor insan! Bardağa boş kısmından bakıyor iseniz bu seferde ülkeniz adına karalar bağlıyorsunuz... Hayat dediğim gibi bizde dursa da dünyada akıp gidiyor! ABD-İsrail ortaklığı durmadan İran'a saldırıyor, Yunanistan bize karşı Fener Rum Papazlığı'nın desteği ile entrikalar çevirme peşinde, en ilginci de Gürcistan'da binlerce kişinin AB sürecini dört yıl askıya alan hükümeti ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği ülkelerinin bayrakları ile protesto edişi oldu! Bunlara bir de CHP'nin başına gelenleri eklemeliyiz. Çünkü CHP'nin başına gelenlerin de kanaatimce yurt dışı ilişkisi var... Hal böyle olunca dünyada neler olup bitiyor diye ve bununla birlikte olan bitene karşı Türk dış politikası nasıl bir yol izliyor bakmak lazım. Aslında işin gerçeği, Türk insanı devlet veya hükümetler tarafından uygulanan "dış politika"yı pek önemsemez, dikkat etmez ve merakla izlemez. Çünkü dış politikanın hayatına bir etkisi olduğunu düşünmez. Halbuki ülkelerin uyguladığı dış politika, o ülkelerin güncel yaşamlarını sürdürmeleri hatta bekalarını temin etmelerinin başlıca faktörüdür. Dış politika; ekonomiye, savunmaya, tarıma, sağlığa, kültürel ve sosyal yaşama doğrudan yada dolaylı olarak etki eder. Aslında bunu yaşamında en iyi şekilde görmesi gereken milletlerin başında Türk Milletinin gelmesi gerekir. Ama maalesef gerçek böyle değildir. Dünya, teknolojinin boyutlarının vardığı safha nedeni ile artık çok küçülmüştür. Bu küçülen dünyada dış politika oyununu iyi oynamak gereklidir. Türkiye ve öncesinde Osmanlı-Türk İmparatorluğu, bu dış politika oyununu iyi oynayamadığı için Türk Milleti dün olduğu gibi bugünde sıkıntılar çekmektedir. Uluslararası yanlış ittifaklar, teslimiyetçi anlaşmalar ve yakınlaşmalar halkımızın günlük yaşamına olumsuz bir şekilde etki etmektedir. Yaygınlaşan fakirliğin bir nedeni de budur! Türk Milleti yanlış dış politikalar nedeni ile milyonlarca kilometre kare toprağını ve milyonlarca insanını yakın sayılabilecek bir tarih sürecinde kaybetmiştir. Günümüzde ise adeta geçmişten bu yana süren yanlış politik kararlar ve uygulamalar sebebi ile bir "sessiz işgal" ile karşı karşıya bulunmaktayız. Halbuki dış politika sadece Türk milletinin ve devletinin menfaatleri için uygulanması gereken bir argümandır. Bunun gerçekleşmediğini sonuçlar itibariyle günümüzde çok daha net bir şekilde görüyoruz. Türkiye, NATO, AB, Rusya, Çin ve diğer komşu yada bölgesel ülkelerle ve bunlara eklenen finans piyasalarını elinde tutan küresel güç odakları ile mütekabiliyet ve karşılıklı menfaatlere dayalı politikalar maalesef geliştiremedi. Hep taviz veren ve kaybeden pozisyonunda oldu. Türkiye'yi Atatürk'ten sonra yönetenler ne menem bir düşünce ise Türkiye'nin varlığını, bu toprakların dış güçlere bir menfaat olarak sunulmasına bağladılar. Örneğin AB ile gümrük Birliği, Rusya ile Akkuyu Nükleer santrali, Cargill ve İsrail ile tarım politikaları, limanların satılması, ABD ve İngiltere'den yolcu ve askeri uçak alımı ve yabancı yatırımcıların ülkeyi istila etmesi gibi... Yani bu topraklarda menfaatleri olanlar menfaatleri sebebiyle bize dokunmayacaklardı! Ama öyle olmuyor. En büyük düşmanımız stratejik müttefik dediğimiz ABD! Karşımızda bize karşı her türlü düşmanlığı yapıyor...Ne kadar yanlış bir politikaymış! Bir de Türkiye'de dünün mandacısı bugünün teslimiyetçi ve işbirlikçi bir siyasetçi-aydın insan topluluğu var... Örneğin bunlar ABD'siz, İngiltere'siz, Almanya'sız, Rusya'sız, Fransa'sız hatta Çin'siz olmaz diye düşünürler. Böyle bir insan tipi de bizim doğru dış politikayı uygulamamızın önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Türk Milletinin fakirliği buradan gelmektedir. Yani memleket dış güçlerin sömürüsüne açılmıştır. Bu durum yakın bir gelecekte beka sorununu çok daha net bir şekilde ortaya çıkaracaktır. Bir kaç sene önce meydana gelen iki olay aslında bizim gözlerimizi açmamıza neden olmalıydı. Birincisi Yunanistan'da yapılan 1821 Mora İsyanı'nın 200.yılı kutlama törenleri ki, bu törenlere ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya ve diğer devletler en üst düzeyde katılmış ve aradan iki yüzyıl geçmiş olmasına rağmen bize karşı dış politikalarındaki tutarlılığı ve kararlığı bir kez daha ortaya koymuşlardır. İkincisi ise geçtiğimiz yıllarda ölen İngiltere kraliçesinin kocası Prens Philips'in aile ve akrabalık ilişkileridir. Bunlar bilinmeden, anlaşılmadan veya dikkate alınmadan dış politikalar oluşturulamaz. Hülasa şu iyi bilinmelidir ki; Türk Milletini rahat, mutlu, huzurlu, güvenli ve refah içinde yaşatmak istiyorsanız tamamen Türk Milletinin menfaatlerine dönük, sağlam ve tutarlı bir dış politika izlemek zorundasınız. Aynı zamanda bu Türk Milletinin ve Türk Dünyasının onuru ve gururu ve de insanca yaşaması ve yaşatılması da açısından çok önemlidir. Bunun Atatürk'ün ölümünden bu yana hakkıyla yapılabildiğini söylemek zordur. Ancak gelecek için başarmak zorundayız. Bayramda ki hüzünlü ya da eğlenceli ortamlara bakarken aklıma bunlar geldi! Türk'üm diyemeyen bir siyasetin egemen olduğu ülkede bunlar normal şeyler her halde? 28 Mayıs 2026 / Muğla ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Siyaset İnsan Üzerinden Yapılır! Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Siyaset İnsan Üzerinden Yapılır!

Son günlerde Türk siyasetinde bence Türkiyeli olan siyasetçiler tarafından halkın kafasını allak bullak eden söylemler ifade ediliyor. Örneğin Ali Babacan'ın CHP için söyledikleri, Meral Akşener'in sözünden çıkmayacağı söylenilen Ersin Beyaz'ın İyi Parti'den istifası, CHP'ye geçen Ümit Dikbayır ile Cemal Enginyurt'un sessizlikleri ve nihayetinde fikriyatı ile hiç uyuşmayacak bir şekilde Devlet Bahçeli'nin terör örgütü ve katil bölücü hain lehine açıklamaları bence olağan olsa da halk nezdinde hayret ve şaşkınlık uyandıracak şeylerdir. Böyle olunca yıllardır "siyaset insan üzerinden yapılır" tezim yine aklıma geldi! Türkiye'de siyaset ve politikacılar hakkında düşünülenler açısından temel yanlışlıklar vardır. Halkın ve de aydınların, bunların varlığından haberi bile yoktur. Hatta politikacılar bile neyin ne olduğunun farkında değil çünkü onların bir çoğu "koltuk" peşine düşmüş insanlar… O zaman politikayı nasıl yapacak ve siyaseti nasıl oluşturacağız? Politikayı yapan insandır. Bu sebeple siyaseti insan faktörü oluşturur. Fikirler ve buna ilişkin eylemler hep insan(lar) tarafından ortaya konulur. İnsan bu konuda iyi(niyetli) değilse nasıl iyi bir siyaset izlesin? Hangi fikri ortaya koysun? Eylemleri ile hedefe ne şekilde ulaşsın? Burada insanın iyiliğinden kastımız; karakterli, kişilikli, şahsiyetli, erdemli, ahlaklı, bilgili, tecrübeli, vatansever, objektif, liyakat ve ehliyetli, milliyetsever hususların topyekûn bünyede barındırılmasını ifade eder. İnsanda bunlar yok ise nasıl politika yapacak? Bana diyorlar ki; eleştirilerini ve görüş açıklamalarını insanlar üzerinden yapma! Nasıl yapacağız o zaman? Yanlış insanla doğru iş olmaz! Fikirler yanlış! Politikalar yanlış! Ortaya konulan siyaset yanlış! Uygulamalar yanlış! Ama bunları yapan insanlar doğru, öyle mi? Türkiye'de siyaset açısından bir yanlışı düzeltelim o zaman; eğer bir iş "doğru insan"lar tarafından yapılmıyorsa netice almak imkânsızdır. Bunun örnekleri günümüzde olduğu gibi istemediğimiz kadar çoktur. O zaman hatayı; fikirden önce bunu ortaya koyan ve uygulamayı gerçekleştirenlerde aramak gerekir. Herkes üzerine düşeni yaptı ise Türkiye niye siyasi bir açmazdadır? Bunun sebebi insan faktöründe yatmaktadır. Yanlış adamlarla doğru işler yapılamaz! Türkiye halen bir orta çağ karanlığındadır. Aşiret anlayışına dayalı feodal yapılar hüküm sürmektedir. Sosyolojik gerçeklerin ve eğitimsizliğin ortaya çıkardığı insan tipi endişe verici boyuttadır. Türkiye; bırakın dış güçleri, iç güçler tarafından bile bir türlü paylaşılamayan ve bu nedenle güç savaşlarının acımasızca yaşandığı bir ülkedir. Hal böyle olunca bu siyasete yansımaktadır. Bir de buna yanlış adamların birlikteliği ya da koalisyonu eklenince iş siyasette ülke için büyük bir başarısızlığa gitmektedir. Belki bu siyaset yapan politikacılarla yada ülkeyi dizayn etmeye çalışan "nizam" ile ilgili bir husus olabilir. Ancak politikacı dediğimiz kişilerdeki yanlışlığı görmeden ve bunları isimlendirmeden doğru analizler yapmak mümkün değildir. Siyasette eleştiriler kişiler üzerinden yapılmalıdır. Başarı ödüllendirilmeli, başarısızlık ise cezalandırılmalıdır. İşin içine vefa, dostluk, arkadaşlık, hemşehrilik, menfaatler ve bilhassa nefis girerse gidilecek bir hedef yok demektir. Israrla kişileri konuşmaktan ve tartışmaktan kaçınanlara bir tavsiyem olur ki; elde ettiğiniz kısmi başarıların geçici olduğunu biliniz… Gerçekle bir an önce yüzleşmezseniz yarınlarda hüsran, kaçınılmaz olacaktır… Kişileri konuşmayalım sistemi ve yapılanları konuşalım diyenler bir an önce anlasın ki; o sistemi ortaya koyan ve eyleme dönüştüren, neticeyi alan ya da alamayan insanlardır. Bunu sorgulamazsanız başarı gelmez. Ancak Türk siyasetinde ilk düğmeleri hep yanlış bağlayıp sonra da mükemmel başarılar beklemek tedavi gerektiren bir hastalık haline dönüşmüştür. Teşhisi doğru yapalım ve ona göre tedavi uygulayalım. Bunu yaparsak ülkeye hizmet etmiş oluruz. Aksi halde tarihin yazdığı "siyaset mezarlığı"nda yerimizi pek iyi bir şekilde almayız. Bu fikirlerimi ifade etmeye başladığımdan bu yana bir çok lider ve onların sözde sadık adamları çoktan siyaset mezarlığına gitti. Diğerleri de gitmek üzere yola çıktı! Dost acı söyler! 18 Mayıs 2026 / İzmir ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.